Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Su parası

Konuk Yazar

    8 Haziran 2017

         Su parası

          Sayın okuyucular,-sizlerin de gözlemlediğiniz gibi- memleketimizi yönetmeye talip olan siyasilerin biri birleri ile yaptıkları, sen-ben tartışmalarından, hatta kavgalarından biz insanların dertlerinin neler olduğu, bunların nasıl halledileceği hususlarına bir türlü sıra gelmiyor Oysa ki halkın sorunlarını çözmek, bireylerin hayat standartlarını yükseltmek, korkusuz yaşama ortamı oluşturmak siyasi partilerin var oluş nedenlerinden birisi ve hatta en önemlisidir.
         Bundan bir süre önce ameliyathanede bir hastayı ameliyat eden doktorların, hastayı bırakıp birbirleri ile kavgaya tutuştuklarını, TV kanallarından izleyerek öğrenmiştim. Bu haberi duyunca ,-siyasilerin ilgisizliği karşısında 'kendimi ameliyat masasında bırakılan hastaya” benzettim.
          Cumhurbaşkanımız ve aynı zamanda AKP genel başkanı olan sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakanımız sayın Binali Yıldırım'ın hayat pahalılığından söz ettiklerini duyan var mı? Sayın Cumhurbaşkanımız zaman zaman muhtarları toplayıp onlara, AB ile ilişkilerimizi, Terör örgütleri ile mücadeleleri anlatmakta, muhalefet partilerine veryansın etmekte ve kaçınılmaz olarak büyük alkışlar almaktadır. Onlara domatesin kaç lira olduğundan, kırmızı etin, ZEYTİNİN, tüm gıda maddelerinin fiyatlarından hiç söz ettiğini duydunuz mu? Orada bulunan muhtarların ”sayın cumhurbaşkanım, vatandaş geçim derdinde, biz bu dertlerle hemdert oluyoruz, bu konuda da bir şeyler söyleyin de döndüğümüzde halkımıza anlatalım” diye düşündükleri oluyor mu acaba. Sanıyorum oluyordur.
          Sayın okuyucular, Türkiye'de 299 çeşit vergi olduğu, bunun 46'sının ceza, 22'sinin harç, 20'sinin fon olduğu ve 211'nin ise diğer vergiler oluşturduğu söylenmektedir.
          Bu rakam ürkütücü olabilir, ancak asıl ürkütücü olan ise bu vergilerin yüzde doksanının - vergi adaletini zedeleyen- vasıtalı vergiler olduğudur. Bu şu anlama gelir; Aracına 300.00 Tl.'lik akaryakıt alan trilyonerin de, aracına 300.00 Tl.lik akaryakıt alan asgari ücretlinin de 300.00 Tl.'nin 150.00 Tl.'sini vergi olarak ödemesi olayıdır. İktisatçılar 'ilk kuruşu kazanmak, sonuncu milyonu kazanmaktan daha zordur” derler. Trilyoner için 150.00 Tl.'nin ifade ettiği değer ile asgari ücretli için ifade ettiği değer her halde aynı değildir. Görüldüğü gibi burada adalet-hakkaniyet var mı? Tabii ki yok. Peki ADALET ve Kalkınma Partisi bu ADALETSİZLİĞİ görmüyor mu? Her halde yukarıda değindiğim gibi sen-ben kavgasından ortalık toz-duman olduğu için görmüyor.
          Mevcut vergilerin hemen hemen yüzde doksanı vasıtalı vergilerdir dedik. Şimdi bu vergi trajedisinden sonra gelelim anlatmak istediğim konuya;
           Dün akşam eve geldiğimde posta kutusuna bir tebligat bırakılmış, zarfın üzerinde 'tebliğ mazbatalı zarf” yazılı. Baktım Bolu Belediye'sinden gelmiş. Zarfı açtım, içinde iki ayrı evrak var.
           Birinci evrakta 44.60 Tl. ikinci evrakta ise 719.12 Tl. 'kanalizasyon ve su tesisleri HARCAMASI” olarak toplam 763.72 Tl.'nin, 'TEBLİĞ TARİHİNDEN İTİBAREN bir ay içerisinde yapılan peşin ödemelerde %25 indirim yapılacağı belirtilmekte, zamanında ödenmeyen taksitlerde 6183 sayılı kanun hükümlerine göre gecikme zammı uygulanır” denilmekte ve ilaveten '2464 sayılı yasanın 86-94 maddelerine istinaden tahakkuk ettirilmiştir” denilmektedir.
          Yukarıda belirtildiği gibi evrak posta kutusuna bırakılmıştır. Evrakı imza karşılığı almadığım için hangi tarihte tebliğ edildiği tabii ki meçhul. 2464 sayılı Belediye gelirleri kanununun 92. maddesinde bu hesaplamaların belediyelerce bir ay süre ile ilan edileceği belirtilmekte ise de, aynı maddenin devamında 'ayrıca tebliğ olunur” denilmektedir. Tebliğ, evrakın tebligat kanununa göre muhatabına imza karşılığı verilmesi veya iadeli taahhütlü olarak gönderilmesi olayıdır. Hal böyle olunca herhangi bir tarihte bahse konu bedelleri ödemeye gittiğimde tebliğ tarihi bilinmediğinden, tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içerisinde derken bu 'bir aylık süre” nasıl hesap edilecektir ki %25 indirimden yararlanabileyim. Not/Benim bu yazım gazetede yayımlanırsa evrakı o tarihte almış sayılacağımın bilincindeyim. Ancak konuyu- tüm vatandaşları ilgilendirdiği için-siz sayın okuyucularla paylaşmak ihtiyacını duydum.
    Bahse konu bedeli ödemeye gittiğimde, benim başka borcum var mı, bunun dökümünü istiyorum dedim. Şu bilgi teknolojisi var ya akıl erecek gibi değil. İki dakikada verdiler. Aldım irdeledim. Hani o, 'insanı bir kaşık suda boğar” diye bir atasözümüz var ya onun gibi bir durumla karşılaştım.
          Sayın okuyucular, yukarıda 299 çeşit vergi var diyorlar demiştim ya, buna önce kendim de inanmamıştım ama belediyenin verdiği borç dökümünü görünce inandım. Nasıl mı? Döküm listesinde, su bedeli, bakım parası, bunun kdv si, atık su bedeli, çevre temizlik vergisi, kültür varlıklarına katkı payı, kanalizasyon bedeli, katı atık bertaraf vergisi, (tabi bunlar onlarca kalem). Sonuç, 2.890.00 Tl. borç. İşte buna 'bir kaşık suda boğma” denmez de ne denir.
         Görüldüğü gibi SU deyip geçmeyin, içinde neler varmış neler.
          Yukarıda posta kutusuna konulan evraktan söz etmiştim. Kanalizasyon ve SU TESİSLERİ harcaması. Bu durumda, su tesislerinin harcamalarını ben ödüyorsam, yani su ve kanalizasyon tesislerini ben yapıyorsam o zaman belediye benden neden su parası, kanalizasyon parası alıyor demez miyim. Mantık neyi gerektirir, belediye bu tesisleri yapar-ki asli görevlerindendir -sonra su ve kanalizasyon parası alır. Görüldüğü gibi öyle olmuyor, yani bir kuzudan iki post çıkarılıyor. Hatta bu neye benziyor, devlet vatandaşın ödediği vergilerle köprü yapıyor ve daha sonra da köprüden gelenden-geçenden ve hatta 'yap-işlet-devret” yöntemi ile yapılan yollardan gelip geçmeyenden dahi ücret almaya benziyor. Bu uygulamalara ne denir, ”bir kuzudan iki post çıkarmak”. Peki çıkar mı? Vallaha ben çıkaramam ama bu AKP var ya çıkarır, nitekim çıkarıyor.
           Sayın okuyucular, sizlerle paylaştığım bu tespitlerimin 'belediyeyi eleştirdiğim anlamı çıkmasın, -eleştirmek istediğim konu ise yazımın sonlarındadır- bu tespitlerim 'halka hizmet HAKKA hizmet”tir  diyen AKP iktidarının halkı nasıl soyup soğana çevirdiğinin tespitidir. Zira yasa böyle ise belediye ne yapsın. Yasa derken biraz da yasadan söz edelim; Belediye gelirleri kanununun numarası 2464 dür. 1981 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu yasaya göre belediyelerin gelirleri nelerdir, yani belediye halktan hangi vergi ve harçları alır; İlan-reklam harçları, Eğlence vergisi, haberleşme vergisi, Elektrik-havagazı tüketim vergisi, Yangın sigortası vergisi, Çevre temizlik vergisi, İşgal harcı, tatil günlerinde çalışma ruhsatı harcı, kaynak suları harcı, tellallık harcı, hayvan kesimi, muayene ve denetleme harcı, ölçü-tartı aletleri muayene harcı, kayıt ve suret harcı, parselasyon harcı, ifraz ve tevhit harcı, plan-proje tasdik harcı, zemin açma izni ve toprak hafriyatı harcı, yapı kullanma izni harcı, İş yeri açma izni harcı, muayene ruhsat ve rapor harcı, sağlık belgesi harcı, esnaf muaflığı belgesi harcı, yol harcamalarına KATILMA payı, kanalizasyon harcamalarına KATILMA payı, su tesisleri harcamalarına KATILMA payı.
            Bu arada şu cevabı alacağımı da biliyorum; Eyyyyyy yazar; yasa 1981 tarihli, sen ise faturayı AKP'ye kesmeye çalışıyorsun denilecektir. El cevap, yasa 12 Eylül yasası, AKP işine gelmeyen -seçim barajı-devlete gelir getiren yasalar hariç 12 Eylül yasalarının hemen hemen tamamını değiştirdi ama vatandaşı soyup soğana çeviren bu yasaya neden dokunmadı. Dokunmadığı gibi, 2003 yılında 5035, 2004 yılında 5101, aynı yıl 5177, yine aynı yıl 5281, 2007 yılında 5602, aynı yıl 5679, 2008 yılında 5784, 2012 yılında 6360, 2013 yılında 6487 ve 2014 yılında 6527 sayılı yasalarla harç ve gelir kalemlerini ve nispetleri artırır nitelikte yasaları çıkardı. İşte fatura bu nedenle AKP'ye kesilmektedir.
          Yol harcamalarına katılma payı üzerinde biraz durmak istiyorum; Hani yukarıda belediyeyi de eleştireceğim demiştim ya gelelim o konuya. Yasaya göre bir yol yapılırsa veya yol tamiri yapılırsa, veyahut genişletme yapılırsa KATKI PAYI ödenecektir. Tamam ödenecek. Ancaaaaaak, yol yapılıp sonra bozulup tekrar yapılırsa, o da bozulup tekrar yapılırsa, yani olmadı tekrar olmadı tekrar yapılırsa, kavşak-göbek yapılıp sonra bozulup tekrar yapılırsa, o da bozulup tekrar yapılırsa Belediye bu 'TEKRAR”ların katılım paylarını bizlerden mi alacak yoksa bu hataların müsebbiplerinden mi tahsil edecek, merak ediyorum. Bolu Belediyesi -bildiğim kadarı ile- 10 yıldır Bolu'yu kaza kaza altını üstüne getirdi, aradığı defineyi hala bulamadı. Bu yap-boz harcamaları karşısında, saçı bitmedik yetimin hakkının hesabı da bizden sorulacaktır, bunun hesabını da biz vereceğiz diyen AKP yetkililerinin sessizliğine bravo diyorum.
          Tanrı yardımcımız olsun. Kalın sağlıcakla.
                                                                     İlhami Candemir

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak