Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

AT VE ARABA

Yaşar Eyüpoğlu

    2 Eylül 2004

    Geçen yıl yapılan Üniversite ve Liselere Giriş Sınavları'nda Bolumuzun yaşadığı başarısızlığın bu yıl tekrarlanmaması için alınan önlemleri ve yapılması planlanan sempozyumu beğenmeyen sayın Vali, sayın Milli Eğitim Müdürü'ne kızmış.

    Geçen haftalarda yapılan bu haber benim de ilgi alanıma girdiği için görüşlerimi yazayım istedim.

    Önce, konu tek başına 2003 yılının sorunu değil. Yılların birikimi acı meyvasını geçen yıl verdi. Onu vurgulayalım.

    Kendileri ile yakın tanışmamız yok ama, bu işte en az suçu olanın Milli Eğitim Müdürü Halil Ecevit olduğunu sanıyorum. Sevgili Müdürüm Cemalettin Dedebeyoğlu'ndan bugüne koltuğa oturup kalkanların sayısını ben bilmiyorum. Sayın Ecevit'te gidip gelenlerden. Daha makamını yeni tanıyor. Eğer O suçlu bulunuyorsa, adreste yanlışlık var derim.

    Bu memlekette suçlu aramakla olayların çözüldüğü görülmemiştir. Önemli olan işin kökenine inebilmektir. Yani ilkokuldan, yani ilköğretimden işe başlamalıdır. Zira ortada duran başarısızlıktaki etkenlerden birisi de budur. Yarayı deşelim.

    Konuya ışık tutacağına inandığım bir anıma değinmek istiyorum. ATATÜRK LİSESİ'nde görevli olduğum yıllardan birinde Öğretmenler Kurulu yapıyoruz. Gündem "Kanaat Döneminin Değerlendirilmesi". Lise birinci sınıflarda Matematik dersinin başarısı düşük. Alınacak önlemler tartışılıyor. Bu arada meslektaşlarımdan birisi öğrencilerin ortaokuldan yetersiz geldiklerini söyledi. Bana "kolay mazeret" gibi görüldüğü için üzerinde durmadım. Aradan bir kaç gün geçti, aynı arkadaş Matematik dersine girdiği sınıflara beni ısrarla davet etti. Gittim ve karışık kaldırdığım öğrencilere sorduğum bayağı kesirlerin toplama ve çıkarma işlemlerini sınıfın yarıdan fazlası yapamadı.

    İlkokul 2-3'üncü sınıflarda öğrenilen ve liseye gelinceye kadar en az 8-9 yıl sürekli problemler çözülen bir konuda öğrenci nasıl başarısız olur diye düşünürken imdadıma beni davet eden arkadaşım yetişti.

    "İlkokulda sınıfta kalmanın olmadığını" söyledi. Yani bilen, bilmeyen herkes sınıfı geçiyor. Bütün sene yan gel yat, sonra bir üst sınıfa atla. Sonra da Üniversiteye hazırlık için akademik eğitim yapan liseye gel otur. Hem de bayağı kesirleri hatta çarpma tablosunu bilmeden.

    Arabayı atın önüne koymuşuz, yol almasını bekliyoruz. Tüm Dünya'da liseye gidebilenler üniversitede başarılı olacağına inanılan öğrencilerdir. Biz de ise tamamen tersi. Meslek Liseleri sınavla öğrenci alır. Buralardan arta kalanlar, çok başarılı öğrencilerin gitmesi gereken liseye hiç bir seçmeye tabi olmadan alınırlar.

    Sonra ne olur? Bu öğrencilere öyle veya böyle lise bitirtilir. Üniversite kapısına gelince başlar kayaya çarpar. Hem kendisini, hem okulunu yanıltmıştır. Yanıltmıştır da demeyelim. Yanılması için kendisine gösterilen yoldan yürüyerek bu sonuca ulaştırılmıştır. Çünkü,

    Millet olarak hiç bir şeyin azına razı olmayız. Tuttuğumuz kulüp hep şampiyon olmalı. Bizim parti iktidardan hiç düşmemeli. Biz de herkes mühendis olmalı, işçiyi ara da bul. Bizler Galatasaray'ı Fatih Terim'den daha iyi, Belediye'yi Başkan'dan daha güzel yönetiriz. Ama değerimizi bilen yoktur...

    İleri ülkeler, Avrupa, Amerika yanlış mı yapıyor? Becerebilecek öğrencisini önceden tespit edip liseye yolluyor. Diğerlerini ise meslek okullarına (Meslek Liselerine) yönlendiriyor. Bu okullardan çıkanlar "ara eleman" olarak ülke kalkınmasında yararlı birer "yapı taşı" oluyorlar. Düz liseye gönderilen seçkin öğrencilere ise, ileride ülkenin geleceği emanet edilecektir. Onun için çok titiz bir elemeden geçirilirler.

    Yani, elin gavuru atı arabanın önüne koşmuştur. Onun içinde arayı sürekli aşıyor.

    Biz ise, Meslek Liselerini bahane edip, İmam Hatip mezunlarının önünü açabilmek için uzun ve yorucu ve de yıpratıcı uğraşlar veriyoruz.

    Liselerde başarısızlığın sebebi ise yıllardır aranır, ama bir türlü bulunamaz.

    Hiç, atı arabanın ne tarafına bağladığımıza bakmayı akıl edemeyiz.

    Böyle gittiği sürece de başarısızlıklara kılıf ararken çıkışı "suçlu aramanın" kolaylığında buluruz.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak