Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Ben Annemi özlüyorum...

Muharrem Demirel

    12 Kasım 2011

    Şimdi 20 ya da 21 yaşlarında olmalı...
    Karşıma öğretmeni tarafından getirildiğinde ve "Hocam bir de sen konuşsan"denildiğinde 2.sınıfta okuyordu, belki 8 belki de 9 yaşlarındaydı
    Bacak kadar çocuktu ama küfür ediyordu,
    Arkadaşlarına vuruyordu,
    Öğretmenini dinlemiyordu, pervasızdı...
    Babası bile bıkmıştı, çözüm bulamıyordu, herkesi kendinden bıktırmıştı.
    Sordum:
    —Yavrum niye böyle davranıyorsun, etrafındaki insanları kırıyorsun?
    Tık yok, konuşmadı benimle, kafasını kaldırıp yüzüme bile bakmadı.
    Ertesi gün karşılaşma ortamı yarattım, daha sonraki gün yine...
    Israrla sürdürdüm bu karşılaşmaları...
    Beraberce öğle yemekleri yedik, teneffüslerde beraberce oturduk ama yine de davranışlarını değiştirmedi.
    Artık umudumu kesmeye başlamıştım ki, bu sefer O geldi.
    Konuşmadan yanımdaki sehpaya oturdu ve gözlerimin içine bakarak, bu satırları yazarken dahi burnumun direğini sızlatan ve gözlerimden yaş gelmesine neden olan o cümleyi çıkardı ağzından, "Ben annemi özlüyorum öğretmenim"
    Başını göğsüme koymuş hıçkırarak ağlıyordu salya sümük akıyordu.
    Hikâyesini biliyordum.
    Köydeki evlerinde istirahat etmekte iken yakalamıştı deprem annesini. O telaşla kalkmaya çalışınca, ameliyat yeri patlamış ve ardından vefat etmişti.
    Dünyaya küskünlüğünün, etrafa olan pervasızlığının sebebi buydu.
    Ama kimselere söyleyemiyordu...
    Dillendiremiyordu...
    Anasızlığın hırsını böyle çıkarıyordu kendince.
    Ahmet, bizim Milli Egemenlik İlköğretim Okulu'ndan küçük bir öğrencimizdi.
    O annesini kaybetmişti.
    Ama Burtay Akbaş ve Merve Bozdemir gibi öğrencilerimiz ise enkaz altında canlarını kaybetmişlerdi.
    12 Kasım 1999 depremi herkesten bir şeyler aldı götürdü.
    Evler yıkıldı...
    Aileler dağıldı...
    Maddi gücü olanlar yıkılan binalarının yerine daha güzellerini yaptılar, bu imkanı bulamayanlar hasarlı binalarını tamir ettirip yaşantılarına devam ettiler.
    Ama o deprem şokunu yaşayan ve sonrasındaki zorluklarla karşı karşıya kalan insanların beyin kıvrımları arasında;
    Ne hasarlar var onarılamayan,
    Ve ne kayıplar var yerine konamayan,
    Kim bilir?

     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak