BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Aceleye gelmiş bir bayram yazısı..

Aceleye gelmiş bir bayram yazısı..
    23 Mayıs 2020

    ACELEYE GELMİŞ BİR BAYRAM YAZISI.. Bu aralar neyin ucunu ...

    Aceleye gelmiş bir bayram yazısı..Aceleye gelmiş bir bayram yazısı..Aceleye gelmiş bir bayram yazısı..Aceleye gelmiş bir bayram yazısı..Aceleye gelmiş bir bayram yazısı..

          ACELEYE GELMİŞ BİR BAYRAM YAZISI..
          Bu aralar neyin ucunu tutsam elimde kalıyor. Bu yazı aslında dün gece yazıldı, hazırlandı ve ben gönder’e bastım silindi.. Artık merkür gerilemesi mi, nazar mı, yoksa göze mi geldik anlamadım..
    * * *
          EDİTÖR..
          ''Sensin cenabet..! Kendini benim editörüm zannediyor bu arkadaş.. ''Yarın bayram çocuklar'' diye başlayabilir mişim yazıma.. ''Tamam'' dedim ''emrin olur, Barış Manço ile başlarım o zaman, Barış Manço'nun ''Bugün bayram erken kalkın çocuklar'' şarkısıyla..
    * * *
          İşe bak! Bayram yazısı için düşündüğüm Barış Manço şarkısında da eşi ölen bir baba anlatılıyormuş.. Bayram sabahı çocuklarını mezarlığa götürme telaşı yaşayan bir baba..
    * * *
          Şarkının başında kaybettiği eşine "Sen gittin gideli içimde bir sızı var" diye seslenen eş var.. Nakaratta ise; ''Bugün Bayram
    Erken kalkın çocuklar'' diyen baba..
    *
        Bugün Bayram
        Erken kalkın çocuklar
        Giyelim en güzel giysileri
        Elimizde taze kır çiçekleri
        Üzmeyelim bugün annemizi..
    *
          Bazı hazin yaşamlar, neşeli ortamların el çırparak söylenen şarkıları oluyor.. Suat Bey ve Şadiye Hanım'ın anlatıldığı ''Ada sahillerinde bekliyorum'' şarkısı gibi.. Piste çıkıp halay çektiğimiz, mendil sallayıp göbek attığımız şarkıda fırtınalı bir gece, azgın bir deniz ve sahilde bekleyen bir sevgili anlatılıyormuş.. Suat beyin cesedinin sahile vurmasını bekleyen sevgili..
    * * *
          BAYRAM SABAHLARI..
          Hevesim kaçtı.. Seneye de giyer diye bir kaç beden büyük alınan pantalonumu, ayakkabımı gömleğimi anlatacaktım.. Pantolonu çeke çeke, herkesin elini öpmeye gittiğimiz kıraathaneleri, maytap, mantar, çatapat almaya gittiğimiz Aktarlar Sokağı'nı, Neyzen Tevfik'in de bir zamanlar çıktığı kahvehaneyi.. Ne Aktarlar Sokağı kaldı şimdi, ne de o kahvehane.. Kim sebep olduysa Allah'ından bulsun..
    * * *
           Kışın avuçlarını üfleyerek girenler olurdu o kahveye.. Üstünü başını süpürüp sobanın başında ısınanlar.. Bir kaç dakikalığına uğrayan gece bekçileri.. Gecenin bir vakti kapıya yüklenen Nezihi Başçavuş, yanında kankası Sadık.. Paçalar sökük, düğmeler kopuk, orasında burasında çengelli iğneler..
    * * *
          Onu dedik geçen gün.. ''Kim korkar Corona’dan, morona'dan.. Bir kızılcık çorbasıyla ne hastalıklar atlattık biz.. Sırtımıza sürülen tentürdiyotla geçiştirdik Gripleri, Bronşitleri.. Elektriği, suyu, banyosu bile olmayan evlerde hem de.. Mütevazı evlerde.. Geçenlerde Erol Taş’ın bir fotoğrafına rastladım.. Eşinin vefatından sonra leğende çocuklarını yıkarken çekilmiş.. Çok ama çok düşündüren bir fotoğraftı..
    * * *
          Bir Leğen fotoğrafı bile insanı nerelerden alıp nerelere götürebiliyor.. Bizim için de, bazen omzumuza astığımız ramazan davulu, bazen içine girip yıkandığımız küvetti Leğen.. Sobanın yanında annenin yıkayıp, babanın havluya sarıp kuruladığı.. İmkansızlıklar vardı.. Şartlar şimdiki gibi değildi..
    * * *
          Belki de o yüzden ben hep süslü, püsküllü sünnet şapkamı hatırlarım.. Beyaz entarimi, çaprazlamasına ''Maşallah'' yazılı yaldızlı kuşağımı.. Ve ayakkabılarımı tabii.. Isparta'daki acemi askerliğimin ilk günlerinde de; geceleri uyanıp, ranzanın altına bakardım, postallarım yerinde duruyor mu diye
    * * *
          KEMAL ABİ..
          Kemal Abi ile sanal yolculuklardayız bugün (dün).. Şehrin sokaklarını dolaşıyoruz ''evlerin ışıkları bir bir yanarken''.. Caddelerini, dolaşıyoruz, mekanlarını.. ''Kulağını aç! diyor bana,''her zaman bulamazsın Kemal Abini..''
    * * *
          Resim sanatı üzerine konuşuyoruz.. Kendisi usta bir ressam.. Asıl mesleği olan Arkeolojiyi konuşuyoruz.. Yönettiği kazı çalışmalarını falan.. ''Berber Fadıl'ı unutma' diyor çayını karıştırırken.. Ahmet Saygı'yı unutma, Havuzlu Kahve'yi, kahvehanenin müdavimi Çürük Dede'yi unutma.. Havuzlu kahve’de otururdu Çürük Dede de! İhtiyacı olanlara körüklü çantasından ilaç verirdi de..! Seher Hanım'ı yaz; 'Oğlan yaylı kız yaylı, dayanamıyom ben gayrı' yı unutma.. Unutma bunları..!
    * * *
          ''Çok ara veriyorsun; verme! Koskoca Ramazan geçti bir ramazan yazısı yazamadın.. Bak ramazan da bitti işte.. ''İşini bilmeyen çavuşlar, döner götünü avuçlar..'' Abi lütfen’’ diyorum, ''hep yapıyorsun bunu.. Bak hanım duyacak.. Çayı da döktürdün üstüme..!
    * * *
          Hazır bir Arkeolog bulmuşken 'Eski Bolu Fotoğrafları Grubu'nun kapak fotoğrafını gösteriyorum ona.. Fotoğrafın en çok merak ettiğim yerini, fotoğrafın sağ alt köşesindeki mezarı.. ''Biliyorum bu fotoğrafı'' diyor.. ''Bolu Tabur Kaymakamı Kamil Beyin mezarı olabilir.. Kesin değil ama, odur muhtemelen..''
    * * *
          Bahri Ata'nın ''Tarihi Mezarlıklar'' adlı çalışmasında mezarlık sakinlerinin en rütbelisi o görünüyormuş çünkü.. Aslında bir kaç medeniyet birbirine geçmiş orada.. Romalı amcalar varmış, Ermeni teyzeler varmış, biraz eşelesek Lidyalılar bile çıkarmış altından.. Bir yerde okumuş, Bolu'da konuşulan Türkçe ile Lidya'lıların konuştuğu dil neredeyse aynıymış aksan olarak..
    * * *
         Bahri Ata'nın bahsettiği kitabını ben de buldum internetten.. Gerçekten ilginç bir çalışma.. O mezarlıkta yatan ''Serdengeçti ağası'' var mesela.. Savaşta en zor görevleri üstlenip sağ kalmayı başaran kişilermiş Serdengeçti'ler.. Meydan savaşlarının en psikopat savaşçıları.. ''Bir de Hassa Silahşörü''nün mezarı var.. ''Ulan! dedim ''Gladyatörlerden sonra, bir de ''Kovboylar'' mı yaşadı yoksa bu şehirde.. Turkish Kovboylar..
    *
         Çekilin yoldan vahşi batıdan geliyorlar
         Amerikanlar, eskidi bunlar
         Turkish Kovboylar
    *
          Çünkü, bir de ''Silahşörler Mezarlığından bahsediliyor aynı kitapta. ‘’Koca Alaybeyizade Silahşör Mezarlığı''ndan..
    * * *
          Neden olmasın? Eşkiya Tıygır var Bolu Dağı'nda, Seben'li Yüzbaşı var.. Onlar gibisine en kral kovboy filmlerinde bile rastlayamazsın.. Hele bir Hacı Bey'imiz var ki bizim, Vahşi Batının en Ölümcül silahşoru Clay Allison gibi.. 'Yürümesi hoşuma gitmedi' diye adam öldürüyor adam, 'rüyama girdi' diye infaz ettikleri var.. Ve öldürdüğü adam sayısı kadar top attırıyor Hisar'dan..
    * * *
          Tek eşeğin çektiği arabasıyla bir Refik Firaki abimiz var, adam Billy the Kid filminin Robert Taylor'u sanki.. Kızılderili Reisimiz var.. Atlar var, at arabaları var.. Yılda iki defa yapılan at yarışları var, Tahsildar Abdullah Efendinin düzenlediği eşek yarışları var.. Kemal Gökcesu Abi'nin Tayfun'u, Orman Bölge Şefi Kadri Bey'in Kır Atı var.. Kemal Gökcesu Abi'nin Tayfun'u ayaklarını havadan havadan atarak Lak, Lak, Lak diye bir yürüsün, ''helali hoş olsun!'' deyip Karaçayır'ı veresin gelir..
    * * *
           Paytoncu Zeybek Süvari var Ilıca yolunda.. Aktaş'tan Bedri amca var.. "Bolpaça'nın Ahmet Ağa" var.. Bolpaça'nın Ahmet ağa kovboy filmlerinin Clean Easwood'u gibi.. Paytonu da kovboy filmlerinin Posta arabası..
    * * *
           Uzağa gitmeye ne hacet; Yaylı arabasıyla Zerhoş Dedem var benim.. Arabacı İsmail ağa.. Omzunda ceketi, kulağının kenarında cigarası, göt cebinde gazeteye sarılı ispirto şişesi.. Ve arabasıyla giderken dilinden düşürmediği türkü.. Omuzlarını oynatarak eşlik ettiği..
    * * *
         Payton geldi meyhaneye dayandı
         Siyah gömlek al kanlara boyandı
    *
          Ağlama çakırım alır alır giderim seni
         Arar isen yar gönlünde bul beni
    * * *
           Neyse bugün de bu kadar olsun dostlar.. Hoşça kalın, kendinize iyi bakın.. İyi bayramlar dilerim bu arada..

             Erdoğan Mühürcüoğlu 

    • Kih kih 25 Mayıs 2020 . 19:40

      İyisiyle kötüsüyle, nereye gitti bu şehrin tarihininin, kültürünün, geleneklerinin bir parçası olan, lakaplarıyla müsemma o eski alaturka insanları. Onlar birer birer ölüp giderken bu şehrin ruhundan bir parçayı da yanlarında götürüyorlar. Yeni, her zaman eskiden güzel değildir. "Tıygır"! Tınısı ne güzel bir lakaptır yaa! Moralin bozuldukça gülmek için söyledikçe söyleyesi gelyor insanın. Tıygır... Tıygır... Tıygır... hah hah haa:) İnsan söylerk
    • Erdoğan Mühürcüoğlu24 Mayıs 2020 . 16:09

      İsmail bey, Murat bey, Murat Peçenek bey ve Kih kih rumuzlu beyler; yorumlarınız için teşekkür ederim.. Murat bey bahsettiğiniz mezarlar sizin de dediğiniz yerde.. Bugünkü müzenin arka tarafında.. Sayın Kih kih bey :) eleştirinizi dikkate alacağım.. Haklısınız.. Ölçüyü kaçırmamak lazım.. Hepinize iyi bayramlar..
    • Murat24 Mayıs 2020 . 11:45

      Serdenğeçti ve Hassa Silahşörü ve Tabur komutanının mezarı bugünkü müzenin orası mı?
    • Murat PEÇENEK24 Mayıs 2020 . 07:38

      Zaman ve Emek verdiğiniz yazılarınıza tşk ediyor,Herkesin bayramını kutluyorum.Sizle iyi ki varsınız.
    • Kih kih..24 Mayıs 2020 . 07:06

      Varolasın Erdoğan bey, eline sağlık. İçerik olarak gene biraz götlü mötlü bi yazı olmuş ama! Neyse.. vaasın oosun hadi :) Bizdensin ne de olsa. Bayramın mübarek olsun.
    • İsmail Yıldırım23 Mayıs 2020 . 22:31

      Erdoğan bey elinize emeğinize yüreğinize sağlık, bayramımız mübarek olsun

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak