Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Virüs

Konuk Yazar

Virüs
    16 Mart 2020

    VİRÜS

    Birçok anomaliyi ve paradoksu yaşadığımız düşündürücü ve zor bir dönemden geçiyoruz.
    Çünkü belli ki evrene ve onun kurallarına borcumuz çok ve bize bunu bir virüs, bedelini ödeterek hatırlatıyor.
    Evren; kuralları tepetaklak geldiğinde, bunları düzeltmenin bir yolunu bulacaktı elbet.
    Herkesin kendi bahçesini düşünmesinin kural olduğu bu çağda bir virüsle geldi mesaj..
    Tek çıkış yolu aitlik duygusu, topluluk bilinci, kendinden daha büyük bir şeyi korumak ve onun tarafından korunmak.
    Paylaşılan sorumluluk, attığın adımın sadece kendi kaderini değil çevrendekileri de belirlemesi; ve senin kaderinin de onlara bağlı olması.

    Sevdiklerimizle üzerinde yaşadığımız, bağlarında koşturduğumuz, denizlerinde yüzüp, dağlarına tırmandığımız, suyunu içip ekmeğini yediğimiz, çiçeklerini koklayıp, güneşin batışını seyrettiğimiz dünyaya ne oldu böyle?
    İnsanoğlunun doğaya ve üzerinde yaşayan canlılara yaptığı kötülüklerin öcünü mü yaşıyoruz?
    İçtiği suyu kirletirken, bindiği dalları keserken aslında kendi sonunu hazırladığını, intihar ettiğini bilemeyecek kadar, aklını yitirdi ya insanlar!

    Yeryüzünde 6.5 Milyar insan yasıyor , 2025 yılında bu rakamın 7.6 Milyar olacağı öngörülüyor.
    Avrupa standartlarında bir yaşam sürmek için olması gereken maksimum insan sayısının 500-700 milyon olması gerektiğini düşünen,
    mevcut alışkanlıklarıyla dünya kaynaklarının bu kadar insana yetmesini olanaksız gören;
    kendilerini de üst akıl kabul ederek dünyayı parmağında oynatan habis-kötücül bir zümre var.
    (illümünati-ayrı bir yazı konusu)

    Dünyanın başına bela ettikleri savaşlar gibi; virüs salgınlar, deprem dalgalarını tetiklemeler de bunların marifeti olabilir mi? Bilmiyoruz.
    Olayları akıl süzgecinden geçirmeye çalışırken paronayak olduk. .alabildiğine de moralsiz.

    Dünya halkları BİRLİK olup, sadece “DÜNYA’lı olmak” fikrine sahip çıkarak ve insanı yaşamın merkezinden çıkarıp sadece bir tür olarak algılamalıyız..
    Evet önemli bir tür, ama sadece BİR TÜR.

    Savaşmak için harcanan kaynaklar, dünyanın yaşanabilir bir hale gelmesi için;
    bilim yalnızca doğayı korumak, insanı doğayla yeniden uyumlu hale getirmek için kullanılmalı.
    Bütün dünyada tam bir silahsızlanma ortamı oluşmalı.
    Sınırlar siyasi, askeri çizgileri değil zengin kültürel birikimleri ifade etmeli.
    Tüm dünya halklarının ortak motivasyonları tür olarak hayatta kalmak olmalı.
    Bunları artık ancak BARIŞ’ la gerçekleştirebilir insanoğlu.
    Ya barışacağız ya da hep birlikte yok olacağız.
    İhtiyacımız olan şey, gerçek bir barış ve olimpiyat ruhudur!..

    Bütün siyasiler DÜNYA’lı olmak fikriyle, dünya gerçekleriyle bütünleşerek hareket etmeli…
    Tırmandığımız dağlara, güneşin batışını seyrettiğimiz göllere, elini ayağını yaşamımızdan çeken hayvan dostlarımıza, kirlettiğimiz denizlere, yaktığımız ormanlara ve geleceğimize olan borçlarımızı ödemek için;
    kendimizi , yakın çevremizi değiştirmekten başlayarak dünyanın yaşanabilir hale gelmesine ve kurtulmasına katkı sağlayabiliriz.
    Çünkü Dünya yoksa hiçbir şey yok…”
    Kapitalist hegemonyanın mutlak kontrolündeki devletler can derdine düştü, panik içinde şaşkın! Avrupada özel hastaneler kamulaştırılmaya başlanmış.
    Zira virüs zengin- fakir, sömüren- sömürülen, devlet- halk ayrımı yapmıyor, yapsaydı zaten “hepsinin canları cehenneme” der işin içinden çıkarlardı.

    Umarım anlamışlardır, HEPİMİZ AYNI GEMİDEYİZ.
    Buradaki müthiş ironiyi de görmek lazım;
    hepimizi bir araya getiren ve küresel dayanışmaya iten şey,
    kati bir şekilde günlük yaşamda ötekiyle yakın temastan kaçınmamızı hatta bizzat kendimizi izole etmemizi emreden şey aynı zamanda.

    Büyük ölçekte yangınlar, küresel ölçekte virüs salgınları, seller, kasırgalar, çekirge sürüsü istilaları, küresel ısınmanın doğrudan sosyolojik sonuçları, gelir adaletsizliği, ekonomik krizler, yaşanan göçmen trajedileri, savaşlar...
    Bir bütün olarak yıkımın eşiğinde olan insanlık, sizce bu olup bitenlerden bir ders çıkarabilecek mi?
    Paniklemeden küresel bir koordinasyon oluşturabilecek mi?

    Böylesi küresel bir koordinasyona bir ölçüde örnek teşkil edebilecek model Dünya Sağlık Örgütü’dür, Onlardan öyle bildik bürokratik gevelemeleri duymayız, paniğe kapılmadan net ikazlarda bulunurlar. Böyle organizasyonlara daha fazla idari güç verilmelidir.
    Tüm bu kolaycı umutların karşısında kabul edilmesi gereken ilk şey tehdidin devam edebileceği.
    Bu dalga gerilese bile, yeni dalgalar belki daha tehlikeli biçimlerde geri gelebilir.
    Sağlıklı kalmayı başarabilirse insanlık, ekonomik krizler öldürmez nasılsa!..
    Dünyayı, insan icadı PARA yüzünden batırmazlar elbet..

    Bizi sadece devlet veya diğer kurumlar kontrol etmeyecek, kendimizi kontrol etmeyi ve disipline sokmayı da öğrenmemiz lazım.
    Yaşadığımız şu sıkıntılı süreçte; bir müddet insanlarla temastan kaçınmak, hijyeni en önemli gereksinim olarak görmek,(sirke, sabun, kolonya, çamaşır suyunu her alanda kullanmak) ; bağışıklığı yükseltmek, beslenme ve uyku düzenine dikkat ederek, moral bozmamak benim naçizane tavsiyem.. bir de sıcak suya sıktığınız 1 adet limon suyu her alanda koruma sağlıyor.. ve tuzlu su ile gargara. ihmal etmeyelim..

    Tedbir kuldan, takdir Allah’tan..
    Ne diyelim, GEÇMİŞ OLSUN TÜM İNSANLIĞA…

    İlk defa bir virüs; zengin-fakir, güzel-çirkin, güçlü-güçsüz, bilgili-bilgisiz, ünlü-ünsüz ayırmadan insanları karşısına aldı silkeledi ve düşündürdü..
    Bakarsınız, hayırlara vesile olur da boşuna yaşanmadı o sıkıntılar diyebiliriz ileriki yıllarda..
    Sağlıkla kalınız..

    Ülkü MERT 

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak