Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Çünkü bu sınırlar aslında gerçekte yoklar

Fırat Oktar

    3 Mayıs 2012
        Çocukluğumdan beri önem derecesini bir türlü kavrayamadığım bu meşhur şarkı yarışması, her sene mayıs ayı geldiğinde bıkmadan ekran karşısında gece geç saatlere kadar puanların açıklanmasınıumutla bekleyip, en sonunda kendimize yada yanımızdakilere " Tabi canım Türkün zaten Türkten başka dostu yoktur" dedirten müzikal gecemiz.
     
         Ancak asıl sorun şu ki yazıyı yazmaya başlarken İngilizce karşılığı Eurovision (Avrupa Vizyonu) olan kelimeyi nasıl yazacağımı bir türlü bilemedim. Türkçeleştirip Örovizyon yazsam olmaz ! Görünüşüne içim ısınmadı, Erovizyon desem sanki erozyon dermiş gibi tuhaf geldi. Para biriminden dilimize girmiş, Türk Dil Kurumu özentili Avrovizyon desem yine olmaz sonra biraz internette inceledim ve özellikle TRT'nin ne şekilde kullandığını merak ettim orada da Eurovision yani orijinal ismi ile yazılmış.
     
         Aslında biraz da işimden dolayı son yıllarda bu yarışmanın ilgimi çektiğini itiraf etmeliyim. Son 4-5 yıldır bu yarışmayı kazanmak için çok sıkı çalışan Azerbeycan'dan bir kafilenin yolculuğunu organize ettiğimden beri yarışmayı yakından takip eder hale geldim. Özellikle www.eurovision.tv sitesinde birkaç yıldır, etkileşim ve bilgi düzeyi son derece tatminkar hale geldi. Müziğin evrensel boyutu sayesinde forumlarda gerçekleşen çoğu samimi, uluslararası ancak her kesimden herkesin fikrini anlatabildiği sohbetler oldukça keyifli olabiliyor.
     
         Eurovision Şarkı Yarışması'nın yapılmasında temel amaç ülke televizyonları arasında ortak canlı yayın yapabilme kabiliyetini gerçekleştirme ve kaliteyi arttırmak olarak biliniyor. İlki 1956 yılında İsviçre'nin Lugano kentinde yapılan yarışmada yine İsviçre birinci gelirken, bu yarışmada şu ana kadarki en başarılı ülke tam 7 kez birincilik alan İrlanda olmuş. Tabi başta dünyanın en uzun süren şarkı yarışması olması nedeniyle bu yarışmanın da normal olarak ana amacından çok uzaklaşıp zaman içerisinde oldukça büyük bir deformasyona uğradığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
     
         Bu durumun kişisel gelişimimize de katkıları olmadığı söylenemez. Mesela birbirine 10-12 puan vermeyi adet haline getiren komşu ülkeler sayesinde Avrupa'da Baltık ülkelerini, Doğu ve Batı Avrupa'yı, Benelüx'ü, İskandinav ülkelerini öğrendik özetle coğrafyamız gelişti. Bir şarkı içerisinde 3-4 dil birden kullanılmasının en doğal karşılandığı yer haline geldi Eurovision yarışmaları. Haliyle farklı Avrupa dillerine karşı kulak dolgunluğumuz oluşmaya başladı. Hatta bu sene yarışacak olan Bulgaristan'ın şarkısı "Love Unlimited" (sınırsız aşk) onlarca dilde "seni seviyorum" sözünü kullanarak ülkemiz magazin basınında bir ara "bizim bile Türkçe şarkımız yokken Bulgarların şarkısında Türkçe sözler var" şeklinde absürd eleştirilere neden oldu.
     
         Gelelim temsilcimiz Can Bonomo'ya; Kim olduğunu, ne iş yaptığını pek çoklarınız gibi benim de ismi yarışmaya katılacak kişi olarak açıklandıktan sonra öğrendiğim, ancak müziğini eğlenceli, enerji ve performansını sevimli bulduğumu söyleyebileceğim eşine benzerine pek sık rastlanmayan, kariyeri boyunca başarılı ve üstüne katarak ilerleyebilirse fenomen olabileceğini düşündüğüm bir sanatçı Can Bonomo. Yapımcısı Can Saban ile güzel bir senkronizasyon yakaladıklarını düşünüyorum. Bol enstrüman ve doğu ezgileri ile harmanlanan keyifli müzikler yapıyorlar ve benim en hoşuma giden yanı şarkı söylerken en sevdiği şeyi yapıyor olmanın yüzüne yansıması, gözlerindeki o samimi gülümseme. Belki çok büyük bir ses değil ancak kesinlikle sıra dışı ve kaliteli.
     
         26 Mayıs tarihinde Azerbeycan'ın başkenti Bakü' de 57. si yapılacak olan Eurovision'da sonuç ne olur derseniz. İnsanın içine işleyen ve tüylerini diken diken eden sesi ile Pastore Soler – İspanya benim favorim. İngiltere, Fransa ve Yunanistan bu yıl iddialı şarkı ve şarkıcılarla geliyor. Fransa birinciliğine de şaşırmam. Türkiye öncelikle umarım geçen yıl ki gibi bir kaza geçirmez ve yarı finali geçer ardından da ilk 5 i zorlayabilir. Ancak şöyle bir deyiş vardır. "Sev ya da Nefret et" Can Bonomo'nun tarzında biraz bunu görüyorum. Yani ya çok sevilir ve iyi puanlar alır ya da hüsrana uğrayabiliriz. Sonuç ne olursa olsun asıl en önemli söz Can Bonomo'nun kendi ağzından çıktı bence. "Müziğin dini, dili, ırkı olmaz ama bir bayrağı temsil eden bir vatandaş olarak çıkıyorsun oraya"
     
         Şarkıların birbirleri ile yarışması doğru ama şarkılarla ülkelerin yarışması ne kadar doğru ? Bir spor müsabakasını veya farklı kategorilerde ülkelerin temsilini anlayabiliyorum fakat sanatla ilgili bir yarışmada ülkelerin birbiri ile yarışmasını bütün bu yazdıklarımın ötesinde bir yere koyuyorum ve anlayamıyorum. Şarkılar yarışabilir, sesler yarışabilir. Ancak "bu şarkı işte bu ülkeden çıktı" demek "İşte en iyi şarkılar veya sesler bu ülkeden çıkar" demek bu işin tadını sizce de biraz kaçırmıyor mu ? Kahveden mi bahsediyoruz, saatten mi, çikolatadan mı ? Heykeltıraşları düşününün, şairleri, ressamları, yazarları... Onların yaptıkları işlerin ülkeler gibi hudutları, sınırları mı olmalı ?
     
         Yanni adında usta bir New Age müzisyeninin Atina Akropol konserinde söylediği çok önemli bir söz var. Bu sözle yazımıza son verelim ve kararı siz verin. Yanni diyor ki;
     " Bir astronotun uzaydan dünyaya ilk kez bakarken gördüğü güzelliği anlatışını dinledim. Ancak astronot dedi ki Avrupa'ya bakarken ülkeleri birbirlerinden ayırmakta çok zorlandım çünkü haritada oldukları gibi gerçekte yeryüzünde ülkelerin arasında o çizgiler yani sınırlar yoktu. Bu bizi harika bir noktaya getiriyor. Çünkü bu sınırlar aslında gerçekte yoklar.
          Bunlar tamamen sonradan oluşturulmuş ve biz her nasıl oluyorsa bir şekilde birbirimizden farklıymışız gibi bu illüzyonu sürdürüyoruz. Bence eğer bir gün bu sınırlar varmış gibi davranmayı bırakır ve birbirimizden farklı olduğumuz yanlara değil de benzerliklerimize konsantre olabilirsek, işte o zaman dünya çok daha güzel bir yer olur."

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak