Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Bekçi

Okuyucu Mektubu

    28 Aralık 2016

         Bekçi
         Sayın okuyucular,15 Temmuz darbe girişimi ve sonraki olaylar beni ziyadesi ile rahatsız etmiştir ve etmektedir. Şöyle ki;
          15 Temmuz darbe girişiminden sonra gelişen olaylara baktığımızda bu FETÖ denen TERÖR ÖRGÜTÜ'nün, tüm devlet kurumlarını ele geçirdiğini gördük. Şimdi 15 Temmuz darbe girişiminden sonra devlet, devletin tüm kurumlarına sızmış olan bu FETÖ mensuplarını temizlemekle meşgul. Bilenler anımsayabilirler, bilmeyenler için yazıyorum, Türkiye 1950 yılında, Güney Kore- Kuzey Kore arasındaki savaşta BM ve ABD ile birlikte Güney Kore'nin yanında yer aldı ve asker gönderdi. Daha sonra Çin de Kuzey Kore yanında savaşa katılınca savaş uluslararası boyut kazandı. O tarihlerde Kore Savaşı'na iştirak edip yurda dönen askerlerimiz şunu anlatırlardı; (Bizler-ihtiyar delikanlılar! - bu savaş hikayelerini dinlemiştik) Çinliler koyun sürüsü gibi gelirlerdi, öldür öldür bitiremezdik derlerdi. İşte bunun gibi devlet bu FETÖ'cüleri temizleye temizleye bitiremedi. (Tabi bu arada –maalesef- yaşların da yandığını- at izi ile it izinin karıştığını en yetkili ağızlardan duyuyoruz.)
           Pek yakında bunların davaları başlayacak. Kim bilir ne kadar sürecek. Yani bu olay kim bilir Türkiye'nin gündemini ne kadar süre meşgul edecek. Temennim o ki verilecek kararlar adli hatalardan münezzeh (kusur ve hatalardan arınmış) olsun.
          Bu madalyonun bir tarafı. Gelelim öbür tarafına;
           Görüldüğü gibi yazımın başlığı BEKÇİ. Neden bu başlığı yeğledim (tercih ettim);
           Hiç kimsenin inkar edemeyeceği kadar gerçek bir olay vardır. Devlet hem kendisinin, yani vatan topraklarının (Yunanistan'ın işgal ettiği 17 ada-adacık herhalde onlara göre vatan toprağı sayılmıyordu ki gerek AKP ve gerekse MHP görmedi-duymadı) ve hem de tüm vatandaşlarının ve hatta vatan sathında bulunan tüm insanların can ve mal güvenliklerinin BEKÇİSİDİR. Öyle değil mi? Öyle. Devlet bu bekçilik vazifesini görevlendirdiği gerçek kişilerle icra eder. Şimdi Türkiye, yani devletimiz Suriye Topraklarında ne yapıyor, savaşıyor, neden KENDİ GÜVENLİĞİ ile vatan sathındaki TÜM İNSANLARIN güvenliğinin tesisi için. Buna itiraz eden var mı, sanırım yoktur, tam tersine milli seferberlik ruhu içinde top yekun destek veriyoruz-veriliyor.
          Peki şimdi gelelim, Vehbi'nin kerrakesine (işin aslına);
           Bu FETÖ'cülere 15 Temmuzdan önce, hatta daha da geriye gidersek 17-25 Aralık olaylarından önce FETTULLAHÇI deniliyordu. Bir kişinin FETTULLAHÇI olduğu anlaşıldığında veya söylendiğinde DEVLETİN TÜM KAPILARI ardına kadar açılmıyor muydu, açılıyordu. Bu kapıları kim açıyordu, işte can alıcı nokta burası; Diyelim ki, Cumhurbaşkanlığı'nın, Başbakanlık'ın, MİT'in, Genelkurmay'ın veya yabancı devletlerin büyükelçiliklerinin kapılarında devletin görevlendirdiği BEKÇİLER var, (her yerde var ama ben kısa kestim) bu BEKÇİLER gelen kişilere kapıları ardına kadar açıyor, buyurun diyordu. Ve sonra ne oldu, içeri giren kişiler 15 Temmuzda o devlet kurumunu veya elçilik binasını havaya uçurup kaçtılar. Devlet şimdi o kaçan kişileri tek tek yakalayıp adalete teslim ediyor. Peki devletin kapılarını ardına kadar açan-buyurun diyen BEKÇİLERE! ne oldu dersiniz; Babalar gibi yerlerinde duruyorlar.
          Sizlerin bu durum karşısında bir düşünceniz, bir diyeceğiniz yok mu, tabi ki vardır. Hatta olacaktır, olmalıdır. Kendi kendinize mırıldanıyorsunuz ama yargı bunu duymuyor. Haykırın, bağırın ki sağır sultan da duysun.
          Vallahi ben o bekçiler orada durdukları sürece FETÖ ile mücadeleyi, tedaviyi yarım bırakan doktorun durumuna benzetiyorum, yani tedavinin eksik bırakıldığına inanıyorum. Tedavinin eksik bırakılmasının sonucunu beraber tartışalım olmaz mı?
           Yeni yılın, gerek kendiniz gerek vatanımız ve gerekse dünyamız için nasıl geçmesini istiyorsanız ben de bu dileklerinizin gerçekleşmesi için Allah'tan (C.C.)niyaz ediyorum. Yeni yılınız kutulu olsun.
                                                                      Av. İlhami Candemir
     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak