Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Bolu'nun %99'u turizmi istemiyor...

Fırat Oktar

    31 Temmuz 2012

         Geçtiğimiz hafta ilimizde "İl koordinasyon toplantısı" yapılmış. Bu toplantı sürerken 2012 temmuz ayı itibarı ile yürütülen projeler ve bu kapsamda çıkartılan ödeneklerden bahsedilirken "turizm" için sadece % 1 lik ödenek ayrıldığı ortaya çıkmış.
         Bu durum Vali Yardımcı Sayın Ömer Eru'nun da dikkatini çekmiş olacak ki, "kendimize turizm şehri demeyelim" şeklinde bir açıklama yapma gereği duymuş.
         Demedik ki...
          Aksine turizmden söz etmek için daha çok erken dedik. Turizm ciddiye alınması gereken ve bilimsel olarak üzerinde çalışılması gereken bir sektör dedik. Altyapınızı hazırlamadan turistten, sürdürülebilirlikten, bu sektörden hatırı sayılır bir gelir elde etmekten bahsedemezsiniz dedik. Dedik ama bunu sadece biz dedik. Şimdi yılın bilançosuna bakıldığında, ortaya çıkan makro rakamlar, bizim dediğimizi desteklediler.
          Bolu'nun en çok okunan önemli bir yerel gazetesinde, önemli olduğunu düşündüğüm konuları yazmaya çalışmaktayım yalnızca birkaç aydır sürüyor bu çabam. Ama inanın kendimi bu konuda şimdiden yaşlanmış hissediyorum. Özellikle Gölcük'te yapılanları (tren faciası) gördükten sonra bir şeyleri acilen değiştirmek gerektiğini düşünüyorum.  
         90'lı yılların sonundan bu yana, turizmin içinde yetişmiş birisi olarak belki her iki yazımdan birinde, bırakın turizm şehri olmayı, bu söylemin daha yakınından bile geçemeyeceğimizi ifade eden onlarca şey söylemişimdir.
         Ama sağda solda sürekli, turizm şehri olduğumuzdan söz eden büyüklerimizi hayretle dinlediğim, okuduğum da bir gerçek. İlk başlarda bu tip popülist, gerçek dışı ama umutlandırıcı söylemlerin zararsız olacağını düşünmüştüm. Aksine, pozitif ve motive edici etkisi de olabilir diye umuyordum. Ama şöyle ilginç bir nokta var ki, bu tip gerçek olmasa bile inandırıcı söylemler, mesela "Davos benzetmesi" gibi talihsiz yaklaşımlar ancak bir planınız ve faaliyetiniz varsa işe yarayabilir. Eğer aklınızın bir köşesinde o bile yoksa, içine düştüğünüz durum, kendi söylediğiniz yalana inanmayı ummaktan öteye gidemez.
         İşte bizim şu anki durumumuzu, ne yazık ki ancak böyle ifade edebilirim.  
         Sektörün hizmet üreticilerini, aracılarını, üniversiteyi, dolaylı yollardan esnafı ve halkı bu oyunun içine dahil etmelisiniz. Bu aslında çok basit bir mantıkla takım olmak gerektiğini anlatıyor.
          Başta ilimiz olmak üzere, turizm alanında yakın çevremizdeki il ve ilçelerde çok değerli şahıslar var. Nedendir bilinmez, bu şahıslar sanki farklı kıtalarda yaşıyormuş kadar birbirlerinden uzaklar. Şehrinizin gelişmesini istiyorsanız, takım olmalısınız.
          Yok eğer benim bilgim bana yeter, kimseye ihtiyacım yok kafasındaysanız, küçük bir ihtimalle kendi işletmeniz ya da ürününüz her neyse o nu geçici bir süreyle biraz geliştirirsiniz. Daha öteye götüremezsiniz.
         Otelci, bölgesini düşünmez yalnızca kendi odalarını doldurmaya odaklanırsa, yapacağı proje ve etkinliklere diğer otelleri dahil etmezse, yeterli sayılara ulaşamaz.
         Ulaşımcı, araçlarının modelini yeni tutmaz, temizliğe ve servis kalitesine önem vermek yerine fiyat kırmaya, tüccarlık etmeye kalkar ve tekelleşmeye çalışırsa rakiplerini de kolundan tutup aşağı çekmekten  öteye gidemez.
          Acenteci, market gibi çalışır ve başkasının ürününü satmaktan öteye gitmeyip, kendi mutfağında bir ürün hazırlayamazsa ayakta duramaz. Zaten aracı kurum olarak çalışmanın zorluğu içerisinde bulunan ve internet gibi bir devle doğrudan rekabete maruz kalan seyahat acentelerinin, hala sadece uçak bileti, otel rezervasyonu gibi kazançsız ürünlerin satışı ile ilgilenmek yerine, destinasyon üzerinde uzmanlaşması ve bu hizmet üreticilerini birleştirme rolüne en uygun pozisyondaki kimliklerini doğru yönde kullanmaya bir an önce başlamaları gerekmektedir. 
           Son derece dinamik, ortalama her beş yılda bir, sil baştan yenilenen bir sektörde, gündemi takip edebilmek ve gelişime açık olmak şarttır. Özetle, 30-40 senelik turizmci olmak size yaşınızla birlikte gelen tecrübenin ötesinde gelişebilmek adına, yarın adına hiçbir şey katmaz.
          Önce sözünü ettiğim noktalarda dayanışmayı sağlamalıyız. Bugün kaç otelci birlik olup belediye başkanının, valinin, turizm bakanlığı müsteşarının karşısında biz hep beraber bu işin böyle yapılması gerektiğini düşünüyoruz demiştir? Münferit veya bölgesel taleplerden bahsetmiyorum. Kent için, tüm otellerin faydalanabilmesi için ortak bir noktadan bahsediyorum. Yoksa öyle bir ortak nokta yok mudur ?
          Önce birlikler oluşturmak bu gelişim için olmazsa olmazdır. Yoksa bugün olduğumuz yerde %1 de kalmaya devam ederiz.
          Mevcut olan bölgesel birliklerin, (MARKA) şehrimiz için olan katkılarını münferit desteklerin ötesine taşımalıyız. Bu katkıyı ulusal fuarlar dışında, daha vizyoner bir anlayışla kentsel olarak değerlendirmeliyiz.
          Bugün Dedeman grubu neden Bolu yerine Zonguldak'ta yatırım yapıyor? Bu sizce de ilimiz için bir kayıp değil midir?
          Bence bu konuyu araştırılmalı, eksikleri bulup bir an önce gidermeliyiz. Ancak bunu yapar ve gerekli girişimlerde bulunursak, olası yeni bir zincir otel grubunun Bolu'da benzer bir yatırım yapmasını bekleyebiliriz. 
          Şehir merkezinde veya yakınında bu seviyede bir yatırımı teşvik edecek bir yerel yönetim anlayışı, girişimci bir anlayış ve takım olmayı başarabilen bir sektör temsilciliği olmadığı sürece, turizm teşviklerinde bizden sadece bir kategori düşük olan Zonguldak'ın, Bartın ve Kastamonu'nun ardından bakmaktan öteye gidemeyiz.        
            Saygılarımla.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak