Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

50 yıl geçti, hala aynı !

Konuk Yazar

    8 Ocak 2018

         50 yıl geçti, hala aynı !
          14 yaşındaki kızım akşam okuldan ağlayarak döndü. Telaşlandık, ne oldu diye... Biyoloji sınavından 35 almış... Eski bir öğretmen oluşumdan merak edip kızın biyoloji kitabını karıştırdım... Aman Allah'ım... Yüzlerce formül, hesaplamalar, denklemler vs. vs.... Birden okul yıllarımda olduğumuz sınavlar aklıma geldi... Fizik öğretmenimiz Mustafa Altınöz'dü... Hanımı aynı okulda müzik öğretmeni olan Tanju Altınöz'dü... 4.cü sınıfta tamamı formüle dayalı bir fizik sınavından 2 almıştım... Ne yaptıysam bunu kurtaramadım ve o sene sınıfta kaldım... Halbu ki fizik labaratuvarının anahtarı bendeydi... Okulda ilk radyo vericisini kurmuştum... Yetenekli kız arkadaşlar mikrofondan şarkı söylerler, çevrede oturan herkes radyolarından dinlerlerdi... Ayrıca eski bir sinema makinesini tamir ederek hafta sonlarında, tiyatro salonunda Türk filmleri seyrettiriyordum... Bozulan anfileri falan tamir etme benim işimdi... Fotoğrafçılık yapıyor, filmleri kendim tab yapıyordum... O yıllarda okuyan arkadaşların yüzlerce resmini çekmiştim... Ancak sınavlar farklı bir olaydı... Formülü bil, sınıfı geç esasına dayanıyordu... Müzik konusu da öyleydi, nota, diyez, bemol vs. bilmek zorundaydık... Bereket çok güzel keman çalışımdan dolayı Tanju hanımdan paçayı yırttık...
                Kızıma dilimin döndüğünce bu sınavların göstermelik olduğunu, buralardan öğrenilen bilgilerin hayatın hiç bir döneminde işe yaramayacağını anlattım... Evet fizikten sınıfta kalmıştım, ancak elektronik benim ikinci işim olmuştu... Antika radyo ve anfi tamiri yapan şu anda Bolu'da tek ben olmuştum... Milli Eğitim Bakanlığı'nca yurtdışı görevimde de o zamanın en gözde video ve film makinalarını yurda getirmiştim... Sözün kısası, okulda öğrenilen çoğu bilgi hayatta hiç bir işe yaramıyor... Aradan 50 yıl geçti, hala aynı sınavlar, gereksiz formüller, gereksiz bir çok bilgi... Almanya'da son derece başarılı bir öğretmendim... Akıcı bir Almancam vardı... Yurda döndüğümden benim tayinimi bir köy okuluna yaptılar. 8 öğrencilik bir köy okulu... Kadrolar doluymuş... Bir yıl sonra başka bir okulda yer bulundu... Fakat kadro fazlalığı yüzünden 9 tane öğretmen akşama kadar boş bir odada 3 yıl boş boş oturduk..Öylesine canımız sıkılıyordu ki anlatamam... Bereket akşamları Petroclup'te keman çalarak hem kazanıyor, hem de emekliliğimi bekliyordum... Sonunda emekli oldum... Yani Almanya'da öğrenmiş olduğum yabancı kültür ve eğitim sistemi hiç işe yaramamıştı... Sadece bir gün tesadüfen yolu Bolu'ya düşmüş bir turiste yol tarifi yapabildim...
     
            Mesele yetenek meselesidir... Almanya ve Avrupa ülkelerinin gelişmesinin tek sebebi eğitime verilen önemdir... Her çocuk yeteneğine göre yönlendirilir... Tesadüf diye bir şey asla yoktur... Sporcu bir çocuk, tarih dersinden zayıf aldı diye sınıfta kalmaz... Kimyayı seven bir öğrenci müzikten sınıfta bırakılmaz... Bunları anlatmak istedim kızıma... Ancak sanırım başarılı olamadım, hala durup durup ağlıyordu...
               Ayhan Can 

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak