bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Vakfın eserlerine bu şekilde sahip çıkamayız

Doğruları söylemek lazım

Kamuran Alagözoğlu

kamuran@bolununsesi.com

 

   Üniversite hesaplarından zimmetine para geçirdiği iddiası ile karşı karşıya iken, Üniversitemizin rektörlüğüne aday olan Ali Karaca’nın atanması aşamasında, Rahmetli İzzet Baysal bizzat Cumhurbaşkanı’ndan ricacı olarak buna engel olmuş ve vakıf olarak ilk kez seçimlere müdahale olayı gündeme taşınmıştı.  

  Hatta bu olaydan sonra Ali Karaca taraftarı kadrodan biri olan Kaptan Kaptangil İzzet Baysal’a bir mektup yazarak, “Siz buralara bu binaları yapmakla kendinizi üniversitenin sahibi mi sanıyorsunuz? Kim oluyorsunuz da üniversitenin içişlerine karışıyorsunuz” gibi, İzzet Baba’ya hakarete varan sert bir dille yazılmış mektup göndermişti.   

  Bolulu bir gazeteci olarak bana her zaman güvendiğini ifade eden Ahmet Abi, kendilerini çok üzen bu mektubu bana gösterdikten sonra, ben de sinirlerime hakim olamamış ve ağır kaçan bir yazı yazmıştım. Bu yazı üzerine Kaptan Kaptangil bana dava açmış ve bu davanın sonucunda ben kazanmıştım. İlerleyen günlerde vakıf mütevelli heyeti üyelerine ve Bolu’nun ileri gelenlerine, yakın takibe aldığım Kaptan Kaptangil’in derslerinde dahi, dersi bırakıp öğrencilerine sürekli Bolu düşmanlığı işlediğini anlatmaya çalıştıysam da, sakalım olmadığı için kimseyi inandıramamıştım. İlerleyen günlerde bir toplantıda, bütün Ticaret Odası Meclis Üyeleri’nin ve üniversite yönetiminin önünde benim anlatmaya çalıştıklarımı, Kaptan hoca kendi ağzıyla itiraf etmişti.

  Bu olay Düzce’de yaşansa, eminim ki Kaptan Hoca’yı orada bir gün bile durdurmazlardı. Ama bizimkiler gülerek olayı kabullenmiş ve geçiştirmişlerdi. Bunlar İzzet Babamızın üniversitesinde yapılanlara karşı, bizim ne kadar vurdumduymaz olduğumuzun geçmişten gelen birer göstergesi olarak hala hafızamda duruyor.  

 

    Yakın tarihte yaşanan Yaşar Akbıyık skandalları kamuoyu önünde cereyan ettiği ve basında çok fazla yer aldığı için hepimiz biliyoruz.

Akbıyık da iktidar olmanın verdiği avantajla, kendi kadrolarını oluşturmuş ve en yakın rakibi Atilla Kılıç’a açık ara fark atmıştı. Vakıf bu noktada yine devreye girmiş, doğru bir karar vererek Cumhurbaşkanı’ndan ricacı olup Akbıyık’ın önünü kesmişti.  

 

  Geçmişten beri üniversite içinde yapılan rektörlük seçimlerine baktığımızda, özerkliğin falan aslında lafta kaldığını görüyoruz. Prof veya Doç. Olmuş insanların birçoğunun üniversitenin geleceği için değil, kendi geleceği için oy kullandığına şahit oluyoruz. Ve sonuçta koskoca bir üniversitede bile bilim adamı sıfatı taşıyan insanlarımızın oy kullandığı seçimlerin, aslında Şoförler Cemiyeti, Terziler Odası, Esnaf Kefalet Kooperatifi gibi derneklerde yapılan seçimlerden farklı olmadığını görüyoruz. Çünkü ikktidara gelen rektör her türlü filimi daha rahat çevirebilmek için, öncelikle kendi kadrolarını oluşturuyor. Sonuçta iktidarı elinde bulunduranlar üniversitede yapılan seçimlerden birinci olarak çıkıyor. Dolayısıyla bu seçimlerin ne kadar demokratik ve özerk olduğunu tartışmaya bile gerek yok bence. 

 

  Vakıf elbette seçimlere müdahale etmelidir. Ama vakfın bugüne kadar müdahalesi hep iktidarı elinde bulundurduğu için en çok oyu alan adayın seçilmesine karşı şekilde olmuş iken, bu defa Vakfın ve dolayısıyla Ahmet Baysal´ın iktidarda olanın yanında yer almış olması ilginçtir. 

 

  İşte bu noktada İzzet Baysal’ın “Bolulular bu vakıf sizindir, O’na sahip çıkınız” sözünü hatırlatarak, İzzet Baysal Vakfı Mütevelli Heyeti’nin, özellikle Bolu’da yaşayan üyelerine sözüm olacak.

İzzet Baysal eserlerine sahip çıkılmasını isterken, sıvasını, boyasını kastetmediğini, sanırım hepimiz anlayabiliyoruz. Bu konuda sorumluluk Bolu halkından önce, siz Bolu’daki mütevelli heyeti üyelerine düşüyor tabiî ki de.

    Peki soruyorum şimdi size üniversitede olan bitenden ne kadar haberdarsınız? Bu gazetenin mesaj defteri, adeta üniversitenin forum sayfası haline geldi. Yayınladıklarımız haricinde bir o kadar da yayınlamadıklarımız var. Sadece buraya bakarak Üniversite içindeki rahatsızlıkların, hiçbir dönem bu kadar tavan yapmadığını görebilmek mümkün iken, siz hangi kıstasa göre mevcut rektörün devam etmesi yönünde karar alıyor ve Ahmet Ağabeyimizi bu şekilde yönlendiriyorsunuz?

  Mütevelli Heyeti’nin Bolu’daki üyeleri olarak hangi bilgilere göre, hangi araştırmalarınızın ışığında bu kanaate vardınız? Doğrusu bunu bilmek ve öğrenmek istiyorum. Bunu kamuoyunun da bilmesi gerektiğini düşünüyorum.

 

  Saygıdeğer Ahmet Ağabeyimiz taraflı bir gazeteye verdiği röportajda benimle ilgili şöyle demiş 

“…Ben sözlerimin çarpıtılmasına çok üzülüyorum. Onun için güvenilir insanlarla konuşmak istiyorum. İşte burada olmaması gereken bir olay oldu. Kamuran Alagözoğlu bana telefon etti. Ahmet ağabey rektör Atilla Kılıç devamlı olarak vakıf beni destekliyor diyor ve bu konuda bir propaganda yapıyor. Bu doğru mu” diye bana sordu. Biz seçimin öncesinde bir karar almışız seçimlerin arifesinde benim konudaki demecimi okumuşsunuzdur. Ama Kamuran eksik yazmış. Üniversiteler anayasamıza göre özerk kurumlardır. Oraya kimsenin bir baskı yapması doğru olmaz dolayısıyla biz bu hususta vakıf olarak üniversite seçimlerine hiçbir şekilde karışmıyoruz ne kimsenin yanındayız ne kimsenin arkasındayız. Ama bu konuda lütfen siyasilerde karışmasın dedik. Çünkü üniversiteler siyasetten uzak olması gereken kurumlardır. Kamuran Alagözoğlu siyasetle ilgili ifade ettiğim bölümleri yazmamış. Bir de ben mevcut Rektör Atilla Bey´in böyle bir açıklama yaptığına inanmıyorum dedim. Kamuran bu sözümü de yazmamış. Bunu söylememe rağmen yazmamış...”

 

  Bugüne kadar “Bolu’da güvendiğim bir gazetecisin” şeklinde, taa Kaptan Kaptangil olayından beri her karşılaştığımızda sürekli yüzüme karşı övgülerde bulunan Ahmet Ağabeyimizin röportajın başında beni kastederek, “…Ben sözlerimin çarpıtılmasına çok üzülüyorum. Onun için güvenilir insanlarla konuşmak istiyorum” şeklinde bir cümle söylemiş olabileceğine inanmıyorum. Bu olsa olsa röportajı yapan kişinin, beni küçük düşürmek için küçük bir çarpıtmasıdır diye düşünüyorum.

   Evet Ahmet Ağabey’in Bolu’dan doğru, ne kadar eksik ve yanlış bilgilendirildiği bu röportajda gayet açık bir şekilde belli oluyor. Örneğin Atilla Kılıç’ın, vakfın kendisinin arkasında olduğu şeklinde propaganda yürüttüğünü sağır sultan bile duyduğu halde, belli ki bu konu Ahmet Ağabeyimize hiç iletilmemiş.

  Ahmet Ağabeyimiz bu röportajda “Vakıf olarak hiç kimsenin arkasında veya karşısında değiliz. Bu konuda vakıf olarak karar aldık” diyor. Ama Atilla Kılıç’ın tekrar atanması konusunda Cumhurbaşkanı’ndan ricacı olan bir mektup yazdığını da yine kendisi söylüyor. 

 

  Sonuç olarak, İzzet Baysal Vakfı Mütevelli Heyeti üyeleri başta olmak üzere, bütün Bolulular olarak önce İzzet Baysal’ın Bolu’da var oluşunun önemini, Bolu’ya kattıklarını iyi idrak etmeliyiz. Sonra da, “Bolulular bu vakıf sizindir O’na sahip çıkınız” sözünden hareketle bizlere yüklenen sorumluğun bilinci ile başta üniversitemiz olmak üzere vakfın bütün eserlerinin kötü niyetli insanların eline geçmemesi için elimizden geleni yapmalıyız.

 

 

 


Yazarın diğer yazıları:

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak