Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Abant Alası Hakkında Çözüm Önerileri!

Dumlu Demircioğlu

    5 Ekim 2009

       Abant alası Türkiye de yaşayan alabalıklar içinde Abant Gölüne özgü bir alttür olup biyolojik çeşitlilik ve amatör balıkçılar açısından önemli oranda ilgi kaynağıdır. Alabalıklar diğer balık türlerinden farklı olarak yaşamları için katı sayılabilecek doğal ortamlar isterler (derin, soğuk, bol oksijenli temiz göl veya nehir suları, rüzgara açık ve iri çakıl-taş yığınaklarından oluşmuş kıyı şeridi) ve bu ortamların değişimine karşı çok hassastırlar. Alabalıklar yavaş büyüme ve geç olgunlaşma gibi biyolojik özellikleri, üreme potansiyellerini ve yenilenebilir hasat seviyelerini sınırlar.

     

    Abant alası popülasyonunun restorasyonu konusunda bakanlık kurumlarınca yıllardır uygulanan tek strateji sadece popülasyonu dışarıdan destekleme ve kısmi av yasağı düzenlemesi şeklinde yapılmıştır. Fakat bunlarla birlikte uygulanması gereken popülasyonun takip edilmesi hiçbir zaman gerçekleşmemiştir.

     

    Abant alası konusunda ilgisi olan olmayan herkesçe yorum getirimlikte, konu isim gereği popüler olmasından dolayı gerçekten uzak popülist yaklaşımlara maruz kalmaktadır. Abant Gölü ile ilgili her çalışma maalesef Abant alasını kapsamamış, bu zamana kadar yapılan çalışmalar çoğunlukla omurgasız canlılar, su kalitesi parametreleri ve bitkiler üzerinde sürdürülmüştür.   

     

    Öncelikle balıkçıların Abant alasına olan artan ilgisi popülasyonun restorasyonunda potansiyel sınır olarak tanınmalıdır. Amatör balıkçıların kontrol altındaki emeği göl içindeki alabalık popülasyonunu pozitif olarak etkileyen en önemli faktör olmalıdır.  Balıkçılara göldeki balık miktarına bağlı olarak yapılan marjinal balıkçılık popülasyonun korunmasına ekstra bir restorasyon gerektirmeden popülasyonu devam ettirecektir. 

     

    Öncelikle gölden elde edilecek yaşamsal anahtar parametreler geliştirilmelidir. Bu kriterler daha sonra popülasyonun kalibrasyonunda kullanılarak potansiyel yönetimsel seçenekler oluşturulmalıdır. Biyolojik parametreler olarak boy, ağırlık, yaş, olgunluk ve cinsiyet oranları takip edilmeli ve veri analizi ışığında kararlar alınmalıdır. 

     

    Sonuç olarak, Abant alasının restorasyonu konusunda çaba harcanırken adres olarak gösterilen sorunlara önemli olan istikrarlı eylemlerle yaklaşmaktır. Daha önceki yazımda da vurguladığım gibi göl etrafında görülen problemler öncelikle giderilmelidir. Bunları tekrar hatırlatmak gerekirse; otellerin gölden sulama amaçlı yağlı pompalar ile su çekmesi, göl etrafında büyükbaş hayvancılık yapılması, payton servislerindeki atların dışkılarının göle atılması, plansız ve dikkatsiz çevre düzenlemesi ve kuralsız, düzensiz ve kaçak olarak yapılan avcılığın önlenmesi. Bu sorunları halletmeden Abant alasının göl içindeki restorasyonunu tartışmak veya düzenlemeye kalkışmak oldukça anlamsız olmaktadır. Dışsal faktörlerin çözümü ardından yapılacak olan, popülasyon tespiti olup hedef türün belirlenmesidir. Abant Gölünde daha önceki yıllarda yapılan bazı çalışmalarda kadife balıklarının baskın tür olduğu vurgulanmıştır. Bu bile başlangıç için yeterli olup öncü adımlar atılabilir. Bunlar arasında av sezonlarının bu balıkların üreme döneminden de açılması ve Abant alası konusunda da belli dönemlere kadar sınırlandırılma getirilmesi sadece en basitlerindendir. Daha sonraki detaylı tespitler ile boyut ve sayı sınırlandırılması sorunu tamamen kendi içinde çözecektir. Bunun yanında yöre insanının ve balıkçıların bu konularda eğitilmesi de bu çabaya katkı sağlayacaktır. Son kez vurgulamak gerekirse "İstikrarlı bir yönetim politikası" bu sorunu çözecektir. 2004 yılından beri görev yaptığım üniversitemizin biyoloji bölümünde bulunan laboratuvar imkanlarımı da sunarak eğitime ve yapılacak araştırmalara her türlü yardımı karşılıksız sunacağımı da belirtmek isterim. Ayrıca ülkemizde bu konuda deneyimli araştırmacıları da katarak farklı disiplinler arası bir komisyonunda kurulması gerektiğine inanmaktayım.  

     

    Yrd.Doç.Dr. Hakan Türker

    AİBÜ-Biyoloji

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Cafe Koltukları Cafe Sandalyeleri Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak