Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Dün dün de kaldı cancağazım...

Muharrem Demirel

    23 Eylül 2013

     

    Hışdamayın... Zor maçtı.

    Tersinden okusanıza bu maçı.

    Berabere kalmış olsaydık, ya da yenilseydik neler olurdu düşünsenize.

    "Böyle oynayın da yenilin" diyen olur muydu?

    Böyle düşünenler hala daha bu sözlerinin arkasında dururlar mıydı?

    Gaziantep BB maçı, ardından kendi sahamızda,1461 Trabzon maçı ve daha sonra yürüyerek oynayan Balıkesirspor karşısında, kaybedilen puanlardan sonra bu maçta kaybedilecek puanlar, herkesi tartışma ortamına sokardı.

    "Kazanamamanın beraberinde getirmiş olduğu kazanamama korkusu" adamı zorlar.

    Maç kazanamamak taraftara karşı ayrı bir sorumluluktur...

    Yöneticiye karşı bir başka.

    Para kazanmak zorunda oldukları aileye karşı bir başka...

    Bu psikoloji içinde sahaya çıkan futbolcular, bu maçta istenilen tarzda bir oyun ortaya koyamadılar.

    Ama üç puan aldılar.

    Yeniden bir güven duygusu kazandılar.

    Ali Hoca ise eldeki dar kadro ile şapkadan tavşan çıkarabilme mücadelesi veriyor.

    Örnek mi?

    Al sana Orhun...

    Dimitrov'un yokluğunda sahaya sürülen Orhun ilk yarı iyi top oynadı. Hocasını mahcup etmedi.

    Emre iyiydi, Hakan her zamanki gibiydi.

    Mücadele anlamında kötü olan arkadaşının sırtından geçinen hiçbir futbolcu yoktu.

    Yetenekleri oranında oyuncular ellerinden geleni yaptılar.

    Dedik ya takımda mücadele, kazanma arzusu üst noktadaydı. Topun kaybedildiği yerde savunma anlayışı mükemmeldi.

    Futbolcuların yardımlaşma arzusu ise üst noktadaydı.

    Ancak oyun yoktu. İlk yarıda bireysel yeteneklerle gol pozisyonlarına girsek de, ikinci yarı pozisyon bulmakta zorlandık.

    Ancak, anlayamadığım bir şey var, bazı futbolcuların üzerine çok gidiliyor. Bu durum futbolcuları baskı altına sokuyor, asli işlerini yapmalarını da engelliyor

    Fatih süpermen değil, Zlatkov da...

    Fatih'in görevi; top bizim alana geldiğinde rakip takımın oyununu bozmak, top kesmek,

    Savunma bloğunda ise bu Zlatkov içinde geçerli

    Bunu çok güzel başarıyorlar da...

    Ama bu futbolculardan gol pası istemek, oyun kurma görevini beklemek biraz anlamsız.

    Bizim orta sahadan top alarak, kombine atak geliştirmeye müsait futbolcularımızda yok. Böyle bir oyun anlayışımızda...

    Diyeceğim de şapkadan Orhun'u çıkaran Ali Hoca; dikine giden, adam eksilten, çabuk düşünen, çabuk hareket eden,topu gizleyen Emre yi niye orta da düşünmez oda ayrı mesele.

    Çünkü biz ya birinci bölgedeyiz ya da üçüncü bölgede...

    Memlekette Güneydoğu Anadolu Bölgesi sorunu var, Bolusporda da orta bölge sorunu...

    Başbakanımız 30 Eylülde yeni bir paket ile bu sorunu aşacağı müjdesini verdi.

    Biz de inşallah Ali Hocamızdan böyle bir müjde bekliyoruz. Yoksa bu kadar yükü ne memleket çeker, ne de Boluspor...

    Kısacası; Her ne olursa olsun bu maç için önemli olan 3 puan almaktı, onu da başardık.

    Ama ne diyordu Hoca;

    Her hafta lig yeniden kurulur,her maç yeni bir umuttur.

    Bir tane de Hazret-i Mevlanadan;

    "Dün dünde kaldı cancağazım,şimdi yeni şeyler söylemek lazım."

    Yeni şeyler nelerdir,

    Önce kupa, ardından Buca...

                                                                                                                     

                                                                    

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak