bolununsesi
Çekin, gönderin, yayınlayalım

Olsun be aldırma Yaradan yardır... Sanma ki zalimin ettiği kârdır... Mazlumun ahı indirir şâhı... ELBETTE HERŞEYİN BİR VAKTİ VARDIR... (Yunus Emre)

Kalleşlerinkinden başkasını tanımam

Doğruları söylemek lazım

Kamuran Alagözoğlu

kamuran@bolununsesi.com

Birisinin kötü koktuğunu en iyi anlatan ifadelerden biri de, ?sirke gibi kokmak? deyimidir. Son zamanlarda bakıyorum sirke bu kötü imajını yok etmiş görünüyor. Öyleki kırk yıllık sirkenin bu hale geleceğine rüyamda görsem inanmazdım. Televizyon programlarının en yüksek rayting aldığı saatlerde bakıyorum sirke reklamları birbiriyle yarışıyor.
Birisi diyor ?en doğal sirke Kemal Kükrer!? Öbürü diyor; ?benimki en doğal.?

Onlar birbirini yiye dursun, en çok tutulanı bizim Kalleşlerin Kemal Abi?nin Ünlü Sirkesi?nden başkası değil aslında.

Geçenlerde bizim Şapıldak Murat?ın Yukarıçarşı?daki Ihlamur Büfe?sinden alışveriş yaparken, 2 lt?lik galonlarda 2-3 YTL?ye satılan şaraplar gözüme ilişti. ? Bu şarapların bu kadar ucuza satılması bana biraz garip geliyor? diyerek, Kalleşlerin sirkesi ile üretimdeki zahmeti ve fiyatını biraz mukayese ettikten sonra, ?Şarap üreticileri üzümün suyunu sıktıktan sonra imbikten geçiriyor. Fıçılarda bekletiyor. Sonra büyük bir özenle şişeleyip piyasaya sürüyor. Sirkeciler ise, çürüğüne, çarığına, kurtlusuna bakmadan yemişleri fıçılara atıyor. Kendi kendine sirke olmasını bekliyor. Sirke haline dönüşünce de ?al sana doğal sirke? deyip halka sunuyor. Kalleşlerin Ünlü Sirkesi?nin pazar bulma derdi de yok. Doğal bir şekilde imal edildiği yıllardan beri bilindiği için, Bolu?dan yolu geçenlere, Türkiye?nin her yerinden ısmarlanır.

Fıçılardan sifon yöntemi ile ister rakı şişelerinin boşuna, isterseniz kullanılmış pet şişelere dolduralım. Yemeklerden önce bir bardak suya 1 tatlı kaşığı, Kalleşlerin her derde deva olduğu anlatılan bu ?Bolu?nun Ünlü Sirkesi?nden içelim.

Ne Arabın yüzü, ne Şam?ın şekeri!
Düzce Valisi gururla açıklamış; Düzce?ye yatırım yapmak isteyen 200 kadar yatırımcıyı  geri çevirdiklerini ifade etmiş.

Kalkınmada öncelikli il olmanın getirdiği avantaj işte budur. İlin Valisi bile göğsünü gere gere böyle konuşur.

Dönüp birde kendimize baktığımızda atalarımızın sözlerini unutup neredeyse Araplardan bile medet bekliyoruz.

-Atalarımız ne demişti; ?Ne Arabın yüzü, ne Şam?ın şekeri!  

?Çakal Müdür fıkrası? mahkemelik oldu!

Gazetecilik hayatım boyunca bir çok kez mahkemeye verildim. Bunların içinde en ilginçlerinden bir tanesinde; zamanın Valisi Mehmet Ali Türker ile İl Emniyet Müdürü Uğur Gür, gazetede çıkan yazılar içinde yer alan ?Çingene? kelimesi ile ırkçılık ve ayırımcılık yaptığımız kanaatına vararak hakkımızda suç duyurusunda bulunmuşlardı. Hatta daha da özel ilgi göstererek, dosyamızın DGM?ye kadar gönderilmesine kadar özel uğraş vermişlerdi. Daha sonra DGM?den gelen cevap, suratlarında tokat gibi patlamış, biz de bu tokadı büyük bir zevkle haber yapmıştık.

Meslek hayatımda yaşadığım en ilginç dava konularından biriydi bu.
Geçen hafta Cuma günü Sulh Hukuk Mahkemesi?nden gelen bir duruşma davetiyesini açar açmaz, yine ilginç bir dava ile karşı karşıya olduğumu anladım.

Hakkında bir çok iddialarla birlikte, bir çok kez haber yapılan Aladağ İşletme Müdür Vekili Hasan Türkyılmaz, 20 Mart tarihli köşemde ?çakal müdür olursa? başlığıyla, fıkrada geçen konuların hiçbir kimseyle alakası olmadığı halde, fıkrada geçenleri kendi üzerine alınarak, gazetemize 10 bin YTL manevi tazminat davası açmış.

Bilindiği gibi güzel bir fıkraları okurlarımla paylaşırım. Ara sıra köşemde yayınladığım fıkraların, çok bilindik olmamasına dikkat ederim.  

-Bahse konu fıkra mahkemelik bir hal aldığı için bu konuda yoruma girmiyorum. Sadece gazetecilik hayatımda yine ilginç bir dava ile karşı karşıya olduğumu okurlarımla paylaşmak istedim.

Üç şey

Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu. İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı. Derken zaman diye
üç parçalı bir şey icat etti insan. Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın. Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı. Farkında olmadan rezil etti bu gününü. Oysa yarın, bugüne dün diyor, dün de bugün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bugünü eline yüzüne bulaştırdı... Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşını da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.
Ne yarın ne de dün!

Bir fıkra

Temel Uzakdoğu'ya gider. 250 $ verip bakınca insanları çıplak
gösteren gözlüklerden alır. Takar bakar çıplak, çıkarır bakar
giyinik. Çok hoşuna gider. İkide bir takıp, çıkarır. Eve gözünde gözlük gider, bakar Fadime'yle sütçü çıplak. Gözlüğü çıkarır bakar çıplak, takar bakar yine çıplak. Müthiş canı sıkılır ve Fadime'ye der ki:
- Ula Fadime 250 $ para saydığım gözlük ne çabuk bozuldu..!!!


Yazarın diğer yazıları:

| Aktaş Mh. Taşhancılar Cad. No: 10 - BoluTel: 0374 212 88 66Faks: kamuran@bolununsesi.comEmail: kamuran@bolununsesi.com |
Abant Butik Otel Abant Otel Sağlık İlaç Gıda Takviyesi Siyah Sarımsak