BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Eylül.. Ahmet.. Kenan..

Eylül.. Ahmet.. Kenan..
    12 Eylül 2020

    EYLÜL.. AHMET.. KENAN.. Bu yaz ne ara geldi, ne ...

    Eylül.. Ahmet.. Kenan..Eylül.. Ahmet.. Kenan..Eylül.. Ahmet.. Kenan..Eylül.. Ahmet.. Kenan..Eylül.. Ahmet.. Kenan..Eylül.. Ahmet.. Kenan..Eylül.. Ahmet.. Kenan..

          EYLÜL.. AHMET.. KENAN..

           Bu yaz ne ara geldi, ne ara bitti anlamadık.. Ben anlamadım en azından.. Ha geldi, ha geliyor derken, birden Eylül’de, hüzün ve ayrılıkların ayında bulduk kendimizi.. Ömürler de öyle değil mi zaten.. Aydı, yıldı, mevsimdi derken bir bakıyorsun sonuna gelivermişsin yaşamın..

    * * *

          AHMET..

          Aydı, yıldı, mevsimdi derken bir bakıyorsun sonuna gelivermişsin yaşamın.. Geçen hafta Akhoca'nın Hüseyin'i konuşurken, evvelki gün de Cemil'in haberini aldık maalesef.. Çocukluğumuzdaki ismiyle Ahmet'in.. İlkokula bir siyah önlük, bir beyaz yaka ile birlikte başladığımız, Akpınar çayırında birlikte büyüdüğümüz.. Kimseyi bulamayınca teke tek maç bile yaptığımız..

    * * *

          İçinde Akpınar mahallesi olan yazılarımın çoğunu ondan aldığım bilgilerle yazmıştım.. Ya da ona sorup doğrulattıktan sonra.. Kemaneci Durmuş'u.. Yedi Türlü Macuncu Süleyman dayı'yı.. Evlere tahta silmeye giden 'Teyyare Teyze'yi.. Eşini Toramanın meyhanesinden 'denk sepeti' ne koyup ''boyun posun devrilsin ! diye söylene söylene taşıyan..

    * * *

          İstanbul'dan çektiği telgraf kendisinden sonra gelince sinirlenen, kamyon direksiyonu taktığı bisikletiyle sokak sokak postacı kovalayan 'Deli Bahattin'i..

    *

          Yanık Hayri Abi'yi, ve onun; 'Güzelim benim, yakışıklım ! diye yanağından makas alarak seven annesi Maviş Teyze'yi.. Kemaneci Durmuş'u, Atlı Karıncacı Telat'ı.. Tencerelerini sıyırmak için kapısında saatlerce beklediğimiz Pastacı Kara Ahmet'i..

    * * *

          Kendisinden 'Meleeek, Meleeek' şarkıları dinlediğimiz Deli Hasan'ı.. Deli Hasan'ın aslında Arabacı Raşit'in kardeşi ve lakabının 'Kellecilerin Deli Hasan olduğunu..

    * * *

          Kimler geldi kimler geçti o mahalleden.. Ünlüsü, ünsüzü.. Annem Sultan Hamamı'na gelen genç bir kızdan bahsederdi hep.. ''Ankara Radyosu'nun sınavını kazanmış'' derdi.. Akpınar'dan 'yola çıkmadan önce bir de hamama girelim' demişler anasıyla.. Annem çocukmuş o sıralar, ismini hatırlayamıyordu.. Bir ara Nezahat Bayram dedi, sonra Bedia Akartürk.. Anneannemin zahirecilik yaptığı, Sultan Hamamını çalıştırdığı zamanlar..

    * * *

          Cemilde kalmıştık.. Bir telefon görüşmemizde de, Bolu aksanıyla; ''Endigünkü mevzuya gelincesi Erdovan'' diyordu Cemil, ''Ben burdayıkan sen bi gel.. Ben seni ılcaya da eletürün.. Eğerliyim eletürün.. Bak! öyneyken böyne oluvedi, çok gış yağıya filan dinlemen'' Yolla açuk.. Bekleyan..''

    * * *

           Her şeye alışıyor insan.. Hayat devam ediyor bir şekilde.. Taziye ziyaretleri, ölenin yedisi, kırkı, elli ikisi.. En hüzünlü olan da; ölenin kapının önüne konan ayakkabıları ile cenaze evinin bir kaç gün söndürülmeyen ışıkları.. Belki o yüzden, ne zaman bir cenaze evinin önünden geçsem, Kayahan gelir benim aklıma.. Ve onun ''Belki sen gelirsin diye ışıkları söndürmedim” şarkısı..

    * * *

          ARTİST KENAN..

          Şapkamı, maskemi, siperliğimi yokladım, girdim odasına. Daha yerime oturmadan; ''Sende de ne ayak varmış tertip'' diyor; ''adımını attın ceryanlar kesildi..''

    * * *

          Kenan benim asker arkadaşım.. Askere gittiğimiz geceyi konuştuk onunla.. Tarsus'da ilan edilen şampiyonluğun Bolu'da top atışları ile kutlandığı geceyi.. Sanki tüm şehir bizim için toplanmıştı'' dedik, ''sanki asker uğurlaması yapılıyordu bizim için.. Belediye Başkanı'nın odasından el sallayanlar; Kamil Bilgihan, Hulki Avlacıoğlu, Altan Doyran.. Balkonda Lütfü, İbrahim, Rabbani, Mendoza, Kuzman, Rıdvan..

    * * *

          Aşağıda Davulcular, Mahir, Halil, Gırnatacı Cemal ve Kozlulu Kör Kemaneci.. Ve tabii bu tür kutlamaların olmazsa olmazı Deli Ali'nin de aralarına karıştığı köçekler.. Parmaklarının arasında sarı pirinç zillerle..

    * * *

          Gecenin sonunda E5 kenarında külüstür bir yolcu otobüsünün başındaydık.. Tömtöm Şükrü, Turist Muzaffer, Artist Kenan ve ben..Tarih 1 Temmuz 1970, günlerden Çarşamba..

    * * *

          Özlemişiz birbirimiz.. Laf lafı açtı, laf da sigara paketini.. Konu genişledi.. Bir ''Ekmek Teknesi'', bir ''Bizimkiler'' tadında hayatların yaşandığı sokakları konuştuk.. Pencerelerinden taşan sardunyaları, fesleğenleri ve duvarlara tırmanan hanımelleriyle evlerimizi.. Paramız olmadığında tanıdık birinin elinden tutup girdiğimiz sinemaları, Şehir Stadı'nı çevreleyen ağaçların tepesinden izlediğimiz maçları.. Tevfik Abi'nin Kapalı'dan çektiği 'Kırmızı'ya, 'Beyazzzz' diye karşılık vermelerimizi ağaçların tepesinden..

    * * *

           Ve babasını konuştuk Kenan'ın.. Genç denebilecek yaşta kaybettiği babasını.. Onun şahsında dönemin ayakkabıcılarını, ayakkabı boyacılarını.. .Akpınarlı Pıytı'dan tut, Lokal Can'daki Raif usta'ya, eski Belediye pasajındaki Nizam'dan, yavru iken eğittiği ve sürekli omzunda taşıdığı kargasıyla İmamdurak amcaya kadar.. Herkesi dikkatle izleyen, müşterinin uzattığı parayı gagasıyla alıp sahibine teslim eden kargasıyla..

    * * *

           ''Küçücük bir şehirdik'' dedik.. ''Herkes herkesi tanıyordu.. O kadar tanıyordu ki; ''Arasta içinde Çift Kapılı Kundura'' adresine mektup getirebiliyordu postacı.. Şerafettin Mızrak'ın babasına ''Kontoro'cı Palabıyıklı Salim'' yazan mektubu getirebiliyordu kimseye sormadan..

    * * *

           SOKAKTA GERGİNLİK..

          Gecenin bir yarısı delirdi adam.. Komşunun oğlu evde bateri çalıyor diye, kalorifer peteğini bateri zili olarak kullanıyor diye sokağı ayağa kaldırdı.. Ne pandemi, ne sosyal mesafe ne maske takma zorunluluğu.. Herkes birbirine girdi.. Karşı apartmandan adamın balkonuna terlik fırlatan, rakibine tokat atayım derken başındaki peruğu yan dönen oldu.. Komedi filmi gibi izledik komşularla..

    * * *

           Baktım da; kavgaların da pek tadı tuzu kalmadı artık.. Eskiden öyle miydi.. Ne kavgalar gördük biz gençliğimizde, nelerine şahit olduk.. Geri geri çekilip kavga ettiği adamın sırtına atlayan adam mı dersin, rakibin sırtına yerleşip, ayaklarını beline dolayarak işi sağlama alan mı.. Panayır yerinde çıkan ve polisi çağırıp, havaya ateş açtırmadıkça ayıramayacağımız kavgalar vardı..

    * * *

           İki tek attı mı, kapının önüne çıkıp hadise çıkaran ihtiyarı hatırladım Baterist kavgasını izlerken.. Bir yerde kavga çıktığını duymasın, ikinci kattan atlardı rahmetli.. Etrafa; 'Şerefsizler, godoşlar, eşşoğlu eşekler'' diye bağırırken, kimi kastettiğini, hangi tarafı tuttuğunu asla anlayamazdınız.. Basit, sıradan bir mahallede; sevincin, kederin aynı anda yaşandığı zamanlardı.. Komedilerin, hatta tüm trajedilerin..

    * * *

           12 EYLÜL..

          Takvim yaprağını çevirdim; 12 Eylül 2020 Cumartesi.. Elim enseme gitti.. Ankara'da,''Söndür lan o sigarayı'' diyen asker dipçiğinin indiği yere.. Düşündüm de bazıları fiili, bazıları ''post modern'' olmak üzere bir sürü darbe sığdırmışız hayatımıza.. 27 Mayıs'la başlayıp, 12 Mart muhtırası ve 12 Eylül darbesiyle devam eden..

    * * *

           Neyse.. Yine, her zamanki gibi ''kendinize iyi bakın'' diyorum bitirirken.. Beş milyar yıllık dünyanın sadece 70-80 yıllık bir zaman dilimindeyiz hepimiz, unutmayın.. Ve bir seferliğine..

          Hoşça kalın..

          Erdoğan Mühürcüoğlu (13.09.2020)

    • ibrahim sarıer16 Eylül 2020 . 14:33

      erdoğan bey ben ankarada yazılarınızı heyecanla bekliyorum.yayınlandığı gün tekrar tekrar okuyorum.bir hafta yazınızdaki karakter ve konuları konuşuyoruz.hem gülüyor hem düşünüyoruz.arkadaslarla paylaşıyorum.sağlıkla kalın.
    • Metin13 Eylül 2020 . 23:41

      Abi eline kalemine sağlık.Bir çırpıda okurken yetisemesekde o guleride bize öğretiyorum.Selamlar
    • Erdoğan Mühürcüoğlu 13 Eylül 2020 . 20:46

      Ibrahim Atalay, İsmail İlhan Özcan, Cemal ve Mustafa Saip beyler.. Yorumlariniz ve beğenileriniz için çok teşekkürler.. Iyi ki varsınız..
    • Mustafa Saip K. 13 Eylül 2020 . 12:08

      Yazınızı okuyup bitirinceye kadar içine hapsolduğum zamanın dışına çıkmış, nefes almış gibi hissediyorum. Gittikçe hayatı ve insanlığı boğan zamanın... İlerlemek, her zaman gelişmek veya daha güzel günlere yürümek değildir. Belki yürüyüp ilerledikçe güzel günler arkamızda kalıyordur, kimbilir. Bir daha gelmeyecek güzel günler... Teşekkür ederim Erdoğan bey.
    • Cemal13 Eylül 2020 . 10:53

      Yıne çok guzel bir yazı..sağolasın,varolasın..!.
    • İsmail ilhan ÖZCAN13 Eylül 2020 . 06:13

      Teşekkür ediyorum Erdoğan abi bizleri geçmişe götüren bu güzel hatıraları yazıp aktardığınız için. Allah razı olsun.
    • İbrahim Atalay 12 Eylül 2020 . 23:12

      Çok harika bu kadar güzel mi anlatılır, Sayın Erdoğan abi, eline emeğine sağlık adeta o günleri yaşamış olduk....

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Cafe Koltukları Cafe Masa Sandalye Tonet Sandalye