Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

BAYRAMLAR

Yaşar Eyüpoğlu

    11 Mart 2003

    Bugünkü Otelcilik Turizm Meslek Lisesi?nin olduğu yerde Kız Öğretmen Okulu (Lisesi) vardı. Yirmi sene önce kapatılıp Sinop?a nakledildi. Onlardan önce de ?Orman Okulu? aynı mekanı kullanmıştı.

    Orman Okulu zamanında şehrin tek Top Sahası (stadyumu) bu okulun içerisinde olduğu için, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramları burada yapılırdı.

    Ortaokuldayım. 19 Mayıs Bayramı için sahada yerimizi aldık. Başımızda büyük Beden Eğitimi Öğretmeni İbrahim Menteş var. Hava soğukmu soğuk. Hafiften başlayan yağmur sulu kara dönüştü. Üzerimizde atlet, siyah şort, beyaz lastik ayakkabı var. Protokolün önünde sıraya girdik. Vali Bey konuşmaya başladı. Uzattıkça uzattı. Aradan ne kadar zaman geçti, hatırlamıyorum ama, Vali Atatürk?ü henüz Samsun?a çıkartamadı. Daha Erzurum, Sivas Kongreleri var. Ankara?da meclis açılacak. Sakarya, Baş Komutanlık Meydan Savaşları kazanılacak. Cumhuriyet ilan edilecek, devrimler yapılacak...

    Velilerden oluşan seyircilerin sabrı taştı. Arada telörgü falan olmadığı için bazılarımızın anneleri üzerlerindeki hırkaları çocuklarına giydirmeye başladılar. Vali Bey?de en ufak bir duraksama yok. Bütün ciddiyeti ile elindeki kağıttan okuyor.

    Yüksek sesli homurdanmalar alkışa dönüştü. Bazıları da ikaz etmiş olmalı ki kısa kesmek zorunda kaldı.

    Bu anımı niye mi anlattım? Televizyonda Cumhuriyetimizin 80. Yıl Kutlamalarını seyrederken, yanılmıyorsam Tokat?ta üşüyen ve ıslanan çocuklar bir yana, protokolün önünde milli oyunları sergileyen küçüklerin kendilerine verilen görevi sonuna kadar götürebilmeleri için sarfettikleri gayret karşısında duygulandığım için.

    Öğretmen ve öğrenci olarak yaklaşık 60 yıl milli bayramlarla iç içe yaşadım. İlk günlerden günümüze değişen fazla bir şey yok. Türkiye de-ğişiyor, Dünya değişiyor ama, bayram program-larımızdaki tutuculuğumuz yerinde sayıyor.

    İllerin kurtuluş günlerinde belediye işçilerini düşman askeri yapıp onlardan şehrimizi geri alıyoruz. Sonra resmi geçitlerde muharip gazilerimiz protokolü selamlıyor.

    Muharipgazi dedim de aklıma geldi. Yıllar önce sevgili ağabeylerim Çorumlu Hacı Ahmet, Kandamışlı Deli Bayram ve cennetmekan Şeker-ci Hayrettin ile yaptığımız gezilerden birinde Gaziantep?e geldik. Her zaman kaldığımız Kaleli Otelde yer yoktu. Sağolsunlar sağa sola telefon edip başka bir otelden bize yer ayırttılar.

    Ertesi gün Gaziantep?in kurtuluş günüymüş. Kalacağımız otelde nereden geldiklerini hatırlamadığım 15-20 kadar muharipgazi rolü oynayacak bıyıklı erkekler var. Yaşları 40-60 arası değişiyor. Çilingir sofrasını kurmuşlar. Aralarındaki yüksek sesli konuşmalardan hepimiz rahatsız olduk. Daha önce katıldıkları kutlama-larda kendilerine verilen paranın azlığından, yeterli ilgi gösterilmemesinden şikayetlerini dile getirirken, küfürler havada uçuşuyordu.

    Her gördüğümde duygulandığım, gerçek olanları karşısında çok heyecanlandığım ?gazilik? gibi kutsal bir kurumun geçim kaynağı yapılmasını tesadüfen öğrenmemden duyduğum üzüntüyü sizlerle paylaşmak istedim.

    Milli bayram ve kurtuluş günlerimiz günümüz gerçekleri ışığında, kimseyi zorlamadan, çocuklarımızı üzmeden ama bizlere bu günleri armağan edenlere olan şükran ve minnetimizi sunmanın bir yolunu bulmalıyız.

    Aklıma bir öneri geldi. Kültür, sanat, eğlence ağırlıklı ve Bolu Belediyesi?nin yoğun desteği ile kutlanan 11 Mayıs İZZET BAYSAL ŞÜKRAN GÜNLERİ ve 17 TEMMUZ BÜYÜK ATATÜRK?ÜN Bolu'ya GELİŞİ ETKİNLİKLERİ örnek alınamaz mı?

    Bu iki anlamlı gündeki içten coşkuyu şöyle bir hatırlayalım diyorum.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak