Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Hocamız yapı olarak biraz değişik

Muharrem Demirel

    4 Ekim 2009

     

    m.demirel1071@hotmail.com

     

    Bizim ne padişah gibi fermanımız var, nede Lokman Hekim gibi dermanımız...
    Yalnızca, aktan karadan alana, sazdan sözden anlayana mesajımız var o kadar. 

     

       Geldiği günden itibaren, Coşkun Hocamızın yaptığı açıklamaları not alıyorum.

    İdarecilerinde...

    Hocamız yapı olarak biraz değişik.

    Kendini aşmış. Toplum baskısını üzerinde hissetmiyor.

    İnandığı gibi yaşıyor, yaşadığı gibi de söylüyor,

    Göründüğü gibi... İçinden geldiği gibi...

    Bazı tezatlıklar olmasına rağmen, açıklamalarında verdiği mesajlar güzel, mesela; "Futbolcu profesyonel olmanın karşılığında eğer anlaştığı ücretlerini alıyorsa, bunun karşılığını camiaya vermeli."

    Bu "Profesyonel gibi yaşamalısın, profesyonel gibi düşünmelisin, profesyonel gibi çalışmalısın" demek.

    Hele Adanaspor maçından sonra yaptığı açıklama var ki mükemmel.

    "Futbolcularımın hepsine teşekkür ederim. Çünkü kazanırlarsa onlar kazanacak ama kaybedersek ben üzerime alırım hiç merak etmesinler´´

    Bir yerlere gönderme var mı bilmiyorum.

    Ama açıklamada sahiplenme var, sorumluluk alma var.

    Futbolcuların aslanların önüne atıldığı zamanları hatırlıyorum da, Coşkun Hoca yı bir başka alkışlıyorum.

    Hocamız başarıyı yakalar mı yakalamaz mı bilemiyorum.

    Ancak futbolcularını bu denli koruyan ve camiayı kollayan bir hocanın başarılı olmasını diliyorum.

    Ama "Öğrenen iyi öğrenememişse, öğreten iyi öğretememiştir" sözünü de hatırlatıyorum.

    X    X    X    X    X    X    X    X    X    X

    Boluspor'da eskiye baktığımızda, profesyonelleşme manasında gelişmelerin olduğu bir gerçek.

    Futbolcular hem saha içersinde hem de saha dışında zaptı rap altına sokulmuyorlar.

    Tribünden gördüğümüz, futbolcular saha içersinde kişisel yeteneklerini rahatça sergileyebiliyorlar.

    Bu rahatlık futbolcunun maç kazanma yolunda kişisel yeteneklerini ön plana çıkardığı gibi, bu inceliği anlayan futbolculara, önümüzdeki sezonlarda transfer yapabilmeleri için de vitrin olabilme imkânını sunuyor.

    Saha dışında ise, futbolcuya ayrı bir rahatlık veriliyor. İyi ortamlar sağlanıyor, önemsendiklerinin farkına vardırılıyor.

    Belirli bir kalıba uydurulmaya çalışılmıyor.

    İdeal bir profesyonel kulüp gibi davranılıyor.

    Şimdi futbolcu için bu kadar rahatlığın verildiği bir ortamda ne oluyor?

    Kastamonuspor'a eleniyoruz.

    Maddi kayıplar var, belki de ilerleyen maçlarda görev alacak olan genç futbolcuların tecrübe kazanmalarının engellenmesi var.

    Bu maçlarda eksiklerimizi giderme imkânımız varken, bu fırsattan faydalanamayışımız var.

    Yenilgiden sonra bile kulüp ne yapmış?

    Perşembe günü, yani kupa maçından bir gün sonrası Adanaspor maçı primlerini bankaya yatırmış. SORUNLU değil, SORUMLU kulüp anlayışından güzel bir örnek sunmuş.

    Emin olun böyle bir uygulamayı üç büyükler bile yapmıyorlar.

    Karşılaşılan böyle bir olumsuzluktan sonra ödemelerini erteliyorlar.

    Adanaspor maç primlerinin, Kastamonuspor maçı sonrasında ödenmiş olması, Boluspor'u yönetenlere profesyonellik manasında alkış tutmamızı gerektiriyor. Ama futbolculara da"

    Ben profesyonelliğin gereğini yerine getiriyorum, sizlerden de profesyonellik bekliyorum" mesajı veriliyor.

    Anlarlar mı anlamazlar mı bilmem.

    Ama şunu bilirim; eğer kulüp vecibelerini yerine getiriyorsa, olumsuzluklarda bile hoca futbolcusuna sahip çıkıyorsa, futbolcularda sorumluluk almasını bilmeli. Kendilerini aslanların önüne atmayanlara saygı duymalı.

    Kastamonuspor gibi bir üçüncü lig takımına elenmemeli.

    X    X    X    X    X    X    X    X    X    X

    Ardından Samsunspor maçından mağlup dönmemeli.

    Eğer "beni aynı kefeye koyma hoca! Ben işimi iyi yapıyorum" diyenler varsa, ki pek çok var.

    O zaman;

    İşine sahip çıkmayanlara,

    Kendi geleceğinden çalanlara,

    Otokontrol mekanizmasını çalıştırmalı.

    Camianın umutlarını kıranlara, "höt!" demesini bilmeli.

    Kim kime demeli?

    Yönetenler yönetilenlere demeli.

    Yöneten kimdir? Başkandır! Altındakiler yönetilendir.

    Yöneten Kimdir? Teknik Direktördür! Yönetilen kimdir? Futbolculardır!

    Kaptan da futbolcuların yönetenidir. Tecrübeli futbolcu da, gencin yöneteni...

    Futbolcu her yaşta çocuktur hata yapar, hoca bu gün vardır, yarın yoktur o da hata yapar.

    Amaaaaa!

     Boluspor'u yönetenler hata yapmamalılar, KEŞKE lere hayatlarında daha az yer vermeliler.

    Genel kural neydi?

    "Yönetilen iyi yönetilmiyorsa, yöneten iyi yönetemiyor" demektir.

    O zaman bu sıralamada herkes üzerine düşeni, iyi değil çok iyi yapmalılar. Başarının sadece en iyileri almakla, en güzelleri sunmakla gelmeyeceğinin bilmeliler.

    Çünkü yönetmekte bir sanattır.

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak