Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Şeref tribünü maceraları

Yener Bandakçıoğlu

    3 Nisan 2018

         Şeref tribünü maceraları
          1970 yılında Boluspor Yönetimi'ne girdim ve o tarihten bu tarihe kadar çok az bir aranın dışında Boluspor'la ilgimi hiç kesmedim. Tahmin ediyorum benim kadar Boluspor'un maçlarını takip eden bir başka Başkan da yoktur. Bilhassa, yaşımın da ilerlemesi nedeniyle deplasman maçlarına bu yıllarda gidemesem de, iç saha maçlarını kaçırmamaya gayret ederim. Benden başka da iç saha maçlarına gelen eski başkanları da pek görmüyorum. Bu arkadaşlarımız da Boluspor'u en az benim kadar seven, benim kadar hizmet etmiş olan arkadaşlarımdır. Şeref tribünü dediğimiz özel tribün, maçların en gözde seyir yeridir. Bazı maçlar şeref tribünü dolar, bazı maçlarda da bu ilgi pek gösterilmez. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bir süredir stadyumların idaresini yerel belediyelere bıraktı. Bu suretle sadece şeref tribünleri bölge müdürlüklerinin emrinde kaldı. Bizim stadyumumuz tamamen sağdan soldan eklemelerle yapılmış bir stadyum olduğu için pek güzel ve oturaklı bir stadyum değildir. Türkiye 3'üncü lig takımlarının dahi çok güzel stadyumları olduğu halde, nedense Boluspor bu imkandan faydalanamakta ve de eski stadyumuna eklentiler yapılmak suretiyle ihtiyaç karşılanmaya çalışılmaktadır. Gerek yaşım icabı, gerekse Boluspor'daki görevlerim icabı Bolu stadyumunun geçirdiği bütün evreleri bilirim. Stadyumumuz 1960'lı yıllarda zamanın Valisi İsmail Hakkı Ülken tarafından yaptırılmıştır. Daha sonraki yıllarda gerekli tamirat VS yapılmak suretiyle bugünlere erişmiştir. Bugün şurasını acıyla söylemek gerekir ki, Bolu Atatürk Stadyumu Türkiye'deki benzerleri içinde en kötüsüdür. 3'üncü ligdeki birçok kulübün bile Boluspor'dan güzel ve modern stadyumları bulunmaktadır. Bolu basınında stdayum konusuna özellikle el atan bir kardeşimiz var. Bolu Olaygündem Gazetesi'nden Aydın Hitit. Aydın Kardeşim stadyum konusunu yaza yaza bir netice alamadığı için herhalde bıkmış olmalı ki, bugünlerde bu konuya pek el atmıyor. 
           Anlaşılıyor ki, Avrupa'nın en büyük(!) şehirlerinden biri olan Bolu daha uzun yıllar yeni bir stadyum hayali ile uyuyacaktır. Yukarıda söylediğim özelliklerim dolayısıyla, Bolu'daki bütün maçlara giderim. Boluspor'a olan hizmetlerim nedeniyle Gençlik ve Spor İl Müdürümüz Şahin Ertem bana özel bir koltuk ayırmak teveccühünde bulundu. Koltuğun arkasına da ismim yazıldı. Şimdi rahat rahat stadyuma gidiyor ve yerime oturuyorum. Şayet yanlışlıkla yerime birisi oturursa onu ordan kaldırmak da fevkalade kolay oluyor. Geçtiğimiz hafta oynadığımız Boluspor – Gaziantepspor maçı pek seyirci toplamadı. Burda en büyük merakım maça kimlerin geldiği, kimlerin gelmediği gibi hususlardır. Yukarıda belirttiğim gibi, öncelikle az seyircili bir maç oynadık. Boluspor'un ligdeki durumu fena olmadığı halde, tribünler boştu. Açık tribünler, kale arkaları, deyim yerindeyse; bomboştu. Birkaç haftadır devam eden bu boşluklar Başkanımız Necip Çarıkçı'yı oldukça üzmüş görünüyordu. Sayın Çarıkçı maçtan önce verdiği beyanatta; 'Seyirci maça gelmiyor” demek mecburiyetinde kalmıştı. 
         Seyircinin maça gelmesinin tek bir yolu vardır; O da takımımızın kafaya oynaması. Bu olmadığı takdirde, arzu ettiğimiz seyirci potansiyelini stadlara taşıyamayız. 
          İşte bu şartlarda eski Başkan Yener Bandakçıoğlu olarak tavsiyem; seyircinin maça gelip gelmemesinden çok, takımımızın seyircinin gözüne hoş gelecek, iyi futbol oynaması hususan özen göstermeliyiz. Takımımız iyi futbol oynadığı sürece tribünler kendiliğinden dolacaktır.    
           Geçtiğimiz cumartesi Gaziantep maçıda aynı ölçülerde seyirci toplayamadı. Bir taraftan maçı seyrediyorum, bir taraftan da eski hayallerimi yaşıyorum. Boluspor'un liglerin altını üstüne getirdiği günlerde, yani benim genel sekreter ve başkan olduğum günlerde Gaziantepspor uzun süre 3'üncü ligde oynamıştı. Gaziantep'e anca o zaman CHP'den arkadaşım ve meslekdaşım olan Celal Doğan ve de cennetmekan Mehmet Cop Ağabeyimizin Eniştesi Ayten Cop Ablamızın da eşi olan Ali Bey'in özel ricalarıyla Gaziantep'e giderdik. Bu geliş gidişlerimizde Gaziantep'in mafya babalarından Ali kardeşimle de tanışmış olduk. Gaziantepspor'a elimizden gelen her türlü yardımı ve desteği sağladık. Eski yazılarımdan birinde de bahsettiğim gibi, bana o kadar güvendiler ki, Zonguldakspor'dan transfer edecekleri bir futbolcu için ellerindeki büyük miktardaki parayı da bana bırakmak dostluğunu gösterdiler. Daha sonraki yıllarda Boluspor'un 2'inci ve 3'üncü ligde oynaması nedeniyle bu yakınlığımız biraz azaldı. Yani bir salıncağın iki tarafında iki takım gibiydik. Bazan biz, bazan Gaziantepspor yükseliyordu. Celal Doğan'la o günlerden sonra dostluğumuz hep devam etti. Zaman zaman Gaziantep'in rakiplerinin Boluspor'la oynadığı maçlarında galip gelmeleri için (teşvik primi) para da yollarlardı. Bunları bu tarihe kadar hiç açıklamadım. Ve de Gaziantep'in ligde kalmaları konusunda az çok katkımız oldu. 
          Gelelim yazımızın asıl konusuna; Geçen hafta oynadığımız Gaziantepspor maçında bütün kriterler Boluspor'un lehine idi. Takımımız bu avantajını iyi kullandı ve 3 puanı aldık. Ancak diğer takımlar Gaziantepspor kadar çantada keklik olmayabilir. Bizim taraftar gruplarımızın önümüzdeki maçlarda birleşerek, güzel bir tezahürat yaparak takımımızı desteklemesi gerekiyor. Her grubun ayrı telden çalması pek tavsiye edeceğim bir konu değil. Acilen taraftar gruplarının kısa sürede bir toplantıya çağrılarak bu konunun halledilmesi gerekir. 
           Gelelim bugünkü yazımızın ikinci asıl konusuna; 
           Şeref tribünü maalesef maçın başlamasından sonra birçok kişi tarafından işgale uğramakta. Benim gördüğüm Gençlik Spor İl müdürümüz bu bedavacılarla mücadelede yetersiz kalmaktadır. Şöyle mir bakıyorum; şeref tribünü ilgili ilgisiz insanlarla doluyor. Bunda hepimiz kabahatliyiz. Benim şahsen Erdal Selimoğlu denilen arkadaşım bölge müdürlüğü sırasında yaptığım mücadeleler sonucu Boluspor başkanlarına bile ayrılmayan yerleri nasıl aldığımı etraflı bir biçimde yazmıştım. Eğer herkes şeref tribününe oturacağı bilincine sahip olursa, bu işler zamanla düzelir.  
           Tabi benim zamanımda kulübe kalan parasal imkanlar bugünkü gibi çok olmadığı için bizim mücadelemiz daha farklı oluyordu. Ben hiçbir zaman şeref tribününe kimse girmesin demiyorum. Layık olan, layık olduğu yerde otursun. Şimdi şeref tribünümüzde eski başkanlar için 3 koltuk ayrıldı. Eski başkanlar maalesef maçlara gelmiyorlar. Onların yerine ben bu koltuklara oturan kişilerle kavga ediyorum. Sonunda; 'Kardeşim burası eski başkanların yeri. Şimdi birisi gelirse kalkmak mecburiyetinde kalırsınız” falan diyorum. Ama eski başkanlardan Emin Semercioğlu hariç (O da her maça gelmez). Diğer başkanlarımız beni mahçup ediyorlar. 
          Şimdi bu işlerin nasıl düzeleceğine gelelim. Eğer bölge görevlileri ciddi ve işlerine bağlı kişiler olurlarsa, herkes rahat eder. Eski yıllarda Namı Türkiye'ye yayılmış bulunan Gençlik Spor Müdürü Saip Garipoğlu pek maçlara gelmezdi. Stadyumun giriş ve çıkışlarını tamamen bana bırakmıştı. Ben ve arkadaşlarım da Boluspor 1 kuruş fazla kazansın diye elimizde sopalar stadyumda dört nala koşardık. 
           Futbol hakikaten nankör bir spor dalıdır. Takımınıza istediğiniz her şeyi verir, takımınızın peşinde yaz-kış her yere gider, icabında kavga etmekten bile çekinmez olduğunuz halde, takım biraz kötü gitti mi, hesaplar hemen tersine döner.    
          Gaziantep maçında her zaman yaptığım gibi öncelikle şeref tribününü bir mercek altına aldım. Gelen giden insanları şöyle bir süzgeçten geçirdim. Gelen idarecilerin hiçbirini tanımadım. Bilhassa kulüp başkanı olan arkadaş, en ön sırada Vali beyin koltuğuna kemali afiyetle kurulup başkan Necip Çarıkçı ile koyu sohbete daldı. İddia ediyorum maçın büyük bir bölümünde maçı seyretmekten ziyade, Necip kardeşimizle sohbeti yeğledi. Demek ki Gaziantepspor 2'inci kümenin yolcusu olmuş. 
           Her neyse, biz görüşlerimizi kaleme alırız, kabul edenler olur, kabul etmeyenler olur. Önemli olan bizim bu satırlarımızdan ders almalarıdır. Kesinlikle söylüyorum benim futbol yöneticiliğim artık insanlara ders verici pozisyonlara gelmiştir. 
                                                Yener Bandakçıoğlu           

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak