Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Nefesin mucizesi (4)

Saliha Ertan

    13 Haziran 2015
            Nefes yaşam demektir. Yemek yemeden otuz gün, su içmeden üç gün yaşayabiliriz. Fakat üç dakika nefes alınmazsa yaşam sona erer. Yaklaşık dört dakika içinde beyinde oluşan hasarın onarılma imkânı yoktur. Çünkü beyin vücuttaki oksijenin %25'ini kullanır. Oksijen sıkıntısı çekildiğinde bedendeki bütün sistem ve organlar bu durumdan olumsuz etkilenir. Hastalıkların altında yatan nedenlerden biri de hücrelerde yetersiz oksijen olmasıdır.
         Evet,  nefes alıyoruz ve hayattayız. Bir sorun yokmuş gibi görünüyor. Fakat bedenimizdeki nefes ritmini düzenleyen merkez (Medulla) bizim yeterli ve bol oksijen alıp almadığımızla ilgilenmiyor. Yaşam bir şekilde devam edip gidiyor.
    Fiziksel ve ruhsal duruma göre Medulla bölgesindeki nefes ritmini düzenleyen sinirler bize ya göğüs nefesi (hızlı ve sık) ya da diyafram nefesi ( yavaş ve derin) yaptırıyor. Heyecanlı ve sinirliyken, koşarken veya uyurken nefes ritmi değişir. Fakat çoğu zaman bunun farkına bile varmayız.
         Şehir yaşamı, koşuşturma, zamanla yarış, stres, kaygı, korku vb. gibi etkenlerle bedenimizin bizim için uygun gördüğü nefes ritmi olan göğüs nefesinde kalırız. Medulla, bu organizmanın yaşamda kalmaya ve enerjiye ihtiyacı var deyip hızlı ama yetersiz ve az oksijenle yaşamı devam ettirir. Yorgun, mutsuz, öfkeli olmamızın altında yatan en büyük etken diyafram nefesi yapmamamızdır.
    Çağımızın en korkulu hastalıklarından biri de kanser. Kanser hücrelerinin oluşumunda oksijensiz ya da oksijenden fakir ortamın rolü büyük. Diğer yandan kanser hücreleri oksijen olmadan da yaşayabilmektedir. Bilim adamı Dr. Otto Warburg 1931 yılında hücreyi oksijensiz ortamda yaşamaya zorladığında hücrenin kanser hücresi özelliğini kazandığını kanıtlamış ve "Nobel ödülü" almıştır .
    Normal hücreler oksijensiz kaldıkça enerjilerini oksijensiz solunum ile elde etmeye başlarlar. Bu da yüksek oranda glikoz kullanmaları ve sonucunda da ürettikleri laktik asit miktarının artması anlamına gelir. Çevrelerindeki diğer hücrelerin beslenmesi bozulur. Normal şartlarda bağışıklık sistemimiz, bu değişime uğrayan hücreleri sessiz bir şekilde etkisiz hale getirmektedir. Oksijenden zengin ortam oluşursa kanser hücreleri yeteneklerini yitirirken, diğer hücreler yaşamlarını daha sağlıklı sürdürebilir.
          Sağlığımızı, yanlış beslenme, doğru nefes alamama olumsuz etkilemekte. Ayrıca beynin üzgün ve negatif düşüncelerle dolu olması da diğer büyük bir etken. Hayata pozitif bakabilmenin en büyük faydası inanın kendimize. Çünkü beynimiz hasta ve üzgün ise saçımız, tırnağımız, midemiz ve kısacası tüm sistem ve organlarımız, bedenimiz hasta ve üzgün.
           Sağlıklı, mutlu ve zinde yaşamanın sırrı doğru ve yeterli oksijen alabilmektir. Elginkanda seminerime katılan bireyler, seminer sonrası grupla düşüncelerini paylaşıyorlar. Bana söyledikleri en çarpıcı yorumlardan biride " Biz nefes almaya bilmiyormuşuz" oldu.
            Sağlıklı ve mutlu günler dileklerimle...
                                                                           Saliha ERTAN
                                                                       Nefes Eğitim Uzmanı

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak