Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

BEN SİZE BAKİ MİYİM

Muharrem Demirel

    6 Mart 2006

    Hakan Hocam (Kalafatoğlu) aradı. ?Hocam başımız sağolsun Rasim kardeşimizi kaybettik? dedi.

    Hemen geldim yanına, köylünüz Zeki Dere ağabeyimiz yaşlı gözlerle açtığında örtünü ?kardeşim? diye yüzünü sevdiğimde, ellerimin sıcaklığını hissedebildin mi bilmem. Ama ben her fani gibi ölümün soğukluğunu hissettim.

    Üç günlük dünyada önüne geçilmez dünya hırsının, kalp kırmanın, hep boş şeyler olduğunu ancak böyle zamanlarda anlayabiliyor insan.

    Anlıyor da sonra... Sonra hayat yine devam ediyor, sen kendi yoluna biz kendi yolumuza. Ne zamana kadar? Bir sevdiğimizi daha kaybedinceye kadar.

    Bir daha bir daha derken, gün geliyor ki biz de binmişiz gidiyoruz imamın kayığına.

    Her neyse, senin gibileri bu dünyaya az geliyor, az geldiği yetmiyormuş gibi erken gidiyor. İnan senin gibi sadece vermeyi düşünen, insanlara hep güler yüzünü gösteren, dostlarına ikramı esirgemeyen güzelliklerinin ayrı bir yeri var bizlerde.

    Hoca efendi sordu ?Merhumu nasıl bilirdiniz?? diye. Herkes can-ı gönülden ?iyi bilirdik? dedi. Çünkü; bağıran çağıran, yakan yıkan yüzünü hiç göstermedin ki bizlere.

    ?Hakkınızı helal ediyor musunuz?? diye sorduğunda hoca efendi ?ediyoruz? dedik. Ama esas sen bizlere hakkını helal et kardeş.

    Çünkü; veren, güldüren, sevdiren hep sen oldun. Dostların hep oradaydı, hemen hemen hepsinin bir hatırası vardı anlatacak. Ayhan Caba anlattı, hastayken bile yaptığın şakalarını.

    Hoca efendiler mezarlıkta dua okurlarken, Kemal Hatipoğlu geldi yanıma. ?Hocam artık ben oynayacağım, Rasim artık kesin gelemez? dediğinde önce anlayamadım ne demek istediğini. ?Hocam, o artık gelemez. Ama gün gelir biz gideriz yanına? diyerek bir cümlede çok şeyleri anlatıverdi.

    Hani, benim hasbelkader sizin hocalığınızı yapmış olduğum Maksutlu, Erhanlı, İrfanlı, Mustafalı, Tuncerli, Kemalli daha pek çok şöhretli bir Orüssporumuz vardı. Bir maç öncesi yine sen her zamanki gibi zamanlamayı yapamamış ve olman gereken zamanda soyunma odasında olamamıştın... Ben de 11 numaralı formayı Kemal?e vermiştim. Kemal formayı giymişti ama gözü her zamanki gibi yoldaydı ve beklenen olmuş tempra ile uzaktan sen göründüğünde, bizim muzip Kemal Hatipoğlu; ?Benim gözünü sevdiğim 13 numaralı formam nerde, 11 numaralı formanın sahibi yine geldi? diyerek benim tüm ısrarlarıma rağmen listeyi değiştirmiş ve formayı elleri ile sana giydirmişti.

    Hatipoğlu kardeşimiz ?Hocam artık forma benim? derken gözyaşları içinde sarıldı boynuma. Zamanlaman her zaman zamanlamasızdı, ahir aleme gidişin de zamanlamasız oldu. Dedik ya dostların oradaydı.

    Seyredenlere müthiş bir keyif veren rakiplerinize ise kabus olduğunuz o müthiş ikiliden biri olan Tuncer Şengün taşırken seni omzunda son derece üzgündü. Ama her attığın golden sonra bizlere dönüp ?Kardeşim ben size baki miyim birazda siz gol atsanıza? diyen senin şakacılığından bahsedince İrfan ULUSAN, acı bir tebessüm yayıldı yüzlere.

    Hakikaten baki değilmişsin be Rasim, ama kim baki ki bu alemde...

    O müthiş sol ayağınla attığın çalımların yanında, yaptığın bacak aralarından sonra, topu da rakibi de oyunu da bırakıp kasıklarını tutarak gülmeni anlatıverdi Mustafa Esmer ve Maksut Beykoz seni bırakıp dönerken.

    Güzelliklerle dolu pekçok hatıran var bizlerde.

    Ne diyelim Kardeş, mekanın cennet olsun, ahir alemdeki futbol takımları da sol ayaklı bir Rasim görsün.

    Ama bir şartla!

    Maç başlamadan önce soyunma odasında olabilirsen.

    Eşine, yavruların Yasin ve Çağrı?ya, Muhsin ve Tahsin Hocalarıma, annene ve de tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak