BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

Deftere yaz
  • 702Özgür Dirim Özkan06.02.2001 07:38

    Merhaba, 10 yıllık bir geçmişe sahip olan ve 160'tan fazla kitap yayınlamış, 1993'ten beri düzenli olarak ayda bir Toplumsal Tarih, 3 ayda bir İstanbul ve senede iki kere "New Perspectives on Turkey" dergilerini çıkaran, 10larca kurumun kurum tarihini yazmış, birçok proje yapmış, gençlerin tarih araştırmalarını desteklemiş ve ödüllendirmiş olan "Türkiye Ekonomik ve Toplumsal TARİH VAKFI" yürüttüğü projelerde biri de "Yerel Sözlü Tarih Çalışmaları". Çalışma şöyle yürüyor. Tarih Vakfı'nın öncülüğünde bir kentte yaşayan genelde üniversite öğrencileri, Sosyal Bilgiler öğretmenleri, akademisyenler, ilkokul öğretmenleri, lise öğrencileri, o kente senelerce emeklerini vermiş gazeteciler, emekli memurlar, vs biraraya gelip şehrin tarihini araştırıyorlar. Amatörce bir coşku ve Tarih Vakfı'nın desteğinde yürütülen bu çalışmanın sahibi o kentte yaşayan insanlar oluyor. Biliyorsunuz özellikle son kuşak gençler Tarihi sadece sıkıcı bir ders olarak görüyor,halbuki tarihi oldukça eğlendirici ve ders vericidir, üstelik tarih bilinci dediğimiz şey "topluluk olma bilincini" de beraberinde getirir. Tarih Vakfı desteğiyle şu anda Türkiye'nin Mardin, Çanakkale, Ünye, Gaziantep gibi 8 ilinde yerel tarih çalışmaları sürüyor. Hatta Mardin'de maddikaynak bulununca orayala ilgili 1'i çok kaliteli bir albüm olmak üzere 3 adet kitap yayınlandı. Şimdi insan düşünüyor, Bolu'da neden böyle bir şey olmasın? Üstelik de Tarih Vakfı'nda ve bu işleri burada takip etmekten zevk alacak bir BOLULU varken. Buradan Bolununsesi gazetesi'ne, Kaan beye, öğretmenlere sesleniyorum. Böyle bir girişim için elimden geleni yapmaya hazırım. Konuyla ilgili bilgi almak istiyorsanız 0.212.233 21 61 numaralı telefondan bana ulaşabilirsiniz.

  • 701Özgür Dirim Özkan06.02.2001 07:36

    24 Şubat akşamı için tertiplenen "Boluspor gecesi" ile ilgili daha ayrıntılı bilgi verir misiniz?

  • 700ERDALADIGÜZEL06.02.2001 04:51

    SEVGİLİ BOLUNUN SESİ GAZETESİ ÇALIŞANLARI ÖNCELİKLE YENİ YAŞINIZI KUTLUYOR ÇALIŞMALARINIZDA BAŞARILAR DİLİYORUM CENNET BOLUDAN AYRI KALMANIN ÜZÜNTÜSÜ İÇİNDEYİM ANCAK HAYAT ŞARTLARI MALUMUNUZDUR SİTENİZLE YENİ KARŞILAŞTIM AMA BUNDAN BÖYLE ASLA AYRI KALMAYACAĞIZ SİZLERDEN YENİ HABERLER BEKLİYORUM GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL BİR ÇALIŞMA YAPMIŞOLDUĞUNUZ ORTADA FAKAT GÜZEL VE CENNET BOLUNUN ÇOK DAHA FAZLA TANITIMA İHTİYACI OLDUĞU KANAATİNDEYİM BİZLER BOLULU OLUP DA DİĞER ŞEHİRLERDE YAŞAMAK ZORUNDA OLAN BOLULULAR OLARAK GÜZEL ŞEHRİMİZİ EN GÜZEL BİÇİMDE TANITMAK İÇİN ELİMİZDEN GELDİĞİNCE ÇALI ŞACAĞIZ SİZLERE YAYIN HAYATINIZDA BAŞARILAR DİLİYORUM SAYGILARIMLA E.ADIGÜZEL

  • 706Muammer BERiK06.02.2001 04:06

    daha nice yıllara daha güzel ve daha düzenli bir bolu için.

  • 705Özgür Dirim Özkan06.02.2001 04:06

    EK 3: Bu mesaj da yurtdışında yaşayan arkadaşlar için... Daha önceki sayıları ABD'de yayınlanan "New Perspectives on Turkey" isimli senede iki kere yayınlanan dergi 1993'ten bu yana Tarih Vakfı tarafından çıkartılıyor. İlgilenen arkadaşlar benimle ya da direk vakıfla bağlantı kurabilirler. Tel:0.212.233 21 61

  • 699Hüseyin GAZi06.02.2001 03:46

    Seyreltilmiş uranyum Irak, Bosna ve Kosova'da kullanıldı NATO Genel Sekreteri önce itiraf etti sonra inkâra başvurdu Irak ve Kuveyt'te, Körfez Savaşı'nda kullanılan 300 ila 800 ton bir seyreltilmiş uranyum toprağa karışmış halde bulunuyor. Pentagon, Bosna üzerinde 18 bin, Kosova üzerinde de 31 bin seyreltilmiş uranyum içeren mermi kovanı kullandığını açıkladı. İtalya, Belçika, İspanya ve Portekiz'den Balkanlarda görev yapmış kimi askerlerin kan kanserine yakalanması ve kimi askerlerin de ölmesiyle, NATO'nun Kosova müdahalesi sırasında seyreltilmiş uranyumlu silahların kullanıldığı açığa çıktı. Seyreltilmiş uranyumla ilgili tartışmada Avrupa ülkelerinin çoğu, ABD'yi suçluyor. Bu tartışmada, Avrupa'nın ABD'den askeri bakımdan bağımsızlaşması çabası önemli rol oynadı. ÖNCE KABUL SONRA RED NATO, Balkanlar'da savaşan askerde birer birer kanser vakası gözlenmesi yüzünden Avrupa ve bütün dünyanın tepkisini üzerine çekti. Robertson, seyreltilmiş uranyumun kullanıldığını itiraf etmesine karşın, Avrupa'da NATO'ya tepkilerin yükselmesi üzerine ağız değiştirdi. Seyreltilmiş uranyumun yarattığı tehlike üzerine NATO Genel Sekreteri Robertson 10 Ocak günü, seyreltilmiş uranyumdaki düşük miktardaki radyasyon ile kanser vakaları arasında, yapılan araştırmalarda bağ görülmediğini iddia etti. Robertson'a göre kanserin Kosova'ya giden askerlerin çoğunda gözlenmesi tesadüfmüş. Oysa, 7 Şubat 2000 günü henüz maddenin yarattığı tehlike gündemde değilken NATO Genel Sekreteri George Robertson, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'a yazdığı mektupta Kosova'da seyreltilmiş uranyumun kullanıldığını itiraf etmişti. Robertson'un itirafı Hollanda'nın NRC adlı günlük gazetesinin 13 Ocak 2001 tarihli sayısında yer almıştı. SEYRELTİLMİŞ URANYUMU İL KEZ 1943'TE ABD KULLANDI ABD, uranyumlu silahları yeni kullanmıyor. ABD Savunma Bakanlığı'nın ilgili birimleri 1943'te askeri silah olarak kullanılabilecek radyoaktif maddelerin bir listesini yapmıştı. Bu listede seyreltilmiş uranyum da vardı. Seyreltilmiş uranyum "hassas bombardıman"da çok etkili. "Hassas bombardıman"ın en önemli özelliği çarpışma anında soluma yoluyla çok küçük toz zerrecikleri halinde insan vücuduna girmesi ve uzun yıllar vücutta kalabilmesi. Madde vücutta yerleştiği yerden tüm dokulara ve organlara yayılıyor. Seyreltilmiş uranyumun ilk kez büyük miktarlarda kullanıldığı yer Körfez savaşı. Pentagon, seyreltilmiş uranyum içeren silahları 1991'de Irak'ta, 1995'te Bosna'da, 1999'da da Yugoslavya'da kullandı. Körfez Savaşı'nda seyreltilmiş uranyum kullanıldığı sırada bu maddenin öldürücü etkisi en ince ayrıntısına kadar biliniyordu. Çünkü 1943'te maddenin bulunduğu yılları takip eden süreçte ABD'de Elgin Hava Kuvvetleri'nde madde üzerinde yoğun araştırmalar yapılmıştı. Yapılan araştırmada kobayların ciğer, mide ve bağırsaklarına seyreltilmiş uranyumun girdiği gözlenmişti. Seyreltilmiş uranyum, atomik silahlar ve nükleer güç fabrikaları yapılırken kullanılan zenginleştirilmiş uranyumun yapılışı sırasında ortaya çıkan maddeden hazırlanıyor. Doğal uranyum gibi radyoaktif ve zehirleyici. Bu maddenin yarı ömrü 4.5 milyar yıl. Seyreltilmiş uranyumun radyoaktivitesi de sonsuza dek sürüyor. PENTAGON IRAK'TA KULLANDIĞINI 1999'DA AÇIKLAMIŞTI Irak'ta yaşanan seyreltilmiş uranyum deneyiminden sonra Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Mahkemesi 1996 ve 1997 yıllarında aldığı kararlarla bu maddenin kullanıldığı silahları "kitle imha ve insan hakları kanunlarıyla bağdaşmayan silahlar" listesine dahil etti. ABD, seyreltilmiş uranyum içeren silahların Irak'ta kullanıldığını savaşın sonuna kadar doğrulamadı. Pentagon, bunu ancak 16 Temmuz 1999'da açıkladı. Günümüzde ABD'de 450 bin kilogram seyreltilmiş uranyum içeren malzeme depolanmış durumda. ABD'li muhalif aydınların oluşturduğu Uluslararası Eylem Merkezi (IAC)'nin yaptığı araştırmaya göre Irak, Kuveyt ve Suudi Arabistan'ı içine alan bölgede yaklaşık 270 bin kilogram seyreltilmiş uranyum tozu havaya karışmış durumda. Yine Irak ve Kuveyt'te toprağa karışmış 300 ila 800 ton seyreltilmiş uranyum içeren mermi kovanı toprağa karışmış durumda. Pentagon, Bosna üzerinde 18 bin, Kosova üzerinde de 31 bin seyreltilmiş uranyum içeren mermi kovanı kullandığını açıkladı. Dr. Mona Kammas Bağdat Üniversitesinde patoloji profesörü. Kammas, Irak'taki kanser oranını inceleyen bir rapor hazırlamış. Raporda bölgedeki kanser oranının beş kat arttığı belirtiliyor. Çevrede hissedilen hasara da dikkat çekiyor. Su kaynaklarında ve sulama sisteminde kullanılan sularda zehirlenme gerçekleşmiş. Ayrıca petrol rafinerilerinin aldığı hasar zehirli maddelerin çevreye yayılmasına yol açmış.

  • 695Seyfi Alp05.02.2001 08:22

    Üniversite öğrenimi için İstanbul'a gelip boğazı gördüğümde, "Tanrı Türkler'e torpil geçmiş" demiştim. Bu düşüncem Tayland'ı görünce değişti. Şubat ayının başında 38 derece sıcaklık ve el değmemiş sahiller. Ey Bolulu hemşehrilerim! yaşarken yalancı cenneti görmek, Ocak ve Şubat aylarında 38 derecede denize girebimek istiyorsanız, sadece 3 bin 500 Alman markına bu hayaliniz gerçek olabilir. Sizleri Tayland'a bekliyorum. Pattaya'dan kucak dolusu selamlar. Seyfi Alp.

  • 694Seyfi Alp05.02.2001 08:22

    18 yaşımda üniversite eğitimi için İstanbul'a gelip, Galata Köprüsü'nden sağıma ve soluma boğazın temiz havası çekerek baktığımda, "Tanrı Türkler'e torpil geçmiş" demiştim. Bu fikrim, Tayland denilen dünyanın öbür ucundaki 'yalancı cenneti" görünceye kadar devam etti. Ey Bolulular, Kasım, Aralık, Ocak ve Şubat aylarında 38 derecede denize girebilmek, Dünya'nın en alçak gönüllü insanlarıyla tanışmak istiyorsanız, en kısa zamanda biraz para biriktirin ve dünya gözüyle Tayland'ı mutlaka görün. İki haftalık bir tatilin uçak geliş gidiş ve otel ücreti (beş yıldızlı otel) Bin altıyüz Alman markı. Frankfurt-Bangkok. Cebinizde de iki bin Alman markı harçlık olduğunda (en az iki bin), bu dünyada yaşanılabilecek güzelliklerin zirvesini görürsünüz. Sizleri Tayland'a davet ediyorum. Tayland'ın güney sahili Pattaya'dan Bolu'ya kucak dolusu selamlar. Seyfi Alp.

  • 693ALİ İHSAN YİGİT05.02.2001 08:21

    Adanada yaşayan biri olarak gazetenizin bu hizmetinden çok memnunum özellikle bu siteye girmesini istediğim biri var zuhal AKMAN ona hala onu unutamadığımı söylemek istiyorum. Aradan 5 yıl gibi uzun zaman geçti ama o hala onu gördüğüm ilk gün ki gibi belleğimde ona hayatında başarılar diliyorum.ZUHAL SENİ VE UFUK U UNUTMADIM GERÇİ GEÇ KALMIŞ BİR ÖZÜR AMA SENDEN GEÇMİŞTE YAŞADIGIMIZ OLAYLARDAN DOLAYI ÖZÜR DİLİYORUM.

  • 698neslihan05.02.2001 05:22

    Merhaba bolununsesi Gazetenizi yine ince ince takip ediyorum, malesef hem iyisinizi hem kötüsünüz. Hani bahsettiğiniz yenilikler? artık birşey beklemiyorum bilesiniz, ama sizi anlıyorum da! yazarlarınız boluda güncelden habersiz birşeyler yazıp geçiyor, hiç hafta boyunca yaptığınız haberleri okumumazlar mı, sormazlar mı? bu arada muhtar efendinin yokluğu belli oluyor, bu site muhtarsız daha güzel, seyfi bey taylanddan yazmış. Bu site takip ediliyor beyler, seyfi beyle güzel ama muhtar bey kusura bakmasın. Sesinin soluğunun çıkmamasına hayret ediyorum. Bu hafta gazeteniziniz vasat, diğerlerinden biraz daha iyi, galiba 8 sayfa çıkmaya diretiyorsunuz, haftanız haftanıza tutmuyor. Bir standart getirin bence. Bahsettiğiniz yenilikleri okuyucuların unuttuğunu sanmayın. Ayrıca önceki sayılarda bana demokrasi dersi verenlere sesleniyorum: fazla hak, birilerinin hakkını yitrmesine neden olur, kimse kimseye demokrasi dersi vermesin, ben hep eleştiren değilim, herkes kendine dönsün baksın ve sorumluluklarını yerine getirsin. hoşçakalın

  • 697hasan05.02.2001 05:13

    Bolu'lu hemsehrilerimle ve özellikle gazetenizle gurur duyuyorum. Ben Bolu tarihi ile özellikle 19. yüzyilla ilgili Bolu tarihi konusunda yardimci olabilecegimi düsünüyorum. ilginizi çekerse ben buradayim.

  • 696FİLİZ SERİN05.02.2001 05:10

    TÜM BOLU'NUN SESİ ÇALIŞANLARINA BAŞARILAR DİLERİM VE YILDÖNÜMÜNÜZÜ KUTLARIM.BEN BİR BOLU'LU OLARAK BOLU'DAN AYRI KALMANIN NE KADAR GÜÇ OLDUĞUNU BOLU'DAN AYRILDIKTAN SONRA ANLADIM.İÇİNDE YAŞARKEN KIYMETİNİ BİLMEDİĞİMİZ ŞEHRİMİZİN DEĞERİ UZAKTA KALINCA ANLAŞILIYOR.EN GÜZELİ İZZETBAYSAL CADDESİNDE (MECBURİYET CADDESİNDE) DOLAŞIRKEN TANIDIK BİR İNSAN GÖRÜP SELAMLAŞMAKMIŞ.BÜTÜN BU DUYGULAR BOLU'DAN 2.5 AYDIR AYRI KALAN BİRİNİN DUYGULARI.TÜM BOLU'LULARA VE GAZETE ÇALIŞANLARINA BAŞARILAR DİLERİM.

  • 692mustafa hitit05.02.2001 01:26

    Fransa her zaman başkalarının işine karışıyor. Geçtiğimiz gündende de hiç yeri olmadığı halde Sözde Soykırım teranesiyleTürkleri karalamağa başladı. böyle boşyere ötmesinin sebebini herkesin öğrenmesini istiyorum. Biliyorsunuz Fransa'nın sembolu horozdur. Ayakları .okun içindeyken öten tek hayvan da horoz olduğunu herkes bilir. İşte olayın özeti budur. Selam ve sevgiler.

  • 691adnan tepe05.02.2001 01:26

    Bolu nun sesi gazetesi olarak sizlere başarılar diliyorum.tüm BOLULU ve GÖYNÜK lü hemşerilerime özellikle HAKAN KURT Kardeşime derslerinde başarılar diliyorum.Hakan mesajlarını almağa devam ediyorum,herkese mutlu günler ve selamlar.

  • 689AYHAN KAPLAN04.02.2001 07:04

    TÜM BOLUNUN SESİ GAZETESİ ÇALIŞANLARINA SEVGİ VE SAYGILARIMIZI SUNARIZ KAPLAN DAĞITIM HİZMETLERİ (ÖZEL POSTA ŞİRKETİ) TÜM BOLUNUNSESİ GAZETESİNİ OKUYANLARA BOLU NUN DEĞERİNİ BİLELİM SAYGILARIMLA AYHAN KAPLAN 0 216 412 64 31

  • 688Hakan KURT04.02.2001 05:08

    Bolu'lu hemşehrilerime ve Göynük halkına selamlar. Özellikle Adnan abiye.. Bana hemşehrilerim mesaj gönderebilirler. hakan_kurt87@hotmail.com

  • 690hakan özçetin04.02.2001 01:09

    merhaba. bolunun sosyal ve ekonomik yapısı ile ilgili daha çok bilginin olabileceği daha erken güncellenen bir sayfa görmek ümidi ile emeği geçenlere teşekkürler...

  • 687TAHSİN AKDUMAN03.02.2001 11:18

    İNTERNETTE GEZİNİRKEN BOLU'NUN SESİNİN WEB SİTESİNE RASTLADIM. BOLU ADINA ÇOK SEVİNDİM. EMEĞİ GEÇEN HERKESİ TEBRİK EDER, BAŞARILARINIZIN DEVAMINI DİLERİM. TAHSİN AKDUMAN

  • 685CİHAN BAŞARAN02.02.2001 11:57

    MERHABA SEVGİLİ BOLU UMARIM SİZDE BOLUNUN SESİNİ BU SİTEDEN TAKİP EDİYORSUNUZDUR. BİLMEYENLER BİLENLERE ANLATSINLAR. BU SİTE BOLU NUN GURURUDUR. HEPİNİZE SAYGILAR... S.M.MALİ MÜŞAVİR CİHAN BAŞARAN

  • 684hasan y02.02.2001 11:57

    HAVUZ BASI Beyazit havuzunun kenarindaki kanepelerden birine oturmus, sizi bekliyorum. Yasini almis bir adamin yirmi yasindaki cocuk kederlerini, sevinclerini yasamis ne demektir, diye dusunuyorum: Belki bir, gec olma hadisesi. Belki de bir cesit hazlari, kederleri, cocukluklari uzatma temayulu. Ama bu uzayan yaz, kisin gelmeyecegine al?met degil. Kis muthis olacak, kar yollari kapayacak, bembeyaz ovada oluluk uzayip gidecek... Sizi bekliyorum. Sizi gorecegim; icimde bir sey kosacak. Siz gormeden gececeksiniz. Ben kederle sevinci duyup dalacagim istedigim ?leme. Dunyayi yeniden kederlerle kuracagim. Sonra carsilardan carsilara, insan sesleri arasinda, her seyi sizinle kurulmus bir sehirde dolasacagim. Herkes gecti, siz gecmediniz. Yuzunuzu goremedim. Bayramim, cocukluk bayramim salincaksiz gecmis gibi gozume yas doldu. Soguktan mi titriyordum, yoksa heyecandan, uzuntuden mi, bilmem. Havuzun suyu bulanik. Kapinin saatleri 12'yi gecmis. Kanepelerde kimseler yok. Tramvay ne fena gicirdadi! Tramvaydaki adam bir tanidik miydi, acaba? Ne diye oyle donup donup bakti?... Yoksa kimselerin oturmadigi kanepelerde bu saatlerde yalniz pek basiboslar mi oturur? Kimseler ?sik degil mi bu sehirde? Kimseler, bir meydanin kanepesinde kimseyi beklemeyecek mi, yuzunu bir dakika gormek icin kimsenin? Once yanimdaki kanepeye oturdular. Biri kadin, oteki erkekti. Erkek bana gulumsedi. Halim yok gulmeye; yoksa tatli tatli gulumsemesine karsilik verilmeyecek adam degildi. Bu selam yerine gecen gulumsemeye neden cevap vermedim? Sizi bekliyordum. H?l? sizi bekliyordum. Belki de, bugun, bu saatte buradan cikmayacaktiniz... Yoksa hasta miydiniz? Bir ara bir baskasinda saclarinizi, yuruyusunuzu seyreder gibi olmus, siz olmadignizi gorunce yeniden merak etmis, uzulmus; sonra, belki de benim burada oturdugumu tahmin etmistir de oteki kapidan cikmistir suphesine dusmustum. Bu supheden cabucak caydim. O kadar ehemmiyet verilmeye deger miydim? Ya hasta iseniz!... Sanki hasta idiniz. Kosup yataginizin basucuna gelmistim. Gozlerinizi actiniz. Alniniz terli idi. Iki acik sari tel terli alninizin ustune yapismisti. "Atesim dusmuyor" demistiniz. Sehre kosmustum. Karaborsalardan ilaclar getirmistim. Iyilesmistiniz. Rihtim boyunca yurumustuk. Taze, kirmizi idiniz. Alniniz terli idi. Guluyordunuz. Alay ediyordunuz. Kosuyordunuz, yakalayamiyordum. Allah esirgesin! Hasta olmayin! Dort bes saniye icinde bunlari dusundugumden adamin selamina karsilik vermemistim. Dort bes saniye bir gecikmeden sonra ben de guldum. Bunun uzerine adam yerinden kalkti, yanima geldi. - Bu caminin ismi ne? Bir turlu bulamadim caminin ismini, dersem, inanir misiniz? H?l? sizinle beraberdim. Hayir, hasat fil?n degildiniz, cok sukur! Beni gormemek icin arka yollardan gidisinizi gorur gibi oldum. Icimi mutevekkil bir sikinti sardi. Kizamiyorum size... Dunyaya kiziyorum. En iyi arkadisma kiziyorum. -Yok a...- Bu mayistan baska her seye benzeyen soguk bin dokuz yuz kirk alti mayisina kiziyorum. Size kizamiyorum. Arka sokaklardan beni gormemek icin kacti ise, beni dusunerekten gitmistir, diyorum. Hatirladim caminin ismini: -Beyazit camisi, canim! Kadin da yerinden kalkti. Adamin muhim bir sual sordugunu, cevabinin butun karisik meselelri halledecegini bagiran pek mutecessis bir yuzle yanimiza geldi. Yanina oturdu adamin. Bu sefer o sordu: - Ali Sofya hangisi? - Su tarafta... Bir isaretle sol tarafi gosterdim. Anlayamadilar ne taraftadir Ali Sofya... Elimin gosterdigi istikameti bir turlu kesitremediler. Gosterdigim yerde kocaman binalar, birbirini lesen, bicen yollar, dukk?nlar vardi. Oradan Ayasofya'yi nasil bulacaklar? Ama ne yapsinlar, caresiz kabullendiler. Zahir oralardadir, diye akillarindan gecmis gibi yuzume baktilar. Son bir defa daha: - Her halde iraktir -dediler. - Yok, pek irak degil -dedim. Adam ellisini asmisti. Toprak rengi yuzunde alisilmamis cizgiler vardi. - Bunu getirdim koyden -dedi. Carsafli kadini gosterdi: Sutlac gibi burusuk, ufacik gozleri ile yanaklarinin elmacik kemiklere rastlayan yerleri piril piril, disleri bembeyaz, yuzune bakinca bir sut kokusu duyar gibi oldum. Bu yuz pembe mi pembe; icinde ne guzel bir kan akiyordu kimbilir.. - Hic Istanbul gormedi bu. Bakiyor, hoslaniyor da guluguluveriyor. Hoslaniyor pek. Biz Luleburgazliyiz. Ben geldim birkac defa Istanbul'a. Bu gelmemisti. Camileri gezdiriyordum. - Taksim'e de bir gidin. - Gidecegiz. Beyoglu'nu da goruruz ha? O da, Taksim'e ulasmadan degil mi? - Evet. - Tramvayla mi gidelim? - Tramvayla gidin, ya! - Ama biz, Tonel'den gecmek istiyoruz. - Tonel islemiyor, kapali. Yaa, Tonel kapali demek... Tonel'in kapali olmasina ber..

  • 683hasan y02.02.2001 11:57

    Sayın Öğrenci Velileri Soyuluyorsunuz. Okullar çete gibi sizin kanınızı emiyor. Para isteklerine karşı çıkınız. Boya yapılacak deyip sizden para talep ediyorlar. Sonra telefon, koltuk, tv, parke, lüks mobilya alıyorlar. Okul müdürlerinin odaları holding merkezi gibi. Sınırsız ihtiraslar, hırslar bizi ne hallere düşürdü. Soygunlar bitmiyor. Bir yanda bankaları soyan insan müsvetteleri, yeğenler, dayılar, amcalar, aile fotoları..... Bolu güzel bir il. İzzet Baysal bizlere güzel kamu tesisleri yapıp verdi. Ancak binaları dolduranlar aynı yücelikte değil. Beyni gelişmemiş etoburlar çocuklarımızı "eğitme" amacıyla okullardalar. Hiç bir vasfı olmayan sürekli para düşünen yüzkaraları artık düzeni işgal edememelidir. Yazık.... Çok yazık. Bunlar hezeyan değildir. Anlatmak istediğim çok gerçekler var. Bildiklerimi üst makamlara defalarca ilettim ama hep hasır altı edildi. Ülkemiz soyguncuların elinde. Eğitim sistemimiz kötü durumda. Sistemin kötü olması dersanelere, özel ders verenlere, ünite dergisi satıcılarına, haftasonu açılan kurslara yarıyor. 10 sene öncesine kadar sefil bir yaşam süren bir çok okul müdürü bugün kral oldu. Altlarında Japon araba, Sümer Borsada 30 milyara yakın para... Bu nedir ey devlet büyükleri...... Sayın veliler, Okul idarelerinin zorla topladığı katkı paylarını ödemeyiniz. Para yok numaralarına kanmayınız. Okul idareleri toplanan paraları eğtime değil lüks tüketime harcıyor. Karaçayır prefabriklerinde bir okul var. Burayı herkes biliyor. Bolunun "üstün" insanlarının tanıdığı öğretmenler hep burada görev yapıyor. Bu okulun öğretmenleri öğrencileri yarış atı gibi sürekli ders yükü altına sokmakta. Pedagoji kelimesini duyunca gözlerini açan devirini tamamlamış kişiler çocuklarınızı harcıyor. İnsanlar artık bilgi çağında. Her şeyi bilen insan para etmiyor. Bir konuda çok şey bilen insan öne çıkıyor. Bilgi beyini doldurma değil, insana beceri kazandırma amaçlıdır. Ben frigyalıların yaşamını öğrenince ne olacak? Ben Osmanlının sarayını öğrenince ne olacak? Aptal eğitim düzeni çocukları robot yapıyor. Çağın gidişini fark edemeyen fosil kafalı öğretmenler yok olmalı artık. TEKRAR EDİYORUM: Günümüzde çok şey bilen insanlar değil, bir konuda çok şey bilen insanlar gerekli.. Okullarda döndürülen iğrençlikler sona ermedikçe idealist, üretken kuşaklar yetişemez.

  • 682AYCA02.02.2001 11:54

    arnavutlukta turk kulturu adlı haberi okudum.merakımı gideremedim! neden daha fazla bilgi ve bahsedilen sergi hakkında fotograflar geniş biçimde iletilmemiş!!! bu konu hakkında çok fazla soru işareti oluştu.TESEKKURLER

  • 686adnan tepe02.02.2001 03:28

    Bütün Bolulu hemşerilerime selamlar,sağlıklı mutlu günler dilerim,Göynük KÖSTEKLER KÖYÜNDEN Herkese selamlar,ADEM TEPE amcama geçmiş olsun dileklerimi ve oğlu yani amca oğlu İsmail TEPE yede allah kurtarsın diyorum,çünkü elimizden başka birşey gelmiyor,üzüntülüyüm,yakın köylerdeki hemşerilerime sağlıklı mutlu günler diliyorum.Ben İSTANBULDAN ALİ TEPE nin oglu ADNAN TEPE NARZANLAR köyü muhtarı mesajlarını okuyup takp ediyorum.

  • 681ATES KARAOVA01.02.2001 02:52

    Merhaba Bolu ve Bolu'nun Sesi , Öncelikle yerel bir gazeteyi internet aracılığı ile tüm dünyaya taşıdığınızdan dolayı sizleri tebrik ederim. 1995-98 Yılları arasında üniversite hayatım süresince yaşadığım şehrinizden çok şey öğrendim ve bir çok şey kazandım hayata dair. Şimdi ikinci memleketim olarak gördüğüm Bolu ile ilgili haberleri sizler sayesinde takip edebilmek gerçekten çok ama çok keyifli... Hepinizi saygı ile selamlar, başarılar dilerim.

  • 680Orhan SAMAST31.01.2001 07:22

    www.ermenisorunu.gen.tr adresini inceleyerek haber yapmanızı rica ediyoruzm. Ermeni Sorunu konusunda en kapsamlı INTERNET sitesi olan bu adresi lutfen ziyaret ediniz. www.ermenisorunu.gen.tr

  • 679Özgür YORUL31.01.2001 03:28

    Tüm Bolu'nun sesi gazetesi çalışanlarına ve özellikle Kaan abiye selam ederim kaan abi Bu kardeşini unuttun galiba insan bir arar sorar öldükmü kaldıkmı Gökhan abi ve tüm gazetetecilere İstanbul İHA'dan selamlar. Kameraman kardeşin ÖZGÜR

  • 678MUSTAFA FİDAN30.01.2001 06:51

    Konya'da oturan bir Bolu'lu olarak böyle bir sitenin olmasına çok sevindim.Kendi memeleketimizden haberleri öğrenmek çok hoşumuza gitti. Başarılarılarınızın devamını dilerim.

  • 677FILIZ30.01.2001 02:55

    BOLU NUN SESI GAZETESININ BOLU YA YAPTIGI HIZMETLERINDEN DOLAYI TESEKKUR EDER BASARILARININ DEVAMINI DILERIM.

  • 676şafak tan29.01.2001 01:45

    sevgili hemşerilerim.uzun zamandır internette gezinirken gördüğüm bu site beni ne kadar mutlu etti bilemezsiniz.çok değişik bir meslek dalında memleketimden bu kadar uzakta iken sizleri bulmak ve tanımak beni ne kadar heyacanlandırdı anlatamam.bu vesile ile önce bir müsadenizle sizleri biraz takip edeceğim.sonra fikir telattisinde bulunuruz.site kurucularına bir bolulu olarak harputtan teşekkür ederim.

  • 675Beyhan R. Cinar27.01.2001 03:55

    Sevgili Bolunun sesi, Gezetenizi internet araciligla Kalifornidan surekli okumaktayim ve bir Bolulu olarak haberleri ve olup betenleri sizler araciligla ogrenmekteyim. Californiadan Hepinize sevgi ve salamlar Beyhan Cinar

  • 674Murat27.01.2001 03:53

    Selamlar. Ben gazetenize ilk defa yazıyorum. Umarım boşuna yazmıyorumdur. Sayın Cevat Özsoy un yazısına ithafen ve Sayın Belediye Başkanı'na ithafen yazıyorum. 3 senedir Boluda yaşıyorum . Kendim Konyalıyım. Bolu gerçekten güzel bir şehir. (şehir içi olarak değil) kastettiğim doğal güzellikler olrak. Ama ben yinede boluyu seviyorum. Bolu nun şehir merkezini sevmememde belediye hizmetlerinin büyük rolü oldu. Gerçekten boluda belediyecilik bilinmiyor. Ayrıca bilinmediği gibi sorulup öğrenilmiyor. Bu kadar güzel bir şehir berbat edilip rezil ediliyor. Bunlar gerçek ve maalesef gerçekler değiştirilemiyor. Öncelikle İzzet Basal caddesinin tek yön olma meselesine geleceğim. Sayın belediye başkanı burasını seçim sözü olarak verdiği için bu şekilde yaptı yani lafının arkasında durduğunu ispatlamak için. Ama bir işe başlanmadan önce fizibilite çalışması diye bir şey yapılır. Böyle bir çalışmanın yapıldığına inanmıyorum. Şimdi yapılan bu çalışmadan kimse memnun değil. Herkes bela okuyor. Bunlarda gerçek. Parkomat konulunca düzelecekmiş. Hikaye efendim geçmiş zamanlarda da denendi sonuç nedir.? Sıfıra sıfır elde var sıfır. Daha önceki yol bu yoldan bin kat iyiydi. En azından milletin belasını üzerinize almazdınız. Geçenlerde yaşadığım bir olayı anlatayım. Tansaştan marketten bir ihtiyacımı alıp çıkacağım. Ama arabamı koyacak yer bulamıyorum caddeyi boydan boya iki kez dolaştım ama nafile en son olarak gelip cadde üzerine diğer tüm vatandaşlar gibi parkettim. 10 dakika sonra arabamın yanına geldiğimde arabamın kapısın kırıldığını gördüm. Adamlar kapı kiltli olduğu halde kapıyı zorlamışlar ve sonunda başarılı olup kırmışlar. Şimdi bu hangi insafa sığar. Bende vatandaşların büyük bir çoğunluğu gibi bela andım. Sayın cevat özsoy ve sayın belediye başkanı arka caddelere inip bir araba ile tur attılarmı. Nedenli sıkışık olduğunu biliyorlarmı. Bi gezmelerini tavsiye edeyim. İki araba yanyana geçemiyor. Şimdi size soruyorum bu belediyecilikmidir. Yoksa hesapsızca yapılan bir işmidir.? Ayrıyeten yukarı çarşıda yol çift şeritten işlerken koskoca izzet baysalda tek şeritten işliyor. Akla mantığa uygun mudur? İstimlak edilip yol yapılacakmış? Önce para bulup istimlak edin sonra yol yapın sonrada diğer yolu tek şerit yapın efendim. Ayrıca kötü yapılmış işlerden dolayı kimse kimseyi tebrik etmesin. İnşaallah vatandaşlara bu konularla ilgili aydınlatıcı bilgiler verilir. Bu maildeki amacım da yanlış anlaşılmasın . Ben bir vatandaşım ve maaruziyetlerimi dile getiriyorum. En az bolulular kadar boluyu seviyorum ve bolu için çalışıyorum.. Selamlar.

  • 673BeyazKuS26.01.2001 12:14

    DİKKAT! İŞTE SİZE BİR HİKAYE YAKINDA . Görmeden,sevmek. Ya Sonra? Hani bir hikaye vardı BeyazKuS'un Hikayesi! sizleri hakım kıldığım. evet hıkayemi anlatacağım şimdi doğru yonleri ve yanlış YönLeri mutlaka olacaktır. ama yaşanmış bir olay olduğu için herkesin ders almasını beklıyorum kımse bizim dururmumuza duşmesin istiyorum. Hikaye COK KARMAŞIK OLAKADAR KARMAŞIKKI DUYDUKLARINIZA İNANAMIYACAKSINIZ. Herkez şaşırıyor kıme anlattımsa bir anlam veremiyor ama ders aldıklarına emin oluyorum herkez şunu söyluyor bana gercekten bunları yaşadınmı.:(( herkeze göre bir anlamı yok gibi gelebilir ama internet gibi bır sanal elemın ve o sanal elemdeki ınsanların nasıl değiştiğini neler kazandığını neler kaybettiğini bulacaksınız. onun için iyiyce okumanızı istıyorum. gercek bir hıkaye 1 yıl sürdü ve bitti ama neler kaybedıldı neler kazanıldı butun bunlara neler sebeb oldu nasıl boyun büküldü neleri feda ettik işte bunları ve birde sırlarımızı içine sakladığımız bu hıkayeyi yazdım yakında okuyacaksınız... bolulu abilerim,arkadaşlarım,kardeşlerim,amcalarım kısaca bütün büyük ve küçüklerimle paylaşmayı uygun gördüm belki üzülenler olacak belki kızanlar belki kuduranlar ama bılınki benden kuduranı benden cok acı cekeni benden cok utananı ayıplandığım için kendime güvenimi ve umutlarımı kaybettiklerim ve kırdıkları için ölümü düşündüğümü ve karar verirken acıdığını vijdanımın yangınını söndürmeye çalıştığımı benden cok ağlayani benden cok haykıranı benden cok kızanı ve benden cok seveniniz değilsiniz. ve herşeye rağmen yazmak cesaretinde bulunan hiç değildirler ben sevdim ve sevildim nemi oldu yakında yazıyorum bir site yapıyorumki bu yazdıklarım onun başlangıcı olacak sitenin adınıda ozaman sizlere söyleyeceğim.. bana ve ona kötülük yapan ve yaptıran benim ve onun nasıl bir yola duştuğumuzu göreceksiniz. kufürler tehditler ve kayıtlı telefon msjlarını bıle kım ne zaman nerde neden diye anlatacağım. yanlış yapan kişilerede söyliyeceğim teker teker adlarını adreslerini bulabıldiğim ve haklarında bılgı topladığım hatta kımılerının resimleri olacak tabi benimde! Yazacaklarımın hepsi doğrudur söylediğim her kelimenin arkasında ve hesap verebılecek kadar yürekliyim... ispatlayabilirim.. bolununsesi sitesini hazırlayan kişiler bana ulaşa bilirler...yalan varsa ben doğruysa onlar cezasını ceksinler tehdit edilirken cok korkmuştum. ama şimdi korkmuyorum. bir defa üzülmek istıyorum. bir defa ölmek birdefa anlatmak bir defa susmak ve bir defa haykırmak acı cekmek olacaksa onada tamam ve birkere dibine kadar bir defa olsun.kimi niye anlattığımı herkez öğrenirken onlar benımle temas kurabılır.hatta görüşebilirler bunun için email adresini veriyorum. Tek istediğim,bu hikayenin yayınlanması ve okunması ve ders alınması kimse yalan değildir. internette sanal değiL sanalsa anlattıklarım kimseleri üzmeyecektir. Ben bir kez ölürüm. ya siz?ADI SEVGi,SEVGi MAHALLESİ,SEVGi SOKAK,SEVGi APARTMANI. NUMARA SEVGi.ONA DEKi ! BÜTÜN UMUTLAR SENDEYMİŞ DE.HERŞEY BİTİP TÜKENMEDEN,BUZ TUTMADAN TEKMİL YÜREKLER,YASEMİNLER SOLMADAN,KUŞLAR ALIP BAŞINI GİTMEDEN,OKUNMADAN SON ŞARKI,SON IŞIK SON REK GÖZLERİMDEN SİLİNMEDEN,ONA DEKİ ! BÜTÜN UMUTLAR SENDEYMİŞ DE.

  • 672ali26.01.2001 12:14

    Sayın Valim, Sayın Basın Mensupları, Bolu Milli Eğitim Müdürlüğü'ndeki soyguncular görevde kalmamalı. Hiç bir mal varlığı olmayan orta okul ve liseyi dışardan bitiren kuşçu bir muhasebe şefini durduracak yok mu? Bizler MEM'de çalışmaktan tiksiniyoruz artık. Milli Eğitimin eski müdürü C Dedebeyoğlu soyup gitti. Arkadan temiz bir insan gelsin diye bekledik. Ama her devrin insanı bir kişi MEM'ne müdür yapıldı. Yazıktır. Kuşculuk ve marketçilik yapan memurun yediği paraların hesabı sorulmalı artık. İhalelerde dönen hileler herkesin dilinde. Tayinlerde öğrtemenlereden alınan altınlar belli. Maaşla geçinen insanlar Kıbrısta çocuk okutmayı nasıl beceriyor? Sayın Valim, Milli Eğitim sıkı bir elemeden geçmelidir. Yalakalar, devleti soyanlar, boya aldık diye hayali fatura kesenler kovalanmalı. Hayali faturalarla soygun yapan MEM yöneticileri hala görevde... Vekillere şirin görünüp koltuğunu koruyanların yatacak yeri yoktur.

  • 671ali26.01.2001 12:13

    SAYIN VALİM, Prefabriklere bedava elektrik verme uygulaması bitsin artık. Yazıktır. Günahtır. Millet devleti soyuyor. Bu ay 15 milyon fatura geldi. Benim günahım ne? 200 milyon maaş alıyorum. Ben niye fatura ödüyorum. Dürüst bir valisiniz. Lütfen soyguna son verin. Karaçayır prefabrikleri çanak anten+toyota+opel garajı gibi Halkı beleşe alıştırmayın. Toplum gün geçtikçe soysuzlaşıyor. Tanıdığım insanlar 3 tane elektrik sobasını 24 saat çalıştırıyor. Depremzede ayakları koktu artık. Sabrımız bitti. Sahtekar müteahhitlerin yaptığı evlerin masrafını niye biz ödüyoruz ki? Ayrıca hile yaparak ev alan itlerin ismi topluma duyurulsun. Sahte belgelerle prefabrikte barının soysuzlar ifşa edilsin

  • 670Sedat AFAT25.01.2001 11:58

    DEĞERLİ HEMŞERİLERİMİZ. BU SAYFAYA İLK DEFA GİRDİM EMEĞİ GEÇEN TÜM HEMŞERİLERİMİZE TEŞEKKÜR EDER BAŞARILAR DİLERİM SELAMLAR.

  • 669Hüseyin GAZİ24.01.2001 10:15

    ...."Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenmiş bir suçtur. Bu bilinci paylaşmak ve bu sorumluluğu yerleştirmek zorundayız. Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci, özgürlüğün de, demokrasinin de tek güvencesidir. Bu güvence sağlanmadıkça, demokrasinin temeline bir tek taş bile konmuş olamaz. Unutmayalım ki "CESUR BİR KEZ, KORKAK BİN KEZ ÖLÜR".Önemli olan insanın böyle bir toplumda "mezar taşı" gibi suskunluk simgesi olmamasıdır. YENİORTAM 9 ARALIK 1974 UĞUR MUMCU O'nun demokrat, laik, cumhuriyetçi, Atatürkçü, devrimci ilkelerden ödün vermeyen, araştırmacı, sorgulayan, daima emekten yana, inandığı dava uğruna yaşamını verebilen kişiliğini, gelecek kuşaklarada benimsetme kararlılığı ve azmiyle...Açtığın yol hala aydınlık; bu cumhuriyet varoldukça da aydınlık kalacak. Katledilişinin 8. yıldönümünde Uğur MUMCU'yu saygıyla anıyorum.

  • 668ozcan23.01.2001 01:33

    yine yaziyorum.fakat demeyinki haberler yine amerikadan. su anda burada konusulan tek haber dunyamiza yaklasan astroit.yani gok tasi.[21 eylul 2030]yılında dunyaya buyuk bir hizla çarpacak.bu gok tasinin nasil yok edilebilecegini henuz cozumlenmis degil.genisligi [ 10 ] km. uzunlugu ise [50 ] km.buyuk bir patates buyuklugunde. ozel dergiler resimlerini ve gok tasi hakkinda gerekli bilgileri veriyor. gok tasinin denize dustugunu veya karaya dustugunu ve ne gibi bir felaketle karsilasacagimizi yaziyor.denize dustugu anda her tarafi saatte 1500 km hizla buyuk dalganin 800 metre yuksekliginde olacagini karaya carptigi zamanda her tarafin yanacagini 5000 derece de sicakligin olacagini 2000 km hizla yanginin ilerliyecegini yaziyor.

  • 667Hüseyin GAZİ22.01.2001 03:20

    Sayın ziyaretçiler Öyle görünüyor ki ziyaretçilerin deftere yazdığı mesajlarda ciddi derecede azalma var. Düşündüğümde en mantıklı gerekçe olarak geçtiğimiz dönem yapılan tartışmanın etkili olduğu yönüde bir ide oluştu zihnimde. Sebepler ne olursa daha iyi bir Bolu için fikir teatrisi yapılacak araçardan biridir bu defter. Bu nedenledir ki bu deftere fikirleri taşımak ve bu fikirleri tartışmak biz Bolululara eziyet gibi görünmemeli. Daha aydın, daha çağdaş, daha vatansever Bolu'nun oluşumuna hizmet etmek ne yanlıştır ne de günah... Bu deftere yazdığım ilk yazıdan bu yana hararetle savunduğum(Kaan Bey'in de aksi yöndeki görüşleri olsa da) ULUSAL KONULARDA FİKİR BEYANI konusunu ısrarla ve inatla sürdüreceğim. Bu nedenle bu yazımda geçtiğimiz dönem bu defterde dile getirdiğim bir konuya değineceğim.

  • 666Özgür Dirim Özkan22.01.2001 03:20

    Bu yeni sayfa formatı pek beğenilmedi herhalde. Gelen mesaj sayısında önemli bir düşüş görüyorum. İster uygulansın ister uygulanmasın; sansür, yani demokrasinin azaltımı her zaman katılımı da azaltır. Pratikte yine gördük...

  • 665Hüseyin GAZİ22.01.2001 03:20

    FRANSA PARLAMENTOSUNUN SÖZDE ERMENİ SOYLIRIMI YASA TASARISI VE....... Sayın Adsız'la geçtiğimiz dönem yaptığımız fikir alışverişinde bu konu gündeme gelmişti. "Bak ben haklıymışım" demek için yazmıyorum. Amacım gündeme gelen bu konu üzerinden yeni bir bakış açısı kazanmak. Fransa'nın aldığı bu karardan sonra tüm yurtta ulusal bir refleks hasıl oldu. Bu karar karşısında topyekün bir misilleme yolu denenmekte. Tüm yurtta sağcısı ve solcusu eylemler düzenlemekte. Sağcısı FRANSA ŞAŞIRMA SABRIMIZI TAŞIRMA derken solcusu da NE AMRİKA NE AB TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE şiarlarıyla protesto gösterileri düzenliyor. Aklımı kurcalayan şeyler burada baş gösteriyor. Şöyle ki solcuların vatan haini olduğunu ispat youna giden bir anlayış vardı 30 yıllık arenada. Bu gün görüyorum ki kazın ayağı hiç de öyle değil. Ulusal sol direniyor. Neye karşı? BATIYA KARŞI. Gerekçe? SÖMÜRÜYE HAYIR. Kanıt? RESMİ TARİH ARŞİVLERİ. Eylem şiarları? TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE. Bir an için yanıldığımı düşünelim. Şöyle ki;" BATI'ya topyekün sırtımızı çevirmek yanlıştır" şeklinde bir görüş olşsun zihnimde. Ermeni soykırımı meselesi küçük bir nüans AB'yi bağlamaz diyeyim. Fakat bu sefer Katılım Ortaklığı Belgesi'ndeki maddeler beni çeliştiriyor. Neydi bunlar? Türkiye Kıbrıs'ta işgal kuvvetidir. Bu durum çözüme kavuşturulacak. Ege denizinde kıta sahanlığı meselesi Yunanitan'ın önerdiği koşullarla çözümlenecek. Güneydoğudaki sorunlara bir terör anlayışıyla değil siyasal sorun olarak bakılıp bu yönde çözülecek. Fransa'nın tavrı AB'yi bağlamaz diyemiyorum. Görüldüğü gibi bağlıyor. Sömürüye hayır diyen bir mantalite yanlıştır diyelim. Dolayısıyla büyük sermayeye kapılarımızı açalım diyelim. Bu günlerde yaşadığımız büyük ekonomik krizi yaratan nedenlerin batı sermayesinin geçtiğimiz ay piyasadan çekip yurtdışına kaçırdığı 18 milyar dolardan kaynaklandığı Devlet tarafından itiraf edildi. Bu da iç piyasada dengelerin kimler tarafından altüst edildiğini gösteriyor. Bu da bir sömürüdür. Aksilik bu ya Ermenilere soykırım yaptık. Bunada bir cevap var ulusal soldan;, Rus ve Ermeni devlet arşivleri bu tür soykırım iddialarını yalanlıyor. Bunlara rağmen solu vatanhaini olarak göreim. Bu sefer de TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE diyorlar.

Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak