BolununSesi, ne belediyeden, ne de devletten 1 krş. almadan, tenezzül bile etmeden yaşayan TEK gazetedir

Deftere yaz
  • 723ihsan14.02.2001 01:51

    SAYIN BOLULULAR İnternet haberleşmeyi kolaylaştırdı. İnsanlar gerçekleri bilmeli. O nedenle toplumsal sorunları dile getirmeliyiz. Ben 3-4 kez eğitimdeki yolsuzlukları yazdım. Temizleri bundan ayırdım. bir çok kişi bana saldırdı. Olayı saptırdı. Ben sadece şunu bilmenizi istiyorum Eğitim kurumlarında bazı kişiler aşırı servet sahibi bu araştırılsın

  • 722ihsan14.02.2001 01:51

    Sayın YENER BEY Geçen hafta bir yazınızda HÜSEYİN GÖKTAŞ'ın fikrini yansıtmışsınız. Kendisine şunu sorunuz. bunca yıldır BAKANLIKTA hiç işe gitmeden maaş olmak doğru mudur? Müsteşar olarak ne yapmıştır. Bolu eğitimi için ne gibi bir fikri vardır Havadan maaş almaya ne kadar daha devam edecektir.

  • 721ibrahim12.02.2001 05:10

    bolunun sesi gazetesini nice 10 yıllarda görmek ve okumak dileği ile tüm çalışanları tebrik ederim.

  • 720KOCAOGLU.TESİSAT.MURAT.KOCA12.02.2001 05:10

    SAYIN KAMURAN BEY BÖYLE BİR SAYFA YAPTIGINIZ İÇİN SİZE VE KURUMUNUZA TEŞEKKÜR EDER BAŞARILAR DİLERİM

  • 719ozcan incedere12.02.2001 05:09

    sayin SINAN GOKDEMIR'E yegenim nedim sener hakkinda yazmis oldugun yazilar icin ayrica bende tesekkur ederim.bizler hakkimizda yazdigin iz iyi veya kotu olan yazilariniz icin sizleri kinamiyoruz.aksine seviniyoruz.nedim sener aileden bir kisi olarak ne kadar bizleri sevindiriyorsa 'bir hemseri bir memleketli ve bir arkadas olarak sizlerde bizlerin gurur kaynagisiniz.her ikinizinde basarilarini takdirle karsiliyorum.saygilarimla .ozcan [email protected].

  • 718ridvan cakir12.02.2001 04:57

    10.YILINIZI CANDAN KUTLARIM.HEYECANLA GAZETENIZI OZELLIKLE YENER ABIMIN YAZILARINI (KAMURAN BEY KISKANMASIN) OKUYORUM.COK TESEKKURLER BOLUNUN SESI GAZETMIZI BIZLERE ULASTIDIRDIGINIZ ICIN RIDVAN CAKIR www.ridvantextile.com.tr

  • 717tansel11.02.2001 12:40

    değerli okurlarımız bu güzel sayfalarda güzel şeyler bulmak insanı mutlu ediyor gerçekten. Sevgiden dostluktan iyilikten yana olan insanların birbirleri ile fikir alışvereşinde bulunması kadar doğal ve anlamlı birşey olamaz bence. Ancak hasan bey dostumunda yazdıklarını gerçekten ibretle izliyorum ve anlayamıyorum bir türlü. Kendisi eğitimci olduğunu ifade ediyor ama yazdıkları eğitim adına gerçekten üzücü. Bu tür ifadeler buralarda yazılmamalı bence. Daha önceki mesajımda bazı gerçeklerden bahsetmiştim ama ne yazıkki onlar bile görmemezlikten gelinmiş ve halen aynı şeyler boşuboşuna dile getiriliyor. Eğitimci olan sayın arkadaşıma aslında tek sözüm onunda birgün yönetici olması ve okulların yönetimi konusundaki gerçekleri görmesi. Yoksa davulun sesine benzer bu düşünceler. Arkadaşımın kimliğinide gizlemesine gerek yok bence. Neden çekiniyorki eğer doğru yoldaysa kimse kimseye birşey yapmaz değilmi. Gelin sevgili okurlar ve özellikle eğitimci arkadaşlar bu güzel sayfalarda eğitim adına ülke gerçekleri adına güzel şeyler yazalım ve yazdıklarımızı okuyanlarda bizlerin güzel mesajları ile bilgilensinler. Bu güzel ülke ve güzel şehrimiz Bolu gerçekten güzel şeylere layık. Deprem sonrasında değişik illere giden velilerimizin ilimizdeki eğitim düzeyindeki kaliteyi daha iyi gördükleri gerçektir. Ankaranın en iyi okuluna giden öğrencilerimiz bile oralarda sınıf birincileri olmuşlar ama yinede bolumuzu özlemişler ve geriye geylmişler. İşte bu kadar güzel olan eğitimimizi daha güzele daha iyiye taşımak bizlerin elinde. Gelin hep birlik olalım ve daha iyiye daha güzele uluşma yollarını arıyalım. En güzel yarınlar yetiştirdiğimiz sevgili yavrularımızın olsun......

  • 716Seyfi Alp11.02.2001 02:57

    Sayın Hasan Y.'ye not. Sevgili Hasan Bey, Umarım kullandığınız kelimelerin Türkçemiz'deki "ağırlıkları"nı fark edecek eğitim düzeyindesiniz. İddialarınız dehşet verici. Ancak sadece Bolu'nun herhangi bir okulunda gördüğünüz bir olumsuzluk nedeniyle "bütün eğitim camiası"nı zan altında bırakma hatasıyla karşı karşı olabilirsiniz. Eğitiminin önemli bir bölümünü Bolu'da tamamlamış bir kişi olarak, canla başla gençleri yarınlara yetiştiren saygıdeğer öğretmenler bulunduğunu hatırlatmak isterim. "Çulsuz" vb. benzetmeler de Bolununsesi Gazetesi'nin bu sütunlarına yakışacak türden değil. Elinizdeki kesin bilgileri, önce savcılığa ardından yerel basına duyurmaya davet ediyorum. Frankfurt'tan sevgiler. Seyfi Alp.

  • 715neslihan10.02.2001 04:32

    bolununsesi gazetesinin doğumgününü en içten duygularımla kutluyorum. iyi ki varsınız ve bolunun sesini dünyaya duyuruyorsunuz. daha nice 10 yıllara.. sevgiyle kalın neslihan

  • 714hasan y10.02.2001 04:23

    Sayın Fatih BEY Eğitim çok önemli. Siz ne demek istiyorsunuz. İŞTE BELGELER -Bir okulun müdürü 10 yıl önce çulsuzdu. Şimdi altında japon araba Sümerborsa da 30 milyara yakın hisse senedi. Bir lisenin müdürü 10 yıl önce doğudan geldiğinde çulsuzdu. Şimdi tarikat, ticarat, siyaset yoluyla servet sahibi oldu. Okullarda öğrenciler soyuluyor. Sürekli para toplanıyor. Koruma dernekleri çiftlik gibi Boya faturası bulunuyor, makam odası yaptırılıyor. Milli Eğitim'de görevli bir memur 10 yıl önce çulsuzdu. Şimdi marketi ve dükkanı var Ayıp ayıp Rüşvetin torpilinbelgesi olmaz Polis engel olmalı. Hukuk ses vermeli. Bolu küçük şehir o nedenle kimin ne yaptığı ortada Bu konular nazik belge çıkarırsam kimliğim ortaya çıkar. okurlara not: mesajda bazı kimlikler belli olacak şekilde ifadeler kullanılmıştır. mesajın son bölümünde de yayınlanamaz ifadeler olduğundan mesaj düzenlenerek yayınlanmaktadır, okurların bilgisine sunulur. bolununsesi yayın kurulu

  • 713SINAN AYHAN10.02.2001 04:19

    BOLU'NUN SESİ GAZETESİ SAHİP-YÖNETİCİ-ÇALISANLARINA İLKELİ YAYINLARIYLA BOLU'DAKİ BASIN SEKTÖRÜNDE YERİNİ ALAN GAZETENİZİN NİCE 10 YILLARA GİRMESİNİ ÜMİT EDİYOR,BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLİYORUM. BOLU YENİ KARAMÜRSEL MAĞAZA MÜDÜRÜ SİNAN AYHAN

  • 712fatih09.02.2001 03:04

    bolunun sesi gazetesine bu sayfayı hazırladığından dolayı tesekkür ederim.sevgili hasan bey bolu okulları hakkında yazdığınız yazıları okudum ve bir bolu lu olarak çok saşırdım ve aynı derecede cok üzüldüm. yazdıklarınızın doğruluk payı nedir yani elle tutulur bir kanıtınız varmı? Varsa adli mercilere baş vurup hak armak yerine neden internet sayfalarıyla uğraşıyorsunuz? yoksa bolu muzun okullarına ve idarecilerine büyük bir leke sürdüğünüz ortadadır şayet kanıtınız yoksa meselenin kapatılasından yanayım.haksız yere bolunun ne halkının ne de okullarının karalanmasını istemem bolumuzda daha güzel günlere

  • 711hasan y09.02.2001 01:32

    Sayın Okuyucular Okullardaki pislikleri yazdım. Birileri rezil oldu. Huylandı. Rahatsız oldu. Tansel adlı bir kişi bana cevap yazmış. TEKRAR EDİYORUM 1. Okullarda dönen dolapları çok iyi biliyorum 2. Ben de öğretmenim 3. Milli eğitim mahvolmuştur. 4. Yöneticilier kendilerini kurtarma telaşında 5. Kadrolar politize olmuş. 6. Çapsızlar işbaşında 7. Konuşmasını bilmeyenler idareci. 8: Okullar arap şeyhlerinin sarayları gibi lüks Bolu'daki büyük okulları bir geziniz. İdarecilerini hepsinin altında JAPON, ALMAN arabaları Bunun kaynağı nereden acaba. Müdürlerin odaları HOLDİNG odasına on basar Evet devlet az para yolluyor. AMA idareciler de ÇOK PARA SAÇIYOR Eğitime harcana para sıfır. Okul kütüphaneleri 40 yıllık eskimiiş. Ama yaşam ortamları çooook lüks Artık yeter. Veliler KARNEDE KAYITTA DİPLOMADA TOPLANTIDA vs. vs. SOYULUYOR

  • 710GÜRCAN KASIMHOCAOĞLU08.02.2001 10:42

    İNTERNETTE BÖYLE BİR GAZETENİN OLMASINDAN BİR BOLU'LU OLARAK ÇOK MUTLU OLDUM.BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM.

  • 709TANSEL08.02.2001 05:21

    Bolunun Sesi gazetesinin açmış olduğu bu ziyaretçi defterinden dolayı sayın Kamuran Alagözoğlunu kutlamak isterim. Her yöreden ve her görüşten insanlarımızın bu sayfada görüşlerini dile getirmesi kadar güzel ve demokratik olan bir şey olamaz.Ancak bazı yazılanların gerçeklerden uzak tamamen önyargılı olması toplumda bazı yanlış anlaşılmalara meydan verecektir düşüncesindeyim. Benim bu sitemim HASAN isminde eğitimle ilgili yazan bir vatandaşımıza ait özellikle. Ülke kalkınmasındaki temel taşların başında hiç şüphesizki eğitim olgusu gelmektedir. Eğer ülkemiz bugün Büyük önder başöğretmen ATATÜRK ün gösterdiği hedefler doğrultusunda çağdaş uygarlığı yakalamamış ve gerçekten her konuda güçlü bir devlet olamamışsa, izlenen eğitim politikalarının sürekli değişmesi ve kalıcı olmamasındandır. Ve tabiki bizleri yönetenlerin eğitime gereken duyarlılığı verememiş olmasındandır. Ben bir eğitimciyim ve diyebilirimki yetiştirdiğim öğrencilerimi çağın gereklerine uygun, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, demokrasiye inanmış kişiler olarak yetiştirmek temel hedefim. Ki her eğitimcininde bu doğrultuda çalışması gerektiği inancındayım. Bu mesleği başka türlü yapanlarda lütfen bıraksınlar başka iş yapsınlar diyebilirim. Biz eğitimciler kendimizi çağın gereklerine göre yenilemek zorundayız. Gelelim günümüzün gerçeklerine ve yine diyebilirimki birçok vatandaşımızın ve velimizin bilemediği veya bilmek istemediği gerçeklere. Velilerimiz biricik yavrularını biz eğitimcilere teslim ederler ve bizden en iyi ve en güzel şekilde eğitmemizi isterler. Eğitmek diyorum çünki bence öğretim ikinci planda geliyor. Eğitimini iyi alan bir öğrenci istediği bilgiyi her zaman istediği yerden alabilir. Öğrenci eğitimininde okullarda verildiği bir gerçektir. Bu arada anne, baba ve toplumunda eğitime katkısı büyüktür tabiki. Kısaca tam bir eğitim okul, öğretmen, veli, toplum birlikteliğinin uyumlu çalışması ile ortaya çıkar. Okul ortamındaki eğitimde günümüzün gerçeği olarak, okullarımızın birtakım zorluklarla karşılaştığıda aşikardır. Bu zorluklar nelermi kısaca bahsedeyim. Milli Eğitim Bakanlığımız okullarımıza öğretmenini verir, yöneticisini atar, sıra, masa ve birazda eğitim aracı verir. Bunlar dışında okulun temizliğini sağlıyacak hizmetli personeli, çocuklarımızın eğitimde yararlanacakları ve kullanacakları kırtasiye malzemelerini, gerektiğinde ve çoğu zaman okulun bakım, onarım, cam, kapı vb tadilat işlerini okullarımız kendi imkanları ile bulur ve yapar. Bunları yaparkende tek kaynakları oluşturdukları koruma dernekleri ve koruma derneklerine destek sağlayan öğrenci velilerimizdir. Okulunda 5-6 hizmetli personel çalıştıran bir koruma derneğinin sadece hizmetlilere ödediği yıllık tutar ortalama 5 milyar civarındadır. Öğrencilerin daha iyi eğitimleri için harcanması gereken fotokopi( ki bu bir yılda bir öğrenci başına ortalama 5 milyon lira civarında ) tebeşir, kalem, karne, takdir, teşekkür belgeleri tutarlarınında ne kadar olabileceğini artık sizler hesaplayınız. Belirtilen ve mutlaka harcanması gereken bu giderlerle ilgili Milli Eğitim Bakanlığonca okullarımıza özellikle ilköğretim okullarımıza bir kuruş dahi yardım gelmemektedir. Hal böyle iken oukullarımızında velilerinin yardımlarına el açmaktan başka şansları bulunmamaktadır. Sayın Hasan bey veya Hasan bey gibi düşünenlere sormak istiyorum. Okullarımıza yardım yapmıyacaksınız, para vermiyeceksiniz. Pekala bütün bu saydıklarımız ve yapılmak zorunda olan işler nasıl yapılacak. Hizmetli tutmıyalım okullarımız pislikten batsınmı . Öğrencilerimizin daha temiz ortamda .ulunmaları için gerekli olan boya badana ve bakımları yapmıyalımmı. Evinizde bile hemen hemen her yıl bu işleri yapmazmısınız. Öğrencilerimizin karne gibi belgelerini vermiyelimmi ve yazılılarını fotokopi ile değilde nasıl yapalım. Lütfen bunların cevabını iyi düşünün. Bizlerde isterizki bütün bu ihtiyaçları bakanlığımız karşılasın, okullarımızda velilerinden para toplamak durumunda kalmasınlar. Ve açik yüreklilikle diyebilirimki velilerimizden toplanan her kuruş bütün okullarımızda öğrencilerimizin eğitimi için harcanmaktadır. Öyle birilerinin dışarıdan ve görmeden bilmeden konuştuğu gibi harcamaların yersiz yapıldığıda yoktur ve olacağınıda sanmıyorum. Hele hele hiç bir okul yöneticisininde velilerimizin eğitim için verdikleri parada gözü olacağına hiç ihtimal vermiyorum. Bu yazımdan sonra halen düşüncelerini değiştirmeyenler varsa lütfen okullarına gitsinler, sorsunlar, araştırsınlar ona göre yorum yapsınlar. Bu ülke hepimizin, sevgili yavrularımız bizlerin geleceği ve onları hep birlekte eğitmek ve yetiştirmek zorundayız. Okula çocuğunu veren her veli, yöneticisini, öğretmenini ve okulunun eğitimini gözlemek ve izlemek zorunda. Böyle olması gerektiği düşüncesindeyim bilmiyorum yanlışmı. Değerli okurlarım belki biraz uzun yazdım ama inanıyorumki en fazla yazılıp çizilmesi ve konuşulması gerekende eğitim konusu olmalıdır. Her konuda daima açığız ve isteyen vatandaşlarımızda görüş ve düşüncelerini emailime yazabilir...

  • 708Seyfi Alp07.02.2001 11:21

    TAYLAND'DAN ALINACAK DERS Hepimiz bundan iki yıl önceki Tayland ekonomik krizini az çok duymuşuzdur. Tayland ekonomik bakımdan çok zor günler yaşadı. Tıpkı şimdi (uzaktan izliyoruz, ancak korkarım doğru) Türkiye'nin yaşadığı gibi. Ama Tayland bu krizi atlatmak üzere. Elinde en önemli iki silahı var. Biri güler yüzlü ve çalışmaktan bıkmayan insanları. İkincisi yeniliğe açık ve teknolojiye olan açlıkları. Her köşe başı internetcafe. Herkes kendini geliştirmenin yolunu arıyor. Bir de Japon ve Güney Kore'nin verdiği destek var. Tayland, bu iki Asya kökenli ülkenin yardımıyla füze hızıyla ayağa kalkıyor. Onları hayranlıkla izlerken, ülkem adına, "Biz de yapamazmıydık?" diye üzüldüm. Özellikle 1983 sonrası yakaladığımız atmosferi özlemle anarak. Tayland'dan sevgiler. Seyfi Alp.

  • 707Seyfi Alp07.02.2001 11:20

    TÜRKMENİSTAN BİLE TOPARLANIYOR Frankfurt-Bangkok seferini yapan uçaklar Türkmenistan'ın başkenti Aşkabat'ta iki saat mola veriyor. Türkmenistan hava sahasına girdiğimizde bu ülkeyi iyi tanıyan bir Alman kulağımıza eğilip, şunları söyledi: Türkmenistan bu tempoyla devam ederse, 4 yılda bölgenin en kalkınmış ülkelerinden biri olacak. Çünkü şuanki yönetim doğal kaynaklardan elde edilen geliri halka dağıtıyor. Akaryakıt nerdeyse bedava veriliyor. Tayland'da da taksicilerden benzinin litresinin 60 Fenik (yaklaşık 180 bin Türk lirası) olduğunu öğrenince, Türkiye'nin işinin ne kadar zor olduğunu anladım. Tayland'dan selamlar. Seyfi Alp.

  • 704Özgür Dirim Özkan06.02.2001 07:39

    EK 2: Tarih Vakfı 10. yıl vesilesi ile üç albüm hariç tüm yayınlarda %40 indirim yaptı. Ama posta masrafları vakfa ait olmayacak. İstanbul'da oturanlar Vakıf bürolarına gelip birbirinden ilginç ve kaliteli kitapları %40 indirimli alabilirler. Üstelik bu mesajla Nişantaşı bürosuna gelen arkadaşlar benden bir de çay içip yorgunluk atabilirler. Tarih Vakfı'ndan çıkan kitaplar, fiyat listesi, vakıf büroları ve aktiviteleri ile ilgili ayrıntılı bilgileri www.tarihvakfi.org.tr web adresinden bulabilirsiniz. sevgilerle Not: Bu mesajları (özellikle ilkini) ulaştırabileceğim başka adresler biliyorsanız, gönderirseniz sevinirim.

  • 703Özgür Dirim Özkan06.02.2001 07:39

    EK: ayrıca... Yine tarih vakfının bir projesi daha var. O da tarih öğretmenlerin buluşmasıyla ilgili. İstanbul, Ankara ve İzmir'de tarih öğretmenleri arada sırada buluşup bilgi alışverişinde bulunuyorlar. Hatta şu sıralarda tarih kitaplarının değişimiyle ilgili Tarih Vakfı ile beraber ön çalışmalar yapıyorlar. Aralık başında bir de sempozyum yaptılar Ankara'da, hem de MEB Talim Terbiye Kurulu başkanınının da katılımıyla. Bu toplantı kitaplaştı. Bolu'daki tarih öğretmenleri neden böyle bir şey yapmasınlar? Küçük yerlerde bu tür işler daha kolay olur. Ben de elimden geleni yaparım. En azından diğer öğretmenlerle ve Tarih Vakfı ile iletişim konusunu ben hallederim. Görüş bekliyorum. Tel: 0.212.233 21 61 iç hat 43.

  • 702Özgür Dirim Özkan06.02.2001 07:38

    Merhaba, 10 yıllık bir geçmişe sahip olan ve 160'tan fazla kitap yayınlamış, 1993'ten beri düzenli olarak ayda bir Toplumsal Tarih, 3 ayda bir İstanbul ve senede iki kere "New Perspectives on Turkey" dergilerini çıkaran, 10larca kurumun kurum tarihini yazmış, birçok proje yapmış, gençlerin tarih araştırmalarını desteklemiş ve ödüllendirmiş olan "Türkiye Ekonomik ve Toplumsal TARİH VAKFI" yürüttüğü projelerde biri de "Yerel Sözlü Tarih Çalışmaları". Çalışma şöyle yürüyor. Tarih Vakfı'nın öncülüğünde bir kentte yaşayan genelde üniversite öğrencileri, Sosyal Bilgiler öğretmenleri, akademisyenler, ilkokul öğretmenleri, lise öğrencileri, o kente senelerce emeklerini vermiş gazeteciler, emekli memurlar, vs biraraya gelip şehrin tarihini araştırıyorlar. Amatörce bir coşku ve Tarih Vakfı'nın desteğinde yürütülen bu çalışmanın sahibi o kentte yaşayan insanlar oluyor. Biliyorsunuz özellikle son kuşak gençler Tarihi sadece sıkıcı bir ders olarak görüyor,halbuki tarihi oldukça eğlendirici ve ders vericidir, üstelik tarih bilinci dediğimiz şey "topluluk olma bilincini" de beraberinde getirir. Tarih Vakfı desteğiyle şu anda Türkiye'nin Mardin, Çanakkale, Ünye, Gaziantep gibi 8 ilinde yerel tarih çalışmaları sürüyor. Hatta Mardin'de maddikaynak bulununca orayala ilgili 1'i çok kaliteli bir albüm olmak üzere 3 adet kitap yayınlandı. Şimdi insan düşünüyor, Bolu'da neden böyle bir şey olmasın? Üstelik de Tarih Vakfı'nda ve bu işleri burada takip etmekten zevk alacak bir BOLULU varken. Buradan Bolununsesi gazetesi'ne, Kaan beye, öğretmenlere sesleniyorum. Böyle bir girişim için elimden geleni yapmaya hazırım. Konuyla ilgili bilgi almak istiyorsanız 0.212.233 21 61 numaralı telefondan bana ulaşabilirsiniz.

  • 701Özgür Dirim Özkan06.02.2001 07:36

    24 Şubat akşamı için tertiplenen "Boluspor gecesi" ile ilgili daha ayrıntılı bilgi verir misiniz?

  • 700ERDALADIGÜZEL06.02.2001 04:51

    SEVGİLİ BOLUNUN SESİ GAZETESİ ÇALIŞANLARI ÖNCELİKLE YENİ YAŞINIZI KUTLUYOR ÇALIŞMALARINIZDA BAŞARILAR DİLİYORUM CENNET BOLUDAN AYRI KALMANIN ÜZÜNTÜSÜ İÇİNDEYİM ANCAK HAYAT ŞARTLARI MALUMUNUZDUR SİTENİZLE YENİ KARŞILAŞTIM AMA BUNDAN BÖYLE ASLA AYRI KALMAYACAĞIZ SİZLERDEN YENİ HABERLER BEKLİYORUM GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL BİR ÇALIŞMA YAPMIŞOLDUĞUNUZ ORTADA FAKAT GÜZEL VE CENNET BOLUNUN ÇOK DAHA FAZLA TANITIMA İHTİYACI OLDUĞU KANAATİNDEYİM BİZLER BOLULU OLUP DA DİĞER ŞEHİRLERDE YAŞAMAK ZORUNDA OLAN BOLULULAR OLARAK GÜZEL ŞEHRİMİZİ EN GÜZEL BİÇİMDE TANITMAK İÇİN ELİMİZDEN GELDİĞİNCE ÇALI ŞACAĞIZ SİZLERE YAYIN HAYATINIZDA BAŞARILAR DİLİYORUM SAYGILARIMLA E.ADIGÜZEL

  • 706Muammer BERiK06.02.2001 04:06

    daha nice yıllara daha güzel ve daha düzenli bir bolu için.

  • 705Özgür Dirim Özkan06.02.2001 04:06

    EK 3: Bu mesaj da yurtdışında yaşayan arkadaşlar için... Daha önceki sayıları ABD'de yayınlanan "New Perspectives on Turkey" isimli senede iki kere yayınlanan dergi 1993'ten bu yana Tarih Vakfı tarafından çıkartılıyor. İlgilenen arkadaşlar benimle ya da direk vakıfla bağlantı kurabilirler. Tel:0.212.233 21 61

  • 699Hüseyin GAZi06.02.2001 03:46

    Seyreltilmiş uranyum Irak, Bosna ve Kosova'da kullanıldı NATO Genel Sekreteri önce itiraf etti sonra inkâra başvurdu Irak ve Kuveyt'te, Körfez Savaşı'nda kullanılan 300 ila 800 ton bir seyreltilmiş uranyum toprağa karışmış halde bulunuyor. Pentagon, Bosna üzerinde 18 bin, Kosova üzerinde de 31 bin seyreltilmiş uranyum içeren mermi kovanı kullandığını açıkladı. İtalya, Belçika, İspanya ve Portekiz'den Balkanlarda görev yapmış kimi askerlerin kan kanserine yakalanması ve kimi askerlerin de ölmesiyle, NATO'nun Kosova müdahalesi sırasında seyreltilmiş uranyumlu silahların kullanıldığı açığa çıktı. Seyreltilmiş uranyumla ilgili tartışmada Avrupa ülkelerinin çoğu, ABD'yi suçluyor. Bu tartışmada, Avrupa'nın ABD'den askeri bakımdan bağımsızlaşması çabası önemli rol oynadı. ÖNCE KABUL SONRA RED NATO, Balkanlar'da savaşan askerde birer birer kanser vakası gözlenmesi yüzünden Avrupa ve bütün dünyanın tepkisini üzerine çekti. Robertson, seyreltilmiş uranyumun kullanıldığını itiraf etmesine karşın, Avrupa'da NATO'ya tepkilerin yükselmesi üzerine ağız değiştirdi. Seyreltilmiş uranyumun yarattığı tehlike üzerine NATO Genel Sekreteri Robertson 10 Ocak günü, seyreltilmiş uranyumdaki düşük miktardaki radyasyon ile kanser vakaları arasında, yapılan araştırmalarda bağ görülmediğini iddia etti. Robertson'a göre kanserin Kosova'ya giden askerlerin çoğunda gözlenmesi tesadüfmüş. Oysa, 7 Şubat 2000 günü henüz maddenin yarattığı tehlike gündemde değilken NATO Genel Sekreteri George Robertson, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'a yazdığı mektupta Kosova'da seyreltilmiş uranyumun kullanıldığını itiraf etmişti. Robertson'un itirafı Hollanda'nın NRC adlı günlük gazetesinin 13 Ocak 2001 tarihli sayısında yer almıştı. SEYRELTİLMİŞ URANYUMU İL KEZ 1943'TE ABD KULLANDI ABD, uranyumlu silahları yeni kullanmıyor. ABD Savunma Bakanlığı'nın ilgili birimleri 1943'te askeri silah olarak kullanılabilecek radyoaktif maddelerin bir listesini yapmıştı. Bu listede seyreltilmiş uranyum da vardı. Seyreltilmiş uranyum "hassas bombardıman"da çok etkili. "Hassas bombardıman"ın en önemli özelliği çarpışma anında soluma yoluyla çok küçük toz zerrecikleri halinde insan vücuduna girmesi ve uzun yıllar vücutta kalabilmesi. Madde vücutta yerleştiği yerden tüm dokulara ve organlara yayılıyor. Seyreltilmiş uranyumun ilk kez büyük miktarlarda kullanıldığı yer Körfez savaşı. Pentagon, seyreltilmiş uranyum içeren silahları 1991'de Irak'ta, 1995'te Bosna'da, 1999'da da Yugoslavya'da kullandı. Körfez Savaşı'nda seyreltilmiş uranyum kullanıldığı sırada bu maddenin öldürücü etkisi en ince ayrıntısına kadar biliniyordu. Çünkü 1943'te maddenin bulunduğu yılları takip eden süreçte ABD'de Elgin Hava Kuvvetleri'nde madde üzerinde yoğun araştırmalar yapılmıştı. Yapılan araştırmada kobayların ciğer, mide ve bağırsaklarına seyreltilmiş uranyumun girdiği gözlenmişti. Seyreltilmiş uranyum, atomik silahlar ve nükleer güç fabrikaları yapılırken kullanılan zenginleştirilmiş uranyumun yapılışı sırasında ortaya çıkan maddeden hazırlanıyor. Doğal uranyum gibi radyoaktif ve zehirleyici. Bu maddenin yarı ömrü 4.5 milyar yıl. Seyreltilmiş uranyumun radyoaktivitesi de sonsuza dek sürüyor. PENTAGON IRAK'TA KULLANDIĞINI 1999'DA AÇIKLAMIŞTI Irak'ta yaşanan seyreltilmiş uranyum deneyiminden sonra Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Mahkemesi 1996 ve 1997 yıllarında aldığı kararlarla bu maddenin kullanıldığı silahları "kitle imha ve insan hakları kanunlarıyla bağdaşmayan silahlar" listesine dahil etti. ABD, seyreltilmiş uranyum içeren silahların Irak'ta kullanıldığını savaşın sonuna kadar doğrulamadı. Pentagon, bunu ancak 16 Temmuz 1999'da açıkladı. Günümüzde ABD'de 450 bin kilogram seyreltilmiş uranyum içeren malzeme depolanmış durumda. ABD'li muhalif aydınların oluşturduğu Uluslararası Eylem Merkezi (IAC)'nin yaptığı araştırmaya göre Irak, Kuveyt ve Suudi Arabistan'ı içine alan bölgede yaklaşık 270 bin kilogram seyreltilmiş uranyum tozu havaya karışmış durumda. Yine Irak ve Kuveyt'te toprağa karışmış 300 ila 800 ton seyreltilmiş uranyum içeren mermi kovanı toprağa karışmış durumda. Pentagon, Bosna üzerinde 18 bin, Kosova üzerinde de 31 bin seyreltilmiş uranyum içeren mermi kovanı kullandığını açıkladı. Dr. Mona Kammas Bağdat Üniversitesinde patoloji profesörü. Kammas, Irak'taki kanser oranını inceleyen bir rapor hazırlamış. Raporda bölgedeki kanser oranının beş kat arttığı belirtiliyor. Çevrede hissedilen hasara da dikkat çekiyor. Su kaynaklarında ve sulama sisteminde kullanılan sularda zehirlenme gerçekleşmiş. Ayrıca petrol rafinerilerinin aldığı hasar zehirli maddelerin çevreye yayılmasına yol açmış.

  • 695Seyfi Alp05.02.2001 08:22

    Üniversite öğrenimi için İstanbul'a gelip boğazı gördüğümde, "Tanrı Türkler'e torpil geçmiş" demiştim. Bu düşüncem Tayland'ı görünce değişti. Şubat ayının başında 38 derece sıcaklık ve el değmemiş sahiller. Ey Bolulu hemşehrilerim! yaşarken yalancı cenneti görmek, Ocak ve Şubat aylarında 38 derecede denize girebimek istiyorsanız, sadece 3 bin 500 Alman markına bu hayaliniz gerçek olabilir. Sizleri Tayland'a bekliyorum. Pattaya'dan kucak dolusu selamlar. Seyfi Alp.

  • 694Seyfi Alp05.02.2001 08:22

    18 yaşımda üniversite eğitimi için İstanbul'a gelip, Galata Köprüsü'nden sağıma ve soluma boğazın temiz havası çekerek baktığımda, "Tanrı Türkler'e torpil geçmiş" demiştim. Bu fikrim, Tayland denilen dünyanın öbür ucundaki 'yalancı cenneti" görünceye kadar devam etti. Ey Bolulular, Kasım, Aralık, Ocak ve Şubat aylarında 38 derecede denize girebilmek, Dünya'nın en alçak gönüllü insanlarıyla tanışmak istiyorsanız, en kısa zamanda biraz para biriktirin ve dünya gözüyle Tayland'ı mutlaka görün. İki haftalık bir tatilin uçak geliş gidiş ve otel ücreti (beş yıldızlı otel) Bin altıyüz Alman markı. Frankfurt-Bangkok. Cebinizde de iki bin Alman markı harçlık olduğunda (en az iki bin), bu dünyada yaşanılabilecek güzelliklerin zirvesini görürsünüz. Sizleri Tayland'a davet ediyorum. Tayland'ın güney sahili Pattaya'dan Bolu'ya kucak dolusu selamlar. Seyfi Alp.

  • 693ALİ İHSAN YİGİT05.02.2001 08:21

    Adanada yaşayan biri olarak gazetenizin bu hizmetinden çok memnunum özellikle bu siteye girmesini istediğim biri var zuhal AKMAN ona hala onu unutamadığımı söylemek istiyorum. Aradan 5 yıl gibi uzun zaman geçti ama o hala onu gördüğüm ilk gün ki gibi belleğimde ona hayatında başarılar diliyorum.ZUHAL SENİ VE UFUK U UNUTMADIM GERÇİ GEÇ KALMIŞ BİR ÖZÜR AMA SENDEN GEÇMİŞTE YAŞADIGIMIZ OLAYLARDAN DOLAYI ÖZÜR DİLİYORUM.

  • 698neslihan05.02.2001 05:22

    Merhaba bolununsesi Gazetenizi yine ince ince takip ediyorum, malesef hem iyisinizi hem kötüsünüz. Hani bahsettiğiniz yenilikler? artık birşey beklemiyorum bilesiniz, ama sizi anlıyorum da! yazarlarınız boluda güncelden habersiz birşeyler yazıp geçiyor, hiç hafta boyunca yaptığınız haberleri okumumazlar mı, sormazlar mı? bu arada muhtar efendinin yokluğu belli oluyor, bu site muhtarsız daha güzel, seyfi bey taylanddan yazmış. Bu site takip ediliyor beyler, seyfi beyle güzel ama muhtar bey kusura bakmasın. Sesinin soluğunun çıkmamasına hayret ediyorum. Bu hafta gazeteniziniz vasat, diğerlerinden biraz daha iyi, galiba 8 sayfa çıkmaya diretiyorsunuz, haftanız haftanıza tutmuyor. Bir standart getirin bence. Bahsettiğiniz yenilikleri okuyucuların unuttuğunu sanmayın. Ayrıca önceki sayılarda bana demokrasi dersi verenlere sesleniyorum: fazla hak, birilerinin hakkını yitrmesine neden olur, kimse kimseye demokrasi dersi vermesin, ben hep eleştiren değilim, herkes kendine dönsün baksın ve sorumluluklarını yerine getirsin. hoşçakalın

  • 697hasan05.02.2001 05:13

    Bolu'lu hemsehrilerimle ve özellikle gazetenizle gurur duyuyorum. Ben Bolu tarihi ile özellikle 19. yüzyilla ilgili Bolu tarihi konusunda yardimci olabilecegimi düsünüyorum. ilginizi çekerse ben buradayim.

  • 696FİLİZ SERİN05.02.2001 05:10

    TÜM BOLU'NUN SESİ ÇALIŞANLARINA BAŞARILAR DİLERİM VE YILDÖNÜMÜNÜZÜ KUTLARIM.BEN BİR BOLU'LU OLARAK BOLU'DAN AYRI KALMANIN NE KADAR GÜÇ OLDUĞUNU BOLU'DAN AYRILDIKTAN SONRA ANLADIM.İÇİNDE YAŞARKEN KIYMETİNİ BİLMEDİĞİMİZ ŞEHRİMİZİN DEĞERİ UZAKTA KALINCA ANLAŞILIYOR.EN GÜZELİ İZZETBAYSAL CADDESİNDE (MECBURİYET CADDESİNDE) DOLAŞIRKEN TANIDIK BİR İNSAN GÖRÜP SELAMLAŞMAKMIŞ.BÜTÜN BU DUYGULAR BOLU'DAN 2.5 AYDIR AYRI KALAN BİRİNİN DUYGULARI.TÜM BOLU'LULARA VE GAZETE ÇALIŞANLARINA BAŞARILAR DİLERİM.

  • 692mustafa hitit05.02.2001 01:26

    Fransa her zaman başkalarının işine karışıyor. Geçtiğimiz gündende de hiç yeri olmadığı halde Sözde Soykırım teranesiyleTürkleri karalamağa başladı. böyle boşyere ötmesinin sebebini herkesin öğrenmesini istiyorum. Biliyorsunuz Fransa'nın sembolu horozdur. Ayakları .okun içindeyken öten tek hayvan da horoz olduğunu herkes bilir. İşte olayın özeti budur. Selam ve sevgiler.

  • 691adnan tepe05.02.2001 01:26

    Bolu nun sesi gazetesi olarak sizlere başarılar diliyorum.tüm BOLULU ve GÖYNÜK lü hemşerilerime özellikle HAKAN KURT Kardeşime derslerinde başarılar diliyorum.Hakan mesajlarını almağa devam ediyorum,herkese mutlu günler ve selamlar.

  • 689AYHAN KAPLAN04.02.2001 07:04

    TÜM BOLUNUN SESİ GAZETESİ ÇALIŞANLARINA SEVGİ VE SAYGILARIMIZI SUNARIZ KAPLAN DAĞITIM HİZMETLERİ (ÖZEL POSTA ŞİRKETİ) TÜM BOLUNUNSESİ GAZETESİNİ OKUYANLARA BOLU NUN DEĞERİNİ BİLELİM SAYGILARIMLA AYHAN KAPLAN 0 216 412 64 31

  • 688Hakan KURT04.02.2001 05:08

    Bolu'lu hemşehrilerime ve Göynük halkına selamlar. Özellikle Adnan abiye.. Bana hemşehrilerim mesaj gönderebilirler. [email protected]

  • 690hakan özçetin04.02.2001 01:09

    merhaba. bolunun sosyal ve ekonomik yapısı ile ilgili daha çok bilginin olabileceği daha erken güncellenen bir sayfa görmek ümidi ile emeği geçenlere teşekkürler...

  • 687TAHSİN AKDUMAN03.02.2001 11:18

    İNTERNETTE GEZİNİRKEN BOLU'NUN SESİNİN WEB SİTESİNE RASTLADIM. BOLU ADINA ÇOK SEVİNDİM. EMEĞİ GEÇEN HERKESİ TEBRİK EDER, BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM. TAHSİN AKDUMAN

  • 685CİHAN BAŞARAN02.02.2001 11:57

    MERHABA SEVGİLİ BOLU UMARIM SİZDE BOLUNUN SESİNİ BU SİTEDEN TAKİP EDİYORSUNUZDUR. BİLMEYENLER BİLENLERE ANLATSINLAR. BU SİTE BOLU NUN GURURUDUR. HEPİNİZE SAYGILAR... S.M.MALİ MÜŞAVİR CİHAN BAŞARAN

  • 684hasan y02.02.2001 11:57

    HAVUZ BASI Beyazit havuzunun kenarindaki kanepelerden birine oturmus, sizi bekliyorum. Yasini almis bir adamin yirmi yasindaki cocuk kederlerini, sevinclerini yasamis ne demektir, diye dusunuyorum: Belki bir, gec olma hadisesi. Belki de bir cesit hazlari, kederleri, cocukluklari uzatma temayulu. Ama bu uzayan yaz, kisin gelmeyecegine al?met degil. Kis muthis olacak, kar yollari kapayacak, bembeyaz ovada oluluk uzayip gidecek... Sizi bekliyorum. Sizi gorecegim; icimde bir sey kosacak. Siz gormeden gececeksiniz. Ben kederle sevinci duyup dalacagim istedigim ?leme. Dunyayi yeniden kederlerle kuracagim. Sonra carsilardan carsilara, insan sesleri arasinda, her seyi sizinle kurulmus bir sehirde dolasacagim. Herkes gecti, siz gecmediniz. Yuzunuzu goremedim. Bayramim, cocukluk bayramim salincaksiz gecmis gibi gozume yas doldu. Soguktan mi titriyordum, yoksa heyecandan, uzuntuden mi, bilmem. Havuzun suyu bulanik. Kapinin saatleri 12'yi gecmis. Kanepelerde kimseler yok. Tramvay ne fena gicirdadi! Tramvaydaki adam bir tanidik miydi, acaba? Ne diye oyle donup donup bakti?... Yoksa kimselerin oturmadigi kanepelerde bu saatlerde yalniz pek basiboslar mi oturur? Kimseler ?sik degil mi bu sehirde? Kimseler, bir meydanin kanepesinde kimseyi beklemeyecek mi, yuzunu bir dakika gormek icin kimsenin? Once yanimdaki kanepeye oturdular. Biri kadin, oteki erkekti. Erkek bana gulumsedi. Halim yok gulmeye; yoksa tatli tatli gulumsemesine karsilik verilmeyecek adam degildi. Bu selam yerine gecen gulumsemeye neden cevap vermedim? Sizi bekliyordum. H?l? sizi bekliyordum. Belki de, bugun, bu saatte buradan cikmayacaktiniz... Yoksa hasta miydiniz? Bir ara bir baskasinda saclarinizi, yuruyusunuzu seyreder gibi olmus, siz olmadignizi gorunce yeniden merak etmis, uzulmus; sonra, belki de benim burada oturdugumu tahmin etmistir de oteki kapidan cikmistir suphesine dusmustum. Bu supheden cabucak caydim. O kadar ehemmiyet verilmeye deger miydim? Ya hasta iseniz!... Sanki hasta idiniz. Kosup yataginizin basucuna gelmistim. Gozlerinizi actiniz. Alniniz terli idi. Iki acik sari tel terli alninizin ustune yapismisti. "Atesim dusmuyor" demistiniz. Sehre kosmustum. Karaborsalardan ilaclar getirmistim. Iyilesmistiniz. Rihtim boyunca yurumustuk. Taze, kirmizi idiniz. Alniniz terli idi. Guluyordunuz. Alay ediyordunuz. Kosuyordunuz, yakalayamiyordum. Allah esirgesin! Hasta olmayin! Dort bes saniye icinde bunlari dusundugumden adamin selamina karsilik vermemistim. Dort bes saniye bir gecikmeden sonra ben de guldum. Bunun uzerine adam yerinden kalkti, yanima geldi. - Bu caminin ismi ne? Bir turlu bulamadim caminin ismini, dersem, inanir misiniz? H?l? sizinle beraberdim. Hayir, hasat fil?n degildiniz, cok sukur! Beni gormemek icin arka yollardan gidisinizi gorur gibi oldum. Icimi mutevekkil bir sikinti sardi. Kizamiyorum size... Dunyaya kiziyorum. En iyi arkadisma kiziyorum. -Yok a...- Bu mayistan baska her seye benzeyen soguk bin dokuz yuz kirk alti mayisina kiziyorum. Size kizamiyorum. Arka sokaklardan beni gormemek icin kacti ise, beni dusunerekten gitmistir, diyorum. Hatirladim caminin ismini: -Beyazit camisi, canim! Kadin da yerinden kalkti. Adamin muhim bir sual sordugunu, cevabinin butun karisik meselelri halledecegini bagiran pek mutecessis bir yuzle yanimiza geldi. Yanina oturdu adamin. Bu sefer o sordu: - Ali Sofya hangisi? - Su tarafta... Bir isaretle sol tarafi gosterdim. Anlayamadilar ne taraftadir Ali Sofya... Elimin gosterdigi istikameti bir turlu kesitremediler. Gosterdigim yerde kocaman binalar, birbirini lesen, bicen yollar, dukk?nlar vardi. Oradan Ayasofya'yi nasil bulacaklar? Ama ne yapsinlar, caresiz kabullendiler. Zahir oralardadir, diye akillarindan gecmis gibi yuzume baktilar. Son bir defa daha: - Her halde iraktir -dediler. - Yok, pek irak degil -dedim. Adam ellisini asmisti. Toprak rengi yuzunde alisilmamis cizgiler vardi. - Bunu getirdim koyden -dedi. Carsafli kadini gosterdi: Sutlac gibi burusuk, ufacik gozleri ile yanaklarinin elmacik kemiklere rastlayan yerleri piril piril, disleri bembeyaz, yuzune bakinca bir sut kokusu duyar gibi oldum. Bu yuz pembe mi pembe; icinde ne guzel bir kan akiyordu kimbilir.. - Hic Istanbul gormedi bu. Bakiyor, hoslaniyor da guluguluveriyor. Hoslaniyor pek. Biz Luleburgazliyiz. Ben geldim birkac defa Istanbul'a. Bu gelmemisti. Camileri gezdiriyordum. - Taksim'e de bir gidin. - Gidecegiz. Beyoglu'nu da goruruz ha? O da, Taksim'e ulasmadan degil mi? - Evet. - Tramvayla mi gidelim? - Tramvayla gidin, ya! - Ama biz, Tonel'den gecmek istiyoruz. - Tonel islemiyor, kapali. Yaa, Tonel kapali demek... Tonel'in kapali olmasina ber..

  • 683hasan y02.02.2001 11:57

    Sayın Öğrenci Velileri Soyuluyorsunuz. Okullar çete gibi sizin kanınızı emiyor. Para isteklerine karşı çıkınız. Boya yapılacak deyip sizden para talep ediyorlar. Sonra telefon, koltuk, tv, parke, lüks mobilya alıyorlar. Okul müdürlerinin odaları holding merkezi gibi. Sınırsız ihtiraslar, hırslar bizi ne hallere düşürdü. Soygunlar bitmiyor. Bir yanda bankaları soyan insan müsvetteleri, yeğenler, dayılar, amcalar, aile fotoları..... Bolu güzel bir il. İzzet Baysal bizlere güzel kamu tesisleri yapıp verdi. Ancak binaları dolduranlar aynı yücelikte değil. Beyni gelişmemiş etoburlar çocuklarımızı "eğitme" amacıyla okullardalar. Hiç bir vasfı olmayan sürekli para düşünen yüzkaraları artık düzeni işgal edememelidir. Yazık.... Çok yazık. Bunlar hezeyan değildir. Anlatmak istediğim çok gerçekler var. Bildiklerimi üst makamlara defalarca ilettim ama hep hasır altı edildi. Ülkemiz soyguncuların elinde. Eğitim sistemimiz kötü durumda. Sistemin kötü olması dersanelere, özel ders verenlere, ünite dergisi satıcılarına, haftasonu açılan kurslara yarıyor. 10 sene öncesine kadar sefil bir yaşam süren bir çok okul müdürü bugün kral oldu. Altlarında Japon araba, Sümer Borsada 30 milyara yakın para... Bu nedir ey devlet büyükleri...... Sayın veliler, Okul idarelerinin zorla topladığı katkı paylarını ödemeyiniz. Para yok numaralarına kanmayınız. Okul idareleri toplanan paraları eğtime değil lüks tüketime harcıyor. Karaçayır prefabriklerinde bir okul var. Burayı herkes biliyor. Bolunun "üstün" insanlarının tanıdığı öğretmenler hep burada görev yapıyor. Bu okulun öğretmenleri öğrencileri yarış atı gibi sürekli ders yükü altına sokmakta. Pedagoji kelimesini duyunca gözlerini açan devirini tamamlamış kişiler çocuklarınızı harcıyor. İnsanlar artık bilgi çağında. Her şeyi bilen insan para etmiyor. Bir konuda çok şey bilen insan öne çıkıyor. Bilgi beyini doldurma değil, insana beceri kazandırma amaçlıdır. Ben frigyalıların yaşamını öğrenince ne olacak? Ben Osmanlının sarayını öğrenince ne olacak? Aptal eğitim düzeni çocukları robot yapıyor. Çağın gidişini fark edemeyen fosil kafalı öğretmenler yok olmalı artık. TEKRAR EDİYORUM: Günümüzde çok şey bilen insanlar değil, bir konuda çok şey bilen insanlar gerekli.. Okullarda döndürülen iğrençlikler sona ermedikçe idealist, üretken kuşaklar yetişemez.

Erpiliç

GÜNÜN SÖZÜ

Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz.

SON YORUMLAR
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi