Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bir yılbaşı yazısı

Konuk Yazar

    3 Ocak 2017


    BİR YILBAŞI YAZISI
    Sayın okuyucular, yılbaşı gecesi saat 23.59 da eski yılı uğurladım, 24.00 de yeni yıla hoş geldim diyerek yatmıştım. Ancak sabah haberlerini izlemek üzere -mutadım olduğu veçhile (Alışkanlığım olduğundan) saat 7'de kalktım, Tv'leri açtığımda bu kahredici haberi öğrendim.
    Bu vahşeti takip eden saat ve günlerde (Pazar-pazartesi) 'yılbaşı kutlamaları” gündeme bomba gibi oturdu.
    Esasen Cuma hutbesinde camilerde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın imamlara dikite ettiği hutbenin içeriği o gün için tartışma konusu yapılmamıştı. Ne zaman ki bu katliam oldu, işte o zaman hutbe tartışılır noktaya geldi. Nasıl mı?
    1)Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyulduğu bir siyasi atmosferde böyle bir hutbenin 'birleştirici değil bilakis ayrıştırıcı” olduğu konuşulmaya başlandı.
    2)Halkın bir kısmını, diğer bir kısmına karşı kışkırtıcı nitelikte olduğu dillendirilmeye başlandı.
    3)Gerek bu hutbeden esinlenen ve gerekse TC. Devleti'nin (Tabii ki iktidarın) 14 yıllık uygulamalarından cesaret alan bazı kişiler yılbaşı kutlamaları yapanlara ver yansın ettiler.
    Akşam çoğu TV kanallarında bu konu açık oturum şeklinde tartışıldı.
    Bu tartışmalarda 'kendilerini allame sanan” bazı konuşmacılar şunu söylüyorlardı; Efendim NOEL başka imiş yılbaşı başka imiş, Diyanet İşleri Başkanlığı konu edilen bu hutbeyi NOEL de gündeme getirse olurmuş da yılbaşında getirmesi yanlış olmuş.
    Sayın okuyucular, ben lafımı evirip çevirmeden, eğip bükmeden öncelikle şunu belirtmek isterim; Ben NOEL'i de kutlarım, yılbaşını da kutlarım, sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed'in de (S.A.S.) doğumunu kutlarım.
    1)Kime ne.
    2)Öncelikle sayın Diyanet İşleri Başkanımıza şu soruyu sorarım; HZ. İsa peygamber mi değil mi? (haşa). Bir başka yazımda (Regaip Kandili'nin düşündürdükleri) Ebu Zehul Giibariye göre tanrı 124 bin peygamber göndermiştir. İşte onlardan birisi de HZ. İsa'dır. Hatta kitabı ile gelen peygamberdir.
    Şimdi geldik işin püf noktasına; Sayın okuyucular biliriz ki hepimiz gerek cenazelerde, gerek mevlitlerde ve gerekse dini vaaz ve bu içerikteki cemiyetlerde imam efendiler dua ederken ne derler; Adem Aleyhisselam'dan, sen olmasaydın bu dünyayı yaratmazdım dediği sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed'e (S.A.S.) kadar bütün peygamberleri okunan Kuran'dan, yapılan dualardan nasibdar eyle” demezler mi? O zaman benim Diyanet İşleri başkanından ricam, tüm cami imamlarına genelge göndersin, yukarıdaki dua okunurken 'Hz. İsa hariç” desinler. Yahut Noel'i ve yılbaşını kutlayanlara veryansın eden dinci amigolar da dua ederlerken-içlerinden -Hz. İsa hariç desinler. Ben keşke Hz. Adem Aleyhisselam'ın da doğum gününü bilsem de acizane kutlasam.
    Ben Noel'den söz ettim. Şimdi gelelim, yılbaşına. Yılbaşı benim yaşamımda önemli kilometre taşlarından birisidir. bilmem sizlerin için de öyle mi? İnsanoğlunun yaşamında önemli kilometre taşları vardır, örneğin nişanlanma, evlenme, Müslüman erkekler için sünnet, okuldan mezun olma, askere gitme, teskere alma vs.vs.vs.gibi. Peki tüm bu kilometre taşlarını bizler eğlence ile kutlamıyor muyuz? O halde bu yılbaşı nefreti (bazıları için söylüyorum) neyin nesi.
    Elin gavuru (affedersiniz öfkemden dolayı bu tabiri kullanıyorum) bizlerin dini bayramlarımızı, ramazanımızı kutluyorlar, bizlerle iftar sofralarında bulunuyorlar. Peki biz onların bayramlarını neden kutlamayalım, en azından din kardeşi olmasak da dünya kardeşleri değil miyiz.
    Yukarıda ben Noel'i de kutlarım, yılbaşını da kutlarım dedim ama o sözün gelişi. Bu yılbaşını kutlayamadım. Nedeni ise 2016 yılına güle güle diyemedim, defol dedim. Zira 2016 yılı benim 60 yılık eşimi kaybettiğim yıldır. Bilindiği gibi büyük şair Abdülhak Hamit Tarhan eşi Fatma Hanım'ın vefatı üzerine MAKBER'i yazmıştı, hala dillere destandır.
    İşte ben de 2016 yılında eşimi kaybettim deyince yeri ve aklıma gelmiş iken. Eşimin vefatı üzerine yüreğimin tercümanı olarak yazdığım şiirimi sizlerle -affınıza ve sabrınıza sığınarak-tekraren paylaşmak istiyorum. Benim şiirim MAKBER gibi dillere destan değildir ama içimden gelen YASTANDIR.
     

    Eminem,
    Aşk olsun sana
    Neden küstün bana
    Ben ne yaptım da sana
    Gülümseyerek gittin Allah'ına
    Biliyordun ben yalnız kalamam
    Sensiz olamam
    Geceler karanlıktı, şimdi gündüzler de karanlık
    N'olur el salla bana
    Buseler göndereyim sana
    Bekle beni
    Yalnız bırakmayacağım seni
    Yalvarıyorum Allah'ıma
    ' Gönder beni” diyorum Emine'min yanına
    Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar demişler
    Halt etmişler
    Dört gündür ağlıyorum
    Çocuklarından saklıyorum
    Gözlerimde yaş kalmadı
    Kan ağlıyorum
    Allah'ım ben çok üzdüm, sen üzme onu
    Böyle imiş dünyanın sonu
    Kucağımdan sessizce aldın onu
    Anladım ki benden çok sevmişsin onu
    Eminem nur içinde yat
    Demek ki böyle imiş hayat
    Her şey boşmuş
    Şimdi anladım ama heyhat.
     

    Av. İlhami Candemir

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak