Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

?ASLAN MUSTAFAM?

Yener Bandakçıoğlu

    15 Aralık 2003

    Yıllardan beri tanış olduğum çok sevdiğim ve çok saydığım değerli bir kardeşim vardır. DYP İl Başkanı Mustafa Özkurede. Mustafa, aynı zamanda Baromuzun seçkin mensubu Av. Mehtap Özkurede'nin eşidir. Bu sıfatıyla da eniştemiz olur. Mustafa, yıllarını verdiği Orman Teşkilatı'ndan emekli olduktan sonra DYP'den siyasete atıldı. Bir, iki seçim adaylığını koydu. O'nun alınyazısında da benim alınyazımda olduğu gibi milletvekiliği yazılmamış. Şimdilerde parti içinde İl Başkanlığı gibi önemli bir görev ifa etmesine rağmen bu defa da partisinin bu işi götürmesi imkansız gibi göründüğünden Mustafa'nın da kaderi benimkine benzeyecek.

    Bu girişten sonra asıl konumuza gelelim. Geçen haftaki "Sütunumu Özledim" başlıklı yazım Mustafa'yı oldukça rahatsız etmiş olmalı ki hafta içinde bazı yerel gazetelerde çıkan beyanatı ile Bolu'da ne kadar parti varsa hepsine dokunduruyor. Düşünce hürriyetine, bu hürriyetin en anlamlı hürriyet ve düşüncenin ifadesinin de en güzel insan hakkı olduğuna inananlar elbetteki eleştiri hakkına da inanırlar. Ancak Mustafa, söz konusu beyanatında tüm partilerden parti ismi vererek bahsederken sıra CHP'ye gelince ne hikmetse parti yerine ismen benden bahsetmekten geri kalmamış. Ayrıca, bolununsesi Gazetesi başyazarı sıfatıyla kaleme aldığım ve içinde hiç bir zaman avukatlık kimliğimi kullanmadığım satırlarım nedeniyle Baro Başkanlığı sıfatımı da eleştirmiş. Sanki bir insanın Baro Başkanı olması yazı yazmasıyla ters orantılıdır. Baro Başkanı olunca herhangi bir konuda fikrinizi ifade etme hakkımız yoktur. Mustafa'nın bana bu kadar kızmasının nedeni o yazımda kullandığım (- Yerel seçimlerin AKP ve CHP arasında geçeceğini artık Mısır'daki sağır sultan bile duydu) cümlem. Bu elbetteki benim kişisel bir fikrimdir. Başka birisi çıkar (- Yerel seçimler DYP ile AKP arasında geçecektir) ya da bir başkası (- Güvercin yeniden havalanacak ve yerel seçimleri silip süpürecektir) diyebilir. Ben, sevgili kardeşim Özkurede'nin yönetiminde DYP'nin büyük başarılara imza atmasını istiyorum.Çünkü Ben, arkadaşlarımın başarılarından hiç gocunmam. Ancak, Türk siyasetinde görünen köy kılavuz istemiyor. Türkiye'nin 3 Kasım Genel Seçimleri'nden sonra hızla iki partili sisteme doğru gittiği hakkındaki görüşüm devam etmektedir. Bu arada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Halen sade bir CHP'liyim. Bu sütunlardaki yazılarımın CHP'ye mal edilmesi fevkalade yanlıştır. Benim bazı cümlelerim nedeniyle CHP'nin eleştiri konusu yapılmasını da gülerek karşılıyorum. Demek ki, partimin eleştirilecek yönü o kadar az ki, eleştirmenler eleştiri için bula bula benim nostaljiye ve ahde vefaya dayalı kırık dökük cümlelerimi buluyorlar.

    Bu arada o yazımın bir başka yerinde Yusuf Bayrak hakkında kullandığım, yazının genel içeriğine ve uzunluğuna göre devede kulak mesabesindeki bir, iki cümlem Mustafa'yla birlikte bazı İnternet kahramanlarını üzmüş. Çeşitli vesilelerle bu sütunlarda tekrarladığım, hatta hatta İnternet kahramanları diye özel yazılar yazdığım kahramanlarımız yine isimlerini saklayarak bilgisayarlarının başına geçmişler. Her zaman söylüyorum. Her zaman yazıyorum. Adresimiz belli, yerimiz belli, her yazımızın altında imzamız var. Bu kahramanlar niçin hakiki isimlerini ve adreslerini yazıp bana ulaşmazlar ki?

    Bunlardan birisi (- Ya bu işi bırakın, yada bu haftaki yazınızı düzeltin) diyor. Valla.., bu kadar işimizin arasında ben de bu işi bırakmak istiyorum. Ama, Patron bir türlü müsade etmiyor. Çünkü, öyle veya böyle Ben bolununsesi 'nin en çok okunan yazarlarından biriyim. Bu konuda çok ısrarcı olanlar Patron'a müracaat edebilirler.
    Evet, biz bu sütunlarda hiçbir art niyet gütmeden, aklımızın erdiği, gönlümüzün elverdiği gibi yazıyoruz. Çok değil yakın bir tarihte Bolu'yu 7.4 şiddetinde sallayan Temiz Sayaç Operasyonu'nda da herkesin veba mikrobundan kaçar gibi kaçtığı arkadaşlarımızı Bolu'da tek bir kişi kalmamıza rağmen yazılarımızda ve TV programlarında savunmuştuk. Geçmiş yılları, dostlukları, arkadaşlıkları, sevgi ve saygıyı bir anda silmek benim kitabımda yoktur. İsterseniz yazımızı uzun yıllar bolununsesi'nde çalıştıktan sonra şimdilerde yoluna "Bolu Postası" Gazetesi ile devam eden sevgili ve değerli kardeşim Gökhan Aydın'ın şu satırları ile noktalayalım. Gökhan, Bolu Postası'ndaki baş yazısında şöyle demiş: (- Sevgili büyüğüm Baro Başkanım, Boluspor'un efsane başkanı ve Bolu basınının duayeni, güçlü kalemi Yener ağabeyimi'n de dediği gibi; "Vefa, İstanbul'da bir semt adı olarak kalmamalı" İnsanların yüreğinde yaşamalı ve hareketleriyle de sürekli canlı tutulmalı)

    BOLUSPOR ÖLMEZ
    Her ne kadar üçüncü ligdeysek de, her ne kadar üçüncü ligde gurubumuzun ortalarındaysak da Boluspor her zaman büyüktür. Her zaman büyük kalacaktır.
    Kulübümüzün içinde bulunduğu mali şartların elverişsizliği nedeniyle Cuma akşamı Termal Otelde yapılan Boluspor Gecesi bu düşüncelerimizde ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi. Termal salonunu tamamen dolduran muhteşem bir topluluk her zaman Boluspor'la beraber oldukları mesajını verdi. Katılımdan o kadar duygulandım ki, gizliden gizliye düşündüğüm devre arasında başkanlığı bırakma niyetimi de askıya aldığımı ve sezon sonuna kadar başkanlıkta kalabileceğimi o muhteşem topluluğa ifade etmekten kendimi alamadım.
    Başta gecenin fikir babası Mehmet İnceayan olmak üzere Yönetim Kurulumuzun tüm üyelerine, davetiye ve bilet alanlara, çekilişe hediye gönderenlere ve ayrıca gecede bağış yapanlara, Boluspor sevgisinin bitmediğini gösteren tüm Bolusporlulara yürekten teşekkürler ediyorum.

    Muhteşem gecede eşim ve Ben, sayın Aynur Türker Hanımefendi ve Valimiz Sayın Mehmet Ali Türker'le birlikteyiz.

    KARTALTEPE TEPEYE EL KOYAR
    Boluspor Yönetim Kurulu üyem, sevgili kardeşim Osman Gürsoy başarılı ticari hayatında yeni bir projeye daha imza attı. Boluspor Başkanlığı'nı almaya karar verdiğim son genel kurul öncesi Yönetim Kurulu'nu 20'ye düşüreceğimi ilan ettiğimden yeni Yönetim Kurulu'nun teşkilinde bayağı zorlandım. O güne kadar kendisi ile çalışma onurunu bulamamış olduğum Osman Gürsoy'un Boluspor yönetimleri için olmazsa olmaz isimlerden biri olduğu o temaslarım sonucu ortaya çıktığından Osman Gürsoy'da yönetime girdi. Gürsoy'un yönetim içindeki performansı dört dörtlüktür. Kendisiyle ve diğer arkadaşlarımızla büyük bir uyum içinde çalışıyoruz.

    Osman, uzun yıllar Tepe Otel diye bildiğimiz ve bir diğer sevgili kardeşim olan Rıfat Özocakçıoğlu'nun Bolumuza kazandırdığı Kartalkaya yolu üzerindeki tesisi satın almış ve geçen Cumartesi hizmete açmış. Boluspor Yönetim Kurulu geçen haftaki toplantısından sonra Osman'ın daveti ile tam kadro Kartaltepe'deydi. Menünün zenginliği ve nefaseti, servisin güzelliği herkes gibi beni de çok etkilediğinden bu değişikliğin sebebini sormadan edemiyorum. Meğer Osman, geçen aylardaki yönetim değişikliği nedeniyle Abant Palace'dan ayrılmak zorunda kalan dev bir kadroyu Kartaltepe'ye transfer etmiş. Kartaltepe, Abant Palace'dan tanıdığımız Rafet Erbilen ve aşçıbaşı Tahsin Altınyurt ustamızın önderliğinde Bolululara unutamayacakları damak tadı ve servis vermek üzere Boluluları ve diğer misafirlerini bekliyor.

    Bu Kartaltepe'nin kısa süre içinde Bolu turizmine damgasını vuracağını ve emsalleri içinde tepeye oturacağını zannediyoruz.

    Tebrikler Osman... Tebrikler Kartaltepe...

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak