Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

12 Kasım

Filiz Sarıkaya Yılmaz

12 Kasım
    11 Kasım 2019

    12 KASIM 

    Tam yirmi yıl önce bugün…. 

    Günlerden Cuma… Aylardan Kasım… Saatler 18.57…. 

    Oysaki sadece otuz saniyeydi….. 

    Otuz saniyede hayatlar bitti, hayatlar değişti, hayatlar hikayeye dönüştü… Sadece toprak değil hayatlardı kayan…. 

    Yıkılan duvarlar, düşen sıvalar, uçan çatılar, kayan kiremitler arasında serçe yüreği kadar ürkek kaldı yüreklerimiz. Yine de herşeye rağmen kalan sağlar ve canımız için şükrettik… Aldığımız nefesle, yaşıyor olduğumuza inandık.  

    Bütün bildiklerini unutuyor insan sarsıntı sırasında, sadece canını sokağa atabilmeye çalışıyor. Oysa her an başımıza gelebileceğini biliyor ve okuyorduk. 

    Türk askeri koştu yardıma, çadırlar kuruldu bütün boş alanlara… Devlet el verdi… Hayat devam ediyordu ve yaşamak için yemek gerekiyordu.. Uzun ekmek kuyrukları, soğuktan üşüyen bedenler, çaresiz yürekler, alınan dersler ve umutlardı geride kalan… İyi ki umut vardı, insanı yaşama bağlayan… 

    Nasrettin hocanın attan düştüğü zaman, kendisini anlayabilmesi için attan düşen birini bulmak istemesi gibi, bizi sadece 7,2 büyüklüğünde depremi yaşamış biri anlayabilir ve bir de bozulmuş düzenlerimizi tekrar inşa etmeye çalışırken panik ataklarla kapılarını çaldığımız psikiyatrisler… 

    Tam yirmi yıl önce çocuk olanlar bugün genç oldu, gençler orta yaşı geçti, orta yaşlılar  yetmişin üzerinde…… 

    Bizi öldüren, acı çektiren, duvarları başımıza yıkan tabi ki deprem değildi. Deprem doğal bir afetti ve yerkabuğunda ortaya çıkan enerjilerin sonucunda meydana gelen toprağın sarsılmasıydı. Bizi öldüren yine bizdik… Deprem bölgesi olmamıza rağmen, bunu göze almadan yapılan planlar, projeler ve bunun üzerinden para kazanan müteahhitlerdi. . Yani  yaşanan can kayıplarına, maddi hasarlara , düzelmeyen ruhsal sorunlara insanlar vesile oldu. 

    Biz Bolu olarak bundan gerekli dersi aldık mı bilmiyorum… Bolu’da inşaat sektöründe mantar gibi bir patlama olduğu ve yirmi yılda bir avuç toprağını apartmana çeviren köylünün de etini, sütünü hazır aldığını görmemek mümkün değil… 

    Eğer dersimizi almamış isek , bir sonraki hatanın virüsü ile yaşıyoruz demektir… 

    Bolu’yu seviyorum ve ölenleri rahmetle anıyorum… 

                                                                                             Filiz Sarıkaya Yılmaz 

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak