Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

“EKMEKÇİ KOCA KADİR”

Yaşar Eyüpoğlu

“EKMEKÇİ KOCA KADİR”
    7 Mart 2020

          Sevgili Kardeşim Hüseyin Sarı Merhum Ekmekçi Kadir Kocaeli için 12 sene evvel kaleme aldığı yazısını bana yollamış.

    Herkes okusun istedim.

    Bolu'muzun yetiştirdiği değerleri tanımak ve tanıtmayı amaçlamış.

    Sağolsun varolsun..

    M. Yaşar Eyüpoğlu

     

          “EKMEKÇİ KOCA KADİR”

    Hüseyin SARI

          Rahmetli Kadir Amca’yı Bolu’ya ilk geldiğim yıllarda yani 1962’de tanımıştım. Kültürel birikimini irfan yoluyla elde etmiş tatlı dilli, bir o kadarda nükteden bir halk adamıydı. Baba ocağı Bolu’nun merkez köylerinden “Meçsiler Köyü”nde tütmüş çocukluk yılları da epey sıkıntılı geçmişti.

         Geçenlerde hayat öyküsünün bazı tepe noktalarını emekli öğretmen Cevat Başer hocamdan dinledim[1]. Onun ifadesine göre küçük yaşta Gerede’ye gitmiş fırında çalışıp ekmek, simit pasta yapmayı öğrenmiş ve daha sonra da Bolu’da kendi fırının kurarak işletmeci olmuş. Bu yeni mesleği Kadir Amca’yı önce fırıncılığa terfi ettirmiş daha sonra da İl Genel Meclisi üyeliğine taşımış. İşte onun hayatının akışını değiştiren olaylar ve cinlikler de burada başlamış.

          Anlatılanlara göre Kadir Amca, İl Genel Meclisi’nde köylere yönelik yatırım kararları imzadan çıkar çıkmaz soluğu ilgili köyde alır ve duruma göre “…Sizin köyünüze su getirme kararı aldırdım…” veya “…Yolunuz yapılacak, onun müjdesini vermeye geldim…” diyerek köylünün gözüne girmiş. Onun bu gayretkeşliğine yukarıdakiler de, aşağıdakiler de ilgisiz kalmamış ve Kadir Kocaeli’ni 1957 seçimlerinde Bolu Milletvekili olarak TBMM’ne göndermişler. Mecliste 3 yıl görev yaptıktan sonra daha da yukarıdakiler yani 27 Mayıs İhtilali’nin patronları, Adnan Menderes, Celal Bayar, Refik Koraltan ve diğer zevatla birlikte onu da Yassıada’ya yollamışlar.

          “Demokrat Parti”nin iktidar yıllarından hatırımda kalan oluşumların başında “Vatan Cephesi” gerçeği gelir. Çünkü çevremdeki bazı ailelerinin adları radyoda araklıklarla cepheye yeni kayıt yaptıranlar arasında okunur onlarda bunlardan büyük haz alırdı.

         Günlerden bir gün çocuk aklımla büyük dayıma –ki o askerliğe I. Dünya Savaşı’yla başlamış ve Kurtuluş Savaşı ile noktalamış bir gaziydi- sordum:

         “Vatan Cephesi”nde sizlerin niye adları geçmiyor?

          “Vatan hepimizin. Onun cephesi falan olmaz. Bu doğrudan doğruya bölücülüktür. Bundan fitne çıkar. Onunda kimseye bir yararı olmaz.” demişti.

          Bana değişik örnekler de verdi ama -ne yalan söyleyeyim- ben onun söylediklerinden pek bir şey anlamamıştım.

          Gerçekten de olmadı ve toplum hızla kamplaştı; mahalleler ayrıldı, kahveler ayrıldı hatta camiler bile bu ayrışmadan nasibini aldı. Tabii ardından askeri bir darbe ve sevabıyla günahıyla “27 Mayıs İhtilali” geldi. O günün iktidar çevrelerinin büyük bir bölümü “Yassıada”da kurulan mahkemede yargılandı. Tabi Bizim Kadir Amca da...

          Mahkemenin yargılananlara yönelttiği suçlamalardan biri de; ... Türkiye Cumhuriyeti Teşkilâtı Esasiye Kanunu'nun (Anayasa) tamamını veya bir kısmını, tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan TBMM'yi ıskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs etmek...[2] idi.

          İşte Kadir Amca’yı benim beynime kazıyan ve yıllar sonra da hatırlamama neden olan gerçek, onun Mahkeme başkanı Salim Başol’un kendisine yönelttiği bu suçlamaya verdiği cevapta saklıdır:

          Cevabı merak mı ettiniz? Eğer ettiyseniz, hatırladığım kadarıyla, Bolu’yu temsilen 3 yıl TBMM’nde görev yapan Kadir Kocaeli’nin yani nam-ı değer “Ekmekçi Koca Kadir”in söyledikleri:

          Sayın hâkimim: mecliste onca okumuş ve de yazmış kişi anayasayı tangır tungur yuvarlarken benim seyretmem diploma sahiplerine hakaret olmaz mıydı? Koskoca profesör parmak kaldırmışken bana durmak yakışır mıydı?

          Şimdi ben de derim ki; 27 Mayısçılar geldi “anayasa” dediler.

          12 Martçılar geldi anayasa dediler. 12 Eylülcüler geldiler onlarda “anayasa” dediler.

          Şimdi AKP’lilerde “anayasa“ diyor ve akıllarına estikçe de ekleyip uluyorlar. Fakat bilelim ki sorun anayasada değil bizim kafalarımızda. Neden derseniz? Nedenini siz düşün ama düşünürken de İngilizlerin yazılı bir anayasalarının olmadığını da aklınızdan çıkarmayın. 31 03 2008

     

         [1] Keşke Kadir Kocaeli’nin hayat hikayesini, hiç olmazsa emekliliğinde oturup yazsa emin olun ortaya ilginç bir öykü çıkacaktır.. Tabii benzerlerinin de… Bilir misiniz ki onlarda yerel tarihin detayları gizlidir.

         [2] Tağyir; değiştirmek, ilga; varlığını kaldırmak, ıskat; susturmak demektir.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak