Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

İmparator Sezar'ın parmağı

Muharrem Demirel

    2 Kasım 2009

     

    m.demirel1071@hotmail.com

     

    Bizim ne padişah gibi fermanımız var, nede Lokman Hekim gibi dermanımız...
    Yalnızca, aktan karadan alana, sazdan sözden anlayana mesajımız var o kadar.
       

     

     

    Roma !

    Nice romanlar okuduk üzerine...

    Bu kentteki, temeli kanla sulanmış Collezium Arenasında, birbirlerini boğazlayan ya da aslanların önüne atılan kölelerin dövüşlerini ve imparatorun parmak işaretiyle öldürülmelerini seyrettik filmlerde...

    NERON ları da, SEZAR ları da, BRÜTÜS leri de gördük.

    İmparator "Sezar'ın parmağını" da o zaman öğrendik.

    Yumruk yapılmış sağ elin başparmağı aşağıyı gösterirse, yenilen esir için bu "ölüm" yukarıyı gösterirse, "hayat" demekti.

    Bizimde imparatorumuz var mı? Var!

    Esirlerimiz...

    Onlar da var!

    Boluspor arenasındaki paralı esirler şimdi futbolcular.

    Ancak yaptığımız doğru mu?

    Her olumsuzluktan sonra, Boluspor'un arenasında aslanların önüne atılacak kişiler futbolcular mı olmalı?

    Bence yanlış adres!

    Gerçi bu yanda adres arayan da yok.

    Ama aranacaksa da bunlar en son futbolcular olmalı.

    Basını takip ediyoruz, sağı solu dinliyoruz. Geldiğimiz noktada büyük çoğunluk topu futbolculara atıyor.

    "Oynamıyorlar" deniliyor

     "Hoca yı sabote ediyorlar" deniliyor.

    Bu iddialar yenilir yutulur iddialar değil.

     "Oynamamak"la "oynayamamak" farklı şeylerdir.

    Oynamıyorlarsa da araştırılmalıdır, oynayamıyorlarsa da...

    "Oynamıyorlar" deniliyorsa bu konunun yorumunu bile yapmaya değmez.

    O zaman yapılacak tek şey, dükkânı kapatmak olmalı. Çünkü ip tabiri caizse "veletlerin" eline geçmiştir.

    Tartışılması gereken konu bence "oynayamamak,"olmalıdır.

    Hiçbir futbolcu sahaya çıktığında kötü oynamak, tribünler, hoca ve basın karşısında aşağılanmak istemez, hiç bir futbolcu sahadan yuhalanarak çıkmak istemez.

    Bu futbolcuların hiç biri "beni alın beni alın." Diye hiç kimseye davetiye çıkarmadı.

    Kim aldı?

    Transfer komitesi!

    Sezon başından beri alınan futbolcuları bedensel ve beyinsel olarak kim hazırladı, sahaya ilk on biri kim çıkardı, maç taktiğini kim verdi?

    Teknik Direktör!

    Eğer gelinen noktada futbolcular, Sezar'ın başparmağının insafına bırakılırsa günah olur.

    Bu takımın sıkıntısı oynamamak değil oynayamamaktır.

    Bu da hem sinir sistemine bağlıdır, hem de oyun sistemine.

    Mücadeleye mücadele ile cevap verilmesi, hırs, kazanma arzusu bütün bunların geçtiği yer beyindir.

    Beyinleri rahatlatamazsak, futbolcu ile gönül bağı kuramazsak, ne kadar zorlarsak zorlayalım bedeni oynatamayız.

    Sahaya çıktığında hem topla, hem rakiple, hem hakemle, hem de kenar yönetimiyle mücadele eden ve müthiş bir baskı yaşayan futbolcularımızın, bir de tribün baskısı yaşamalarının önüne geçmeliyiz. Performanslarını sahaya olumlu yansıtabilmeleri için rahat ortamlar sunmalıyız.

    Onun için, ilk yarının sonuna kadar beraber olacağımız futbolcuları beyinsel olarak rahatlatmalıyız.

    Yine mi olmuyor, o zaman transferleri tartışırız.

    Hocamız çalışmak için istediği ortamı bulamamış olabilir,

    Doku uyumsuzluğu yaşamış olabilir,

    Ama takımın ruh hali de ortadadır.

    "Bir kere ters gitmeye görsün işin, muhallebi yerken bile kırılır dişin" Olumsuzluğunu yaşayan ve bilgisinden ve de görgüsünden şüphe edilmeyen hocamızın yapacağı şey

     Yeni bir şevk yeni bir heyecan için, "başparmağını" kendisi için aşağıya çevirmeyi düşünmek olmalıdır.

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

     

    Yazarın diğer yazıları

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak