Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Türkiye satılıyor

Konuk Yazar

    20 Mart 2017

           Türkiye satılıyor
            Sayın okuyucular, biliyorum neyi satıyorsun diyeceksiniz. Ben satmıyorum, devlet satıyor. Peki neyi satıyor? Vatan topraklarını, cumhuriyet döneminden kalma ne varsa satıyor.
            Bu durum beni ziyadesi ile rahatsız etmektedir. Zira vatan topraklarının nasıl kazanıldığını en iyi bilenlerden birisiyim. Nasıl mı? Yeri geldiğinde her zaman gururla söylediğim gibi dedem Ziver Candemir Çanakkale'de, ağabeyi Mehmet Candemir de Sarıkamış'ta bu vatan için şehit olmuşlar, geride dul eş ve yetim çocuklar bırakmışlardır. Düşünebiliyor musunuz sayın okuyucular, bir evin 'eli ekmek tutan” iki genç delikanlısı şehit olmuştur. Tabi takdir edersiniz ki bunun mali yansımaları çok mu çok ağır oldu, 'Fakr u zaruret içinde” (fakirlik ve muhtaçlık içinde) büyüdük. Bu nedenle vatan topraklarını silah zoru ile alamayanların para ile almaları doğal olarak beni ve benim gibi şehit yetimlerini kahrediyor. Bu yazıyı Çanakkale Şehitlerinin 102 yıldönümü münasebetiyle yazıyorum ki özel bir anlamı olsun.
          Sayın okuyucular, hatırlanacağı gibi rahmetli Bülent Ecevit'in başbakanlığı döneminde devletin karşı karşıya kaldığı nakit sıkıntısı nedeniyle ekonomiden sorumlu devlet bakanı Hikmet Uluğbay intihara teşebbüs etmişti. Buna rağmen devlet mallarının haraç mezat satılması düşünülmemişti, zira onlar vatan topraklarının nasıl kazanıldığını ve ne anlama geldiğini, vatan toprağının kutsiyetini biliyorlardı.
             AKP iktidarı döneminde öyle bir para bolluğu oldu ki bankalar elindeki parayı nemaya dönüştürebilmek için vatandaşların cep telefonlarına mesaj göndererek 'gel kredin anında hazır” deniliyor. Kendi kendime bu paranın kaynağı nedir diye sorar dururdum. Gerçi zaman zaman Katar'dan yüklü miktarda para girişinin yapıldığını basından öğrenmekte isek de 'taşıma su ile değirmen dönmez” diyerek yine de bu para bolluğunun nedenini bir türlü çözememiştim. Sonra aklıma asistanım yani İnternet geldi Google'ye girdim, ”AKP döneminde satılan tesis ve mallar” diye yazdım, bastım tuşa, karşıma ”Türkiye satılıyor” diye bir liste çıktı. (Ben de yazıma o başlığı aldım). O listeyi sizlerle paylaşmak istiyorum; (Uykularınızı kaçırırsam kusura bakmayın).
          İşte en acı liste;
          Tüpraş, Türk Telekom, Petkim, Tedaş, Tekel, Eti Maden, İpraş, Adapazarı, Çarşamba, Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum, Amasya, Kütahya Şeker Fabrikaları, THY kamu hisseleri, Erdemir, Seka Kastamonu İşl. Seka Balıkesir İşl. Sümerbank, Nazilli Basma Fab. Sakarya Traktör Fab. Taksan Takım San. Tümo San. Eti Krom, Araç muayene istasyonları, Tekel Sigara işletmeleri, Tekel Sigara fab, Tekel arazileri, Başkent elektrik, Meram elektrik. Petrol Ofisi Poaş, Manisa pamuklu mensucat Fab.Çayeli bakır işletmeleri, Seka Çaycuma İşletmeleri, Bursa Gaz, Et balık kombinaları, Eti Elektrometalurji, Sümerbank Bakırköy İşletmeleri, Eti gümüş, Seka Ardanuç İşletmeleri, Tügsaş Gemlik gübre sanayi, Tekel Alkollü içkiler, Es gaz, Büyük Ankara oteli, Başak sigorta, Taksan ,Gerkonsan, Seka Aksu İşletmesi, Seka Taşucu tersane arazisi, THY Usaş, Eryağ, Sümer Holdinge ait taşınmazlar, Sümerbank Adıyaman İşl, Eti Bakır İşl, Eti Gümüş, Çanakkale Deri işletmeleri, Sümer Holding, Sümerbank, Denizcilik İşletmeleri fabrikaları, Atalay Turizm, Atalay Otelcilik, Atalay Marina, Tügsaş Samsun Gübre Fab ve arazileri, Bergama Pamuk İplik Fab, Kamu kuruluşlarına ait pek çok sosyal tesisler, Divriği ve Hekimhan işletmeleri, Kırıkkale Çelik çekme fab, Kırıkkale Boru Fab, Oymapınar Barajı, Eti Aliminyum madenleri, Seydişehir Aliminyum Fab. Emek iş hanı, İstanbul Hilton oteli, Tekel tuz işletmeleri, Tüsaşa ait diğer fabrika ve araziler, Ankara, Ladik, Gaziantep, Şanlı urfa, Bartın çimanto fabrikaları, Konya Krom İşl, Borçelik, Spor toto, İnegöl Kibrit fab, Büyük Tarabya oteli, Kuşadası, Trabzon, Dikili, Mersin, İzmir, Bandırma, Samsun, Ereğli, Yarımca, İskenderun limanları, Murgul bakır İşletmeleri, ORMANLAR, ormandan açılarak işgal edilen 2/B arazileri satıldı. Ayrıca; OyakBank, Demirbank, Dışbank, Denizbank, TEB, Sitebank, Şekerbank, Adabank ve Yapı Kredi Bankası da satıldı. Kimlere satıldı diye soracak olursanız mütekabiliyet (karşılıklılık) esası kaldırıldığından hemen hemen her devlete ve herkese satıldı. Hatta büyük propaganda ve dualarla açılışları yapılan şehir hastaneleri, Otoyollar, köprüler, hava alanları, futbol sahaları ve daha nice tesis vesaireler devletin olmayıp yap-işlet-devret formülü ile yaptırıldıklarından bunlar da 20,25,49 yıl (sözleşmede kaç yıl öngörülmüş ise) devletin değil yapanlarındır. Sayın okuyucular daha bitmedi; Eski şehircilik bakanı sayın Erdoğan Bayraktar'ın bir soru önergesine verdiği cevaba göre 2003-2012 yılları arasında 137 milyon M2 vatan toprağı 139.828 yabancı devlet ve kişilere satılmıştır. Ancak AKP, 2012 yılından sonra satılan vatan topraklarının miktarı ile ilgili istatistiki bilgileri 'yüreği vatan sevgisi ile dolu” vatandaşların tepkisini hesaba katarak vermemektedir, yani konu gizlenmektedir. Keza mütekabiliyet esası kaldırıldığından bazı devletler Türk vatandaşlarına taşınmaz mal satmıyor ve fakat biz her gelene buyurun diyoruz. Şimdi de TC Ziraat Bankası'nı, THY'nı, Halk Bank'ı, TPAO'nı, Botaş'ı, PTT'yi, Türksat'ı, Borsa'yı, Çaykur'u varlık fonuna aldılar. Perşembenin geleceği çarşambadan belli olduğundan daha başkalarını da alarak allayıp pullayıp onları da satacaklar.
           Sayın okuyucular, tarihin derinliklerine indiğimizde Birinci Dünya savaşından sonra İsrail Devleti'nin kurulması projesi kapsamında padişah Sultan Hamit'ten Düyun-u umumiye borçlarının silinmesi ve bedellerinin de ödenmesi kaydı ile Kudüs ve Filistin topraklarının azda olsa Yahudilere satılması teklifi ve baskıları karşısında padişah vatan toprakları; 'devletin değil MİLLETİNDİR” diyerek karşı çıktığını görürüz. Görürüz ama Sultan Hamit hayranlığını siyasi propaganda malzemesi yaparız ama onun vatan toprakları karşısındaki tutumunu görmezden geliriz. Yunanistan 17 adamızı (bazıları adacık) işgal ederek yunan bayrağını diker bunu da görmezden geliriz.
           İşte bu durumlar 'şehit torunu 'olarak beni ziyadesi ile rahatsız etmektedir.
           Beni üzen bu kahredici tablo 'her zaman ve her yerde 'vatan kelimesini ağızlarından düşürmeyen 'ya Allah ya Bismillah Allah'u Ekber” diyen ülkücülerin ilgi alanlarına girmiyor mu diye merak ediyorum. Keza Milliyetçi Hareket Partisi'nin, bu acı tablonun faili AKP ye koltuk değneği olmasını da anlamış değilim. Sanırım gizli pazarlıkları 16 Nisan'dan sonra uygulamaya geçirilecektir, işte o zaman saç dökülecek kel görülecektir diye düşünüyorum.
           Bu gün devlet erkanı Çanakkale'de '1915 Çanakkale Köprüsü” nün temel atma törenindeydiler. Duygusal ve her Türk vatandaşının yüreğinde var olan ve hiçbir zaman yok olmayacak kahramanlık duygularını okşamak suretiyle nutuklar attılar. Ancak dikkatimi çeken bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum;
            Bilindiği gibi 15 Temmuz şehitleri ile diğer vatan şehitleri arasındaki ayırım günlerce tartışıldı. Şimdi bu ayırım burada da karşımıza çıktı. Nasıl mı? Köprünün adında 'şehit” kelimesi var mı? Yok. Peki İstanbul'daki köprünün adı ne idi? 15 Temmuz ŞEHİTİLER köprüsü. Yani pes doğrusu, milleti evetçi- hayırcı diye böldükleri yetmedi, şimdi de şehitleri böldüler.
            Sayın okuyucular sözün özü şu; Nesi varsa nesi yoksa satıp satıp lale devri yaşayan ailelerin veya devletlerin çocuklarının ve torunlarının akıbetlerini tahmin etmek için herhalde kahin olmaya gerek yoktur diyerek sonumuz HAYIRLARA vesile olsun diyorum.
                                                             İlhami Candemir
     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak