Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Markanıza Müşteriler Değil, Fanlar kazanın

Adil Gürkan

    14 Şubat 2020

    Markanıza Müşteriler Değil, Fanlar kazanın

     

    Bu ülkede…

     

    Pazarlama kadar yanlış anlaşılan bir kavram daha yoktur.

     

    Pazarlama kadar, sırtına hiç alakası olmayan anlamlar yüklenmiş bir kavram daha yoktur.

     

    Pazarlama kadar, alakasız misyonlara bulanmış bir kavram daha yoktur.

     

    Pazarlama kadar, bu işle hiç alakası olmayanlar tarafından sahiplenilmiş bir kavram daha yoktur.

     

    Pazarlama kadar, çapsız ve başarısız iş kartlarına yazılmış ve orada adeta işkence çeken bir kavram daha yoktur.

     

    Bu curcunaya bir son verme zamanı çoktan geldi. Pazarlama gibi önemli bir kavramı beceriksiz ağızlarda sakız olmaktan kurtarmak gerekiyor.

     

    Önemli, basit, değerli ve işlevsel

     

    Hepsi de bir tanımlama olabilecek birkaç cümle ile ifade edelim..

     

    Pazarlama, insanların beklentilerini karşılamaktır.

     

    İnsanlar bir servise, bir ürüne, bir mesaja ihtiyaç duymaktadır, ama bunun adını koyamamaktadır. Tam olarak tanımlayamamaktadır.

     

    Pazarlama, onlar adına bu tanımlamayı yapar. O servisi, o ürünü, o mesajı tasarlar ve sunar

     

    İnsanlar kendilerini benzer düşüncelere sahip oldukları başkaları arasında hissetmek ister. Bundan güven, mutluluk ve sosyal tatmin duygusu çıkarırlar.

     

    Pazarlama, onları, benzer düşüncelere sahip oldukları insanlarla buluşturur. Onların mutlu olmalarına güven duymalarına sosyal tatmin hissi yaşamalarına yardımcı olur.

     

    İnsanlar, kendilerini güçlü hissetmek isterler.

     

    Pazarlama, onlara, kendilerini güçlü hissettirecek bir ürün ve buna bağlı bir hikaye sunar.

     

    Buna en canlı örnek bir Harley Davidson marka motosiklet sahibi olmaktır. Buna sahip olan bir insan, iş ya da sosyal hayatında sakin, ortalama, fazla dikkat çekmeyen birisi olabilir. Ama Harley’e kurulup, kontağı çalıştırdığı andan itibaren dönüşür. Bambaşka birisi olur. Kendisini çok güçlü, baskın ve etkili hissetmeye başlar.

     

    İnsanlar, kendilerini, sokaktaki sıradan, orta gelirli, renksiz insan kalabalığından ayırmak ve bunu da bir mesaj olarak o kitlelere iletmek ister.

     

    Bir BMW cip onlara bu fırsatı verir. Bu araca atlayan ve caddelerde sıradan otomobillerin arasında süren birisi, hem o araçları kullananlara, hem de kaldırımdakilere “ Hey, buraya bakın. Ben sizden birisi değilim.” mesajı verir.

     

    Bu misyonu yerine getiren bir çok ürün ve hizmet örneği verilebilir..

     

    Herkesin kullanamayacağı lüks bir telefon..

     

    Herkesin satın alamayacağı bir tatil..

     

    Herkesin giyemeyeceği bir marka elbise…

     

    Bunların hepsi bir hikaye ve mesaj verir. Bu markalar etrafında müşteri değil, bir fan kitlesi ortaya çıkar. Fanlar benzer bir ‘kabileden’ olmanın güvenini ve gururunu yaşarlar.

     

    Tam tersi de vardır- Sadelik, sıradanlık ‘ kabilesi’

     

    Orta ya da orta alt segmentten arabalar…

     

    Orta ya da orta alt segmentten elbise markaları..

     

    Orta ya da orta alt segmentten tatil köyleri..

     

    Herkese ait lokantalar… Kafeler… Barlar… Kahvehaneler..

     

    Bunları kullananlar.. Bu mekanlara takılanlar… Bu elbiseleri giyenler.. Bu araçlara sahip olanlar… Hepsi benzer özelliklere, benzer beklentilere, benzer kaygılara sahiptir.

     

    Onlar da, bu beklentiler, bu kaygılar ve bu özelliklerle farklı bir ‘ kabile ‘ oluşturur.

     

    Bu noktada, neden ‘ kabile’ kavramını kullandığımızı açıklayalım.

     

    Bir kabileye ait olma duygusu belki de yüzbinlerce yıl önceden kişiliğimize kodlanmış bir şifredir. 

     

    Temel kaynağı güvende olma ihtiyacıdır. 

     

    İlerideki bölümlerde kabile ve aidiyet kavramlarını farklı örneklerle açacağız.

     

    Kısa bir özetle;

     

    Pazarlama, insanı anlama ve ona kendisini anladığını anlatma sanatıdır.

     

    Gelelim kalıcı, sadık müşteriler edinme meselesine

     

    Klasik sadakat uygulamalarını unutun. Puan biriktirmeyi unutun.

     

    Ya da, abartmayayım, ama sadakat için sürekli olarak tavizler vermeyi unutun.

     

    Markanıza sadık fanlar ister misiniz? Markanızın etrafında halkalanmış sadık müşterilerden oluşan bir fan kitlesi yaratmak ister misiniz?

     

    Sizi David Meeerman Scott tarafından kaleme alınan Fanocracy çalışması ile tanıştırayım.

     

    David bu konuda yazdığı kitapta, kabile tarzı kimlik tanımlaması ve sadık fan topluluklarının ardındaki nörobilimi açıklıyor. Aynı çalışmada sosyal medyayı kullanarak fanlar yaratmanın üç anahtarını veriyor.

     

    Pazarlama ve PR’ın Yeni Kuralları

     

    İnsanlar internette pazarlama hakkında konuşurken akıllarına ilk gelen yöntem reklam vermekti. David hemen fark etti ki, konu reklam ile değil, içerik üretmekle ilgili idi.

     

    David 2007’de yazdığı ve müthiş bir satış başarısı yakalayan Pazarlama ve PR’ın Yeni Kuralları kitabında bu konuyu anlattı. Bu kitap, Inbound Marketing, Content Marketing ve Sosyal Medya Marketing olarak bilinen konseptleri açıklayan ilk kaynak oldu.

     

    David şimdi Online Pazarlama Dünyasındaki yeni değişikliği derinden hissediyor. Şimdi tekrar insani dokunuşa geri dönüyoruz.

     

    Vardığımız yeni aşamada fanlarla ve sadık müşterilerle samimi bağlantı konumuna geçiyoruz. 

     

    Artık tek taraflı ve suni bağlantıları ya da bu yöndeki iletişimi unutun.

     

    Sosyal medya pazarlamasının ilk dönemlerinde, mesele büyük ölçüde, takipçilerden oluşan kuru kalabalık ile ilgili idi.

     

    Sosyal medya yöneticileri de bir nevi topluluk müdürleri sayılabilirdi. Algoritma ya da ölçek gibi kavramlar revaçta değildi. Bağlı kalmak herşey idi. Bu gün birçok insan artık sosyal medyanın yanlış kullanımından bıkmış durumda.

     

    Sizleri uyarmam gereken bir nokta var.

     

    Bu gün online Dünyada bir çok firma hızla karanlığa gömülüyor.  Onlar pazarlamanın karanlık, kurnaz ve hileli tarafına yönelmiş durumdalar.

     

    Milyonlarca insan bir türlü kurtulamadığı email listelerine dahil edilmiş durumda.

     

    Bu kurnaz şirketler insanlara Linkedin veya instagramdan ulaşıp hemen bir şeyler satmak için çabalıyorlar.  Hatta sosyal ağla bile algoritmalarını tamamen kar odaklı olarak optimize etmiş haldeler. Dağıtım ve bağlantı çoktan unutuldu.

     

    Herkesin dikkat etmesi gereken bir süreç başladı. İnsandan insana bağlantı geliyor. Tek taraflı olmayan bir iletişim temelinde, karşılıklı olumlu etkileşimi ön planda tutan sağlıklı bir süreç hızla gelişiyor.

     

    İşte size yeni bir pazarlama kavramı – Fanokrasi

     

    David Scott Meerman ve kızı Reiko’nun bazı hayranlıklar noktasında paylaştıklarıo bir sevgi var. David canlı müzik tutkunu. 15 yaşından bu yana 790 konsere gitmiş. Bunların arasından 75 tanesi Grateful Dead konserleri.

     

    Kızı Reiko ise bir Harry Potter fanı. Bütün kitaplarını okumuş ve bütün filmlerini izlemiş. Orlando’daki Harry Potter Sihirbazlık Dünyası’na defalarca gitmiş. Londra’da sinema turuna da..

     

    David ve Reiko’nun hemfikir oldukları bir husus var. Grateful Dead ve Harry Pottar onlar için inanılmaz ölçüde önemli.

     

    Bu hayranlıklarını paylaştıkları insanlar ise, her ikisinin de en iyi arkadaşları.

     

    Emin oldukları bir husus var. Bu insani bağlantılar kişisel hayatlarını da çok olumlu yönde etkiliyor. Buradan yola çıkarak birlikte çalışmaya ve bu konsepti keşfetmeye karar verdiler.

     

    Ortaya Fanokrasi isimli kitap çıktı.

     

    David ve Reiko’nun kim oldukları sorusuna gelince; David orta yaşlı bir beyaz erkek ve Grateful Dead hayranı. Reiko ise bir melez bir Y kuşağı kadını. Harry Potter hayranı. Tıp Fakültesinde okuyor ve bir nörobilim uzmanı olmaya hazırlanıyor.

     

    Bir gün bir keşif yapmaya çıktılar. İnsanların ortak beğenileri ve hayranlıklarının bütün iş alanlarına uyarlanma olasılığını araştırmaya başladılar.

     

    Büyük bir örnek gördüler. Hagerty Sigorta. Şirket otomobil sigortası satıyordu. İşin aslına bakarsanız, otomobil sigortası insanların pek konuşmak istemedikleri ve satın almak için de can atmadıkları bir üründür. Dahası hiç kimse de pek kullanmak istemez.

     

    Nihayetinde ‘ evet ‘ cevabını buldular. Birçok sektörden örneklere eriştiler. Bu organizasyonlar gerçek anlamda güçlü fanlar kazanmışlardı. Bu fanlar markalarını klasik rün ve hizmet satışından kat be kat daha fazla destekliyorlardı.

     

    Bakın şu çılgın sigorta şirketine

     

    Bakın bu anlatacağım sigorta şirketinin başarısını radarınıza alın. Dünyanın en rekabetçi sektörü olan bir alanda rakipleriniğn arasından nasıl sıyrılmış, bence bir analiz edin.

     

    Hagerty Sigorta CEO’su McKeel Hagerty işini kurmak için binlerce sigorta şirketi ile rekabet etmek zorunda olduğunu biliyordu.

     

    Onların arasından sıyrılmanın da çok zor olacağının farkındaydı. Düşük primlerle rekabet eden binlerce sigorta şirketinin arasında kaybolmak istemedi.

     

    Tonlarca para dökerek, TV reklamlarında işin timsahları ve ustaları ile boğuşmaya da niyeti yoktu. McKeel bunun yerine fanlar kazanma yolunu seçti.

     

    Hagerty Sigorta, özel alan olarak sadece klasik arabalar segmentini seçti. İkinci adım olarak klasik araba organizasyonlarına katılmak üzere bir takım kurdu.

     

    Bu etkinliklerde bir stand açtılar ve klasik araba fanlarına eğitim seminerleri vermeye başladılar. Şimdi ekibin 1 milyon abonesi olan bir Youtube kanalı var.

     

    Buna ek olarak bir de Sürücüler Kulübü kurdular. Bu Kulübün de 650 bin üyesi var. İki ayda bir dergi çıkartıyorlar. Milyonlarca fana ulaştılar.

     

    Fan kitlesi herşeydir.

     

    Şimdi onlar, 2020 itibarıyla, Dünyanın en büyük klasik araba sigortası şirketi. Bu yıl, 200 bin yeni müşteri kazanmayı planlıyorlar.

     

    Bu alana yöneldikleri günden bu yana her yıl çift rakamlı büyüme sağladılar.

     

    Hagerty Sigorta herkesin uzak durduğu bir sektörde dev bir fan kitlesi yakalayarak başarıya ulaşan en büyük örnek.  İşin sırrı yaptıkları iş için fan kitlesi yaratmak.

     

    David’i şaşırtan bir başka örnek ise bir Devlet ajansı. Bu resmi ajansı Instagramda 54 milyon kişi takip ediyor. Dünyada ise on milyondan fazla fanı var.

     

    Dünyanın herhangi bir kentinde caddelerde yürürken, bu Devlet ajansının logosunu taşıyan bir Tşört ile birisini görmeniz mümkündür.

     

    David ve eşi bir gün Şeyşel Adalarına tatile gittiler. Madagaskar’ın Kuzeyinde, Hint Okyanusunda bir adalar grubu olan Şeyşeller tam bir huzur coğrafyasıdır. Bir gün sokakta yürürken karşılarına bir genç çıktı.

     

    Bilin bakalım üzerinde ne vardı?

     

    NASA logolu bir Tşört. Milyonlarca fanı olan bir ABD ajansının logosu..

     

    Fanların önemi nereden kaynaklanıyor?

     

    Fan kavramını biraz açalım. Fanlar sizin her yaptığınızı beğenen ve her durumda sizin müşteriniz olmayı sürdürmeye kararlı olan insanlar topluluğudur.

     

    Sizi beğendiklerini de başkaları ile paylaşmayı severler. O Tşörtü giyerler, o stickerı bilgisayarlarına yapıştırırlar ve hatta markanızı tattoo bile yaptırırlar.

     

    Spartan Race kurucusu Joe De Sena Fanokrasi için bir destek notu yazdı. Spartan müşterileri sıradan değildir. Onların kalbi Spartan için atar.  Kendilerini Spartanlar olarak isimlendirmekten çok hoşlanırlar.

     

    Spartan dövmesi yaptırırlar ve deneyimlerini aileleri ve arkadaşları ile paylaşmayı severler. Spartanlar her yıl yüzbinlerce yeni fanlar kazandırmayı da başarırlar.

     

    Fan gruplarına sahip olmanız, işinizin sürdürülebilir olmasının garantisidir. Eğer güçlü ve tutkulu fan gruplarına sahipseniz, bir yerlerden iş bulmak ve yeni müşteriler kazanmak için endişeli olmanıza gerek kalmaz. Fanların desteği size iş alanları sağlar.

     

    Fanokraside fanlar edinmek için önerilerimiz var. Bunlar özellikle sosyal medya Dünyasına uygulanabilir niteliktedir.

     

    Yarattığınız markayı özgür bırakın

     

    Bir kez ürününüzü, servisinizi, düşüncenizi ya da sanatınızı pazara sürdükten sonra o artık size ait değildir. Bırakın artık o fanlarınız tarafından sahiplenilsin.

     

    Reiko bunun hakkında bir şeyler yazdı, zira o her türden spekülatif kurgunun büyük bir hayranı. Beğendiği yazarların büyük bir bölümü hayranlarından olumlu ya da olumsuz görüşler aldıklarında, bunu büyük bir memnuniyetle karşılıyorlar.

     

    Aynı şey her sektörden şirketler için de geçerlidir.

     

    Bırakın fanlarınız şirketiniz hakkında konuşsun. İstediklerini yazsın ve çevreleri ile paylaşsın. Sakın aralarındaki iletişime karışmayın.

     

    Bu hataya düşen bir organizasyon var. Fanlarının mesajlarını kontrol etmeye çalışan Adobe. Reiko Adobe Photoshop’a büyük bir hayranlık duyuyor.

     

    İnsanların Photoshop kullanarak çok etkili tasarımlar yaptığı online forumları, chat odalarını, blogları ve Youtube kanallarını dikkatle takip ediyor. Bir gün bir siteye rastladı.

     

    İnsanlar Adobe ile dalga geçiyorlardı. Zira Adobe insanların fotoğraflar hakkında konuşmalarına müdahele ediyordu. “ Bir şeyi fotoşopladığınızı söyleyemezsiniz, bunun yerine Adobe software kullanarak bir şeyleri değiştirdiğinizi söylemelisiniz”.

     

    Adobe’dekilerin hepsinin iyi niyetli sosyal pazarlama insanları oldukları ortada. Ama hukukçular da çok güçlü ve tavizsiz insanlardır. Hukukçular ile karşı karşıya kalındığında, insanlar şirketleri değil, hukukçuları dinlerler.

     

    Reiko tam burada en doğru teşhisi koydu. Somut bir teşhis yaptı. “ Adobe’nin söylediği herşey bize bir emir gibi geliyor. Adeta bize ne söylememiz gerektiğini talimat olarak veriyorlar. Ama bizim yaptığımız herşey de fanların doğal tarzları gibi duruyor.”

     

    Bir kavram üretin, bütün Dünya sahiplensin

     

    David M Scott “ newsjacking” kavramını türetti. Anlamı, bir son dakika haberinin hikayesine kendi düşüncelerinizi enjekte etme sanatı.

     

    Eğer, bir son dakika haberi çerçevesinde, bir blog post ya da bir Youtube videosu oluşturursanız ve bu sizin uzmanlık alanınıza giren bir konu ise, büyük olasılıkla çok ilgi çekersiniz. Ama doğru zamanda yayınlamanız da şarttır.

     

    Tahminen, medya sizden alıntı yapacak ve hatta epeyce satış fırsatı da bulacaksınız.

     

    Herkes David’e newsjacking kavramını tescil ettirmesini tavsiye etti. Ama o bu kavramın serbestçe yayılmasını tercih etti.

     

    Evet, URL onun. Evet, Newsjacking başlığı ile bir kitap yazdı. Sahneye çıkıp bu kavram üzerine konuşmalar yapıyor. Bu başlık ile bloglar yazıyor.

     

    Ama o bütün bunlara rağmen bu kavramı sahiplenmek için çabalamadı.

     

    İnsanlar David’e hata yaptığını söylediler. Ama şimdi birçok insan newsjacking hakkında konuşuyor ya da yazılar yazıyor.

     

    Birçok insan bu kavram hakkında kitaplar yazdı. Oxford İngilizce Sözlüğü newsjacking kavramını 2017 yılının en değerli kelimelerinden birisi olarak duyurdu.

     

    David’i kutlayan bir mesaj yayınlamayı da ihmal etmediler. Eğer David bu kavramı sahiplenmiş olsaydı, bunların hiçbirisi gerçekleşmeyecekti. İnsanlar bu kavram ile ilgili olarakm ne blog yazacaklar, ne de konuşacaklardı.

     

    Robot süpürge süren kediler

     

    Bir başka örneğimiz Roomba’dan. İ-Robot Roomba vakumlu süpürgeler üretiyor.

     

    Birçok insan Youtube’da keidleri ve köpekleri bir Roomba süpürgesini sürerken gösteren videolar yayınladı. Milyonlarca insan da bunları izledi.

     

    i-Robot bunlara tepki verebilirdi. Hatta bu videolarda cihazın kullanımı ile alay edildiğini iddia ederek yayından kaldırılmasını isteyebilirdi.

     

    Ama bunu yapmadılar. Fanlarının Roomba’yı tuhaf bir şekilde kullanmalarına çok memnun oldular. Bu paylaşımlara teşekkür ettiler.

     

    Kuşkusuz avukatların her zaman yanlış olduklarını söyleyemeyiz.

     

    Bir şeyi tescillemek için onun bir anlam ifade etmesi gerekir. Ürün ya da hizmetinizi de satmalısınız. Ama yarattığınız bir şeyi Dünya ile paylaştığınızda bu artık sizin olmaktan çıkar. O paylaştığınız her ne ise, artık tamamen fanlarınıza aittir.

     

    Beklenenden daha fazlasını sunun

     

    Bu önermenin ilham kaynağı, David’in hayranı olduğu Grateful Dead.  Onlar, hayranlarının konserlerde müziklerini kaydetmelerine izin veren ilk grup.

     

    Başka grupların konserlerinie gittiğinizde biletlere dikkatli bakın. “ Kayıt yasaktır” ibaresini görürsünüz. Ama Grateful Dead konserlerinde kayıt alınmasına çok sıcak bakıyor. “ Neden olmasın?” diyor. Dahası da var. Grup, kayıt yapmak isteyen fanlarına sahnenin önündeki en güzel yerleri veriyor. Onlar da böylece en güzel kaydı yapabiliyorlar.

     

    Bir koşulları var. Grateful Dead, kayıt yapan fanlarından bunları satmamalarını rica ediyor.

     

    Değiş tokuş yapmak, hediye etmek, koleksiyon yapmak serbest. Satmak yasak.

     

    Bu jest, nihayetinde, aralarında kayıtları serbestçe paylaşan devasa bir Grateful Dead fanları ağı oluşmasını sağladı.

     

    Bir nevi serbest içerik paylaşımı olan bu sistem ortaya çıktığında, Mark Zuckerberg daha doğmamıştı bile. Bu anlamda bu network bir ilktir.

     

    Bu devasa sosyal medya dünyasında herkes dikkat çekmek ve içeriğini paylaşmak istiyor. Ama hemen hemen herkes içeriğin girişine, insanlara baskı yapan bir sayfa koyuyor. “İletişim bilgilerinizi verir misiniz?” Böyle nazikçe sormaktan daha da ötesi, zorluyorlar.

     

    David bu zorlamaya karşı çıkıyor.

     

    Bırakın üretmiş olduğunuz içerik sizin olmaktan çıksın. Bu özgür bıraktığınız içerik bir süre sonra size geniş bir fan kitlesi yaratmış olarak geri döner.

     

    Beklentiniz atıl bir email listesi mi? Bağlı bir fan kitlesi mi?

     

    Üretmiş olduğunuz içeriğin kitleler için çok önemli olduğuna inanıyorsanız, elbette bir baskılama sayfası açıp insanları email adreslerini bırakmaya zorlamak mümkün. 

     

    Ama ne amaçlıyorsunuz? Ne zaman ve nasıl kullanacağınızı fazlaca bilmediğiniz bir email listesi oluşturmak mı, fanlar ağı elde etmek mi? Önemli olan sizi seven ve bağlı bir fan kitlesi elde etmekse, bırakın yarattığınız içerik özgürce elden ele dolaşsın.

     

    Email listesi elde etmenize tamamen karşı çıkmayalım. Bir orta yol var. İçeriğinizi üretin ve serbest olarak yayınlayın.

     

    Ama araya bir sürpriz jest sıkıştırın. Bunu elde etmek isteyenlerin email adreslerini bırakmalarını isteyebilirsiniz. “ Eğer bizden devamlı olarak bu tür yararlı içerikler almak isterseniz, lütfen sizi iletişim ağımıza eklememize izin verin”.

     

    Böylece hem içeriğinize ulaşan fanlarınız olur, hem de bir email listesi elde etmiş olursunuz.

     

    Her içeriği serbest bırakın. Daha sonra bu serbest içerik içine bir jest yerleştirin. Bu jesti elde etmek için email adresi talep edebilirsiniz.

     

    Ama işin kurnazlığına kaçmayın. Önerdiğiniz jestin ve bununla ilgili içeriğin çok değerli olmasına dikkat edin. İnsanlar o zamana kadar sunduğunuz serbest içerik sayesinde sizin fanınız oldular. 

     

    Dolayısı ile sunduğunuz bu yeni içeriğe gitmek için size email adreslerini sevinerek bırakacaklardır. Bunun anlamı, size güven duymakta olmalarıdır.

     

    Bu insanlar kısa sürede sizin sıcak takipçiniz olacaklardır. Zaman içinde sizin epeyce içeriğinize erişmiş ve değerlendirmişlerdir.  Ama size email adreslerini verdiklerinde sizin soğuk takipçiniz olacaklardır. Email adreslerini vermelerinin nedeni sizin dönemsel raporlarınızı elde etmektir. Bu ise çok sıcak olmayan bir ilişkidir.

     

    Bilgilerinizi kıskanmayın, saklamayın, tohum gibi ekin

     

    David, 10 yıl kadar önce Sosyal Medya Analizi isimli platforma girdiğinde, birçok danışman ve bloggerın bilgilerinin tamamını paylaşmadıklarını gördü.

     

    Bir de sosyal medya platformlarını şikayet ediyorlardı. David bildiği herşeyi paylaşmayı tercih etti. ‘ Nasıl yapmalı?’ başlığı ile açtığı blogda bütün bilgisini aktarmaya çalıştı. İşte bu başta anlatmaya çalıştığımız ‘ Beklenenden fazlasını sunun’ eylemidir.

     

    Küçük ölçekli danışmanlar için durum biraz farklıdır. Beklenenden fazlasını verin, düşüncesinin temelinde, sizin müşteriniz olmak isteyen fan grupları kazanmak arzusu vardır. Ücretsiz bir webinar bir örnek olabilir.

     

    Danışmanlar fikir ve bilgi satarlar. Bu nedenle serbest dağıtıma sokacakları içerik ya da bilgi konusunda biraz hassas olmak hakları vardır.

     

    Çalışma zamanlarının küçük bir bölümünü buna ayırmalarında bir sakınca yoktur. Ama satacakları ürün ve hizmeti bundan ayrı tutmaları gerekir. Danışmanlıklarını ücretsiz vermeleri çok sağlıklı olmayacaktır.

     

    Alışılandan daha çok yakınlaşın

     

    David ve Reiko, Fanokrasi çalışmalarını yaparken bazı çok meşhur nörobilim uzmanına danıştılar. Bir şeyin fanı olduğumuzda beyinde neler oluyor?

     

    Çok eskiden gelen bir kodlamamız ortaya çıktı.

     

    Bütün insanlar, mağara adamı zamanından bu yana, etraflarındaki insanların bizden mi, düşman mı olduklarını merak etmişlerdir. Bu merak o zamanlardan bu güne hiç eksilmeyen bir heyecan ile sürmektedir.

     

    David bir Grateful Dead konserine gittiğinde, Reiko bir Harry Potter etkinliğine katıldığında, ya da insanlar Sosyal Medya Pazarlaması Dünyasına girdiklerinde, hepsi kendi kabileleri içindedir. Herkes benzer düşüncelere sahip olan insanların arasındadır.

     

    Herkes böyle insanların arasında olduğunda rahat hisseder.

     

    Sosyal Medya Pazarlama Dünyasında bir odaya girdiğinizde, etrafınızdaki insanların hepsi tanıdıktır. Bir araya gelmemiş olsanız bile bir tanışlık vardır.

     

    Bu, bir Grateful Dead konserinde de aynıdır.

     

    Bu konserde, çevrenizdeki herhangi birisine dönün. Hepsi benzer düşüncelere sahip insanlardır. Bir konuşma başlatabilir, hatta sıcak bir kişisel iletişim kurabilirsiniz.

     

    Bir de tanımadığınız insanlarla dolu bir asansöre bindiğinizi düşünün. Ya da bir metro vagonundasınız. Açıktır ki, siz bu ‘ kabileye’ ait değilsiniz. Biraz gerginlik yaşarsınız. Beyniniz dövüş ya da kaç moduna kilitlenmiştir.

     

    Kimleri kolayca kabulleniriz, kimleri reddederiz?

     

    Nörobilimci Edward T Hall insanlar arası yakınlık seviyeleri ile ilgili bir ölçümleme yaptı. Kamusal alan 6 metre olarak tanımlandı. 6 metre ile 1.2 metre arası sosyal alan olarak belirlendi. 1.2 metreden daha yakını ise kişisel alan olarak kabul edildi.

     

    Beynimiz, 6 metre ve daha uzaktaki insanları çok uzakta kabul eder ve pek dikkate almaz. Ama insanlar 6 metre ile 1.2 metre arasındaki alana girdiklerinde artık bizim sosyal alanımıza girmişlerdir. Beynimiz onları dikkate almaya başlar.

     

    1.2 metreden daha yakını, bizim kişisel alanımızdır. Bu alan kokteyl partisi uzaklığıdır. Bizim kabilemizden olduğunu duyumsadığımız insanlara daha çok yaklaştıkça daha güçlü ve olumlu duygusal tepkiler vermeye başlarız. Bir de tersi durumlar vardır. Bizim kabilemizden olmadıklarını duyumsadığımız insanlar ile yaklaştıkça daha gergin oluruz.

     

    İşiniz insanları fiziksel olarak bir araya getirebilir mi?

     

    Bir Sosyal Medya Pazarlama Dünyası gibi bir etkinlik yaratabilir misiniz? Ya da dışarı çıkıp müştrilerinizi onların kendi evlerinde ziyaret edebilir misiniz?

     

    Başka müşterileriniz ile bağlantı kurup onlarla bir arayab gelmeye hevesli müşteriler yaratabilir misiniz? Eğer, benzer duygu ve düşüncelere sahip insanlar arasında fiziksel bağlar kurup onları birlikte davranmaya yöneltebilirseniz, bu müthiş bir güç sağlar.

     

    Bu yakınlık hissi, yani bağlantılı nörobilim konsepti hakkında konuştuğumuzda, insanlar kafalarını sallıyor ve bu onlara bir anlam ifade ediyor.

     

    Size, sosyal medya pazarlamasının en güçlü enstrümanlarından birisini açıklayalım.

     

    Video.

     

    Eğer bir video ve fotoğraflardan oluşan bir karmayı kullanırsanız, ortaya muhteşem sonuçlar çıkacaktır.

     

    Kamera ya da fotoğraf makinesi size en fazla 1.2 metre olsun. Daha önce tanımladığımız kokteyl partisi kıvamında olabilir.

     

    Doğrudan kameraya bakın. Bu yöntemin gücünü tahmin edemezsiniz.

     

    Şundan emin olun, video ya da fotoğrafı gören insanlar kendilerini sizin kişisel alaınınızın içinde hissedeceklerdir.

     

    Bir an düşünün. Paylaşımınız bir video olsun. İsterseniz binlerce kilometre uzakta olun. İnsanların beyni sizi aynı odada gibi algılayacaktır. Film oyuncularına hissettiğiniz yakınlığın nedeni budur. Onlarla hiçbir arada olmadınız, ama sanki yıllardır tanıyorsunuz gibi gelir.

     

    Gelelim selfie konusuna

     

    Birkaç paragraf önce açıkladığımız konu selfie için de geçerlidir.

     

    Selfiede de samimiyet vardır. Birçok insan selfienin anlamsız olduğunu düşünür. Ama selfiler inanılmaz derecede güçlüdür. Çünkü kolunuz selfie çekerken yüzünüzden en çok 30-40 santim ileridedir. Dahası, selfie çekerken kameraya bakarsınız.

    ,

    Bu fotoğrafları görenlerin beyni, onlara sizin çok yakın bir yerde olduğunuz mesajını iletir. Bu his onlara sizinle aynı kabileden oldukları içgüdüsünü yaşatır.

     

    Bir de aynı selfie içine bir arkadaşınızı aldığınızı düşünün. Fotoğrafta çıkabilmek için size çok yakın durmak zorundadırlar. 

     

    Bu durumda, fotoğrafta yanınızda duran arkadaşlarınızla çok yakın fiziksel konumda olduğunuzu göstermiş olursunuz. O fotoğrafı gören başkaları sizin, fotoğraftakilerle birlikte aynı kabilede olduğunuz sonucuna varırlar.

     

    Biraz analiz ederseniz, bunun sosyal medya pazarlaması için çok güçlü bir yöntem olduğunu görürsünüz. Ama nedense çok ender kullanılır.

     

    Evet, birçoğumuz video kullanıyoruz. Evet, birçoğumuz fotoğraf kullanıyoruz. Ama çektirdiğimiz fotoğraflardan en büyük yararı nasıl sağlayabileceğimiz ile ilgili nörobilimsel boyutu fazla düşünmüyoruz.

     

    Şimdi gidin ve sosyal medya paylaşımlarınıza tekrar bakın. 

     

    Selfie ya da çok yakından çekilmiş fotoğraflarınızı inceleyin. Bu fotoğraflarda genellikle doğrudan kameraya baktığınızı göreceksiniz.

     

    Bu tür fotoğraflara aldığınız aksiyonlara bakın. Daha çok beğeni ya da tekrar paylaşım olduğunu keşfedeceksiniz.

     

    Kameraya doğrudan ve çok yakından baktığınız fotoğraflara bakanlar kendilerini sizinle aynı kabileden olduklarını hissederler.

     

    Bu, yeni fanlar kazanmak için çok güçlü bir yöntemdir.

     

    Kameraya direkt bakmak, nörobilim pertspektifinden, fanlar kazanmak için en iyi yoldur.

    Eğer kendinize, markanıza, işletmenize fanlar kazanmak isterseniz tabi…

    Önemli not: Bu yazı David Meerman Scott'un Fanokrasi kitabından tercüme edilmiş alıntılar içermektedir. Kendi düşüncelerimle David'in analizlerinden bir karmadır.


     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak