“Eleştiri belki güzel bir şey değildir, ama gereklidir. Ağrıyla aynı işi görür. Çünkü ağrı da vücutta bir arıza olduğunu haber verir.” Winston Churchill

Yüksek hızlı tren

Konuk Yazar

Yüksek hızlı tren
    15 Mart 2021

            YÜKSEK HIZLI TREN 

            Geçtiğimiz günlerde aziz(!) basınımızda çıkan bir haber acı acı gülümsetti desem yeridir. Belediye Başkanımız Sayın Tanju Özcan’ın, Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattının güzergâhının Bolu’dan geçmesi talebi ile Cumhurbaşkanı’ndan randevu talep ettiği ancak Beştepe’den bu talebe yanıt gelmediğinden bahsediliyordu haberde. Randevu talebine cevap alınamadığından hareketle, cevap alınıncaya kadar gerekirse günde üç kez randevu talebinin yinelenmesi yönünde Sayın Başkan’ın talimat verdiği de iletiliyordu kamuoyuna. Genel manada baktığımızda YHT’nin Bolu’ya da uğraması, lojistik olarak insanımızın sadece karayoluna mahkûm vaziyetten kurtarılması güzel şeyler. Ancak haberin satır aralarını bir kez daha ve dikkatlice okuduğunuzda bunun biraz içi boş bir sürece dönüşmekte olduğunu görmek çok da zor değil.  

            Bir defa devlette işler böyle yürür mü onu incelemek lazım. Bir kez aradık, iki kez aradık, olmadı üç kez arayalım, dört, beş altı… Bıktırıncaya kadar! Süreçlerin bu denli tek noktaya, tek kişinin inisiyatifine indirgenmesi ne kadar sakat bir durumsa, Sayın Belediye Başkanımızın numaratör takılmış misali ve kendi deyimi ile “bıktırıncaya kadar” randevu talebinde bulunması da o kadar anlamsız görünüyor. Hukukçu kimliği ile bu süreçleri bizden iyi bildiğine inandığımız Belediye Başkanımızın, randevu sürecini de hukuktaki ana kaidelerden biri olan “mümkün olan tüm yollar tüketildikten sonra” bıktırmaya götürmesi daha iyi olmaz mı acaba? Şu anda haber olarak basında yer alan bu sürecin böyle yönetilmeye çalışılması sanki biraz tribünlere oynamak ve Cumhurbaşkanlığı makamını halka şikâyet etmek gibi göründüğünde sanırım hemfikiriz. Dünya görüşüme uymayan bir yönde politika yapmış da olsa devlet adamlığına laf edemeyeceğim rahmetli Süleyman Demirel’in de dediği gibi; “Makamlar şikayet etme yeri değildir. Makamlar icraat yapma yeridir”. 

          YHT’nin Bolu’yu da güzergâhına alması yukarıda da belirttiğim üzere faydalı bir adım olacaktır, ona şüphe yok. Ancak coğrafi özellikleri dolayısıyla Bolu’muz, Ankara ve İstanbul’un arasında bir konumda olmasına rağmen, neredeyse asırlık Cumhuriyet tarihimizde normal tren hattına bile güzergâh olmamışken, Yüksek Hızlı Tren hattı içerisinde yer alması kanımca çok da mümkün gözükmemekte. Elbette işin uzmanları bu konuda fizibilite çalışmaları yapmıştır. Gelişen teknolojik imkânlar demiryolu ağının Bolu’dan geçmesine olanak sağlayacak düzeye ulaşmış da olabilir. Tehlikeli Bolu Dağı karayolu güzergâhını biraz olsun güvenli hale getirebilmek adına yola çıkılan Bolu Dağı Tüneli macerası bile uzun yıllar sonra tamamlanabilmiş, milyonlarca Amerikan Doları projeye akıtılmışken, zaten kıt olan kamu kaynaklarının YHT “macerası”na akıtılması doğru bir karar mıdır tartışılır. Bu işin de neredeyse hiçbir iç hat uçuşu olmadığı halde sırf icraat yapıldı demek için yapılan ve bazılarına büyükbaş hayvanlar için otlak muamelesi yapılan havaalanlarına benzemesinden korkmamız kadar doğal bir şey olamaz herhalde. Dediğim gibi işin uzmanları bununla ilgili çalışmaları yapmıştır diye umuyorum. Ancak kamuoyunun da bilgilendirilmesi ve konuya katılımının sağlanması noktasında bir çalışmaya kendi adıma şahit olmadım bugüne değin. Ne diyelim, hakkımızda hayırlısı… 

            Sevgi ve saygılar sunarak iyi haftalar diliyorum değerli okurlar. 

          Tansel Karakaya 

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak