BolununSesi, ne belediyeden, ne de devletten 1 krş. almadan, tenezzül bile etmeden yaşayan TEK gazetedir

Demet Sineması.. Vantilatör.. Halit Hoca (Timuçin)

Demet Sineması.. Vantilatör.. Halit Hoca (Timuçin)
    3 Ekim 2026

    DEMET SİNEMASI.. VANTİLATÖR.. HALİT HOCA (TİMUÇİN)

    Demet Sineması.. Vantilatör.. Halit Hoca (Timuçin)Demet Sineması.. Vantilatör.. Halit Hoca (Timuçin)Demet Sineması.. Vantilatör.. Halit Hoca (Timuçin)Demet Sineması.. Vantilatör.. Halit Hoca (Timuçin)Demet Sineması.. Vantilatör.. Halit Hoca (Timuçin)Demet Sineması.. Vantilatör.. Halit Hoca (Timuçin)Demet Sineması.. Vantilatör.. Halit Hoca (Timuçin)Demet Sineması.. Vantilatör.. Halit Hoca (Timuçin)Demet Sineması.. Vantilatör.. Halit Hoca (Timuçin)Demet Sineması.. Vantilatör.. Halit Hoca (Timuçin)

         DEMET SİNEMASI.. VANTİLATÖR.. HALİT HOCA (TİMUÇİN)

          Kalabalık bir topluluk ve omuzlarda taşınan bir tabut.. En önde Saip Garipoğlu ve Cahit Sinan, arkasında bandonun çaldığı cenaze marşına ayak uydurmaya çalışan öğrenciler.. Sol ayakla sol, sağ ayakla sağ kolunu sallayan, kol-ayak senkronunu bir türlü tutturamayan.. En önde de ikide bir zıplayıp tabutun üzerindeki okul şapkasını düzeltmeye çalışan öğrenci; rahmetli Nadir Garipoğlu..

    * * *

          Saraçhane Camii'nin karşısı, Kanaat Mağazası civarı, Sabit Şerif Ustanın Numune fırınının önü insan kaynıyordu o gün.. Bakırcılar Çarşısından ana caddeye inen yol da öyle.. Karşı kaldırımda da biz, 'her durumdan vazife çıkaran' çocuklar..

    * * *

           Genç ölümü dendi mi 1 Mayıs 1961'de kendi kullandığı traktörle kaza yapıp hayatını kaybeden Rıza ağabey gelir aklıma.. Bolu Gençlik'te Futbol oynadığı ve Beşiktaş'a transferinin konuşulduğu günlerdeki vefatı.. Ve her aklıma gelişinde cenaze törenine katılan Belediye Bandosu ile bandonun belediye zabıtalarından oluşan elemanlarını hatırlarım.. Abdullah Özkoç (Aperis), Çay'lı Nurettin Gülderen, Kemal Yüzen, Salih Birbilen, Mustafa Sarıyıldız, Muhittin Yaman, Abdullah Çevir.. Ve en arkadaki yaşlı trampetçi.. Dudağında sigarası, dumandan yanmasın diye tek gözü kapalı..

    * * *

          1 Mayıs 1961'deki cenaze töreninden sonra, mezarlıkta çekilmiş bir de fotoğraf var günümüze ulaşan.. Mehmet Orhanalp var fotoğrafta, Helvacı Hasan'ın oğlu Tahir abi var, Göçmen Sadettin var, Saip Kepekçi, Hamdi Erman, Muharrem Alıcı var.. Hepsi de rahmetlinin ya mahalleden, ya da Erkek Sanat Okulu'ndan arkadaşları..

    * * *

           DEMET SİNEMASI..

          Suni tahta fabrikası ile ilgili bir yazımda ''Servis aracıyla Zeki bey'in Saray Sinemasına gidilirdi cümbür cemaat'' demiştim.. ''Ya servis aracının içinde olurdum, ya da sinemanın önünde servisi karşılayanların arasında.. Şarkıdaki gibi ''Yolcular arasında / aradım seni bir, bir'' modunda..

    * * *

           Benim bu yazımı hatırlatıp fabrikaya bir yakınını görmek için sık sık için gelen Yaşar Özel'i anlatıyor arkadaşım.. Yaşar Özel'in arabasıyla şehri dolaştıklarını, mahfelde oturup çay kahve içtiklerini, Yaşar Özel'in fabrika çalışanlarına 'Bas Bariton' sesiyle küçük çapta konserler verdiğini.. ''Keşke senin yazının içinde bunlar da olsaydı'' diyor, ''Zamana kayıt düşmek, geleceğe bir iz bırakmak adına bunlar da olabilseydi..''

    * * *

           Okul Müdürü Abdulkadir Bayındır'ın ricası ile Okul Geceleri'ne katılan Zekai Tunca'yı ekliyor sonra.. Fabrikanın Servis aracıyla geldikleri Saray Sinemasını, Yeni Sinemayı, Tabaklar Mahallesi'ndeki Yazlık Demet Sinemasını..

    * * *

           Demet Sineması dediği yerin ''Çiçek Sineması'' olabileceğini söyleyince biraz bozuluyor.. ''Her şeyi de siz bilmeyin yahu ! diyor ''Ne alaka! Yavuz Kınacı'nın açtığı sinemaydı orası.. Yavuz abinin kızının adıyla açtığı sinemaydı..''

    * * *

           Ben de Çavuşlar Tarlası civarında yazlık bir sinema olduğundan bahsetmiştim bir yazımda ama, onun demesine göre "sallamışım'' Demet Sineması dediği yer Reşat Aker sokaktan girince sağdan ikinci ya da üçüncü arsanın olduğu yerdeymiş.. Gezginlerin evinin tam karşısında..

    * * *

          NİKAH SALONU..

          Eski Belediyenin arkasındaki Nikah Salonunu hemen tanıyorum gösterdiği fotoğraftan.. Tavanında asılı pervanesiyle çocukluğumun korkulu rüyasıydı orası.. Bir de Yeni Sinemada vardı aynısından.. Bir gün yerinden fırlayıp hepimizi pırasa gibi doğrayacak sandığım.. Gerçi tek ben değilmişim bu korkuyla yaşayan.. Toplumun önemli bir kesimi Tavan Vantilatörü fobisi' ile cebelleşiyormuş..

    * * *

          ''Ya zincir koparsa, ya tavandaki avize üzerime düşerse'' diye Büyük Camideki avizenin altına oturmayanlar varmış.. Boş bir korku da değilmiş bu.. Nadiren de olsa ülkenin birkaç yerinde yaşanmış.. Kayseri'de mesela, Cuma namazında vaaz dinleyenlerin üzerine tavandaki avize düşünce cemaatten 11 kişiyi zor yetiştirmişler hastaneye..

    * * *

          Biz o zamanlar ''Tavan Vantilatörü fobisi'' diye bir hastalık olduğunu bilmiyoruz tabii.. Dilimize giren yabancı kelimeleri de ya söyleyemiyoruz ya da karıştırıyoruz.. Bolu'da efsane Kayak Hocası Halit Timuçin'e de uzun zaman ''Antrenör'' diyecekken ''Vantilatör'' demişiz..

    * * *

          Halit Timuçin'e burada ayrı bir parantez açmak lazım.. Kendisi Kayak Sporunu Bolu'ya taşıyan burada sevilmesini ve yerleşmesini sağlayan önemli bir spor adamı.. Kayak ve dağcılık konusunda çok parlak bir geçmişe sahip.. 1940'lı yıllarda Hakkari'de Cilo Dağı’nın buzullarla kaplı Reşko zirvesine tırmanabilen az sayıda kişilerden biri.. Ve oraya dikilen plakette ismi hala yazılı olan.. (Reşko zirvesi 4135 m)

    * * *

          CASUS

          Bugün Kadı camiinde iki yıl sahte imam olarak görev yaptığını öğrendiğim İngiliz Yüzbaşı ile başlayacaktım yazıma.. iki yıl boyunca Kadı camiinde vakit namazları kıldıran, vaazlar veren, mimbere çıkıp Cuma Hutbeleri okuyan bir İngiliz Yüzbaşıdan bahsedecektik..

    * * *

           İki yıl boyunca arkasında namaz kıldıkları bir İngiliz'den nasıl olur da şüphelenmez bizim dedeler onu soracaktım.. Ve biz böyle akıllara zarar bir olayı nasıl oldu da bugüne kadar hiç duymadık..

    * * *

           Hikmet Hükümenoğlu'nun bir romanında vardı.. Şehirlerin de hafızaları vardır'' diyordu yazar.. ''İşler çığrından çıkdığında, şehirler delirmemek için kendi hafızalarını silerler'' diyordu.. ''Geriye açıklanamayan bir sürü boşluk kalır..'' Belki de bundandı bizim bu olayı bugüne kadar duymayışımız.. Belki bizim şehir de hafızasını sildi delirip kafayı sıyırmamak için.. Koskoca bir şehrin böyle bir anormalliğin farkına varamamış olması başka nasıl açıklanabilir..

           Neyse, oldukça çetrefilli bir konu bu.. Haftaya tekrar döneriz sanırım...

    * * *

            'Hoşça kalın' diyerek bitirelim bugün de.. Kendinize iyi bakın, size sarkıtılacak ipten daha derin kuyulara düşmeyin diyerek..

          ERDOGAN MÜHÜRCÜOGLU.. 02. 10. 2026

    • ERDOĞAN MÜHÜRCÜOĞLU10 Ekim 2026 . 01:11

      Karaçayırlı, Dağcı, Zoraki var, Ayla timuçin, İmdat Aslan, Karamuşcu Ferit ve Tamer Başer rumuzlu dostlarım.. Yorumlarınız için çok teşekkür ederim.. İmdat bey'cim, 'İngiliz Yüzbaşı' konusu yarım kalmıştı, konu sizin de bahsettiğiniz gibi.. Ben Belediyenin ''Tozlu Raflar'' adlı dergisinde rastlamıştım.. ''Sülüman Çavuş'' başlığıyla ve Murat Turan imzasıyla.. Selamlar..
    • Taner Başer8 Ekim 2026 . 11:04

      Selamlar Erdoğan bey. Yazınızın en altından başlamak istiyorum. Şehir hafızası, edindiğiniz bilgiler,resimler ve sizlerin yazıları.Bu olsa gerek. İlla M.Ö. yıllara gitmeye gerek yok, bir parça eski yıllar. İşte şu anın bizler gibi yaş almışları kendilerini buluyor bir yerlerde. Siz siz olun gelin bizi kırmayın bu yazıları bir veya bir kaç ciltte toplayın. Bu haftaki yazınızda artıkın nostaljinin resimlerde çok derinlere inmişsiniz . Rahmetli ler Abdülkadir bey ve abim Yaşar Başer Sn Zekai Tunca bey ile Ankara Erkek Teknik Yüksek Okulundan arkadaştılar. Yıllar önce Boluya geldiklerinde bende karşılaşmıştım ve gecelerine katılmıştık. Neyse eksile eksile azaldığımız tüm dostlara ve sizlere selamlar.
    • Kamusçu Ferit4 Ekim 2026 . 09:50

      İsminizde bir şeyler eksik. Çok önemli değil ama yine de değerli. Yumuşak G'nin üstündeki İki küçük çizgi. Ü'ler senin de biz üvey miyiz diye küsebilirler :)
    • İmdat ASLAN 3 Ekim 2026 . 12:16

      Kıymetli Erdoğan ağabey, Bolunun tarihi sizin kendinize has yorumlarınızla ayrı bir anlam buluyor. Elinize, emeğinize ve katkılarınıza sağlık. Bir şehrin hafızasının hatırlatılmasına olan katkınız için teşekkür ederim. Merkezdeki Kadı Camisisinde geçmiş yıllarda 2 yıl boyunca imam pozisyonunda Bolu’da görev yapan İngiliz Yüzbaşının Kurtuluş Savaşı sonrası Bolu’dan İngilizlere esir düşen askerlere o günlerini hatırlattığı ,Bolu’dan önde gelenlerini ismen zikrettiği söylenir. Bunu yanlış hatırlamıyorsam Tahsin AKDUMAN bey geçmiş yıllarda bir yazısında bahsetmişti. Bu konu Bolunun stratejik anlamda ne kadar “Özne” bir konumda il olduğunu hepimize bir kez daha hatırlattı.
    • Zoraki var (bakiye)3 Ekim 2026 . 10:31

      çin komedidir. Zavallı biz. Sadece zavallı olsaydık neyse. Aynı zamanda aptalız ;büyük ihtimalle (Eline sağlık abi. Devam lütfen.Unutmak iyi geliyor; üç-beş dakika da olsa)
    • Ayla TİMUCİN3 Ekim 2026 . 09:38

      Anılarda değerli babam Halit Timuçin'e yer verdiğiniz için çok teşekkür ederim ?.Keşke O nu tanımış ve hatıralarını O nün ağzından dinlemiş olsaydınız yemek masalarının nasıl bu kadar kahkalarla geçtiğine de şahit olurdunuz.?? VANTİLATOOOR! (Babam) HOOOOOP ! ????
    • Zoraki Var3 Ekim 2026 . 09:25

      Ona ne kadar kayıt düşerseniz düşün gerçek hükümdar zaman,yeteri kadar ileri gittiğinde,geçmişteki her şeyi yavaş yavaş çözüyor,lif lif, tül tül ufalayarak sonunda gözle görünmez toz zerreciklerine dönüştürüp kozmosun sonsuz ve karanlık boşluğuna üfürüp yok ediyor,unutturuyor.Varlık, eninde sonunda boşluğa,yokluğa akıyor;anlamdan yoksun.Ve bunu kabullenemeyen insanoğlu, bu anlamsız varoluşun acısıyla avunabilmek için türlü türlü teselliler icat etmekle meşgul;hepsi de nafile!Çünkü zaman ona büyük bir madik atmış ve bilincin lanetine çarptırmıştır.Lütfunu,acı çeken insanın aksine var olduklarından haberleri bile olmadan yaşamı hafızasız ve tatlı tatlı yudumlayan diğer canlılara nasip etmiş, yeryüzünü onlara cennete, insana cehenneme çevirmiştir.Geçmiş olsun demek nafile,geçmeyecek,devası yok.Ne mutlu insan olmayana.[Yaşamak, sade "yaşamak" Yosun, solucan harcıdır-A.A]/Delirmemek için belki silerler hafızalarını şehirler.Ama insan silemez.En azından istisnaları dışında.Zaten o istisnalara biz de deli diyoruz;Ayıkıp şaşkın gözlerle kaybettiklerini aranıp duranlar,bilinç çizgisinin evveline beyhude dönmeye çalışıp zamanın boşluklarına düşenler./İnsan çoktan düşmüştür o kuyuya.Zaman çoktan kesti ipimizi;var bir yetmiş bin yıl! Homo Sapien’in halt etmesi işte!Doğa bize katıla katıla gülüyor.Yaşam insan için trajedi,doğanın diğer canlıları i
    • Dagci3 Ekim 2026 . 09:05

      Elinize,kaleminize saglık sayık abim,bir Bolu tarihinden kareleri hatirlattiniz,var olun,sıhhatle kalın
    • Karaçayırlı3 Ekim 2026 . 02:04

      Casus imam Yüzbaşıyı merakla bekliyor olacağım. Eline, kalemine ve yüreğine sağlık Erdoğan Abi. Bir dahaki yazıya kadar esenkalın.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Erpiliç

    GÜNÜN SÖZÜ

    Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlere yem olurlar.

    SON YORUMLAR
    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi