Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

BİRDE BUNU DENESEK...

Yaşar Eyüpoğlu

    15 Mart 2004

    Kırk yıl önce Bolu Lisesi'nde (Atatürk Lisesi) göreve başladığımda Belediye Başkanı cennetmekan İsmail ÖZER'di. Bu yıllar benim aynı zamanda Başkanları bilinçli değelendirmeye başladığım tarihtir. Öncesinde, başka yerlerde öğretmenliğim ve öğrencilik yıllarım var.

    Öğrencilik dedim de aklıma geldi. O zamanlar Bolu Onbin civarındaki merkez nüfusu ile büyükçe bir köy gibiydi. Evlerin tamamına yakını ahşap olup meskenlerde suyu olanlar parmakla gösterilirdi. Su ihtiyacı mahalle çeşmelerinden karşılanırdı. Belediye binası bile yolun ortasına yapıldığı için, lüzumsuz yerde bulunana "Bolu Belediyesi gibi yolun ortasında durma" denirdi. O bina yaklaşık olarak o günkü İş Bankası ile Kaşmir Otel arasında bir yerdeydi. İki tarafından da yol geçerdi.

    Gün geldi yeni imar planları hayata geçirilmeye başlandı. İzzet Baysal Caddesi genişletildi. Yıkılanların yerine betonarmeleri yapıldı. Evler süratle suya kavuştu. Yap-Sat'cı müteahhitler ana caddelerden başlayarak kademe kademe Bolu'yu yeni evlerle tanıştırdı. Kısa sürede bugünkü konumuna yakın bir şehir haline geldi. 1999 depreminde sarsıldıysa da emsallerine göre çabuk toprlandı.

    Bugünkü 85 bin nüfusuyla modern yapıların donattığı, üniversitesi olan, turizm gelecekli, sanayiye açık konumu ile Bolu ülkemizin beğenilen illeri arasındadır.

    Geçen 40 yıl içerisinde gerikalmışlık kabuğunu kırabilen şehrimizde görev yapan Belediye Başkanlarını şükranla anmak boynumuzun borcudur.

    Merhum İsmail ÖZER, asker emeklisi olmasına karşın, alçak gönüllüğü ve sevecenliği ile tanınırdı. Kendileri Boluspor'un kurucu başkanlığını yaparken, yönetim kurullarında beraber çalıştık. Boluspor uzun yıllar birinci ligin tozunu attıysa, bunu temelinin sağlam atılmasına borçludur. Bu da İsmail ÖZER beyfendinin katkısı azımsanamaz. Bolu'nun seçmenler tarafından doğrudan seçilen ilk başkanı olan İsmail ÖZER, halka dayalı, halkla iç içe başkanlığı Bolu'ya tanıştıran insandır.

    Takiben sevgili ağabeyim Muzaffer IŞIN nöbeti devraldı. Aralıklarla Bolu'da en uzun başkanlığı O yaptı. Hizmet arayan Belediye'den hizmet üreten Belediye'ye geçişi gerçekleştiren başkandır. Bugün Belediye'nin belkemiği olan birimler kendileri zamanında Bolu'ya kazandırılmıştır. Görüldüğü yerde, hakkı olan sevgi ve saygı ile karşılanır.

    Bolu'nun genç mühendisi Necdet GÖREN adaylığını koyduğunda kendisine inananların sayısı, bugünkü sevenlerinin çok altındaydı. O, mucize gerçekleştirdi. On yılda Bolu'yu sorunsuz şehirler arasına soktu. Gözle görülmeyen, kendisine prim yapmayan, ama şehir için yaşama önemi olan projeleri gerçekleştirdi. Makam odasına "Ne haber Necdet" diye girebilen tek başkandı. Çalıştığı on yıllık sürede mal varlığı eksildi ama "Necdet sevgisi" tavan yaptı.

    Halihazır başkanımız sayın Yüksel CEYLAN, Bolu'nun üst yapısını özenen konuma kavuşturdu. Deprem şokunu kısa sürede atlatmamızdaki başarısını mulifleri dahi teslim ediyor. Halk çocuğu olarak atıldığı hayatta, çalışkanlığı ve sebatı ile Belediye Başkanlığı'na gelmesi tesadüfi değildir. Bugün kendisini tenkit etme konumunda olanlar bile "yeterli malzeme" bulamamanın sıkıntısını çekiyorlar. "Boluspor'a yardım ediyor" açmazına kadar düştüler. Görev yaptığı beş yıla çok yararlı hizmetler sıkıştırdı. Önüne bir beş yıl daha konulursa, Bolu'muzun çok şeyler kazanacağı apaçık ortada.

    Tanıyabildiğim son dört başkanı sizlere tarif etmeye çalıştım. Çok kısa özgeçmiş gibi oldu. Olumlu yönlerine baktım. Hatayı görmek kolaydır. Arayıp bulup sergilemek hüner gerektirmez.

    Önemli ve zor olan güzelliklere ulaşabilmektir. İnsan ne kadar kötü olursa olsun bir "iyi tarafı" muhakkak vardır. O cevhere ulaşabilene nemutlu.

    Demek istiyorum ki: Önümüzde yerel seçimler var. Propaganda çalışmaları hızlandı. Herkes birbirinin açığını arıyor. Yakalayıp pirim yapmak istiyor. Yıllardır da böyle süregelmiş.

    ACABA bir defa da rakiplerinizin güzelliklerini sergileseniz. Başarılarını dile getirseniz. Kendilerine teşekkür etseniz. Kazanırsanız "daha güzelini" yapacağınızı söyleseniz, zararlı mı çıkarsınız?

    Ben olsam (kazançlı çıksacağımdan emin olduğum için) tereddüt etmeden denerdim.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak