Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Başparmak

Muharrem Demirel

    26 Nisan 2014

     

    Roma'nı üzerine yazılmış çok kitap okuduk, çok filmler seyrettik.

    Sezarları da, Brütüsleri de, Neronları da

    Başparmağı da,

    Başparmağın gücünüde o zaman öğrendik.

    Aşağı gösterirse memat, yukarı gösterirse hayat.

    Yani en önemli parmak;

    Başparmak!

     

    Dün;

    Meşhur Collezium arenasında gladyatörler ölümüne dövüşüyor,

    Sezarlar ve tribünde seyreden seçkinler ise

    Hayat ile memat arasında giden canların üzerine bahis oynuyor, nefislerini koşturuyordu.

    Bugün;

    Sezar'ı oynayan güçlüler nefislerini koşturuyor.

     

    Para, mevki, makam başparmak olmuş,

    Oynuyor... Oynatıyor.

    O başparmak ki;

    Aşağı gösteriyor, öldürüyor. Yukarı gösteriyor, yaşatıyor,

    Tevazu'u, hoşgörü'yü, fazilet'i, hayâ'yı, edebi,

    Şeriat'ı-Tarikat'ı-Hakikat'i,

    Allah'ın rızasına uygun hareket etmeyi ifade eden Marifet'i,

    Bir kenara itiyor.

    Menfaat arenasında, İslam'ın bu değerlerini göz göre kurban ediyor.

     

    Ve nefis uğruna,

    Dostluk, arkadaşlık, vefa, ahd-e vefa, yerle bir oluyor,

    Mukaddes değerler bir kenara itiliyor.

    Hak hukuk adalet mumla aranıyor.

    Ve de Başparmak;

    Sahip olduğu bu arenada

    Eziyor, süründürüyor, parçalıyor, yakıyor, yıkıyor...

    Neronlaşıyor!

     

    Ama ne yazık ki

    Bir şekilde Başparmağın gücüne sahip olanlar,

    Ziya Paşa'nın;

    "Ne mal ile dir, ne sal ile dir,

    Bey'im ululuk Kemal ile dir" rübaisindeki "Kemal'" in

    İman ve ameli Salih ile kazanıldığını biliyor ama uygulamıyor.

    Nefsini hapsetmiyor, sevmiyor, saymıyor,

    Gani gönüllü, engin görüşlü, tevazu sahibi olmuyor.
    Ziya paşanın;

    "İkbale zeval erse,

    Ne var sen de kemal var.

    Mağrur-i kemal olma ki

    Sonunda zeval var." Dörtlüğündeki nezaketi ve tasavvuf'un ;

    Bilmek-Bulmak- Olmak inceliğini, başparmağın azametine feda ediyor.

    Koltuğun bir gün altından gideceğini unutuyor.

    Paranın ise

    Peygamber efendimizin;

    "İttika ile birlikte zenginlik ne güzeldir."Hadisi Şerifi doğrultusunda kıymetli olduğunu hatırlamıyor.

     

    Kısacası;

    Nerede bulunursa bulunsun,

    İster en tepe de, ister daha aşağı bir yerde olsun,

    Adı ister para, ister mevki ister makam olsun,

    Ama başparmağın gücüne sahip olanlar; eğer Müslüman olmanın şerefine nail olmuşlarsa,

    İslam'ı sözde değil özde yaşamalı ve yaşatmalı,

    Başparmak ile işaret parmağı kulağa götürülürken ve ardından söylenen; ALLAHÜEKBER'in anlamının yüceliğine varmalı.

    Bir Hacı Mehmet, bir Eskici Yahudi olmamalı,

    Dünya arenasında

    O Yüce Yaradan'ın başparmağından kaçışın olamayacağını unutmamalı.

                                                                    

                                                                                                                                                             

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak