Bayram tebrik ilanlarınızı İNANDIĞINIZ, GÜVENDİĞİNİZ gazetelere veriniz

İsmi ile müsemma

Ümmügül Kırca

    12 Ağustos 2011

        Oğullarıma daha hamile kalmadan isimlerini bulduk. Eşimle çocuk konusunda karar alınca, "Hemen ismini de bulalım" dedim. Gazeteden kalma alışkanlık sanki. Haberi yazmadan başlığını illa yazardım. Güzel başlık bulunca haber de daha keyifli yazılırdı.
         Eşimin ismini kayınpederim bulmuş. Çok farklı ve güzel bir isim: Ataün
    Birçok yerde araştırdım bulamadım. Sanırım aynı isimden başka biri yok. Atatürkçü ve aydın biri olan kayınpederim tek oğluna özel bir isim bulmuş. Ben de daha ortada bebek yokken kız ve erkek isimlerini hazırlamak istedim.
        Eşim nerden aklına geldiyse "Horoz" diye tutturdu.. İlk duyduğumda inanamadım. Ama ben isim aradıkça ve çevreme sordukça, o ısrarla "Erkek olursa Horoz koyalım" diyordu. Şaka yaptığını düşünüyordum ama o ciddiydi. Herkese de söylüyordu. Hatta o zamandan bizi tanıyanlar hala aradıklarında "Horoz nasıl?" diye sorarlar çocuklarımız için. Ben tabi sonunda patladım. "Ne yani kız olursa tavuk mu olacak? Böyle isim mi olur?" dedim. Konu kapandı.
         Kemal Atatürk'ten esinlenerek ilk oğlumuza Kemal Atakan ismini verdik. Herkes de çok beğendi.
         İkinci bebek kararı alınca yine isim derdine düştük. Kız ismi hazırdı ama ya erkek olursa. O aralar "Anadolu Ateşi" isminde bir türkü yarışması vardı. Orada eşimle bizim favorimiz olan iki yarışmacının isimleri bize fikir verdi. Kızlardaki favorimiz Devrim Kaya ve erkeklerdeki İlke Türkdoğan. Tamam işte: Devrim İlke. Üstelik Kemal Atakan'ın yanına, Atatürk Devrimleri ve İlkeleri gerekmez miydi? Bizim hayat görüşümüze de uyan gayet güzel bir isim bulmanın rahatlığı ile doğumu beklemeye başladım.
         Bu arada eşimin babasını büyük oğlum 1 yaşındayken kaybetmiştik. İkinci oğlumun doğumuna gelen kayınvalidem bebeğin gelişine neredeyse saatler kala, "Ben bu bebeğe Osman diyeceğim" dedi. Rahmetli kayınpederimin ismi Ali Osman'dı çünkü.
         Bizim bulduğumuz ismi aylar öncesinden biliyordu. Hiçbir yorum yapmamıştı. Ama doğum yaklaşırken fikrini söyledi. O kadar şaşırmıştım ki. Kendi açısından belki haklıydı. Ama kayınpederim biricik oğluna babasının ismi olan Hayri'yi değil, özel bir ismi koymuştu.
         Bence hayatta olsa ve bizim bulduğumuz isimleri görse çok beğenirdi. Bizim bulduğumuz ismin çok sert olduğunu, solcu, hatta alevi ismi olduğunu söylediler.
    Tabii ben bu tür yorumlara karşı fikrimi söyledim. Devrim isminin Atatürk devrimlerinden gelme olduğunu ama İran'da da bir devrim yapıldığını. Devrim kelimesinin sadece solculuk demek olmadığını. Üstelik olsa bile ne fark edeceğini anlattım. İnkilap kelimesinin 80 darbesi yüzünden Türkiye'de kullanılmaya başlandığını açıkladım. Hele Alevi ismi meselesine ise güldüm. Çünkü kayınpederimin ismi Ali Osman, çatışan iki mezhebin temsilcilerinin ismiydi.
    Bu arada annesini kırmak istemeyen eşim doğumdan sonra hastanede bana, "İstersen Devrim İlke yerine Ali Devrim koyalım oğlumuzun ismini" dedi. Ben dayanamayıp, "Şahtınız, şahbaz oldunuz. Şimdi bu ne demek. Alevi ismi diye eleştirilen Devrim İlke yerine Ali Devrim olursa ne anlayacak millet" diye itiraz ettim. Üstelik sırf anne baba hatırına konulan ve kullanılmayan ikinci isimler çoktu çevremizde. Bir kendi istedikleri, bir de anne ve babalarının istediklerini koyup, çocuğu o isimle hiç çağırmayan çok kişi vardı. Sonuçta oğlumuz Devrim İlke olarak kaldı. Ama kayınvalidem oğlumuzun ismini yıllarca kullanmadı. "Ufaklık nasıl? Ufaklık ne yapıyor? Ufaklık aşağı, ufaklık yukarı"
         Ben ses etmedim ama sonuçta bu durum beni de epey üzdü. Ben üçüncü kez hamile kalınca yine isim arayışı başladı tabii. Kız ismi hazırdı ama ben hiç kız doğuracakmış gibi hissetmiyordum kendimi. İlla erkek ismi aramaya başladım. Benim ve eşimin ismindeki noktalama işaretlerini cep telefonu ve bilgisayarda kullanırken sıkıntı çektiğimiz için genel olarak bütün dillerde rahat kullanılabilecek isimler aramıştık hep.
         Eee bir de felsefemiz vardı. Üçüncü erkek ismini nasıl oturtacaktık Atatürkçülüğümüze. En sonunda Trabzonspor'un bir maçını izlerken duyduğum Egemen ismi fikir verdi. Bebeğim zaten 29 Ekime yakın doğacaktı. Cumhuriyetle beraber gelecekti nerdeyse. O zaman Erdem Egemen iyi olurdu. Erdemin egemen olduğu bir dünyamız olması hayaliyle bu isimde karar kıldık. Felsefemiz de oturmuştu.
          Böylece isim meselesini kapattık. Ama hala arada birileri çıkıp, "Kayınpederinin ismi neden koymadın" demiyor mu... Ne diyeyim bilmem ki.
    Bu isim meselesi hemen hemen her yerde sorun oluyor. Kimi anlamına bile bakmadan koyuyor ismi. İlkokulda bir şiirde bilmediğimiz kelimelerin anlamlarını buluyorduk. Sunalar uçtu, diye bir dize vardı. Suna, erkek ördek demekmiş. Çok şaşırmıştım çünkü dayımın kızı Suna'ydı. Bir de Sude var mesela. Ağlayan inleyen cefa çeken kadın demekmiş. Nalan da öyle. Niye insan çocuğuna böyle bir isim koyar ki. Can ve Su kelimelerinin eklendiği isimler de bana ileriki yıllar için komik geliyor. Küçükken iyi de. Teyze ve amcalara o isimler uymuyor sanki.
         Yöresel dillere göre de isimler yanlış yazılıyor kimliğe. Benim annem Rizeli ve doğduğu zaman babası Nefise ismini bulmuş. Ama şive ile birlikte kimse Nefise demez. Mefize derler. Ve dedem kimlik çıkartırken nüfus memuru tutmuş Mahfuze yazmış. Annem çocukluğumdan beri isminden şikayetçidir.
         İlla Arapça isim bulma durumunu da hiç anlamıyorum. Kuran'da var diye söylenmesi zor. Anlamları garip bir sürü isim duyuyorum dışarıda. Burak, peygamberimizin atının ismiymiş. Buğra dişi deve demek. Daha bunun gibi Ecrinler, Ceylinler, Ervalar falan da var. Komşum kızının ismi konusunda eşiyle epey inatlaştı. Erva, bir savaşta askerlere su taşıyan kadına peygamberimizin verdiği isimmiş. Komşum ısrarla istemedi. "Ne yani sucu mu şimdi kızımız" dedi. Ama eşi ondan habersiz gidip kimliğini çıkartınca bu isme razı oldu.
          Eski Türklerde çocuklar belli bir yaşa gelince yaptıkları işlerle isimlerini kazanırlarmış. Becerilerine göre isimlerini hak ederlermiş. O zamana kadar onlara ne diye seslenirmiş anneleri bilmiyorum ama. Kızılderililer'de ise bebek doğunca çadırdan baba çıkar ve doğada gördüğü bir şeyin ismini verirmiş çocuğuna: "Uçan Kartal, Nazlı Çiçek. Çakan Şimşek.."
          Çocukların isimlerinin özelliklerini yansıttıklarına da inanılır. İsmiyle müsemma denir. Yani ismiyle aynı. Ne kadar doğru bilemeyeceğim ama ben kızım olsaydı Defne ismini koymayı planlamıştım. Defne ağacının gücü, ve her şeyinin faydalı olması beni etkiler. Mitolojideki yeri de önemlidir. Eşim kız isminde de pürüz çıkarmıştı. O Mebrure, Bihter falan istemişti. Eski Osmanlı isimlerinden. "Çocuk ismi sorulduğunda nasıl yanıt verecek. İsmini söyleyene kadar bunalıma girer" dedim de vazgeçti.
         Benim ismimi dedem koymuş mesela. Annesinin ismiymiş. Annem bir hafta ağlamış. "Kendi kızlarına koymamış annesinin ismini, sana koydu" der hala.
    Bir insanın ismi önemli tabii. İlk izlenim isimden oluşuyor. Ama bence çocuklara isim koyma hakkı anne ve babanın olmalı. Yıllar önce "Kuruntu Ailesi" isminde bir dizi vardı. Orada gelin doğum yapacaktı ve isim konusunda herkes farklı bir şey söylüyordu. Sonuçta kura çektiler ve bebeğin annesinin bulduğu isim çıktı kutudan. Meğer bütün herkes annenin gönlü olsun diye onun istediği ismi yazıp atmış kutuya. Ne kadar hoşuma gitmişti bu hoşgörülü davranış. Çocuklarınız isimleriyle yaşasın.

     www.ailemveben.eu/

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Tonet Sandalye Cafe Koltukları Cafe Masa Sandalye Cafe Sandalye