Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Karanlık

Karanlık
    16 Ocak 2020

    Karanlık Çocukluk ve gençliğimi zifiri karanlık bir geceye benzetirim. 1968'de ...

    Karanlık

    Çocukluk ve gençliğimi zifiri karanlık bir geceye benzetirim. 1968'de doğdum. Anam ve babam okur - yazar değildi. Köyde elektrik bile yoktu. 50 evin bulunduğu küçük dünyada taş devri koşulları hakimdi.

    1978'de köye elektrik geldi. Ama sadece odalardaki lambalar elektrikle çalışıyordu. Başka da hiç bir şey yok. Kitap, gazete, dergi ara ki bulasın.

    TRT'nin cızırtılı uzun dalga vasat yayınları. Avare oyalayıcı içi boş arkası yarınlar. Haberlerde hep cinayetler, kavgalar, çatışmalar.

    Köyün her yanı kanalizasyon. Sağlıklı içme suyu bile yok. Sokaklar çamur içinde. Hayvanlar alt katta, insanlar üst katta yaşıyor.

    Hele kışları hiç çekilmiyor. Kemalettin Tuğcu, Mahmut Makal hikayeleri bizimkinin yanında Paris gibi kalır.

    O kötü, soğuk, kavruk koşullarda insanlar nasıl yaşayabiliyordu hala havsalam almıyor.

    İnsanlar bir hastalığı yakalandığında ya imama okutmaya gidiyordu ya da atadan dededen kalma yöntemlerle tıbbi yöntemler deniyordu.

    10 yaşıma kadar bir çok dişim çürüdü. Hepsi de geceler boyu uyutmadı, ağrıdı durdu. Ağrılar iyice çekilmez olunca köyün kalın camlı, kara gözlüklü Mahmut Dedesi kerpetenle cart diye söküp alırdı dişlerimi.

    Köyde en çok kabak yenirdi. Lakabımız da kabakçılar köyü idi zaten. O kabakların köhne, anlamsız, boş, naif olmayan kokusu hala belleğimde. Ne itici bir kokudur…

    Bazıları köyde yaşamak iyidir, hoştur dedikçe hep 70'lerin kara, kuru, tatsız günleri gözümde canlanır. Nesi güzel köylerin derim kendi kendime...

    O ilkel yılların geçtiği köyümü her yıl bir iki kez ziyaret ederim. Bir ölen olunca... Onun dışında köyden beni çeken bir şey yok artık.

    Köye ayak bastığımda tüm hücrelerimde bir enerji sıçraması olur. Koşturduğum çayırlardaki otlara basınca elektrik çarpmış gibi olurum.

    Köyümüz bitti. Artık 10-20 ihtiyar insan ölümü bekliyor orada. Kimse kalmadı o köhne köyde... Sadece bizim köy değil. Her yer boşaldı. Herkes metropol dedikleri kocaman köylere taşındı.

    Lafı çok uzattım yine. Elektriksiz geçen yıllarda köyümüz pek iticiydi. O yıllar kapkara belleğimde durur.

    Ali Özdemir

    Eğitimci-Yazar

    www.aliozdemir.net

     

    0505 220 83 85

    • Çilekeş Emekli17 Ocak 2020 . 13:57

      Merdümen yapılsın
    • Vatansever17 Ocak 2020 . 12:45

      Şu ekonomik sıkıntılar iyice artmaya başlayınca tarım hayvancılık desteklenmeyince herkes köyde üretimi bırakıcak bu şehirdede aynı son fabrika kapandığında . Ortadogu projesinin son domino taşı biziz ..ambargo konduğunda üretemez olucaz ve köyün değerini o zaman anlayacaz.
    • Köprü 17 Ocak 2020 . 12:40

      Bir mana var Bir anlam var Bir ifade var Ben bu yazıdan birşeyler anlamaya çalıştım Anlar gibide oldum ama...
    • Ali Özdemir17 Ocak 2020 . 12:36

      Değerli Yorumcular, Yazıyı anlamadan yorum yazmayın. Köy eleştirilmiyor. İlkel koşullar dile getiriliyor. Yazıyı 2 defa okuyun. Okuduğunu anlamayan insanlardan olmayın. Benim ne olduğuma siz karar veremezsiniz. Google adlı siteye sorun. Sonra ahkam kesin.
    • O köy bizim köyümüz17 Ocak 2020 . 09:05

      O köyde herkes mutlu idi. Ben de aynı doğdum. Ancak o köyde çocukluk yıllarımdaki mutluluğu hiç bir yer bulmam mümkün değil. Okul yılları, gençlik yılları, bayramlar, düğünler... hangisini sayayım. Yaylalar... şehirde ne var allah aşkına.....
    • Köylü17 Ocak 2020 . 08:25

      Sanırım itici olan köyünüz değil Ali bey yazdıklarınız. o karanlık elektriği olmayan köyden sizin gibi bir eğitimci (?) çıkmış ta köyünü beğenmiyor. Yazık eğittiklerinize....
    • Çilekeş Emekli16 Ocak 2020 . 21:53

      Ağnarsın ilerde, o begenmedüğün köyün göremedüğün gözellüklerünü..

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak