Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Birader tamam da...

Muharrem Demirel

    23 Şubat 2014

     

    Televizyon seyrediyorum, baktım Başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan Bey...

    Vatandaşa hitap ediyor.

    Bir müzik sesi duydum,

    Kulak kesildim... Ya bu DOMBIRA,

    Bizim, yani Türk'lerin; kendini Türk hissedenlerin müziği.

    Dikkatle baktım, arka fonda da;

    "Ey Türk titre ve kendine dön" diye başlayan o meşhur sözü aradım,

    Bulamadım...

    Bulamayınca da, sözleri değiştirilerek kullanılan bu dombıra ya, Rahmani değil, Şeytani baktım.

    Çünkü Dombıra, sadece iki telli bir çalgı değildir.

     

    DOMBIRA' da...

    Horasan Erleri,

    Ardından...

    Ahmet Yesevi ve Türkistan

    Yansıması;

    Malazgirt ve Alparslan...

    Alp'liği Türklerden, Eren'liği ise İslam'dan...

    Selçuklu ile iç içe geçmiş Türk ve İslam.

    Ve Türklere vatan olan Anadolu var.

     

    DOMBIRA' da...

    Horasan'dan Türkistan'dan gelip, mana âleminde koşanlar

    Hacı Bektaş-i Veliler, Yunus Emreler Hacı Bayram-ı Veliler, Hazret'i Mevlana'lar...

    At sırtında ise

    Kara Osmanlar, Sultan Muratlar, Fatih Sultan Mehmet Hanlar var.

    Yurdumuzun doğusunu batısını, güneyini kuzeyini açarak,

    Bizlere Türk-İslam ülkesi eyleyenler var.

     

    DOMBIRA' da

    Sevr antlaşması ile paramparça edilmiş

    Türkiye var.

    Ama o anda

    Bir hilal uğruna tertemiz alnından vurularak şehit olmaya,

    Mukaddes yüke; rütbe ve mal beklemeden hamallık yapmaya,

    Talip olan Bedr'in Aslanları var,

    Boynunu bükmüş olan İslam ve Türk'ün,

    Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Atatürk'ü var.

     

    Bu dombıra müziğinin geldiği yer neresi? Ak Parti!

    "Ya" dedim kendi kendime, "Ya parti yanlış, ya da müzik."

    Bu müziği sahiplenenler!

    "Türk diye bir ırk yoktur" diyerek,

    Dağlardan taşlardan "Ne mutlu Türk'üm diyene" sözünü, devlet dairelerinden T.C. ibaresini silerek,

    Bizleri aşağılamadınız mı?

    Andımızı kaldırmadınız mı?

    Bizleri, Necip Fazıl'ın

    "Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
    Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!"
    demiş olduğu Sakarya Türküsü'ndeki gibi garip ve yalnız bırakmadınız mı?

    Diyarbakır'a şirin görünmek için, İstanbul'u, İzmir'i, Bolu'yu yok saymadınız mı?

     

    "Biz de Türk'üz!" derseniz,

    Ki, doğru söylersiniz,

    Peki, bizleri aşağılayanlar varken sizler nerelerdeydiniz?

    Hiç gözükmediniz, ses etmediniz,

    "Birader tamam da, o kadar da uzun boylu değil" diyemediniz.

    Vatandaşın karşısına gelecekseniz,

    Marmaray'la geliniz, yapılmakta olan üçüncü boğaz köprüsü ile geliniz,

    Yollarla geliniz, icraatlarınızla geliniz,

    Asgari ücretlinin, dar gelirlinin ve emeklinin içinde yaşadığı zorlukları sineye çeker,

    Boynumuzu eğer, teşekkür de ederiz.

    Ama! Ama sakın ha, sakın ha!

    Türk diyerek, Türklük diyerek, gelmeyiniz; kendinize güldürmeyiniz,

    Size oy veren insanları, bu kadar da rencide etmeyiniz.

     

    Çünkü

    Dombıra'nın sözlerini kendine göre değiştirip, müziğini kullanarak,

    Türk bayrağı sallanarak varılmaz Türk'ün gönlüne...

    Kıldığınız namazdan şüphemizin olmaması için

    Çin Sarayını Kür Şad ve 40 yiğidinizle basmanız için, abdestinizi, Orhun'un kaynağından ve de sağlam almalısınız.

    Ve ayrıca

    Dombıra çalınırken arka fonda da,

    Orhun Kitabelerinde yazılı bulunan Bilge Kağan'ın, "Ben ki Tanrı'nın izni ile tahta oturmuş Türk; Bilge Kağan" diye başlayan,

    "Ey Türk!

    Üstte gök kubbe çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir.

    Titre ve kendine dön!

    Sözünü, damarlarınızın her zerresinde yaşamalısınız.

    Yoksa

    "Aslı yok yaylasında 1500 koyunum var benim" türküsünden öteye varamazsınız.

     

    Kalp kırmayı sevmiyorum,

    Vatan, millet, bayrak Allah ve İslam yolunda olan her görüşe de saygı duyuyorum

    Ama göz göre göre aptal yerine, enayi yerine konulmayı da içime sindiremiyorum.

    Abdestini sağlam olarak Orhun kıyılarında alan,

    Allah'a ve Resul'ü, Hazret-i Muhammed'e inanan,

    Ve de kıldığı namazdan şüphesi olmayan insanlar olarak,

    Diyorum ki;

    Biz,

    Dün de Müslüman ve Türk'tük, bugünde,

    İnşallah yarında...

                                                                                                  

     

                                                                              

      

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak