Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Sen ne büyük bir Öğretmendin Hayati Bey!

Yener Bandakçıoğlu

    21 Mart 2018

          Sen ne büyük bir Öğretmendin Hayati Bey!
            Her memur çocuğunda olduğu gibi benim tahsil hayatımda da çeşitli yerlerde eğitim almam vardır. Daha önceki muhtelif yazılarımda da ifade ettiğim gibi rahmetli Babam Hasan Bandakçıoğlu'nun memuriyeti dolayısıyla muhtelif yerlerde okudum. Rahmetli Babam maliyeciydi. Bolu'nun tüm kazalarında mal müdür vekilliği yaptıktan sonra, Adana ve Bursa'da da çalıştı. İlkokula 1946 yılındna Bolu Gazipaşa İlkokulu'nda başladım. O zaman Karaçayır Mahallesi'nde anne tarafımdan dedem Boşnak Abdullah Efendi'nin evinde oturuyorduk. Bir sene kadar bu okulda okuduktan sonra Babamın tayini Adana'ya çıktı. Dört yıl da orda kaldık. İlkokulu Adana İstiklal İlkokulu'nda tamamladım. Ve de aynı yıl Adana Tepebağ Ortaokulu'na kayıt oldum. Oradaki hayatım fazla sürmedi. Çünkü Rahmetli Babam Bursa'ya atanmıştı. Bursa'dan sonra emekli oldu ve memleketimiz Bolu'ya döndük. 1956 yılına rastlayan o günlerden sonra Bolu'dan başka yere gitmedim. Yani şunu söylemek istiyorum; 'Hisar'dan başka yokuş, kargadan başka kuş” görmeden tahsil hayatımı tamamladım ve 1962 yılında Ankara Hukuk Fakültesi'ni bitirerek avukatlık mesleğine intisap ettim. Bunları şunun için yazıyorum; öğrencilik hayatımda birçok öğretmenden feyz aldım. Ama bunların içinde bir tanesi var ki, benim hiçbir dersime girmediği halde, üzerimde çok büyük etkisi olmuştur. Bolu Lisesi Müdür Baş Yardımcısı Hayati Tuncel Hocamız'dan bahsediyorum. O zamanlar yeni açılan Bolu lisesi'ne, Erkek Öğretmen Okulu'nun sınıflarından 5 tanesi tahsis edilmiş, lise burada eğitime başlamıştı. Lisede Hayati Tuncel diye bir Baş Muavin vardı. Sanki disiplin için yaratılmıştı. İki eli arkasında, çok vakur bir yürüyüşle sınıfları dolaştığı zaman, okulun bahçesinde ve dersane kapılarında hiçbir öğrenci kalmaz, herkes sınıflara kaçardı. Tabiatıyla bendne bu kaçma planına uyardım. Aradan zaman geçti, Hayati Bey'le 1957 yılında lise bitirme sınavlarında sınıf arkadaşı olduk. O da bizim gibi lise bitirme imtihanlarına girmeye başladı. Çünkü o zamanki eğitim sisteminde üniversite imtihanlarına girmek için, lise mezunu olmak gerekiyordu. Yavaş yavaş Hayati Bey'le arkadaşlığımız ilerlemeye başlamıştı. Aynı yıl O da Bolu Lisesi'ni dışardan bitirdi ve benim gibi Ankara Hukuk Fakültesi'ne kaydını yaptırdı. Ankara Hukuk Fakültesi'ni de başarı ile bitirerek avukat oldu. 
          Gerek Bolu lisesi'ndeki tahsil hayatı, gerekse kız kardeşinin Bolulu bir ailenin gelini olması nedeniyle, Bolu'yla bağı çok sıklaştı. Tabiatıyla benim ve arkadaşlarımın Hoca'yla münasebetleri çok gelişti. Son derece efendi, son derece bilgili ve çok güzel konuşan birisiydi. Yukarıda değindiğim gibi, bana hiç hocalık yapmadığı halde, kendisini bir hocam gibi severdim. Avukat olduktan sonra Ankara'da çalışmayı yeğlemişti. Ama yukarıda söylediğim gibi, Milyoner Selahattin namıyla maruf Selahattin Danışman Ağabeyimizin eşi, Hayati Hocamızın kız kardeşiydi. Bu itibarla kendisi de evlenmediği için sık sık Bolu'ya gelirdi. Yani diyeceğim o ki, Hoca'yla münasebetemiz hiç kesilmemişti. 
           Pazartesi günü erken satlerde Hocamızın ölüm haberini, yine O'nu çok seven ve de benim gibi dersine girmeyen Yurdaer Kalaycı kardeşimden öğrendim. 
           'Yenerciğim Hayati Hocamızı kaybetmişiz. Ben bir ekip yapıyorum, seni de dahil ettim”  
           '-Allah razı olsun gitmez olur muyum” 
           'Pazartesi günü saat 13,30'da Bolu Bağışçılar Vakfı'nın önünden hareket edelim”
            '-Hay Allah razı olsun. Yurdaerciğim beni araba aramaktan ve şoför bulmaktan kurtarmış oldun.”
           Aynı gün saat 13,30'da Ankara'ya hareket ediyoruz. Kafilemizde Yurdaer Kalaycı, Yaşar Eyüpoğlu, Fikret Başgüney ve Ben varız. Yurdaer'in arabasını özel şoförü Mesut Ağca kullanıyor. 
            Aldığımız bilgiye göre cenaze ikindi namazından sonra Karşıyaka Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Karşıyaka mezarlığı Ankara'nın nüfus kesavetine göre pek düzenli bir mezarlık değil. Oraya bir de cami yapılmış, gelen cemaatler için oturaklar düzenlenmiş ama, bütün cenazelerin cemaatleri birbirine karışıyor. Kimseye akıl vermek haddime değil ama, Ankara Karşıyaka Mezarlığı'na defin yaptırmak isteyen hemşehrilerimiz biraz dikkatli olmalı ve de cenazelerini imkanları varsa Bolu'ya getirmelidir. Pazartesi günü Karşıyaka Mezarlığı'nda 10'a yakın erkek cenazesi, 5 tanede kadın cenazesi vardı. Yalnız hoşuma giden bir uygulamadan da bahsetmek isterim. Erkek cenaze namazları birlikte, kadın cenaze namazları da yine birlikte tek namaz olarak kılındı. İlk defa böyle bir uygulamayı gördüm ve takdir ettim. Bir düşünelim bakalım, ayrı ayrı 15 tane cenaze namazı kılınması, namazın kutsiyetini de bozabilir. Bizde de böyle birden fazla cenaze olduğu zamanlarda tek cenaze namazı kılınmalıdır. Sayın müftümüz Orhan Genç efendi hasretlerinin bilgilerine sunuyorum. 
          Yurdaer'in Mercedes'i kilometreleri yutarak bizi Ankara'ya Karşıyaka Mezarlığı'na ulaştırdı. Karşıyaka Mezarlığı adeta bir şehir olmuş. Yani orda bile cenazelerin birbirine karışması olası. İkindi ezanına vakit olduğu için cemaat için yapılmış banklara oturuyoruz. Bu arada yanımıza temiz yüzlü bir arkadaşımız geliyor. Ben hemen tanıyamadım ama, Yurdaer tanıdı. Zamanında (Kahveci Sabır) namıyla meşhur Kahveci Sabır'ın oğlu Erol Başçınar. Erol yanıma oturuyor. Laf lafı açtıkça Erol'u tanımaya başlıyorum. Ablası Emine Başçınar'la Bolu'ya geldiklerinde şehirde birlikte tur atarlardı. Erol'da tanınmış bir sanatkar olmuş. Heykeller ve resimler yapıyor. Hemşehrilerimizi böyle güzel uğraşlar içinde görmek samimi söyleyim beni de çok mutlu ediyor. 
          Daha sonra ezan okunuyor, bütün cenazelerin cemaatleri birbirine karışıyor. O manzarayı gördükten sonra sevgili hemşehrilerime şunu tavsiye ediyorum. İmkanınız varsa cenazelerinizi Bolu'ya getirin. Namazdan sonra her cenaze sahibi, cenazelerini almak üzere özel bir uğraşa girişiyor. Yukarda da ifade ettiğim gibi, bu hengameye hiç gerek yok. Getirin cenazelerinizi Bolu'ya, Bolu'da defnedelim. 
          Benim asıl merakım, cenaze törenine gelecek hemşehrilerimi tespit etmek. Ama üzüntüyle görüyorum ki, Bolu'dan gelen bizim ekip Ankara'dan gelenlerden daha fazla. Neyse bu kadar eleştiriyi de iktifa edelim ve eleştirilerimizi burada keselim. 
           Bu arada son diyeceklerimizi de ifade etmem lazım; eğer Aziz Hocamızın cenazesi Bolu'ya getirilseydi, bu eleştirilerime hiç gerek kalmayacağını düşünmekteyim. Yine ifade ettiğim gibi, 10 erkek 5 kadın cenazesinin birbirine karışması ihtimali yüksektir. İnşallah böyle bir yanlışlık yapılmaz. 
          Sevgili Hocamız'a ahiret hayatında da güzel günler diliyorum. Hiç şüphe yok ki, dünya hayatında nasıl insancıl ve başarılı olmuşsa, ahiret hayatında da öyle olacaktır. Yüce Allah mekanını cennet etsin. 
                                                    Yener Bandakçıoğlu    
     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak