Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Bolu: bir aşk hikayesi...

Fırat Oktar

    19 Mayıs 2012

         "Evvel zaman içinde kalbur saman içinde uzak bir diyarda bir prenses yaşarmış" diye başlamayacak bu hikaye... ya da bundan söz ederken bile bir açmaz oluşacak "zaten söylenmiş" olarak.
          "Açmaz"ı anlatmak çünkü derdim, çıkarımda bulunamayacağımız durumlar, paradoksa dönüşen bakış açıları... Aslında platonik bir aşkı, çoğunlukla yüceleştiren yanından anlatacağım bu hikayede sizlere.
         Platon (eflatun), eseri "Devlet"te, hayalini kurduğu ideal devleti anlatmak istemiş ve öylesine bir devletten bahsetmişki, gerçek olamayacak kadar güzel bir yönetim biçiminden, devletin sadece ve sadece vatandaşlarının çıkarı için varolması gerektiğinden bahsetmiş. İşte böyle çıkagelmiş "Platonik" sözcüğü... Platon'un aşık olduğu "ideal devlet" ütopyasından. Bu yüzden "platonik aşk" denilen söz; asla gerçekleşemeyecek olan, ya da gerçekleşmesi mümkün olmayan gibi bir anlama gelmiş.
          "Ulaşamadıkça değerlenir" aşklar vardır tek taraflı yaşanılan. İlk başlarda hoşlanırsın, düşünmeye, hayal etmeye başlarsın, istersin gerçekten kalbinden istersin. Ulaşmaya çalışırsın, korkarsın, çekinirsin ama bir şekilde açılamazsın sevdiğine veya başarırsın açılmayı ancak karşılık alamazsın, karşılıksız kalırsın.. En yakınlarına, dostlarına anlatırsın ve aslında bilemeyeceğin kadar değerler yüklersin o nun omuzlarına. Anlattıkça büyütür, dillendikçe imkansızlaştırırsın. Kendin yaşamaya başlamışsındır artık o aşkı ve gerçek olmaktan çıkartmışsındır. Senin için o artık ulaşılamaz bir hal almıştır ve Kaf Dağı'nın tepesine koyduğun aşkın, artık bambaşka büyülü bir idea olmuştur. Paylaştığın, anlattığın dostların için inandırıcılıktan uzak, senin için iki kişilik sahte bir ilişkinin senaryosu olmuştur içine düştüğün çaresiz durum.
         Eğer bir gün gelirde ulaşmayı başarırsan platonik aşkına ve karşılık bulursa geçen zor zamanların ardından. Neyi yaşarsın, gerçekten sonsuz ve mutlu bir aşkı mı ? Yoksa efsaneleştirdiğin için gerçek olamayacak kadar güzel düşlerinin sonucunda kaçınılmaz olan hayal kırıklığını mı ?  Öylesine büyütmüşsündür ve öyle güzel bir resim çizmişsindir ki hayalinde, o nun yerini başka hiç kimse, hiçbir şey dolduramaz. "O hayaldir" artık senin aşık olduğun ve bir gün ulaşırsan, ulaştığın şeyin hayal ettiğin olmadığını anlarsın. Platonik bir sürecin dengesizliğinin bedelini ödersin ve ardından geriye kalan üzüntülerden başkası değildir. Aşkın kendisine ulaşmışsındır ancak platonikliğine, kendi içinde yaşattığın haline   asla ulaşamazsın.
         Bu anlatılanların ardından "platonik" kelimesi için yeni bir tanım daha yapabilmek mümkün. Asla gerçekleşmeyecek olan demenin yanısıra, "gerçekleşse bile sonunun mutlu bitme ihtimali yok" diyebiliriz.

         Peki nedir Bolu'nun platonik aşk hikayesi:
         Yıllardır, memleketim hakkında söylenmiş onlarca aşk hikayesi, şiirler, öyküler dinledim. Düşünceler, fikirler, güzel hisler vardı anlatılmaya çalışılan. Amaç, iyi niyetliydi en nihayetinde. Güzel Bolu'nun, güzelliklerinden, ormanlarından, çam ağaçlarından, havasından, 4 mevsimi bize nasıl yaşattığından tutunda Abant'ın nilüferleri, Yedigöller'in bakirliği, Mudurnu'nun, Göynük'ün birbirinden ihtişamlı konaklarına kadar daha buraya sığdırılamayacak yüzlerce değer...
         Hep anlattık, tanıtmaya çalıştık. Aşkımızın büyüklüğünü paylaşmak istedik. Onlar da bu güzellikleri görebilsinler istedik. Sevgimizin ne kadar büyük olduğunu, şehrimizin ne kadar güzel olduğunu bıkmadan usanmadan cümle aleme duyurmaya çalıştık.
         Sonunda maalesef Bolu'ya umutsuzca aşık olan biz olduk. Oysaki sadece şehrimize insanları aşık etmeye çalışmıştık.  Bunu isterken farkında olmadan platonik bir aşka düştük. Her gittiğimiz yerde anlattık, dile döktük, yücelttik, istemeden de olsa, olduğundan çok daha fazlasını biraz da abartarak söyledik.
         Sonuçta ne oldu; Aşık adamı dinleyenler, o nun sözlerine inanmadı. "Aşıktır, hissettiğini söyler" dediler. Güzelliğin gerçekliğine değil, bizim halimize odaklandılar.
         Bolu, kendisini platonik aşka sevk eden kişi olarak kaldı. Bu aşk oyununda, tüm gerçek güzelliklerine rağmen, değerlerine rağmen kendisini gerçekten tanıyamayan platonik aşıklarının gölgesinde, hakettiği ilgiyi göremeyen, hakettiği gibi sevilemeyen, üzgün ve yalnız kimse olarak kaldı.    
          Bolu çok güzeldi, hala da çok güzel, ama gerçekten görenler veya görmek isteyenler olmadığı sürece bunu hiçbir zaman, hiç kimse asla bilemeyecek...

                                                                  

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak