Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

BİLEN VARSA

Yaşar Eyüpoğlu

    9 Ekim 2006

    Yazacağım acayipliği dile getiren arkadaşlarımız olmuştur elbet. Ben yaz başından beri uzak kaldığım için okuyamadım.

    Olay şu:

    Çaydurttan geliyorum Tayfun Patoğlu?na ait BP Benzin İstasyonunun hizasına konulan lambalarda kırmızı yandı durdum.

    Yanıma Ankara plakalı bir taksi de durdu.

    Arabayı kullanan sağa baktı istasyon, sola baktı kapalı, biraz tereddüt geçirdikten sonra iki elini ?dua? eder gibi kaldırdı "bu neyin nesi" dercesine bana döndü.

    Ben de, aynı hareketle ?bilemediğimi? söylemeye çalıştım.

    Yeşil yandı O bir hışımla giderken ben düşünmeye başladım.

    Işıklar buraya niçin kondu?

    Bu sorunun cevabı muhakkak verilmiştir de ben bilmiyorum.

    Birisi kulağıma fısıldayıverirse sevinirim.

    Bakarsın bir yabancı daha sorarsa "bilmiyorum" demeyeyim.

    Malum, üstün zekalılar ülkesinde, normal akıl yetersiz kalıyor.

    SANAYİ ÇARŞISI

    Bu anlamsız lambalardan kurtulduktan sonra Sanayi Çarşısının ?doğu girişi?ne konan iki tepecikle karşılaştım.

    Değişik düzen de çiçeklenmiş. Güzel de olmuş. Düşünenin aklına sağlık.

    Peki, bu güzelliğin arkasındaki dükkanların içler acısı durumuna ne demeli?

    Çoğunda boya-badana diye bir şey kalmamış.

    Çatılarındaki ihtiyaç fazlası veya hurdaya ayrılmış ama atılmaya kıyılamamış malzemeler ayrı bir dekor oluşturuyor.

    Dükkan tabelaları arasında uyumu arada bulasın. Küçüklü büyüklü. İçlerinde yeni olan varsa da, boyaları harfleri bozulmuş olanların gölgesinde kalıyor.

    Tamir için gelen veya dükkan sahiplerinin araçları boş bulunan alanlara rasgele bırakılmış.

    Bu arada ?yasak? olan Ankara çıkışını kullanma da sakınca görmeyenler, bu görüntülerin tuzu biberi oluyor.

    Sanayi Çarşısı dedikse bunun birde içi var.

    Yola bakanı içler acısı olur da, arka sokakları geri kalır mı?

    Sanayici dostlarım alınmasın ama, bir şeyin altını çizmeden geçemeyeceğim.

    En az yarısı birbirine ?hacı? diye hitap eden inanan insanların yaşadığı bu çarşı nasıl oluyor da bu kadar pis olabiliyor?

    ?Bal dök yala? dedirten dükkanların yanında, pislikten görünmeyenler neden çoğunluğu oluşturuyor?

    Yağ-pas içerisinde çalışıp ta üzerinde leke bulunmayanları arayıp bulmada neden zorlanıyoruz?

    ?Dükkanının önünden sorumlu? olduğu bilincinde olanların yanında, bütün pisliğini ortaya bırakanlara ne diyelim?

    Hurdaya çıkmış, parçaları çalınmış araçlar aylarca caddelerde neyi bekler?

    Daha fazla uzatıp ta sevdiklerimizi üzmeyelim.

    Çözüm, çarşının içersinde aranmalı.

    Belediyeyi suçlamak ?kolaycılık? olur.

    Temiz tutan kirleteni uyarmalı.

    Çırak Eğitim Merkezi derslerinin başına ?temizliği? almalı.

    İMANIN temizlikle iç içe olduğu gerçeği herkese aşılanmalı. Sadece camiye gitmenin yeterli olmadığı kabul görmelidir.

    Kısacası, temiz bir Sanayi Çarşısı için el ele vermenin zamanı çoktan gelmişte, geçmemesi için çalışılmalı.

    ?Dost acı söyler?miş.

    Öyle değil mi?

    YURDAER

    Yurdaer kardeşim haftalık yazılarına ara mı vermiş, yoksa nokta mı koymuş bilemiyorum.

    Ayaküstü konuşmamız da ?Boluluların tepkisizliğinden? yakındı.

    Mesleğimin ilk yıllarında ben de anlattıklarımın bütün sınıf tarafından alınmasını isterdim.

    Zamanla öğrendim ki, karşındaki ilgisi ve yeteneği kadar algılayabiliyor.

    Tamamını bir kenara bıraktım. Yarısına razı iken beş-altısına fit oldum.

    Bu konuları seninle konuşmak isterim. Bayramdan sonra.

    Bana sorarsan sevenlerini cezalandırıyorsun.

    ?Bir düşün? derim.

    Arayı fazla açmazsan mutlu oluruz.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Masa Sandalye Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak