bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Fındık Mustafa.. Dello Abi.. Diplomat.. 

Anılar

Erdoğan Mühürcüoğlu

        Fındık Mustafa.. Dello Abi.. Diplomat.. 
        Penceredeyim.. Dışarıda lapa lapa kar yağıyor.. Ağaçlar, çatılar, yollar, her şey ve herkes beyazlara bürünmüş.. Uzakta kartopu oynayan çocukların sesleri, köpek havlamaları.. Gözümün önünde Doktor Jivago'dan sahneler.. Rusya, iç savaş, kar, tipi, trenler dolusu mahkum, soğuktan titreyen insanlar.. Ve o ortamda bile aşk meşk işleri.. 
* * *
       Daha neşeli şeyler düşünmek lazım kar yağarken.. Sebilci Dergisi’nin fotoğrafları ilaç gibi.. Geçmişe dair belge niteliğinde fotoğraflar var içinde.. Bu fotoğrafların en güzel yanı bir şehrin ne kadar değiştiğini, nereden nereye geldiğini görebiliyor insan.. Dar sokakları, eski evleri, bahçeleri, bahçelerde yanan ekmek fırınlarını, su kuyularını.. Ve fotoğraflarda bir görünüp bir kaybolan binaları.. Bir fotoğrafta saat kulesi var, sayfayı çeviriyorsun yok.. Yeri boş..! 
* * *
      Fotoğraflara bakarken İnci Aral'ın ''Unutmak'' adlı kitabındaki satırlar geliyor aklıma.. ''Çocukluğum Bolu'da, eski evlerin, ağaçlarla, salıncaklarla, kedilerle dolu bahçelerinde geçti'' diyordu İnci Aral.. ''İnsanların, arkadaşların sinemadan çıkışlarını hatırlıyorum.. Işıklar içinde akşamları, Islak caddeleri, parkları, sandalyeleri maviye boyalı yazlık Sinemayı.. Tozu dumana katarak Karaçayır'a talime giden askerleri.. ''Annem beni yetiştirdiii / Bu ellere yoolladı..! Bir, ki, üç, dört - Bir ki üç dört..!
* * *
      FINDIK MUSTAFA..
      Hüseyin Hilmi Orak'ın ''Türkiye Kılavuzu'' adlı kitabında da vardı buna benzer satırlar.. ''Çolak Tahir'in Ferah Oteli'nden tespih şaklatarak çıkan, omzu heybeli amcalar, Paşa Efendi'nin Kıraathanesi'nde nargile fokurdatan efendiler.. Kışın, Haydar Ağa’nın kıraathanesine avuçlarını üfleyerek girenler, üstünü başını süpürüp sobanın başında ısınanlar..
* * *
      Çocukken bayramlarda gidip herkesin elini öptüğümüz yerdi Haydar Ağa’nın kıraathanesi.. Ellerini öptüklerimizin lakaplarını birbirimize fısıldayıp kıkır kıkır güldüğümüz.. Sümüğü Curular, Altı Aylıklar, Fındık Sığmazlar.. ''Adınız? ''Falanca ! '' Lakabınız? ''Kuru Büzük..!”
* * *
        ''Fındık Sığmazlar'' deyince; Bolu'yu bir tarihte ''Fındık Mustafa'' yönetmiş iyi mi? Şimdinin valisiymiş Fındık Mustafa.. Ondan sonra gelen de Sarhoş Osman.. Şaka gibi..
* * *
        Yazar Özcan Korkut da ''Bebek Anne'' adlı kitabında, askeri Mahfel'i anlatıyordu.. Havuz kenarında oturup çay içmelerini.. Karpuz kollu, etekleri fırfırlı elbiseli komşu kızını.. Ona olan platonik aşkını.. Karaçayır'da kafayı çeken, komşuyu tabaklardaki evin bahçesinde kuyu suyuyla ayılttıklarını.. Akşamları ördek yavruları gibi önüne kattığı çocuklarıyla işten dönen Maide hanımı..
* * *
       Murathan Mungan bir kitabında; ''Kaybettiklerimizin bize en büyük kötülüğü, kendilerini bize tekrar tekrar hatırlatmaları'' diyordu.. Doğru.. Tanıdık biriyle fotoğrafta bile olsa göz göze geldiğinde gönül kırıklıklarını, pişmanlıklarını görüyor insan.. Yarım kalmış sözleri dilenmemiş özürleri, küslükleri, küskünlükleri.. 5 fen B’yi.. 6 fen A’yı.. ''İğrençsin artı eşeksin'' i..
* * *
     Geçen hafta n'oldu sayın seyirciler? Hani, benim adıma Bolu radyosundan ''Badem gözlüme'' diye şarkı isteyen bir arkadaştan bahsetmiştim; Tam iki gün ''Badem gözlü kimdi? sorularına muhatap oldum.. Adam bir ipucu yakalayacak ya, ''Mantosu ne renkti? diye soruyor.. Adının baş harfinde ne vardı..?
* * *
       DELLO ABİ..
       Bir arkadaş da ''Bolu Radyosu’nda sadece öğrenciler vardı'' gibi bir intiba uyandırmışım, onu eleştiriyor.. ''Yok öyle bir şey'' diyor.. ''Tamam, Enver Erten, Erol Çakır, Kıbrıscıklı Hasan Fehmi Ayhan öğrenciydi ama; Akpınarlı Dello Abi'nin keman nağmeleri de yankılanıyordu Bolu sokaklarında.. Genca, Ahmet Doğanuz, Akpınarlı Ekrem, Belediye ayar Memuru Muammer bey, Kopuk Ayhan, Darbukatör Şerafettin Çelikbaş.. 
* * *
       Hey yavrum hey..! Ayfer Başıbüyük'ün ''Tamara'' şarkısını bile Bolu Lisesi meşhur etti be! Şehre gelen Neşe Karaböcek'in konserini dinlettik Bolu halkına.. Vali Şükrü Kenanoğlu'nun ricasıyla sekreteri Sevim Abla bile spikerlik yaptı o radyoda.. Karaçayır'dan, leylekli evden.. Sen nerem deyan..! '' 
* * *
        Paylaşılan bir başka fotoğraf da Dr. Hilmi Bey'in Ana Çocuk Sağlığı çalışanları ile çekilmiş fotoğrafı.. ''Bolu güzel de çok soğuk be bilader'' demişti Kültür Sitesi’nin önünde karşılaştığımızda.. Ankara Çamlıdere'deki doktorluk yıllarından, Ayvalık / Şirinkent'teki yazlığından, hastalardan, hastalıklardan konuşmuştuk.. Ayrılırken ''salak salak konuşma!” demişti “kedi götünü görmüş yara zannetmiş..''
* * *
       Ne zaman Tuser Apartmanı’nın önünden geçsem; Rahmetli Nazan'ın Eczanesi’nde görür gibi olurum Hilmi Abi'yi.. Ya da Teknik Elemanlar lokalinde oyun seyrederken.. Masasında rahmetli Uğur Samurkaş, Vasfi abi, Adnan Çıracı, Sabri Fırat..
* * *
       DİPLOMAT..
       Bizim hemşerilerin kurduğu ''Biz Bolu'yu çok seviyoz'' adlı yeni bir sayfa keşfettim.. Öyle bir sayfa ki girer girmez ''fabrika ayarlarına'' dönüveriyorsun.. Bolulu değilsen zaten girme, tek kelime anlayamazsın.. Dikkat ettim de orada Bolu aksanıyla paylaşım yapanların hepsi, aslında Türkçe’yi çok güzel konuşan arkadaşlar.. 
* * *
      Semih Vaner'in ''Türk-Yunan uyuşmazlığı'' adlı kitabında İpsilanti ayaklanması diye bir bölüm vardı.. Ayaklanma sırasında Bolu'ya sürgüne gönderilen Aleksander Karatodoris ve çocukluğunu Bolu'da geçiren oğlu Aleksander Kalimak'nin anlatıldığı bölüm.. Bizim hemşerilerin sayfasında dolaşırken o geldi aklıma.. Türkçeyi Bolu'da sokak aralarında, öğrenen o çocuk Osmanlı'nın en iyi Türkçe konuşan diplomatlarından biri olarak tarihe geçmiş..
        Neyse.. Hoşça kalın..

        Erdoğan MÜHÜRCÜOĞLU (03.02.2018)


Yazarın diğer yazıları:

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: Email: kamuran@bolununsesi.com |
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak