bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

İzzet Baysal Belgeseli için tıklayın!

GÜNÜN SÖZÜ

Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.

ATATÜRK


Bolu?yu boka buladınız!

Doğruları söylemek lazım

Kamuran Alagözoğlu

kamuran@bolununsesi.com

Tarlalardan mahsul kalkar kalkmaz, ortalığı bok kokusu sardı. Bolu Ovası?nda çatıları parıldayan tavuk kümesleri tam bir görüntü kirliliği yaratırken, bu kümeslerden çıkan öbek öbek gübreler, ovadaki tarlalara dökülmüş durumda ve her taraf bok kokuyor.

Yüce Allah?ın bir lütfu olarak Bolumuza bahşettiği güzelliklerimizi görmeye, o güzelim çam ormanlarının kokusunu almaya gelenler, bok kokusu ile karşılaşıyor.

Bolu?yu bu hale getirenler, bir an evvel bu gübrelere bir çare getireceklerine, sanki bu pisliklerin kaynağı kendileri değilmiş gibi üstüne üstlük birde festival yapmaya kalkıyorlar.

-Biz Bolulular olarak tavuğun festivalini falan istemiyoruz. Katlettiğiniz doğamızı, havamızı geri verin bize! Biz onu istiyoruz.

ÖZÜR: ?Bok? kelimesini kullanmak zorunda kaldığım için okurlarımdan özür diliyorum. Ama bu kadar bok kokusunu teneffüs edip dururken, kelimesini telaffuz etmemeye özen göstermenin de bir anlamı olmayacağını düşündüm.

Yarenlik bu değil Necip!

Boluspor için herkes bir şeyler vermeye çalıştı. Geçmişte hiçbir dönem Boluspor?un sponsorları bu kadar geniş bir kitleye yayılmamıştı. Necip Başkan bu olayı iyi başardı. Bu sezon başlarken ise Necip Başkan isyanlarda, ?Sadece 55 bilet satabildik? diyor.

Başkan 3 sezonda 2 kez üst üste şampiyonluk yaşattı. TFF 1. Lig?e kadar çıkardı bu takımı. Elbette büyük başarı. Yine bu sezonda iyi bir takım kurdu. Yani olumsuz hiçbir şey yokken, her şey yolunda iken destek niye birden azaldı.

İşte burada Başkan isyan etmeden evvel, şapkayı önüne koyup düşünmeli ben nerede yanlış yaptım diye. Ve suçu Necip Başkan yine kendinde aramalı bence.

Bolu?nun bütün caddelerini otoparka çevirip, bu işi de yabancı bir firmaya pas ederken, yapılan tüm eleştirilere kulak tıkadı. Bolu halkı ile otoparkçıları karşı karşıya getirdi. Olmadı. Bu sene dünyanın hiçbir yerinde olmayan abuk sabuk bir uygulamayla, park eden araçların arkalarına çekenlerden para aldırtmaya başladı. Yani kendisine güvenen yarenlik eden Bolu halkına, otopark konusunda bir gol daha attı. Herkes Necip?e yaren olmak için uğraşırken, Necip el alemin otoparkçısına yaranacağım diye uğraşıyor!

-Eeeee, sabır sınırlarını zorlayan vatandaş da, ?Yeterse yeter!? diyor bence.

Diğer taraftan geçtiğimiz hafta bir Boluspor Yürüyüşü düzenlenmek isteniyor. Bilindiği gibi Bolu?da yapılacak yürüyüşler İl Güvenlik Komisyonu kararıyla önceden belirlenmiştir. En son yapılan PKK?yı telin yürüyüşü bile daha önce belirlenen bu güzergâhta gerçekleşmiştir. Boluspor taraftarları ise organize etmek istedikleri Boluspor Yürüyüşü için İzzet Baysal Caddesi?ne izin verilmeyince, Vali?yi ve Emniyet Müdürü?nü hedef alarak veryansın ediyorlar. Ve hatta yürüyüşün gerçekleşmemesinden bu makamları sorumlu tutarak, yürüyüşü bu yüzden iptal ettiklerini açıklıyorlar. Taraftarların bu tutum ve davranışından Başkan Necip Çarıkçı?nın haberinin olmama ihtimalini düşünemiyorum.

-Bu işlerin arkasında başka hesaplar yoktur umuyorum. Bana öyle geliyor ki, Başkan Necip Çarıkçı Boluspor?un gücünü kullanmaya başladı. Kendisini biraz frenlemesi gerekiyor!

Yaşar Bey?i borçlandırdım!

Belediye İmar Müdürü Yaşar Taşkıran?ın görevden alınacağını yazdıktan sonra, böyle bir kararın eyleme dönüşmesini beklemek hayal olurdu. Ki zaten de öyle oldu. Başkan Alaaddin Yılmaz önce beni yalanlamayı tercih etti. Taşkıran da koltuğunda oturuyor.

-Yaşar Taşkıran umarım bu kıyağımızı unutmaz. Tekzibi yiyen biz, koltuğu koruyan siz! Allah bile razı olmaz valla.

Haklıymışsın be Cumhur!

?Aramızda dağlar var? haberinden de anlaşılacağı gibi 14?19 Ağustos tarihleri arasında çoluk çocuk hep birlikte bir Macaristan Budapeşte yaptık. Budapeşte?de gezerken fotoğraf makinelerini çantada taşımak mümkün değil. Yerde altın gibi pırıl pırıl parlayan bir rögar kapağı da dikkatimi çektiği için tesadüfen fotoğraflamıştım. Rögar kapağının fotoğrafını gösterdiğim arkadaşlar tarihi bir altın sikke sandılar. Bolu?ya gelip işyerimin önündeki kaldırım çalışmasındaki rögar rezaletini görünce, çektiğim bu fotoğrafın bir anda haber değeri olduğunu anladım. Alt yapıya verilen önemi, bu kapaklar anlatmaya yetiyor da artıyor bile. Çalı çırpı nevinden küçük bir ağacın kırılan incecik bir dalını, insan kemiğini alçıya alır gibi sargıya alındığını burada görerek, bu ülkede insanların yeşile ne kadar önem verdiklerini anladım. Bizde ise hâlâ daha keçinin ormana faydalı olduğunu savunabilenler var. Ormanlarımızın geleceği bu zihniyetle nereye kadar gider bilinmez.

Macaristan?ın Kuruluş Yıldönümü etkinlikleri festivallerinde o kalabalığa rağmen, trafiğe kapatılan caddelerin, sarayın bahçelerinin temizliğinin korunmasına hayran kaldım. Tarihin bu kadar güzel korunması sonucu sadece 2 milyonluk Budapeşte?ye, yılda 30 milyon turist geldiğini öğrendim. Metro ve tramvay girişlerinde turnike olmadığını, belli süreler için satılan biletlerin, sorulduğunda göstermek üzere sadece cepte taşınmak zorunda olunduğunu, süresi dolana kadar sınırsız sayıda metro ve tramvaya binilebildiği, yani bu ülkede devletin vatandaşına güvendiğini öğrendim. Her sokak başında her restoranda canlı müzik var ama amfi ve hoparlör sistemi yok. Dolayısıyla gürültü de yok, herkes birbirine saygılı.

-Velhasıl bizim Cumhur?un sürekli yazdığı gibi, Avrupa mavrupa bize çok uzak. Haybeye sulanıp durmanın, Avrupa Birliği hayali ile milleti kandırmanın âlemi yok.

Üniversitemiz kış uykusuna girmesin!

Üniversitemiz, güneş enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren bir projeyle kendi elektriğini kendi üretmeye başlayacakmış. Üniversitemizin Gölköy Kampusu malumunuzdur ki kış aylarında; sisten, pustan güneşin yüzünü göstermediği günler çoğunlukta olur.

-Yani diyeceğim o ki, Üniversitemiz kış aylarında güneşsiz, dolayısıyla elektriksiz kalıp güneş duasına çıkmak zorunda kalırsa ne olacak?

Haydan gelen huya gider?!

Abazanın biri bir at çalmış.

Ata binerek köyün meydanında şöyle bir dolanıp hava yapmış.

Abaza?yı yeni bir at ile görenler, ?Hayrola? diye sormuşlar.

Abaza?da: ?-Yeni satın aldım, yarın pazarda satacağım? demiş.

Ertesi gün atı pazara götürmüş. Bir delikanlı atın mayerine bir bakayım diyerek binmiş gitmiş, gidiş o gidiş.

Abaza akşam köye dönmüş. Köylüler sormuş, ?Kaça verdin? diye.

Abaza, ?-Maliyetine verdim gitti? demiş.

Hesabı verilemeyecek büyüklükte zenginliğe ulaşanlar, Abaza hikâyesindeki gibi birdenbire alamet zengini oluverenler, bu ülkede hep oluyor. Kökten hiçbir şeyleri yokken, bakıyorsunuz parayla beş taş oynayanlar, altlarında son model arabalara binenler, son derece lüks yaşayanlar, bakıyorsunuz bir gün ?PISS!? diye sönüveriyorlar.

Aynen ?Haydan gelen huya gider? atasözünde ve yukarıdaki fıkradaki gibi, bunlar eninde sonunda başa dönüyorlar.

-Allah?a şükür ki biz ne oldum delisi olmadan yaşayıp gidiyoruz.


Yazarın diğer yazıları:

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak