BolununSesi, Bolu Halkı'nın vicdanının sesidir

ANNELER GÜNÜ'NDE AŞK İLE BİR DAHA..

ANNELER GÜNÜ'NDE AŞK İLE BİR DAHA..
    10 Mayıs 2020
    ANNELER GÜNÜ'NDE AŞK İLE BİR DAHA..ANNELER GÜNÜ'NDE AŞK İLE BİR DAHA..

          ANNELER GÜNÜ'NDE AŞK İLE BİR DAHA..

          1944 yılında yaklaşık dört bin kişinin öldüğü Bolu Depremi'ni ilk defa bu kadar ayrıntılı olarak dinledim.. Hem de Bolu'lu olmayan birinden.. O yıllarda babasının görevi nedeniyle Bolu'da bulunan, Tabaklar Mahallesi'nde, eskiden Hükümet Konağı olan evde oturan ailenin en küçük oğlu Özcan'dan..
    * * *
          Hani yıllardır görmediğiniz yerler vardır, aklınızdan bir türlü çıkaramadığınız.. Bazı yerleri unutulmuş eski bir rüya gibidir, anlatırken takılırsınız.. 16 Ağustos1935 Cuma günü Bolu'da sabah ezanları okunurken dünyaya gelmişim' diye başlıyor Özcan bey.. 'Bolu'nun güzelliği ile meşhur Ayşe ebesi bulunmuş doğumumda.. Göbek adımı da o koymuş, benimkinden olsun demiş. Güngör olsun.."
    * * *
          "Gazinodan geldim' diyor, 'çaydanlığı masaya koydum, sık sık yaptığım gibi, bizim ailenin hayatında önemli bir yer tutan Bolu'yu, çocukluğumu, mahalle arkadaşlarımı düşündüm.. Hükümet Konağı karşısındaki askeri mahfelde, havuz kenarında oturup çay içmelerimizi, Karpuz kollu, etekleri fırfırlı elbiseli komşu kızını.. Karaçayır'da kafayı çekip, tabaklardaki evin bahçesinde kuyu suyuyla ayılttığımız komşumuzu..
    * * *
          Şehre elektrik veren jeneratörün her gece saat onbirde indirilen şalteri, şehirde peş peşe yanmaya başlayan gaz lambaları.. Bolu'lu iki yardımcı abla; güçlü kuvvetli, tuttuğunu koparan deli Emine ile Sonradan gelen Şerife.. Ağır kış şartlarında altına kızak taktıkları öküz arabalarıyla dağdan odun getiren köylüler.. Sabah akşam hep birlikte olduğumuz, sokak aralarında oyunlar oynadığımız Mustafa, Bülent, Sermet, Gönül, Suna, Özcan, Sabahattin.."
    * * *
          ''1978 yılıydı.. Bir şarkı yapmalıyım dedim ve bu şarkı buram buram Bolu kokmalı.. Annemin Bolu'daki yılları olmalı, zorlu, meşakkatli yılları.. Alman Harbi, deprem, kara kış, sonradan kaybedilen iki evlat.. O gece sözlerini yazıp kendi kendime mırıldandığım şarkıyı bir ay geçti geçmedi, tüm Türkiye ile birlikte söyledik..''
    *
         ANNEM..
         Kulağımdan gitmiyor ninni sesin.
         İçimdesin, içimden derindesin.
         Gördüğüm her şeyde, sevdiğimdesin..
        Anlatılmaz, öyle güzel bir şeysin.
         Gözümün nuru annem,
         Ömrümün güneşi annem,
         Şu kalbimin ateşi annem,
         Ayırmasın seni Allah benden..
    *
           FOTO CEVAT..
           Bolu anılarını anlatan kişi ünlü bestekar Tamburi Özcan Korkut.. Özcan Bey benim doğumumdan on beş sene öncesinden başladığı için, anlattıklarının çoğuna 'Fransız'ım.. 'Deprem çadırlarını bir tepenin üzerine; eski bir mezarlığa kurdular' deyince; 'Hah işte! dedim Fırka orası.. Hatta yazdım.. Sonra aklıma Atatürk'ün depremden çok önce Fırka'ya geldiği, Halkevi'nde kaldığı geldi.. Orada mezarlık falan olmadığı.. Yarım sayfa 'Fırka'daki mezarlık' diye yazdım, sonra jeton düştü düzelttim..
    * * *
           Özcan Bey'e dönersek.. '1943 yılının şubat ayında, son yılların en soğuk günleriyle boğuşuyorlarmış Bolu'da.. Bolu'nun tek fotoğrafçısı Cevat Bey babasının en yakın arkadaşıymış.. Onunla ilgili bir anısını anlatıyor.. Bir hafta sonu konu komşu toplanıp kamyonla Abant'a gitmişler.. Yenmiş içilmiş şarkılar türküler söylenmiş.. Özcan Bey'in annesi Lamia Müjgan ile Foto Cevat birlikte keman çalıp şarkılar söylemişler.. Vakit nasıl geçmiş, hava ne zaman kararmış, kimse anlayamamış..
    * * *
          'Bolu'ya doğru kamyonla yola çıktık' diyor Özcan Bey.. 'Yolda Cevat amca şoför mahallinin arkasını yumruklamaya başlayınca durduk.. Baktık ki gençlerden birinin başı yarılmış, kanlar içinde.. Yanından geçtiğimiz samanlığın yola sarkan direği çarpmış başına.. Çevirdiğimiz bir araba yaralı genç'i almak istemeyince hiç unutmam, tabancasını çeken Cevat Amca'nın bir 'son duanı yap o zaman' deyişi vardı şoföre.. Filmlerdeki gibi.. Operatör Kudret Üge, pijamalarıyla karşıladı bizi hastahanede.. Ameliyata da pijamalarıyla girdiğini hatırlıyorum..
    * * *
           DEPREM..
           Saatler beşi yirmi geçiyormuş.. Müthiş bir gürültüyle sallanmaya başlamış her taraf.. Ardından da evlerin çatırtıları ve yıkılma sesleri.. Zifiri karanlıkta kimse kimseyi görmüyor, yıkılan evlerden insan çığlıkları yükseliyormuş.. Bir buçuk metre karla kaplı bahçeye zar zor inebilmişler..
    * * *
          Binlerce kişinin can verdiği, birbirinin üzerine çöken, bazılarından hala feryatlar, iniltiler gelen evler.. Yaz aylarında tatile gittikleri Seyit Köyü muhtarının üç katlı tuğla evi de yerle bir olmuş.. Mustafa Hoca ile ailesinden on üç kişi de 'yerle bir olanlar' arasında.. 'Binlerce ölü defnediliyordu şehirde' diyor Özcan Bey.. Eskiden mezarlık olduğu bilinen tepeye çadırlar kurulmuştu.. Mezarlıkta koca bir mahalle.. Kazılan tuvalet çukurlarından kafatasları ve kemikler çıkan..'
    * * *
           Zamanla yavaş yavaş komşuluklar, çadır ziyaretleri başlamış, şarkılar türküler bile söylenmiş hatta.. Nezahat Arat'ın okuduğu çok meşhur bir şarkı varmış o sıralar; 'Kalbini kalbime kat- Beni aşkınla yaşat' Bunun sözlerini değiştirerek kendi durumlarına uydurmuşlar..
    *
         'Kalbini kalbime kat
          Beni aşkınla yaşat
          Ne tatlı rüya imiş
          Çadırda geçen hayat'
    *
             Özcan bey'in anıları o kadar çok ki.. Burada keselim biz en iyisi.. İlerde belki tekrar döneriz.. Biz bu vesileyle tüm annelerimizin anneler gününü kutlayalım.. Tüm annelerimizin, anne adaylarımızın, cennetten çocuklarına uzanan kollarıyla ahrete intikal etmiş meleklerimizin.. Ve tabii kendini anne hisseden tüm kadınlarımızın.. Selam olsun hepsine de..

          Erdoğan Mühürcüoğlu.. 10.04.2020

    ŞARKININ LİNKİ; https://www.facebook.com/573911326065650/videos/958515180938594/?v=958515180938594

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak