Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Hayır - Evet

Konuk Yazar

    30 Ocak 2017

         HAYIR-EVET

         Sayın okuyucular, sizlerin de bildiği gibi önümüzdeki haftalarda veya aylarda -kişiye özel- 'Anayasa değişikliği” halk oylamasına (referanduma) sunulacak. Evetçiler ile hayırcılar yavaş yavaş ringde yerlerini almaya başladılar. Gördüğüm kadarı ile EVET'çilerden ringe ilk çıkanlar eski milli futbolcu Rıdvan Dilmen ile maalesef onun dümen suyuna giren milli futbolcular Arda Turan, Burak Yılmaz oldu. Tabi şimdilik kervanın başında bunlar var ama sanıyorum kervana katılacaklar olacaktır ve olmalıdır. Zira demokrasinin gereği budur. Diğer taraftan HAYIR'cılar da Rıdvan Dilmen'e futbol yaşamında 'şeytan” denildiği için -ki kendisi bu sıfatı memnuniyetle benimsemişti 'Şeytana uyma” yakıştırmasını sloganlaştırdılar. Tabi bu da demokrasinin bir cilvesidir.
          Ben bu girişten sonra iki hususa değinmek istiyorum;
          Birincisi HAYIRCILARIN siyasal mücadelelerinin amacı CUMHURİYETİ korumak ve kurtarmak değil, (Aşağıda bir nebze belirtileceği gibi 'cumhuriyet” demokrasi ile uzaktan yakından ilgisi olmayan çoğu devletlerde vardır) DEMOKRASİYİ korumak ve kurtarmaktır. Ben burada AKP-MHP ittifakının bir siyasi saptırmasını görüyorum. Şöyle ki; Evetçiler -Kİ ÖZELLİKLE SAYIN BAŞBAKAN BUNU SÖYLÜYOR- 'efendim cumhuriyet 1923'lerde kuruldu, onun değiştirilmesi söz konusu değil” deniliyor. Bunun böyle olmadığını herkes biliyor hatta ben bile biliyorum! Biliyoruz hatta onlar da biliyorlar ama mesele kafa karıştırmak değil mi? Karıştırıyorlar, karıştırsınlar bakalım, sonu ne olacak. HAYIR'lısı olur inşallah. Tekrar ediyorum, hayırcılar cumhuriyet değil DEMOKRASİ nasıl korunacak ve kurtarılacak onun mücadelesini veriyorlar. Yukarıda değindiğim gibi Cumhuriyet hemen hemen her devlette var, ama her devlette demokrasi yok. Örneğin, Suriye, Afganistan, Angola, Arjantin, Azerbaycan, Bengladeş, Bulgaristan, Çin vs.vs. (Yüzden fazla devlette cumhuriyet var), hatta dostumuz! Mısır bile Cumhuriyetle yönetilmektedir. Ama bunların çoğunda DEMOKRASİ yoktur. Örneğin Mısır Cumhuriyetle yönetiliyor ama demokrasi var mı? Tabii ki yok. Bu nedenle demokrasiyi benimseyen herkesin bunu koruması boynunun borcu olması gerekir.
           Misal, görücü usulü ile evlenen hanıma, 'kocanı seviyor musun?” diye sormuşlar, o da; 'o benim kocam sevmeye mecburum” diye cevap vermiş derler. 'Teşbihte hata olmaz” diyerek şunu söylüyorum, sevsek de sevmesek de sayın Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanımız, sevmeye mecburuz, amaaaaa demokrasiyi ondan daha çooook seviyoruz diyerek demokrasiyi korumak ve kurtarmak için HAYIR demeliyiz. Çünkü demokrasi özgürce-insanca yaşamanın olmazsa olmazıdır.
           Buna rağmen ben bu Anayasa değişikliğinin kabulü durumunda, hep beraber çıkalım Erciyes'in Tekir Yaylası'na! DEMOKRASİNİN helvasını dağıtalım, mevlidini okutalım diyorum. Not/Neden Erciyes'in Tekir Yaylası'nı tercih ettim, onu da sizler bilin.
           Gelelim ikinci hususa; Arda ve Burak Yılmaz'a. (Tabi bunlar simge, bakalım görelim bu çerçeveye kimler girecek.) MİLLİ demek ulusal-millete özgü demektir. Bir sporcu milli olmuşsa o MİLLETE mal olmuş bir sembol demektir. O sporcunun o sembolün (o sıfatın) manevi ağırlığının ve kendisine bahşettiği gururunun bilincinde olmalı. Bu nedenle siyasi polemiklerden uzak durmasını bilmeli. Bunu kısaca iki örnekle izah etmek istiyorum; Birincisi üç arkadaş-birisi imam -gezerken ikisi meyhaneye girmek istediklerinde imam ne der; 'kusura bakmayın ben giremem” der. Nedeni ise meyhaneye göre onun durumu 'özel”dir. İkinci örneğe gelince; Birisi ben, diğeri bir DR. Arkadaş ve bir üçüncüsü de resmi elbiseli bir Albay. Üçümüz DR.'un taksisi ile iş için bir başka kente gittik. İş bittikten sonra taksinin yanına geldik, Dr. direksiyona geçti, araba çalışmadı, birkaç kez denedi yine çalışmadı, camı açtı 'inin de arkadan biraz itiverin” dedi. Ben 'burada beni kimse tanımaz” diyerek taksiyi itmek için indim, Albay 'beni burada kimse tanımaz ama RESMİ ELBİSEYİ TANIRLAR” diyerek taksiden inmedi. Görüldüğü gibi Albay resmi elbisenin manevi ağırlığını ve gururunu hissetmiş olacak ki onu korumayı bildi. Yani Milli sporcu da milli olduğunu hissetmeli ve onu korumayı bilmelidir. Tabi bir vatandaş olarak onların da oy kullanmaları anayasal bir haktır. Ancak siyasi arenada Donkişot gibi sahneye fırlamaları hem kendilerine ve hem de milli takımın görüntüsüne zarar vermektedirler. Demem o ki herkes her yerde ve her zaman istediği gibi davranamaz. Milli maça çıktıklarında 'HAYIRCI”lar onlara hangi gözle bakacaklardır. Milli sıfatları örselenmemiş midir? Tabii ki örselenmiştir. Bunu yapmaya hakları var mıdır yoktur. Nasıl imam efendi meyhaneden çıkarken görüntülendiğinde Diyanet gereğini yaparsa ve yapması gerekirse sayın Futbol direktörümüz Fatih Terim'in de gereğini yapacağına inanıyorum ve bir Türk vatandaşı olarak bekliyorum.
           Referandumun hayırlara vesile olması dileği ile.
                                                        İlhami Candemir

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri