Gazetemiz sadece ve sadece Türkiye Basın Konseyi'ne üyedir

Sana ne !

Sana ne !
    14 Ocak 2020

               SANA NE !

               Sayın okuyucular, bir delikanlı  saçlarını uzatmış, arkada topuz yapmış parkta geziyor.O sırada karşıdan gelen bir amca delikanlıyı görünce- yüzünü ona çevirerek-“ utanmadan karı gibi saç uzatmış” diyor. Delikanlının cevabı; SANA NE. 

                Bir başka delikanlı küpe takmış, onu gören hacı amca-yüzünü ona çevirerek -“kadın gibi küpe takmış” diyor. Delikanlının cevabı; SANA NE. 

                Genç bir bayan başı türbanlı parkta gezerken yaşlı bir bayan onu görünce -yüzünü ona çevirerek- “geri kafalıya bak  türban takmış” diyor.Genç bayanın cevabı; SANA NE. 

                Bir adam(yaşlı veya genç olabilir) çekmiş kafayı yolda sağa-sola yalpa  yaparak  yürüyor, karşıdan gelen sakallı bir adam onu görünce- yüzünü ona çevirerek-”içmiş içmiş utanmadan bir de sokağa çıkmış” diyor. Bizim Bekri’nin cevabı;  SANA NE. 

                 Orta yaşlı bir adam Cuma namazı vakti semt pazarına gittiğinde onu gören yaşlı bir teyze -yüzünü ona çevirerek- “yaşını başını almış Cuma namazına bile gitmemiş” diyor, adamın cevabı; SANA NE. 

                  Adamın tek oğlu var,onu evlendiriyor,davullu-zurnalı-içkili  bir düğün yapıyor,komşusu Hacı amca onu görünce -yüzünü ona çevirerek- “mevlüt okutacak yerde davullu-zurnalı-içkili  düğün yapıyor,Allah’sız” diyor, adamın cevabı; SANA NE. 

                   Hacı amca oğlunu evlendiriyor, sesleri güzel imam ve hafızları toplamış mevlit okutuyor,komşusu Ali dayı onu görünce -yüzünü ona çevirerek-” sanki parası yok bir şekerle idare edecek, pinti adam” diyor.Hacı amcanın cevabı; SANA NE. 

                    Hacı amca  genç kızı parkta bir delikanlı ile otururken görüyor,babası Özgür beye “senin kız bir delikanlı ile parkta oturuyordu, ayıp ayıp” diyor,Özgür beyin cevabı; SANA NE. 

                    Dul kalmış kadına talipli çıkmış,  evlenecek, bunu duyan komşu kadın ona” eşin daha yeni öldü utanmıyor musun evlenmeye “diyor, dul kadının cevabı; SANA NE. 

                     Eşimi kaybettiğimi bilen bir tanıdık bana amca neden evlenmiyorsun dedi, SANA NE dedim.Amca kayın valide bize hiç huzur vermiyor, onu düşünmüştüm demez mi.Ya sabır deyip uzaklaştım. 

                     İşte bu her şeye  MAYDANOZ OLMALAR (olur olmaz her şeye karışmalar)ve SANA NE ler huzursuzluğun anasıdır. Bu ana, kötülük, huzursuzluk, düşmanlık doğurur, nitekim doğuruyor. 

                     Bu nedenle, Yunus Emre’nin “beni ben değil sen yarattın” dediği gibi Allah(C.C) hepimizi yarattı  ama  ayrıcalıklı yarattı .Hiç kimse kimseye benzemez ama  yine de bir arada yaşamaya mahkumuz. Onun için bu yaşlı gönül der ki; Hiç kimse Allah’ın yarattığını eleştirerek SANA NE lafına muhatap olmasın. Hepimiz kuluz(kul kardeşliği), hepimiz insanın(insan kardeşliği),hepimiz dünyalıyız(dünya kardeşliği) iken bu kavga niye. Gelin “bu gün varız yarın yokuz, herkes kendi hesabını kendisi verecek” diyerek huzurlu bir hayat içinde yaşamaya bakalım.Neyse uzattık ,nokta.  

                    Şimdi  gelelim en önemli “Sana Ne”ye. Kanal İstanbul’a  karşı çıkan İBB başkanı sayın Ekrem İmamoğlu’na cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan “SANA NE,sen otur oturduğun yerde” dediler. Haa işte buradaki SANA NE yukarıdaki SANA NE”lerden biraz farklı. Nedenine gelince; Sayın İmamoğlu’na “her şeye maydanoz olma”  yani SANA NE diyemeyiz. Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın  daha iyi bildikleri gibi, eskiden belediye başkanlarına ŞEHR-İ EMİN yani şehrin emanet edildiği kişi denilirdi.  Sayın İmamoğlu da bunu bildiğinden kanal İstanbul’un ileride asrın felaketine yol açacağına inandığı içindir ki  düşünce ve fikir bazında  bu projeye savaş açıyor.Peki  bu düşünce ve kanaate rağmen susmuş olsa emanete hıyanet etmiş olmaz mı?  Yönetenler bu kanalı-İmamoğlu çatlasa da patlasa da yapacaklarına göre - ki söylemleri öyle- sayın İmamoğlu’nu bu çırpınışlarından ötürü yani inandığı fikri savunduğundan ötürü kutlamak gerekirken eleştirilere muhatap olması vicdanların vicdanını sızlatıyor. Acizane ben de derim ki zaten bu güzelim tarihi İstanbul”umuza yeteri kadar ihanet edilmedi mi?Edildi. Gelin define avcılarının gömü uğruna  doğayı delik-deşik ettikleri gibi rant uğruna İstanbul’umuzu hançerlemeyelim, onu okşayarak güzelliğine güzellik katalım. 

                     Not 1)Rahmetli ninem bazen benim bir hatamı gördüğünde nasihat ederdi ve arkasından da “ben söyledim benden günah gitti” derdi. İşte ben de söyledim, benden günah gitti. 

                       Not 2) Belediye başkanından yani “Şehr-i eminden” söz açılmışken, belediye başkanımız sayın Tanju  Özcan’ın, bana, her şeye maydanoz oluyor diyeceğini sanmadığım için kendisine  bir önerim olacak; Bilindiği gibi Bolu’nun en büyük mahallesi Sağlık mahallesi. Bu mahalle ve çevresinde, kısaca tüm üst yaka mahalle ve köylerinde bir yangın çıktığında Karaçayır’da bulunan İtfaiyenin trafiğin çok yoğun olduğu şehir merkezini kat ederek yangına  müdahale edinceye kadar iş işten geçmektedir. Bu nedenle ben derim ki; İtfaiyenin görevini bihakkın yerine getirebilmesi için hızlı trafik akışına uygun çevre yolu da göz önünde bulundurularak Sağlık Müdürlüğü ile bir protokol yapılıp Sağlık Mahallesinde bulunan Sağlık Ocağı’nın yerleşkesinde bir İTFAİYE TİMİ bulundurulamaz mı? 

                     Hoşça kalın. 

                                                                                     İlhami CANDEMİR 

    Yorum yazın

    İsim (Gerekli)
    Yorumunuz (Gerekli)

    Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

    Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak