BolununSesi, ne belediyeden, ne de devletten 1 krş. almadan, tenezzül bile etmeden yaşayan TEK gazetedir

D Vitamini Eksikliği Salgın mı, Yoksa Yeni Bir Takıntı mı?

D Vitamini Eksikliği Salgın mı, Yoksa Yeni Bir Takıntı mı?
    10 Eylül 2026

    D Vitamini Eksikliği Salgın mı, Yoksa Yeni Bir Takıntı mı? ...

    D Vitamini Eksikliği Salgın mı, Yoksa Yeni Bir Takıntı mı?

    Dünyada milyonlarca insanın D vitamini düzeyi düşük. Peki neden bilim insanları sağlıklı insanlara rutin D vitamini testi ve yüksek doz takviye önermiyor?

    Bir kan tahlilinde “D vitamini düşük” yazıyor.

    İlk refleksimiz çoğu zaman aynı oluyor.

    “Hemen D vitamini almalıyım.”

    Peki ya konu bu kadar basit değilse?

    D vitamini eksikliği gerçekten yaygın bir sorun. Ancak her düşük değer hastalık anlamına gelmiyor. D vitamini düzeyini yükseltmek de her zaman daha sağlıklı olmak anlamına gelmiyor.

    Asıl soru tam burada başlıyor.

    2,37 milyon insan bize ne söylüyor?

    2025 yılında yayımlanan geniş kapsamlı bir sistematik derleme ve meta-analiz, 102 ülkeden 2 milyon 370 bin 136 kişiyi ve 586 çalışmayı değerlendirdi.

    Sonuçlar dikkat çekici.

    Yaklaşık %18'inde 25-hidroksivitamin D düzeyi 12 ng/mL'nin altında, %47'sinde 20 ng/mL'nin altında ve %75'inde 30 ng/mL'nin altında bulundu.

    Bu rakamlar D vitamini düzeylerinin dünya genelinde düşük olduğunu gösteriyor.

    Fakat önemli bir ayrım var.

    Düşük biyobelirteç düzeyi ile hastalık aynı şey değildir.

    Milyonlarca insanın laboratuvar sonucunda düşük değer bulunması, milyonlarca insanın bu nedenle hasta olduğu anlamına gelmez.

    Çünkü bir biyobelirteç hastalık değildir.

    Düşük değer neden önemli?

    Düşük D vitamini düzeyleri obezite, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, bazı kanserler ve çeşitli kronik hastalıklarla ilişkilendirilmiştir.

    Fakat ilişki, neden-sonuç anlamına gelmez.

    D vitamini düşüklüğü mü hastalığa yol açıyor?

    Yoksa hastalık, yaşam tarzı ve metabolik değişiklikler mi D vitamini düzeyinin düşmesine katkıda bulunuyor?

    Bilimsel araştırmaların önemli sorularından biri budur.

    Çünkü bir hastalıkla birlikte görülen her biyolojik değişiklik, o hastalığın nedeni olmayabilir.

    D vitamini paradoksu

    D vitamini konusunda asıl tartışma da burada başlıyor.

    80 randomize klinik çalışmayı ve 163 binden fazla katılımcıyı değerlendiren bir meta-analizde, D vitamini desteğinin tüm nedenlere bağlı ölüm üzerinde küçük bir azalma ile ilişkili olduğu bildirildi.

    Buna karşın kardiyovasküler hastalık veya kardiyovasküler mortalite açısından anlamlı bir azalma gösterilemedi.

    Yani tablo düşündüğümüzden daha karmaşık.

    Düşük D vitamini düzeyi hastalıklarla ilişkili olabilir. Ancak D vitamini vermek, bu hastalıkların tamamını önlemiyor.

    Bu ayrım çok önemli.

    “D vitamini düşükse hastalık riski artar” demek başka bir şeydir.

    “D vitamini verirsek hastalık riski azalır” demek ise başka bir şeydir.

    Bilim insanları neden daha temkinli?

    2024 yılında yayımlanan Endocrine Society klinik uygulama kılavuzu bu konuda önemli bir yaklaşım ortaya koydu.

    Sağlıklı yetişkinlerde hastalıkları önlemek amacıyla rutin 25-hidroksivitamin D taraması önerilmiyor.

    Ayrıca herkese yüksek doz D vitamini verilmesini destekleyen bir yaklaşım da bulunmuyor.

    Peki neden?

    “Madem D vitamini bu kadar önemli, neden rutin olarak test bile önermiyorlar?”

    Çünkü mesele D vitamininin önemli olup olmadığı değil.

    Asıl soru şu.

    Sağlıklı bir insanın D vitamini düzeyini daha da yükseltmek, gerçekten daha sağlıklı olmasını sağlıyor mu?

    Mevcut kanıtlar bu soruya herkes için “evet” yanıtını vermiyor.

    Türkiye'de tablo daha da dikkat çekici

    Türkiye'den gelen veriler de D vitamini düşüklüğünün yaygın olduğunu gösteriyor.

    İstanbul'da 2022–2023 yıllarında gerçekleştirilen ve 9 bin 778 yetişkini kapsayan retrospektif bir çalışmada, 20 ng/mL'nin altındaki değerler esas alındığında katılımcıların %57,2'sinde D vitamini düşüklüğü saptandı.

    Ancak bu çalışmanın Türkiye toplumunu ulusal düzeyde temsil etmediğini unutmamak gerekir.

    Yine de sonuç dikkat çekici.

    D vitamini düşüklüğü gerçekten yaygın.

    Fakat yaygın olması, herkesin yüksek doz takviye kullanması gerektiği anlamına gelmiyor.

    Peki yüksek doz D vitamini?

    Burada başka bir yanlış anlaşılma ortaya çıkıyor.

    “D vitamini faydalıysa, daha fazlası daha faydalı olmalı.”

    Hayır.

    D vitamini yağda çözünen bir vitamindir.

    Gereksiz ve yüksek dozlarda kullanılması hiperkalsemi ve hiperkalsiüriye yol açabilir.

    İleri düzey toksisite böbrek hasarı ve ciddi kardiyovasküler sorunlara neden olabilir.

    Bu nedenle daha yüksek D vitamini düzeyi, otomatik olarak daha iyi sağlık anlamına gelmez.

    Vitaminlerde de doz önemlidir.

    Fakat herkes aynı değil

    D vitamininin herkese aynı şekilde yaklaşılması gereken bir konu olmadığını da unutmamak gerekiyor.

    2024 Endocrine Society kılavuzu bazı özel gruplarda, rutin test yapılmaksızın önerilen günlük alımın üzerinde D vitamini desteğinin belirli yararlar sağlayabileceğine ilişkin kanıtları değerlendiriyor.

    Bunlar arasında ileri yaştaki bireyler, gebeler, diyabet gelişme riski yüksek bazı pre-diyabetik bireyler ile çocuklar ve ergenler bulunuyor.

    Dolayısıyla doğru soru artık “D vitamini almalı mıyım?” değil.

    Daha doğru soru şu.

    “Kimde, ne kadar, hangi amaçla ve hangi bilimsel kanıta dayanarak kullanılmalı?”

    İşte kişiselleştirilmiş tıp burada devreye giriyor.

    D vitamini modası mı, gerçek halk sağlığı sorunu mu?

    Cevap aslında ikisi de.

    D vitamini düşüklüğü gerçek ve yaygın bir halk sağlığı sorunu.

    Ancak düşük bir laboratuvar sonucunu otomatik olarak hastalık kabul etmek doğru değil.

    Yüksek doz D vitamini kullanımını toplumun tamamına yaymak da bilimsel olarak savunulabilir değil.

    Bir tarafta “D vitamini tamamen gereksiz.” diyenler var.

    Diğer tarafta “D vitamini her hastalığın ilacı.” diyenler var.

    Bilim ise bu iki sloganın da ötesinde duruyor.

    D vitamini eksikliği gerçek. Risk grupları gerçek. Tedavi edilmesi gereken hastalar gerçek. Ama “daha fazla D vitamini, daha fazla sağlık” denklemi bilimsel olarak kanıtlanmış değil.

    Bu nedenle D vitamini konusunda ne gereksiz bir korkuya ne de sınırsız bir güvene ihtiyacımız var.

    Bir laboratuvar sonucunuz düşük çıktığında yalnızca “Kaç ng/mL?” diye sormayın.

    Bir adım daha ileri gidin.

    “Neden düşük?”

    Daha önemlisi

    “Bu değeri değiştirdiğimde insanın yaşamında gerçekten ne değişecek?”

    İşte kanıta dayalı tıp tam olarak burada başlıyor.

    Vitaminleri küçümsemiyor.

    Onları mucize ilaçlara da dönüştürmüyor.

    Her düşük değeri hastalık ilan etmiyor.

    Gerçek eksiklikleri de görmezden gelmiyor.

    Asıl mesele doğru kişiye, doğru zamanda, doğru dozda ve doğru gerekçeyle müdahale etmek.

    Çünkü tıbbın amacı kan tahlillerini güzelleştirmek değil.

    İnsanların daha uzun, daha sağlıklı ve daha kaliteli yaşamasını sağlamak.

    Belki de D vitamini tartışmasından çıkarılabilecek en önemli ders bu.

    Her düşük değer bir hastalık değildir. Her yüksek doz bir tedavi değildir. Her normal sonuç da sağlığın garantisi değildir.

    Gerçek sağlık, bir laboratuvar raporundaki rakamların çok ötesindedir. Çünkü insan bedeni bir tahlil kağıdından, sağlık ise bir kapsülden çok daha büyüktür.

           Dr. Oruç YUNUSOĞLU 

    • Yalnız Kurt.15 Eylül 2026 . 10:00

      Ben hiç takviye almıyorum, tahlil de yaptırmıyorum. Kendimi iyi hisediyosam sıkıntı yok demektir. Rakamlara takılmaya gerek yok bence.
    • Sağlık Gönüllüsü15 Eylül 2026 . 04:51

      Kişiselleştirilmiş tıp vurgusu çok önemli. Herkese aynı doz, aynı yaklaşım devri bitti artık. Risk analizi yapıp ona göre hareket edilmeli bence.
    • Emine14 Eylül 2026 . 15:23

      Hocam Allah razı olsun, içimi raatlattınız. Tahlilim azck düşük çıkınca kanser mi olucam diye korkuyordum, demek ki her düşük değer hastalık değilmiş.
    • Ahmet Reis14 Eylül 2026 . 04:40

      Yazıda Türkiye verisi de var ama tam yansıtmıyor denmiş. İstanbuldaki check-up hastaları üzerinden genelleme yapmak doğru olmaz tabi.
    • İrfan Taş13 Eylül 2026 . 21:42

      Eskiden d vitaminimi vardı abi? İnsanlar güneşte tarlada calısırdı, sapasaglamdı. Şimdi metropol hayatı herkesi eve haptetti, sonra vitamin eksik diyolar. Doğal yaşam şart.
    • Doğal Yaşamcı13 Eylül 2026 . 18:19

      İlaç firmalarının oyunları bunlar hep! Bizi haplara mahkum etmeye çalışıyorlar. Güneş ve doğal beslenme varken neden kimyasal alalım ki?
    • Metin Çelik13 Eylül 2026 . 10:59

      Sn Dr Oruç YUNUSOĞLU' na Halkı bilgilendirmek amaçla Yayınlatmış olduğu bu biimsel değer çok anlamlı olmuş. İşte bilim böyle bir şey. bilim adamı olmak da Sn Dr ORUÇ YUNUSOĞLU gibi değerler ile ivme kazanmakta. hocamız çok güzel özetlemiş. "Gerçek sağlık, bir laboratuvar raporundaki rakamların çok ötesindedir. Çünkü insan bedeni bir tahlil kağıdından, sağlık ise bir kapsülden çok daha büyüktür. Bilimsel bir gerçeği halka anlatmak ancak bu kadar güzel bir yazı ile anlatılabilirdi. Teşekkürler Sn ORUÇOĞLU
    • Meliha.13 Eylül 2026 . 09:24

      Hocam benim d vitamini hep 10 çıkıyor, doktor iğne verdi. Bu yazıya göre yanlışmı yapıldı şimdi, kafam cok karrıştı ne yapmalıyım?
    • Onur Karataş12 Eylül 2026 . 20:29

      Ay bende d vitamiini hep yerlerde sürünüyor. Doktor vermedi ama komşunun tavsiyesiyle d43 kullanıyorum, zararı olurmu kii simdi korktum okuyunca??
    • Mehmet. Can12 Eylül 2026 . 14:39

      Bilimsel verilere dayalı harika bir derleme. Özellikle Endocrine Society 2024 kılavuzuna atıf yapılması çok yerinde olmuş. Takviye çılgınlığına karşı rasyonel yaklaşım şart.
    • Genç Doktor12 Eylül 2026 . 11:48

      Meslektaşımın kalemi dert görmesin. Poliklinikte d vitamini tahlili istemekten bıktık artık, bu yazı hastalara anlatmak için harika bi kaynak olucak.
    • Murat T12 Eylül 2026 . 08:41

      Abi bence bu iş tamamen güneşle alakalı. Biz milletce kapalı alanlarda yaşamaya başladık, d vitamini tabi düşer. Hap harici çözümler lazım bize.
    • Huseyin11 Eylül 2026 . 19:52

      Tşk
    • Adnan bəy11 Eylül 2026 . 19:48

      Hocam kaleminize salgık. Çok açıklayıcı olmş. Biz milletçe tahlilde azcık bişey düşük çıksa hemen eczaneye koşuyoz, bu yazı ilaç gibi geldi
    • Emekli Öğretmen.11 Eylül 2026 . 19:34

      Sayın Yunusoğlu, makalenizdeki bilimsel yaklaşım ve terminoloji kullanımı takdire şayan. Toplumun bu tür rasyonel bilgilere ihtiyacı var, tebrik edrim.
    • Dyt. Nadire11 Eylül 2026 . 10:38

      Hocam klavuz bir yazı olmuş, varolun!
    • Birey Görüşü 11 Eylül 2026 . 09:58

      D vit eksikliği tespiti icin aile hekimliği birimlerinde test yapılmalıdır ki gerekli gereksiz kullanım daha akılcı olabilir, aile hekimliği de hastane ilgili birime sevki halinde daha uygun kullanım veya kullanılmaması konusunda uzman cevapları alinabilir.
    • Av. Mehmet11 Eylül 2026 . 09:55

      herkeste bu kadar düşük olması mantıklı gelmiyor. kapitalizmin oyunu olabilir.
    • Dr. Rasim11 Eylül 2026 . 08:12

      Teşekkürler hocam
    • Figen11 Eylül 2026 . 07:31

      D vitamini gebelikde ne kadar alnamam lazım
    • Selin11 Eylül 2026 . 06:09

      Ay ben şok! Ben sanıyodum ki ne kadar çok içersem o kadar ssağlıklı olurum. Demek ki fazlası zarrlıymış, tırstım valla şimdi.
    • Asan Can11 Eylül 2026 . 01:51

      Hocam döktürmüşsün yine. Bu d vitamini işi iyice ticarete döküldü zaten, herkeze aynı hapı yutturuyolar. Yazın çok aydınlatıcı olmş, emeğine sağlık.
    • Aelna 10 Eylül 2026 . 20:42

      hocam d vitamini deriye sürsek deriden geçer mi. tşk
    • Kerim A10 Eylül 2026 . 20:32

      evet bence de herkes su gibi içiyor.
    • Hasan. Taş10 Eylül 2026 . 20:17

      Hocam bilgileriniz için size teşekkür ederiz
    • Cevahir10 Eylül 2026 . 19:21

      Herkesin okuması ve faydalanması gereken konulardan biri. Bilgilendirme için teşekkürler.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Erpiliç

    GÜNÜN SÖZÜ

    Az şey bilirsek bir şeyin doğru olduğuna emin olabiliriz, bilgi artınca şüphede artar.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi