BolununSesi, ne belediyeden, ne de devletten 1 krş. almadan, tenezzül bile etmeden yaşayan TEK gazetedir

Kıbrıscık'a ne oldu?

Kıbrıscık'a ne oldu?
    23 Aralık 2022

    KIBRISCIK’A NE OLDU? 17- 18 Aralık tarihlerinde katıldığım bir gezide ...

    KIBRISCIK’A NE OLDU?

    17- 18 Aralık tarihlerinde katıldığım bir gezide Bolu’nun Kıbrıscık ilçesine çok yakın Köroğlu Dağ Evlerinde kaldık. Sadece biraz kafa dinlemek ve temiz hava almak için katıldığım bu gezi, benim için beklentim üzerinde, ufuk açıcı ve düşündürücü bir gezi oldu. Bunda, geziye birlikte katıldığım, Kıbrıscık’ta doğup büyümüş olan arkadaşım Satı Merkit’in büyük payı var. Gezinin ilk günü o kendi tanıdıklarını görmeye ilçeye giderken ben de peşine takıldım. İyi ki de öyle yapmışım.

    Kıbrısçık ilçesi, Köroğlu Dağı eteklerinde kurulmuş. Bölge dağlık, zemin kayalık, adım attığınız her yerden topraktan sular fışkırıyor. Yakınlardaki Aladağ çayının Antik dönemdeki adı Siberis, diğer bir söylenişi ise Kyberis. Kıbrıscık ismi muhtemelen bu kökenden geliyor.

    Cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra yapılan nüfus sayımında henüz bucak olan Kıbrıscık’ta 1.312 hanede 7137 kişi yaşıyormuş. 1960 nüfus sayımında ise Kıbrıscık ilçesinin toplam nüfusu 8.362 imiş. Bunun 745’i ilçe merkezinde, 7717’i ise köylerde yaşıyormuş. 2020 ‘a gelindiğinde toplam nüfus 3.112’e düşmüş. İlçe merkezinde yaşayan sayısı 1.152 olurken, köylerdeki nüfus 1.960.

    İlçede son yıllara kadar orman işletmesi müdürlüğü, ilkokul, ortaokul, lise, emniyet müdürlüğü, hastane gibi pek çok önemli kurum yer alıyormuş. Hatta bir kaç tane açık ve kapalı sinema salonu, halk oyunları eğitimi verilen bir kurs da hizmet veriyormuş. Kahvelerin olduğu cadde öyle kalabalık olurmuş ki zor yürünürmüş.

    İlçe ve yakın çevresindeki köylerin geçim kaynağı orman ürünleri, pirinç yetiştiriciliği ve hayvancılıkmış. Bölgede yetişen pirinç günümüzde tescilli bir pirinç ve bu bölgenin kendine has toprak yapısı ve havası nedeni ile sadece burada yetişiyor. Yani halkın -ilçedeki kamu kurumlarına da sayarsak- geçim derdi yokmuş. Aileler çocuklarını kız erkek demeden okutur, üniversiteye gönderirmiş. İlçenin çocukları doktor, mühendis, öğretmen, avukat olmuş.

    Şimdi ise ilçenin sokakları, okulları, evleri boş. Tek tük evlerde ailelerin yaşlıları yaşamaya direniyor, çünkü yuva diye bildikleri tek yer burası. Geleneksel ahşap mimari örnekleri göz kamaştırıyor ama içinde yaşanmayan evler hızla harabeye dönüyor.

    İlçeden kentlere göç nedeni ile nüfus azalınca kamu kurumları da tek tek kapanmış, kamu görevlileri ilçeyi terk etmiş. Böylesine güzel ve bereketli bir yerleşmeyi insan neden terk eder diye düşünüyor insan ve yine aynı yere varıyor: Siyasi iktidarların çıkarları, insanı yok sayan, sadece günlük politikaya dayanan yanlış planlamalar ya da plansızlık.

    1980’lerden itibaren siyasi iktidarların Türkiye’deki kırsal nüfusu azaltıp halkı kentlere yığmaya yönelik politikaları herkesin bildiği bir sır.

    Peki, köylerdeki nüfusu yok eden bu politikalar sadece tarihi yapılara mı zarar veriyor? Tabii ki hayır. Terk edilen sadece o yapılar, binalar, konaklar, evler değil; aynı zamanda o evlerde yaşanan hayat da, kültür de yok oluyor, hem de gelecek kuşaklara aktarılma fırsatı bile bulamadan. Sanki hiç var olmamışlar gibi, çünkü kentlerde doğan yeni kuşaklar, bir önceki kuşağın yaşam tarzını tanıma fırsatı bulamıyor. Büyükanneler hamuru nasıl mayalardı, bazlamayı nasıl yapardı, bahçesindeki meyveyi sebzeyi nasıl yetiştirirdi, bebeğini nasıl büyütürdü, bu bilgiler buhar olup uçuyor. Oysa bu bilgiler Anadolu’nun kadim halklarının birbirine aktardığı, yaşadıkları coğrafyanın doğasından doğan, biricik bilgiler. Bu tabloyu ülkedeki binlerde köye ilçeye uygulayın ve ortaya ne çıkıyor bir bakın. İçiniz sızlamıyorsa size zaten bir şey anlatamam.

    İşte Kıbrıscık’ı dolaşırken, arkadaşımın akrabalarının evlerinde çay içip sohbet ederken, onlar çocukluk hatıralarını anlatırken, Nurten’in bahçesindeki ocaklıkta onun elleri ile yaptığı sıcacık bazlamalara yine onun yaptığı tereryağını sürereken, Şenay’ın divanında oturup onun çocukken yaşadıklarını dinlerken, sokaktan geçen 85 yaşındaki bir teyzenin Kıbrıscık’taki yalnızlığını ve eski günlere özlemini paylaşırken, ben İlknur olarak ne yapabilirim diye uzun uzun düşündüm.

    Bir takım küresel ya da yerel politikalar nedeni ile Kıbrıscık’ta veya Anadolunun herhangi bir başka köyünde hayvancılık giderek yok oluyor, insanlar hayvanlarını satmak zorunda kalıyor, ürettikleri tarımsal ürün para etmiyor, köylerine alt yapı hizmeti gelmiyor.

    Biz şehirliler, bütün kendimizi beğenmişliğimizle ve bakımlı ellerimizle o köylere gidip havalı havalı, kendi yaşımızdaki kadını süzüp “Şu köylü teyzeden tereyağı alayım bari” dediğimizde ne tereyağı bulabiliyoruz, ne köy peyniri. O köylü kadınların yaşadıkları zorluklardan, verdikleri emeklerden bihaber, aldığımız 1 kavanoz reçel, 1 kilo ceviz için bile uzun uzun pazarlık yapıyoruz.

    Kıbrıscık’ta yakında madencilik faaliyetleri başlatılacakmış. Halk buna karşı, çünkü madenciliğin havaların, sularını ve topraklarını kirleteceğini biliyorlar. Bu durumda olan, yani toprağı, suyu, havası, kültürü, geleceği çalınan binlerce köy bir yok oluş sürecinde. Yerine gelen ise, biz şehirlileri hafta sonu büyük bir ukalalıkla ve aslında sahtekarlıkla yollara döken karanlık şehirler. Sahtekarlık, çünkü iki gün oraları gezip, telefonlarımızla onlarca fotoğraf çekip, sosyal medyada gülümseyen selfiler paylaşıp, sıkı pazarlık edip köy ürünleri satın alıp, gece ateş başında sucuk şarap partileri yapıp, sonra da o köylere sırtımızı dönüp şehirli evlerimize ve ofislerimize dönüyoruz. Sömürgeniz, kırsalın iyiliklerini, havasını sömürüp, çöplerimizi bırakıp kaderine terk ediyoruz kırsalı.

    Kıbrıscık ve çevresindeki köylere yönelik bir hayal kurdum: Madem şehirliler oralara akın akın gidiyor, köy dokusunu bozmadan, o bölgenin geçmiş değerlerini, doğasını, havasını koruyan, yerele zarar vermeden katkı yapan bir model oluşturabilmek. Böyle bir çalışmayı gerçekleştirmeyi ben başaramazsam da belki birileri daha bu hayali kurar ve sadece para kazanma itkisi ile değil ama gerçekten şefkatle ve sevgi ile Kıbrıscık’ın ve Anadolu’nun değerlerini sürdürülebilir bir modelle geleceğe aktarabilir.

    Dr. İlknur TÜRKOĞLU

    • Kıbrıscık çocuğu2 Nisan 2024 . 22:55

      Kocaeli'den selamlar;Tespitleriniz için teşekkürler hocam dediğiniz gibi politikacılar yüzünden yine ilçe politikacıları yüzünden kötü yönetimler den dolayı geriye gitti vede gitmeye devam ediyor tarih 2 Nisan şimdi çok çalışması gerekiyor ilçe deki siyasi amcalarimizin ilçeye emekli değil genç nüfus lazım bunun için de Kıbrıscıklinin iyi olduğu alanda yürümek de fayda var acilen eko turizmi yani sabanca örneği adamlar sık insan girmez ağaçlık alanı bungalov cennetine dönüştürdüler ilcede meyve bahçesi kalmamış işin karından dolayı bizim orası oldukça müsait orman temiz kaliteli hava eğer siyasilarimiz sayın Vali bey Sayın Tanju Özcan başkanımız önderliğinde eko turizmi hayata geçirmeleri gerekiyor acilen orman kesimlerini azaltmak gerekiyor her sene oluyor 4 yılda bir verilmeli gelelim en önemli konu ilçemiz hayvancılık da çok iyidir 90 yıllara gidelim tavukçuluk sektörü teşvik lazım efendim neden verilmiyor yok oluyor işte ilçe verin teşviği yapılsın tavuk çiftlikleri kurulsun yem fabrikaları kesimhane fabrikaları koparatiflestirelim bütün emekçilerimizi hakkımızı kuruşu kuruşu kuruşuna alsın devletin bizi görmesini sağlayalım çok çalışalım çok rant mant ilçe bitti bitiyor inananin ilçe miz eskisi gibi cıvıl cıvıl olur para kazanırsa ne işi var insanımızın şehirlerde..... İlçemizin yetiştirdiği ender insanlar herkes koysun elini taşın altına yazı
    • Mustafa Bostancı 25 Aralık 2022 . 12:19

      Kıbrıscık hayvancılık bölgesi, devlet hem küçük baş hem büyük baş hayvanlarin bütün yem ilaç ve çalışanın maaşını ve yaşayacağı yeri temin edecek işte o zaman o bölge kalkinir gerisi boş laf.
    • Bolulu1424 Aralık 2022 . 19:18

      Ne kadar üzüntü verici bir durum hanımefendi gitmiş duygu ve düşüncelerini ifade etmiş güzel şeyler yazmış bizler de dilimizin döndüğü kadarıyla birşeyler yazdık ama yorumları okuyunca inanın çok üzüldüm, şehir dışından ve Kıbrıscık ile bir bağımız yok iken orası için güzel şeyler söylüyoruz ama nedense tuhaf tuhaf yorumlar yapılıyor. Tahminimce bu kişilerin Kıbrıscık ile herhangi bir bağları yok olsa bile memleketlerine hiç bir hayırları yoktur neden mi biz oranın doğası bozulmasın başka bir şekilde korunsun ve gelişsin diyoruz ama vatandaş oranın ihmal edilmesinden neredeyse güzel yorum yapanları sorumlu tutacaklar. Elimde şahsen bir imkan olsa seve seve oranın cefakar insanları için en azından bir çivi cakarim ama maalesef, bizim gücümüz sadece oranın güzelliği insanların güzelliğini dile getirmeye yetiyor
    • Kıbrıscık'lı 24 Aralık 2022 . 10:39

      Lütfen önce "KIBRISCIK" adını doğru yazmayı öğrenelim. Kıbrıçık değil !!!
    • Aladağ 23 Aralık 2022 . 20:50

      Kıymetli Hocam, gelmiş iki gün kalmış Kıbrısçıkda. Ancak bir yılda 365 gün var, kıbrısçık çoğu yerden çok önce göç vermeye başlayan bir yer. İnsanlar keyfinden kıbrısçığı bırakmadı yıllarca. Tarım yapacak arazi yok, tek çözüm hayvancılık o da zor. Hayvancılık yapılır kıbrısçıkda, tam kıl keçisi yetiştirecek coğrafya var, koyun da olur, hatta tiftik keçisi bile yetişir. Ancak kim yapacak bunu, hangi genç bu vakitte koyun güder. Kim koyun sağar bu devirde. Sıkıntı burada. Kim yapacak bu işleri. Kıymetini Hocam, gelip gezmiş ne güzel. Ama bıraksan ne kadar yaşar acaba burada. O yüzden lütfen Amerikayı tekrar keşfetmeyelim.
    • Bolulu1423 Aralık 2022 . 20:29

      Alican kardeşim özür şimdi aklıma geldi biz sizin kadar zeki değiliz kusura bakmayın. Ben fikir verdim diye tiye alıyorsunuz o zaman ya sizde verebilecek fikir yok yada manda ciftliginiz var, tebrik eder başarılarınızın devamını dilerim
    • Bolulu1423 Aralık 2022 . 20:27

      Alican bey sizin soylemlerinizden yola çıkarsak ilkönce İlknur hanımın Kıbrıscık için birşeyler yapması gerekiyor. Kıbrıscık in gelişimi için neler yapılabilir konusunda fikir beyan etmemiz size göre yanlışsa özür dilerim. Ancak bazı kişilerin imkanı olur çözüme gider bizler ise sadece fikir beyan edebiliriz zatialinizden özür dilerim ne haddimize bir fikir beyan etmek, fikir beyan etmeden direk manda çiftliğini kurmam gerekiyordu para biriktirmeye başlayayım en iyisi
    • ALİ CAN23 Aralık 2022 . 18:09

      Bolulu 14 kardeşim...devlet bu bölgede hayvancılığa,özellelikle de manda yetiştiriciliğine teşvik veriyor zaten.,buyrun siz yapın. inanın Kıbrıscık belediye ve kaymakamlığı size yardımcı olacaktır...CEVAP....!!!?? " Yok ben almıyayım.,ama akıl vereyim.."
    • İnilti23 Aralık 2022 . 18:06

      Lanet olası kapitalist ekonomi her şeyi Kâr'a çevrilecek bir meta olarak görür, bozulmamış cennet gibi bir doğa gördüğü zaman, sırtlan sürüsünün ahu gözlü ceylana saldırdığı gibi doğanın miski amber kokulu karnını deşip yırtar ve öldürür. Maden için Kıbrıscık'ın eşsiz cennet doğasını deşmek ve yırtmak istemelerinin, orayı cehenneme çevirmek istemelerinin sebebi budur. Kendimizi kandırmayalım da şunu kabul edelim artık; insan ırkı budur, doğanın kanseridir, canlılığın ve yaşamın başına gelmiş en kötü şeydir. Her şeyi yok ede ede cenneti inşaa etmeye çalışır o. Oysa sadece kendi ırkını yok etmesi yeterdi bunun için. Tabii, tüm canlılar ve tabiat kendisine hizmet etmek için vardır nasıl olsa. "Önce biraz ağladılar ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!-Suç ve Ceza/Dostoyevski-"
    • Bolulu1423 Aralık 2022 . 16:24

      2- Kıbrısçıkta petrol yok, hes, nes yok, sadece bir altın olduğu iddiası var. Onu da çıkartmazlarsa memleket batmaz, başka türlü de ekonomi canlandırılabilir. Sanki Kıbrısçık'da çok büyük maden ve petrol revervleri var, her tarafından dereler akıyor oralar hes nes yapılabilir, yapılmazsa memleketin hali kötüye getirmeyelim lütfen konuyu.
    • Bolulu1423 Aralık 2022 . 16:22

      Sayın İbrahim bey; memleketimizin her yerinden maden, petrol vs çıkmıyor, her yerine de fabrika vs ulaşım konusundan yapılmıyor, Kıbrısçık'da çıkacağı iddia edilen madenin de öyle aman aman bir potansiyeli olduğunu düşünmüyorum, zaten olsaydı şimdiye kadar gazetelerde çarşaf çarşaf görürdük. Kıbrısçık coğrafi konumu itibarı ile küçük işletmeler, doğada butik otel, hayvancılık şeklinde bir gelişim sağlayacak gibi duruyor. Ben yerel yönetici olsam özellikle manda üretimi, manda ürünle konusunda markalaşır, özel peynir türleri üretimine girmek için çabalardım. Yine maden konusuna dönecek olursak, çıkartılacak altın ancak asit ile çıkıyor ve bunun için çok büyük havuzlar yapılıyor, bu havuzlar sonuçta kul yapısı patlarsa ne olacağını hiç düşündünüz mü, ha kitabına kuralına uygun yapılır mı, şahsen benim soru işaretlerim çok, pek çok kişi de benim gibi düşünüyor, yabancı altın şirketleri para kazanacak üç beş de halk nasiplenecek diye doğa katliamını uygun diyorsanız, bir şey diyemem. ama güzel bir organizasyon ile bazlama çay için inanın çok insan getirilebilir, bundan da yerel halk ve köylü para kazanabilir.
    • cemil23 Aralık 2022 . 16:10

      İlknur hocam tesbitin için teşekkürler..amma velakin..!!,,yazınızın başında sizde belirtmişsiniz.bölge soğuk ve tarıma,ticarete elverişli bir yapısı yok.bu konumdaki bütün yerleşim yerlerinin değişmez kaderidir.yağ vs yapıp satsınlar,bizde alalım bulamıyoruz demişsiniz.köy yaşamı ve hayvancılık çok zor..kimse çocuklarını köyde tutamıyor..köyde kalma çabasında olan bir yakınım,gelecekle ilgili endişesini şu sözlerle dile getirmişti..kızım köye gelin olmak istemiyor. ,komşumun oğlu var evlendiremiyor, köye kimse gelin olmak istemiyor diye..siyasetçi ne yapacak..eskiden herkesle beraber köy yaşamı yürüyordu..şimdi para ve yaşam artık şehirlerde..1 kg.yağ'a 150-200 lira deyince hopluyoruz..yılda 500 kilo yağ yapsa alacağı 100 bin lira.. onu artık marketteki kasiyer de alıyor...çözüm...şehirden çok daha iyi şartlar ve kazanç.
    • İbrahim23 Aralık 2022 . 14:49

      Sayın yazar bir yandan ilçenin göç verdiğinden,iş imkanları kısıtlı olduğundan,dağlık taşlık kıraç olduğundan,insanların büyük şehirlere kaçtığından vb bahsediyorsunuz,öte yandan ilçeye yatırımcı gelmesin,doğa tahrip olmasın,vs vs diyorsunuz çok güzelde bu ülkenin yer altı kaynaklarını ,madenlerini kullanamayacakmıyız.Bu yazıda doğayı tahrip etmeden suları havayı kirletmeden doğal kaynak ve madenlerimizi nasıl çıkarıp kullanırıza cevap aramak,çare bulmak daha doğru değilmi.Bu ülkede maden çıkarılmayacak,HES ve NES yapılmayacak,petrol aranmayacak,yenilenebilir kaynaklar yeterli değilse, yeni yeni gelişiyorsa ne olacak bu konularda hep dışarıyamı bağımlı olacağız. Tamam gezip tozmak bakir topraklar görüp,bazlama çay hoşaf suyu içmek güzel , o zaman hiç kimse gelişememekten şikayet etmesin, orasıda öyle bir yer kalsın o zaman
    • Murat GÜCÜM23 Aralık 2022 . 12:53

      Gözlemlerinizi ,Tesbitlerinizi, değerli projeye dönüştürmek hedef koymak çok değerli.
    • Adem Sahin23 Aralık 2022 . 11:20

      KIBRISCIK'in geçmişini o kadar güzel güzel özetlemissinizki İlknur hanımefendi teşekkür ediyorum,ancak bu günlerde Kıbrısçık kirli emellerin rüyasında ne yazikki,Güneşin bile bir başka doğduğu bu topraklarda talanla,kirletilmeyle karşı karşıya,ama bizler sonuna kadar memleketimizi savunma kararlılığı içerisindeyiz.
    • haklı23 Aralık 2022 . 10:47

      ilknur hocam yüreğine, kalbine sağlık. ama maalesef karar mekanizmalarında sizin kadar iyi yürekli ve vicdanlı kişiler yok. zaten bir kaç tane olsaydı, bu durumlara gelmezdik.. onlar için farketmez yeter ki versinler maklubeye kaşığı...
    • abalı23 Aralık 2022 . 09:53

      Elinize ,kaleminize sağlık, kaybolan değerlere ve topluma önem verdiğiniz için.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Erpiliç

    GÜNÜN SÖZÜ

    Dünyanın her tarafından öğretmenler insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi