Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Meçhule doğru

Konuk Yazar

    3 Nisan 2017

    Meçhule doğru
    Sayın okuyucular, bilindiği gibi bu günlerde siyaseti en çok meşgul eden 'OLAY” anayasada yapılması düşünülen değişiklik teklifi ile ilgili referandumdur.
    Bu konuda -tabir caiz ise- 'her kafadan bir söz” çıkıyor.Yok ABD modeli, yok Fransa'da modeli vs.vs gibi yakıştırmalar aldı başını gidiyor. Şunu itiraf etmeliyim ki en iyi sözü -konuyu eğip bükmeden- sayın Cumhurbaşkanımız söylediler; 'Bu sistem değişikliği TÜRK TİPİ değişikliktir” dediler, yani dünyada eşi emsali yok demek istediler. Acizane değişiklik teklifini bir hukukçu olarak en ince detayına kadar inceledim,bu sistem gerçekten dünyanın hiçbir devletinde olmadığı gibi, geçmişimizde de yok.Geçmişimizde tek adam görünümünde Padişah vardı ama bir de sadrazam vardı.Hal böyle olunca akıla Arapça 'nev'i şahsına münhasır” tanımlaması gelir.Bunun Türkçesi 'kişiye özel””kendine özgü””kendine has” demektir. Böyle olunca örnek(emsal) de olmaz, yok ki olsun. Örnek olmayınca akıla doğal olarak deneme-yanılma metodu geliyor.Yani bir deneyelim bakalım ne olacak gibi. Esasen yanılma(hata)bize pek de yabancı değil!, bunu sık sık yapıyoruz!, sonra özür diliyoruz,geçiştiriyoruz, ancak deneme sözcüğü biraz ürkütücü.Hele bir devletin kaderi ile ilgili ise o zaman daha da ürkütücü.Zira 'deneme” sözcüğünün içinde 'gizlilik-bilinmezlik-risk” vardır. Varsayalım ki halk oylamasına sunulan bu Anayasa değişiklik teklifi kabul edildi, devletin yönetiminde ve halkın yaşamında ne gibi olumlu veya olumsuzluklarla karşılaşılacak,TC Devleti, ne gibi maceralara sürüklenecektir?bilen var mı? Tabii ki yok. Olamaz da.Var diyen varsa o bir hayalperesttir.”Hayal fakirin ekmeğidir” derler ama bu öyle lafla geçiştirilecek bir durum değil.CİDDİ, hem de çok CİDDİ.Devletin bekası meselesi.
    Şimdi ben derim ki bu oylamada EVET çıkarsa TC devleti, MİLLETİ ile birlikte,(80 milyon vatandaş)yani EVETÇİLER ve HAYIRCILAR hep birlikte 'bilinmezliğe doğru”(sonu belirsiz) bir yola çıkacaktır. Bu duruma” macera”da diyebiliriz. Hatta büyük şair Yahya Kemal Beyatlı'nın 'Sessiz gemi” şiirinde dile getirdiği gibi –mealen-” meçhule giden bir gemi kalkacak bu limandan” da diyebiliriz.
    Sayın okuyucular, bir düşünür, deneme hususunda şunu söylemiştir; 'deneme” dünyanın en iyi öğretmenidir, yalnız okul masrafı çoktur.
    Hatta, babası okuldan dönen oğluna” bu gün okulda ne yaptınız”?diye sormuş,oğlu da,kimya dersinde 'deney” yaptık demiş,baba ,peki yarın ne yapacaksınız dediğinde 'deney sırasında yıkılan duvarları yapacağız” diye cevap vermiş derler.Temenni ederim ki bu deneyle yıkılan duvarların molozlarını kaldırıp tamir etme durumunda kalmayız.
    Demokrasiyi,1839 Tanzimat Fermanı'ndan bu yana(1856 Islahat fermanı,1909 Meşrutiyetin ilanı,23 Nisan 1920 TBMM nin açılışı,29 Ekim 1923 Cumhuriyetin ilanı gibi) revize ede ede,hatta kan döküle döküle(Mithat Paşa'nın boğdurulması,Namık Kemal'in ve nice Kemallerin zindanlara atılmaları gibi) bu günlere geldik, ama hala medeni ülkelerin yakaladıkları demokrasinin çok çok gerisindeyiz ,daha da ileriye götürmemiz gerekirken şimdi tekrar başa mı döneceğiz., sıfırdan mı başlayacağız.
    İnsanoğlunun özelliklerinden birisi daima 'iyiyi' örnek almasıdır.Ben- tabii ki sizler de öylesinizdir-görüyorum ki dünyada ne kadar gelişmiş,halkı refah içinde olan ülke varsa demokrasi ile,ne kadar geri kalmış,halkı perişan,Akdeniz'in sularında boğulan insanların ülkeleri varsa DEMOKRASİ DIŞI yöntemlerle yönetilmektedirler. Bu nedenle 'su-i misal emsal olmaz” derler,yani kötü emsal olmaz derler, bunun karşıtı ise iyiyi örnek almaktır. Dayatılan teklif 'iyi bir örnek olan” demokrasiyi görmezden gelmektedir. Türk tipi sistem diye bir ucube hazırlanmıştır.
    Bu nenle halk oylamasına sunulan Anayasa değişiklik teklifini 'sonu belirsiz, Türkiye'yi meçhule götürecek bir gemi” olarak görüyorum .Bu gemiye binelim mi, binmeyelim mi?Büyük düşünür Chakespeare'nin söylediği gibi 'olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu”mu diyeceğiz.Ne diyeceğimize karar vermeden önce teklifin kabulü halinde ne getireceğini ve ne götüreceğini bilmemiz gerekir.Bu nedenle bir hukukçu olarak teklifi kılı kırk yararcasına inceledim, bütün detaylarını geçen haftaki (Pazartesi günü) AÇIĞA İMZA başlıklı yazımda sizlerle paylaşmaya çalıştım.Okuyanlara teşekkür ederim,Okumayanlar için yalnız bir hususu ÖNEMİNE BİNAEN tekrar gündeme getirmek istiyorum. (18 yaşında ilk okul mezunu C.Başkanı yardımcılarımız, bakanlarımız olacakmış, 18 yaşındaki ilkokul mezunu C.Başkanı yardımcılarımız C.Başkanının yokluğunda ona vekalet edeceklermiş,onun tüm yetkilerini kullanabileceklermiş,bunun sonucu olarak TSK nin başkomutanı olabileceklermiş,TSK nin kullanılmasına karar verebileceklermiş, bunlar şimdi belirtmeye çalışacağım sakıncaların yanında devede kulak.) Şöyle ki;
    Teklife göre Cumhurbaşkanı, hiç bir gerekçe göstermeden seçimlerin yenilenmesine karar verebilecek, Meclisten yetki almadan C.Başkanlığı kararnamesi çıkarabilecek, bir kararname ile bakanlıkları kaldırabilecek, yeni bakanlıklar ihdas edebilecek, merkez ve taşra teşkilatlarını kurabilecek veya kaldırabilecek, devletin tüm üst düzey bürokratlarını atama yetkisine sahip olabilecek(Madde 10). Hal böyle olunca şimdi gelelim siyasi curcunaya; Teklife göre Cumhurbaşkanının bir siyasi partinin de genel başkanı olabileceğini düşünürsek, diyelim ki genel başkanı olduğu parti seçimi kazanamadı, iktidar bir başka partiye geçti, peki o durumda C.Başkanının bakanları ataması, bakanlıkları kaldırması,yeni bakanlıklar kurması,taşra teşkilatlarını yeniden dizayn etmesi,üst düzey kamu görevlilerini ataması,görevden alması durumunda ve hatta bütçeyi hazırlaması durumunda seçimi kazanan iktidar partisi ne iş yapacak?, BİLMEM. Sayın okuyucular peki sizler tahmin edebiliyor musunuz iktidar partisi ne iş yapacak . Buyurun cenaze namazına. Alın size nur topu gibi siyasi kaos. Seçimi kazanan parti iktidar olacak ama muktedir olamayacak. Ben bu tablo karşısında derim ki;bizleri bindirecekler bir alamete götürecekler kıyamete. Sayın okuyucular sizleri bilmem ama ben böyle bir tabloyu düşünmek dahi istemiyorum. Buna yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak denir.NOKTA. Siyasi arenada bir de şu tartışmayı görüyorum; Seçimlerin yenilenmesine karar verme yetkisi bazılarınca -özellikle CHP tarafından- Meclisi feshetme olarak yorumlanmakta ise de ben bu görüşe katılmıyorum. C.Başkanına verilen bu yetki 'yapıcı-yıkım” niteliğindedir. Bu şu anlama gelir;Yeni bir bina yapmak için eskisini yıkmak anlamına,daha güncel söylersek kentsel dönüşüm anlamına gelmektedir. Teklif, kaldırıp yenisini yapmak anlamındadır. Münfesih demek fesh edilmiş, ortadan kaldırılmış, fesh olmuş demektir.Fesih kelimesinin anlamı içinde 'ihya” yoktur.Acizane benim yorumum bu yönde takdir kamu oyunun.
    Sayın okuyucular,varsayalım ki 12 Eylül Anayasanın son kullanma tarihi geldi.Yenisini yapalım,yapalım ama şair Orhan Veli'nin 'Sere Serpe” şiirinde 'böyle de yatılmaz ki” dediği gibi böyle de anayasa hazırlanmaz ki. Bolu tabiri ile” vur deyince öldürmüşler”.
    Görünürde bu teklifi hazırlayanlar hukukçu idi. Ama ben hazırlayana değil hazırlatana bakarım.
    Saadet Partisi genel başkanı sayın Temel Karamollaoğlu' nun söylediği gibi şöyle düzgün bir teklif getirilseydi de hepimiz seve seve evet deseydik olmaz mıydı?
    Teklifte ilginç bir sistem var. Önce cazip düzenlemeler içeren cümleler var,arkasında tuzak cümleler sıralanıyor.Yani teklif tuzaklarla dolu.
    Sayın okuyucular bu referandum olayı devletimizin bekası,geleceği,var olup olmaması kadar önemlidir.Bu nedenle teklifi okumanızı,okuyanlardan öğrenmenizi önemli rica ederim.
    Sonuç olarak diyorum ki bu milleti bindirmeyin alamete götürmeyin kıyamete der referandumun Hayırlara vesile olmasını dilerim.
                                                               İlhami Candemir

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri