Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

19 Mayıs 

Konuk Yazar

    19 Mayıs 2018

                      19 Mayıs 
           Sayın okuyucular, 19 Mayıs 1919 tarihi, nur topu gibi doğan bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin  ana rahmine düştüğü  gündür. Bu gün bizim bayramımızdır. Kutlu olsun. 
           Tarihin derinliklerine baktığımızda Roma, Bizans, Moğol, Hun imparatorlukları gibi nice imparatorluklar yok olmuşlardır. İşte bu imparatorluklar gibi Osmanlı İmparatorluğu da yok olmak üzere iken bir yiğit çıkıyor onun küllerinden yepyeni bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruyor. Büyüklerimizin Osmanlı'nın tebaası olmalarından, bizim  de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğumuzdan her zaman gurur duymuşumdur. Yani geçmişimizi unutmuyoruz, günümüzü kutluyoruz. Ancak geçmişe takılıp kalarak bu mutlu günümüzü içselleştirememiş kişileri de üzülerek görüyorum. 
           Sayın okuyucular, bildiğiniz gibi 'eskiye rağbet olsa bitpazarına nur yağardı” diye bir atasözümüz vardır. Bu nedenle eskiyi unutmayalım ama yeniyi  (Türkiye Cumhuriyeti) de  bağrımıza basalım diyorum. 
            Bilgi çağındayız. Bilgi yeniyi takip etmekle yeşerir. Eski, insanı hatalardan koruyan bir derstir. Eskiden ders almayan yeni ile kucaklaşamaz. Dünya aynı yönde dönüyor, geri vitesi yok. Geriye dönüşü kıyamettir. Bu nedenle geçmişte şöyle şöyle oluyormuş diyerek geriyi özlemek, geride kalanları gündeme taşımak gericiliktir. Sayın Cumhurbaşkanımız da 'İslamiyet güncelleştirilmelidir” derken sanıyorum bunu kastetmiştir. Esasen insanoğlu gücünün yeteceği durumlarda aslan kesilir, yetmeyeceği durumlarda görmezden gelir. Neymiş Peygamberimiz (S:A:S) yemek yerken şöyle hareket edermiş, böyle hareket edermiş, bizlerde öyle hareket edelim denilir ama,  Peygamberimiz (S.A.S.) deveye binermiş, bizler de taksiye binmeyelim deveye binelim denilmez. Büyük büyük dedelerimiz fes, kovuk giyerlermiş, bizde giyelim diyenlerimiz bile var. (Bir rektör dahi bunu dedi). Erkekler başlarını açtılar kardeşim açtılar. Yenilik  sel gibidir, akar-akar-akar. Yontma Taş Devri'nde yaşayan insaoğlu ile bu gün yaşayan insanoğlunun yaşam biçimleri aynı mı tabii ki değil. Nedeni ise, bu günkü tablo yeni dediğimiz o selin bu günlere getirdiği durumdur. Yeni olan da eskiyecektir. İşte bu duruma tekamül 'yenileşme” denir. Bu nedenlerle ben diyorum ki eskilere takılıp kalmayalım, yeniliklere açık olalım.                                  
           Hoşça kalın. 
                                                      İlhami Candemir

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak