Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Eeee daha daha...

İlhami Candemir

Eeee daha daha...
    6 Ocak 2020

                 EEEE DAHA DAHA...

                  Sayın okuyucular,sizlerin de zaman zaman tanık olduğunuz gibi, iki  kişi bir araya geldiğinde biri birlerine söyleyecek başka konu bulamadıkları zaman  “eee daha daha nasılsın” derler.  İşte ben de dişe dokunur bir konu bulamayınca  bir türlü içinden çıkamadığım bazı dinsel hususlardan-haddim değilse de hoş görüşünüze sığınarak- tekraren yani DAHA DAHA diyerek söz etmek istiyorum. Ha, haddin değilse niye söz etmek istiyorsun diyeceğinizi bildiğim için cevabım şu örnekte saklıdır; Adam arkadaşına,”sana bir sırrımı söyleyeceğim ama sakın ola kimseye söyleme” dediğinde arkadaşı da ona “söyleme, zira ben sır saklayamam” diye cevap verince cevabı şu oluyor;Peki ben de bunu sana söylemeden duramayacağım diyor ve  sonucunu göze alarak söylüyor.İşte ben de duramadım dini tedrisat görmedim ama çok şükür okuduğumu anlayacak,yorumlayacak kadar yüksek tahsilime güvenerek  geçtim bilgisayarın karşısına, başladım tuşlarını tıklamayla;  

                  Bir-iki yıl önce yazdığım bir yazımda söz etmiştim; Bizde cenazeler defnedildiğinde mezarın başına konulan ahşaptan yapılmış mezar “taçları”nda kadın erkek ayırımı yapılıyordu. Sonra bu mezarların etrafı  mermer taşları ile çevrilip başına da yine mermerden “taç”yapıldığında kadın-erkek ayırımı gözetilmiyor,taçın üzerindeki yazıyı okumayınca kabirdeki mevtanın kadın mı erkek mi olduğu anlaşılamıyor demiştim. Mevta ilk gömüldüğünde mezar taçlarının kadın-erkek olarak ayırımı dini gereklilik miydi değil miydi.Bu hususu kafamda bir türlü açıklığa kavuşturamadım.O tarihte  diyanetten yazımın altına açıklayıcı bir yorum yapılmadı. Konuyu hala merak ederim. 

                Keza cenaze namazı öncesi imam efendi cemaate soruyor; Ey cemaat-i Müslimin- mevtanın ismini de zikrederek- bu mevtayı dünya hayatında iken nasıl bilirsiniz?  Tabii ki hep bir ağızdan” iyi biliriz.Tamam.  

                İmam efendi, sonra -son yıllarda gündeme alınan- erkek ise”merhumun kadın ise merhumenin dünya hayatında iken mümin ve muvahhit olduğuna (hatta bazı imamlar iyi bir Müslüman olduğuna ilavesini de yaparak) şahitlik eder misiniz diye soruyor. Tabii ki hep bir ağızdan ederiz. Tamam. 

                 İmam-cemaat arasındaki bu diyalog bittikten sonra ben kendi kendime sorarım; Kuran’da okuduğum pek çok Ayet’te- örneğin Şura Suresi’nin 50. Ayet’inde- “O her şeyi bilendir” “O her şeyi bilir” denilmektedir. 

                 E hal böyle iken yani Allah(c.c) her şeyi bildiğine göre neden cemaatin tanıklığına müracaat ediliyor? Bunu da bir türlü anlamış değilim. 

                 Acizane bu görüşlerime diyanetin bir yorum getireceğini umarım, getirsin ki herkes öğrensin. 

                 Ha bu arada imam efendi cemaate Merhuma veya merhumeye  haklarınızı helal ettiniz mi diye sormaktadır ki buna helalleşme deniliyor. Pek çok Ayet ve Hadislerde Allah’ın huzuruna kul hakkı ile çıkmayınız denildiğine göre bu helalleşmenin yerinde olduğunu düşünüyorum. 

                  Yine bir başka saplantım; Yaradan’ımız bizlere iki görev vermiştir, birisi  Yaradan’a karış görevlerimiz, ikincisi yaratılana karşı görevlerimiz.Allah (C.C) kullarının cennet mükafatını kazanabilmeleri için şu yolu göstermektedir; İman edip amel-i salihte bulunmak.  İman etmek, imanın şartlarında tadat edildiğinden(maddeler halinde belirtildiğinden)ayrıca bunun izahına gerek yoktur diye düşünüyorum.Amel-i Salih ise, “amel” İş demektir” amele-işçi sözü buradan gelir, “Salih” iyi-güzel demektir.Yani Allah(c.c) bizlere iman edin,iyi-güzel işler yapın demektedir.Bu iman edip amel-i Salih’te bulunmak o kadar önemli ki  bu husus Kuran’da 5699 Ayet’te geçmektedir.(Bu rakamı asistanım Googlu’dan aldım). Görüldüğü gibi bu vasıfları taşıyan kullar, Allah(c.c) nezdinde  cennetliktirler.(Örneğin RAB suresi 29.Ayet; İman edip iyi işler yapanlara ne mutlu, varılacak güzel yurt da onlar içindir.A raf Suresi 42.Ayet; İman edip iyi işler yapanlara gelince, onlar cennetliktir ve orada ebedi kalacaklardır). 

                  Gelelim bunun karşıtına, yani iyinin karşıtına, bunlar kimler olabilir?Tabii ki kötüler.Allah (c.c) bunlar için ne diyor; Yunus Suresi 27.Ayet; Kötülük yapanlara gelince, kötülüğün cezası misli iledir.Onları zillet kaplayacaktır.Onları Allah’a karşı koruyacak hiç kimse yoktur… işte onlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. 

                    Şimdi diyanete soruyorum; Benim yaşım 83.Çocukluğumda ve gençliğimde bu kadar “kötü” insan yoktu. Şimdi ne oldu da ceza evleri doldu,icra dosyaları dağlar gibi yığıldı,hırsızlık,gasp,dolandırıcılık,İFTİRA, cinayet,akla ne kadar suç gelirse aldı başına gidiyor. 

                    Ben bu düşünce ve sorularımın cevaplarını  tabii ki bilmiyorum ama aklıma bir dostumun üzüntüsü geldi;  Onu üzen bir olay olmuş, yanına yaklaştım ama beni fark etmedi, kendi kendine “ben bir yerde yanlışlık yaptım ama nerede” diyordu. 

                  İşte ben de -dostumun söylediği gibi  bir yerde yanlışlık yapılıyor ama nerede diyorum ve aklıma şu olabilir mi diye düşünüyorum; Toplumun ve bireylerin  huzuru için, insanları iyi insan olmaya, kötü insan olmamaya yönlendirmek için yalnız Alkolle mücadelenin,kadının saçı başı ile ilgilenmenin,Cuma namazını kaçırmamanın yeterli olmadığını, yaratılanın Yaradan’a karşı görevlerinin yanında yaratılanın yaratılana karşı olan görevlerinin de bulunduğunu ve bunun asla  göz ardı edilmemesi gerektiğini,dini eğitim veren kurum ve kişilerin biraz da proğram ve söylemlerini bu yöne çevirmelerinin yerinde olacağını  düşünüyorum. 

                  Hoşça kalın 

                                                                            İlhami CANDEMİR   

    • Barhan Oralp11 Ocak 2020 . 23:06

      Düşüncelerine aynen katılıyor,selamlarımı iletiyorum.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak