Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Bir baltaya sap olduk...

Muharrem Demirel

    21 Şubat 2014

     

    Emekli olduk, memurluğu bıraktık...

    Ama

    "Güttüğümüz üç davar ıslığımız dağları aşar" havasını bırakamadık.

    Üstüne üstlük,

    Ayakkabımızın altı delik olsa da, üstünü daima parlattık.

    Ve de

    Ceket, kravat ve ütülü pantolonumuzla beraber,

    Bazen

    "Aşağı mahalle sen misin yukarı mahalle sen misin" diyerek dolaştık.

    Bazen se

    Meçhule giden gemiye binenlerin son yolculuğuna uğurlarken,

    Bu son görevde de,

    Yener Abimizi kendimize rakip gibi görerek

    Üç kürek toprak atıp ardından pide ve ayranları midelere indirerek,

    Şehitler Mezarlığı, Çığırtkanlar Mezarlığı dolaştık durduk aylarca.

     

    Rahmetlilere son görevlerimizi yaparken, sağ olanlar için de içimizde bir umut,

    Partilerin ve sivil toplum örgütlerinin önlerinde fiyakalı fiyakalı dolaştık günlerce

    Çağırırlarda; "Bir baltaya sap oluruz" dedik kendimizce.

    Lakin

    Aylar, mevsimler yıllar geçerken

    Biz de...

    Az gitmişiz uz gitmişiz, dere tepe düz gitmişiz. Çayır çimen geçmişiz, lâle sümbül biçmişiz, soğuk sular içmişiz. Bir de dönüp ardımıza bakmışız ki; ne görelim?

    Çay sıra gitmişiz yol sıra gelmişiz.

    Çünkü bu arada

    Kongreler oldu, koltuklar doldu taştı; hava bazen bahar oldu, bazen boran

    Ancak bizi ne arayan oldu ne de soran

    Ne bir kişi ne de bir kurum çağırmadı.

    Bolu'nun cadde ve sokaklarını dolaşmak da Sayın Mustafa Cop ile bana kaldı.

     

    İşte umutsuzluğa düştüğüm tam bu sıralarda telefonum çaldı.

    "Hocam vaktiniz varsa biraz konuşabilir miyiz"   

    Davete icabet gerek, gittik

    Dinledik,

    Murat Bey "Dava" dedi, biz de boynumuzu eğdik.

    Ve Belediye Meclisi üyeliği için dilekçemizi verdik.

    Mevki makam gelecek içinde, daha şimdiden; yol arkadaşım Sayın Cop'u bir anda ekiverdik.

     

    ŞAKA BİR YANA, açıkça söylüyorum,

    Siyaseti sevmiyorum.

    Bu durumu beni davet edenlere de söyledim.

    Dilekçemi vermeden önce de

    Dedim.

    Dinletemedim.

    Bize, Cennet Mekân Başbuğ'umuzun; "Ülkücü olmak; çileye talip olmaktır, nimete, ikbale değil" sözünü hissedenler lazım, dediler.

     

    Biz de

    Zekai Uçmak Kardeşimizin de bize yüklemiş olduğu o, "Zarafet azametten ürker" sözü doğrultusunda,

    Kendi çapında başını sokabilecek bir evi,

    Ayaklarını yerden kesebilecek 2006 model bir Opel'i

    Benim tarafımdan dünyalığının hazırlaması gerekmeyen, Diş Doktoru oğul Oğuz Han'ı,

    İnşallah bu sene doktor olacak ve kendini kurtaracak kız evlat sahibi Nesli Han'ı

    Olan

    Yani çocuklarım için de , 'biraz daha biraz daha' dünyalık yapma zihniyetinde olmayan,

    Gün geldiğinde bizim için de 'Nasıl bilirdiniz?' diyeceklerinin farkında olan,

    Kısacası;

    Yarınlar da kendim için hiç bir şey beklemeden,

    Çocuklarımızın geleceği için bir beklenti içersine girmeden

    Ömrümüzün geri kalan kısmında; sadece ve sadece

    Bu memleketin değerli insanlarına hizmet edebilmek amacıyla talip olduğumuz bu görev de, Allah inşallah bizleri utandırmaz diyorum.

    Ve de sıralamada en son sırayı şart koşmama rağmen, bizi şeref kürsüsüne çıkaran insanlara şükranlarımı sunuyorum.

                                                                                                                                                                                                                                     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak