Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

MODERN ÇERÇİ

Yaşar Eyüpoğlu

    5 Aralık 2005

    Her anne gibi annemin de mekanı cennet olsun. Kendileri Cumhuriyet öncesi okuryazarlarından ve yeni yazıyı da ilk öğrenenlerdenmiş.

    Bırakın öğretmeni, okuryazar kıtlığının olduğu bu yıllarda annem öğretmen vekilliği yapardı.

    Vekil öğretmen, 20 asli maaşın üçte ikisini alır ve öğretmenlerin gitmeyeceği köylerde görevlendirildi.

    Neyse, konumuz O değil, annemle beraber köylere gittiğim için benim de ?köy anılarım? vardır.

    Bunlardan bir tanesi de köye ?Çerçi?nin gelmesidir.

    Bilmeyenlere anlatayım. Çerçi, aradığını bulacağın seyyar bakkal gibidir. Köye ara sıra gelir. Merkezi yere tezgahını açar.

    Para yerine genellikle yumurta kullanır. Satılacak malların fiyatı yumurta sayısı ile belirlenirdi.

    Hatırladığım kadarı ile en çok rağbet gören de ?Pertev? marka krem olurdu. Erkek, kadın yazın sıcaktan, kışın soğuktan çatlayan ellerine, yüzlerine kullanırlardı.

    Bu girişten sonra esas konuya gelelim.

    Çaydurt?ta ki Oyak Çimento Fabrikası?nın karşısında bir sıra dükkanlar var. Bunların içerisinden ben ?Sözkesen Alışveriş Merkezi?ne her gün gazete almaya giderim. Evin ufak tefek ihtiyaçlarını da karşılarım.

    Sahiplerinin yüzü gülen bu markette ne ararsan bulursun. Şehirdeki büyüklerinde olmayanlar da vardır.

    Çivi, çimento, çakıl, kum, sıhhi tesisat, nalburiye,... gibi.

    Manav, unlu mamuller, kasap reyonlarımız her daim tazeliğini koruduğu gibi, bakkaliye bölümünde de yok yoktur.

    Ayrıca giyim kuşamda çevrenin ihtiyaçlarını karşılayacak çeşitleri bulabilirsiniz.

    Her marka mutfak tüpünden, kızarmış piliç?e kadar istekler karşılanır.

    Bütün bunlar dışında bir de kapalı kasa kamyonları vardır. Hani şu ilk çıktığında kullanılan ?Migros Kamyonları? gibi.

    Kapaklar açıldığında, ne arasan bulacağın, buzdolabı da bulunan bir ?market? çıkıyor karşınıza.

    Bu kamyon sabah ikmalini tamamladıktan sonra köylere alışverişe çıkar.

    Bu arada benim dikkatimi, biraz da hayretimi çeken eşyalarında yüklendiğini görürüm.

    Yumurta, ekmek, şişe ve damacana suyu, yoğurt, tereyağı, mevsim sebze ve meyveleri, süt, günlük gazete,... gibi.

    Ben, köylümüzün bunlardan çoğuna para vermediğini, hatta bunların satışı ile geçindiğini bilirdim.

    Nitekim bunlar köylümüzün, dolayısıyla insanlarımızın nereden nereye geldiğini gösterir.

    Para yerine yumurta takasından, mobil bakkaliye araçlarına geçişi yaşayan bir insan olarak bu ilerlemeden en çok etkilenenlerden oluyorum.

    Ayrıca köylümüzdeki traktörleri, otomobilleri gördükçe, şehirde yaşanan park yeri sorunlarını yaşadıkça, yurdum insanlarının ?fakirlik edebiyatı?na inanasım gelmiyor.

    Fert başına düşen milli gelir rakamları da gerçeği yansıtmıyor diyorum.

    Hele, bu rakamları çıkaranlar Bolu'yu Türkiye?nin en zengin ikinci ili yapmışsa.

    Ekonominin yarısından fazlası ?kayıt dışı? olan ülkemizde hangi veriye güvenip de gerçek rakamları bulacaksın.

    Satılmak için köylere giden malları gördükçe sevinirken, vergi dışı yaşayan mutlu çoğunluğa lanet okuyorum.

    Sadece onlara değil, yıllardır bu adaletsizliğin arkasına gizlenip oy avcılığı yapanların da kulaklarını çınlatıyorum.

    Bunun adına da ?demokrasi? diyoruz.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak Bolu Çatı Tamiri Bolu Kamera Sistemleri Tonet Sandalye